YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

14 Şubat 2008 Perşembe

SİLÂHTAN CERRAHİ ALET ÜRETİMİNE...



1979-80 li yıllar devletin 5 cent’e muhtaç olduğu senelerdi.
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi o yıllarda yeni hizmete girmişti.
Küçük bir hastanede küçük bir hekim grubu ile hizmet verme çabası içerisinde idik. Hepimiz çok gençtik. Yeni donandığımız bilgi ve becerilerle buralara gelmiştik.
Bir şeyler yapmak, bir şeyler üretmek heyecanı içerisinde idik.
Heyelân bölgesinde bulunan Göğüs Hastalıkları Hastanesinin bir bölümü Tıp Fakültesine tahsis edilmişti. Hastanemiz eski, oldukça bakımsız, tavanı akan, ısıtması bozuk ve sık sık elektriği kesilen bir bina idi. Bunların düzeltilmesi için yeterli bir ödenek de bulunamıyordu. Fakat en büyük sıkıntı ve derdimiz “cerrahi aletler”de idi.
O dönemlerde ameliyat aletlerinde dışarı bağımlı bir sistem vardı. Döviz olmadığı için bunlar alınamıyor, eldeki basit cerrahi aygıtlarla ameliyatları yapmaya çalışıyorduk. Bunlar da kısa zamanda bozuluyor, kullanılmaz hale geliyordu.
Bu durumda en çok sıkıntıyı, o zamanlarda yokluklarla boğuşan ve genç birer Öğretim Görevlisi olan bizler çekiyorduk.
Sözün kısası, “Kem alât ile kemalât” olmuyordu…
Bu sıkıntlarımıza yakından tanık olan –hepimiz tarafından çok sevilen- Samsun’un popüler bir siması olan Osman Tüfekçi amcamız bu bozuk aletleri alır, götürür birkaç gün sonra da bize tamir edilmiş olarak geri getirirdi.
Osman Amca’ya bunları kime tamir ettirdiğini sorduğumuzda “silâh yapımcısı” yanıtını almıştık. Bir gün bu silâh yapımcılarının yerini görüp, kendileriyle tanışmaya gittik. Şehir içerisinde küçük bir atölyede, basit aletlerle “icra-i sanat” ediyorlardı. İmalathanelerinde çok güzel tabancalar, tüfekler üretiyorlardı. Bu mesleği babalarından, dedelerinden öğrenmişlerdi. Dört kuşak, ya da yaklaşık 150 yıldır bu işle iştigâl ediyorlardı. Karadenizli üretken, çalışkan, becerikli gençlerdi.
Onlarla hemen yakın temas sağladık. İhtiyacımız olan aletleri kataloglardan onlara gösteriyor, yapılmasını rica ediyorduk. Bu aletleri çok kısa zamanda, çok güzel biçimde üreterek ve de herhangi bir ücret almadan bize teslim ediyorlardı. Bu şekilde KBB ve Nöroşirurji’nin büyük ihtiyacını karşılıyorlardı.
Yeni tanıdığımız Ahmet ve Yakup Bahadır kardeşler ve birlikte çalıştıkları 6 kardeşi, cerrahi alet yapım işine giderek sıcak bakmaya başladılar. Atölyelerinde küçük değişiklikler yapıp cerrahi alet üretim işine girdiler. Talep fazlaydı. Yavaş yavaş dede mesleği olan silah üretiminden uzaklaşıp, bu işe girdiler. 1983 yılında Atölyelerini büyütüp, yalnızca bu işle uğraşmaya başladılar ve Şirket haline dönüştüler. Birkaç yıl içerisinde de “Bahadır” firması olarak ülke çapında isim yapıp, çok kaliteli işler üretmeye başladılar. Sonraki yıllarda yurt dışına da açıldılar ve cerrahi aletler alanında dünya devi sayılan firmalara cerrahi aletler ihraç edip, işleri büyüttüler. Günümüzde, “ISO 9001: 2000 ve ISO13485:2003 tıbbi cihazlar için kalite yönetim sistemi standartlarında” yalnızca kaliteli cerrahi aletler değil, başkaca sağlık ürünleri de üreten, yurt dışında şubeleri bulunan dev bir kuruluş haline dönüştüler. Ayrıca, kendi bünyesinden yeni firmalar oluşturarak Samsun'u Dünyada cerrahi alet üretim merkezlerinden biri haline getirdiler.
1980’li yıllardaki yokluklar içerisinden ortaya çıkan ve dört kuşaktır ölümcül silâhlar üreten bir atölye, sonunda insanın yaşamına yaşam katan uluslararası büyük bir sanayi kuruluşu haline dönüşmüştü.
Bu değişim sürecinde kuşkusuz Üniversitemizin ve o dönemlerde genç birer Öğretim Görevlisi olan bizlerin de katkısı olmuştu…
Bahadır üretim fotoğrafları için : 

Bahadır web sitesi için : http://www.bahadir.com.tr/giris.htm