YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

28 Temmuz 2011 Perşembe

ENİS AYAR...


Her mahallenin bir delisi muhakkak vardır.
Her kentin de…

Enis Ayar’dır.
Deli’si de, tutkunu da.
İçten sevdalısı da.
Ordu’nun…

İlk kez.
90’lı yıllarda tanımıştım.
Enis Ayar’ı.
Ordu’ya gittiğimde…

Bir minik restoran işletiyordu.
Ayışığı” ismiyle.
Sahilde.
Kıyının hemen yanı başında…

Dalgalar giremez” yazan.
Camlarında.
Ve “Aile yerimiz yoktur” yazan.
Kapısında…

Güzel bir ortamdı.
Ayışığı.
İçten, samimi ve neşeli.
Balığı, içkileri ve mezeleriyle ünlü…

Sonra yeniden çıktı karşıma.
Uçuk ve çılgın bir projeyle.
Bir merdiven düşlüyordu.
Enis Ayar sahilden Boztepe’ye…

Yolu çok bozuktu.
Herkes gidemiyordu Boztepe'ye..
O ise kafasında kurguluyordu.
Oraya çıkarmayı halkı merdivenle…

Ama Ordu’lular gidebiliyor günümüzde.
Ordu’yu 500 m. yüksekten seyretmeye.
Artık Boztepe’ye.
Çağdaş teleferiklerle…

Sonra kafayı taktı vosvos’lara.
Amacı çıkartmaktı yüzlerce Volkswagen’i.
Ordu’nun dağlarına, obalarına, köylerine.
Düzenleyeceği “klasik müzik konserleri”yle.
Bu şenliklerde…

Enis Ayar bu şenliği 11 kez yaptı.
Her defasında birçok zorluklarla karşılaştı.
Yılmadı, çok çalıştı, çok çabaladı.
Ordu’yu Vosvos’larla Türkiye’ye tanıttı…

Kimsenin bilmediği, tanımadığı.
Yason burnunu ele aldı.
Argonot efsanesini tanıttı.
Ve de buradaki antik kiliseyi onarttı…

Karadeniz sahil yolu yapılacaktı.
Ordu sahili doldurulacaktı.
Enis Ayar Ordu’luları ayaklandırdı.
Onları oturtup yolu trafiğe kapattı…

Bugün içinden otoyol geçmeyen.
Tek kent’tir Ordu.
Halkın yaptığı eylemle.
Tüm Karadeniz sahilinde…

Bu uğurda yayan yürüdü.
İstanbul’dan Ordu’ya kadar.
Tümü Karadeniz sahilinden.
Toplamda fazla 1000 km.’ den…

Eleştirdi tüm inancıyla.
Kent’indeki çirkin yapılanmayı.
ve MS (Mimardan Önce-Mimardan Sonra) panosuyla.
Uluslararası Yapı ve Mimarlık Fuarı’nda…

Hiçbir zaman teslim etmeyeceğim” dedi.
Şehrimi, Palmiye diken zihniyete...”.
1999 yılında ÖDP’den girdi yerel seçimlere.
Kazanamadı ama devam ediyor hala inançla mücadelesine…

Uzun boylu, yakışıklı bir adamdı
Gençliğinde...

Enis Ayar’ın yaşı.
Yetmiş’lerde şimdilerde…

Günümüzde ak saçlı.
Beyaz sakallı,
İhtiyar ama halâ.
Dinamik, dimdik bir delikanlı…

Toplum Polisi
olarak görevdeydi
İstanbul’da gençliğinde.
Hukuk Fakültesi öğrencisi iken.
1968’lerde…

Lisanslı fotomodellerindendir Vitali Hakko’nun.
1976’da buranın mankenlik kursundan mezun…
İlk reklâm filmlerinde oynamıştır.
Vakko’nun…

Bir röportajında.
Niye polisliği bıraktınız” sorusuna.
Yanıt vermişti içtenlikle.
Silâh çok ağır gelmişti” diye…

O, bir kaç iyi adamdan biri.
Sevgisiyle ve duyarlığıyla doğaya.
Eşi’nin tanımlamasıyla.
Ait olmayan bu coğrafyaya…

Yaşam mücadelesi getirildi dile.
2010 senesinde.
Ordu’da bir Argonot” adlı bir belgeselle.
Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde…

Bence her kentin ihtiyacı var.
Enis Ayar gibi bir deli'ye.
Atın iyisine doru, yiğidin yüreklisine deli”.
Derler çünkü bu yörede…


Enis Ayar Fotoğrafları:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/EnisAyar#5634011175801562338

Ordu’da Bir Argonot Belgeseli”nin fragmanı:
http://www.youtube.com/watch?v=AYlxoHKu36I

.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

YEŞİLCE...


Yeşilce, küçük bir beldesi.
Ordu’nun Mesudiye ilçesinin.
Ordu’ya 125 km. uzaklıkta.
Mesudiye’ye ise sadece 12 km

Kıyıdan oldukça içerilerde.
Yüksek, dağlık bir yerde.
İsmi gibi yemyeşil bir belde.
Sanırsınız ki bir köy Alplerde…

Güzel bir belde Yeşilce.
500 yıllık tarihiyle, kültürüyle.
Yöre insanıyla, köylüleriyle.
İçine sığdırdığı güzellikleriyle…

Bir Kültür Merkezi var bu beldede.
Kurulmuş Köy Enstitü’lü bir öğretmence.
Mütevazi bir “belde Müzesi” ile.
Ve içindeki Tiyatro Salonu ve Kütüphane’siyle…

Evleri ahşap yapılı.
Tahta kapılı, demir anahtarlı.
Sıvalı olanları kireç boyalı.
Ve de hepsi kırmızı çatılı…

Geziniyorsunuz sokaklarında.
Sessizlik bulutu içinde.
Büyük bir keyifle ve zevkle.
Yeşilce beldesinde…

İnsanını tanıdım evvelce.
Gelmeden önce.
Daha henüz Yeşilce’ye.
Yayla şenliğinde…

İçten, sevecen insanlar bunlar.
Aydınlık, kültürlü canlar.
Yayla’da konuk ettiler.
Bizleri candan ağırladılar…

Her yaz bir araya geliyor.
Vosvos şenliğiyle birleştirdiklerinde.
Kültür ve Yayla Şenlikleri'nde.
Yeşilce’liler elbirliğiyle…

Yemekler hazırlanıyor.
Çeşitli yarışmalar yapılıyor.
Horonlar tepiliyor.
Dostluklar sergileniyor…

Gezmezseniz göremiyorsunuz.
Farkına hiç varamıyorsunuz.
Kentlerinizin dışındaki güzelliklerin.
Ve de oradaki değerlerin…


Yeşilce fotoğraflarım:

http://picasaweb.google.com/tanyeri/Yesilce#5633146554902348066

.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

ORDU'NUN DERELERİ...


Ordu'nun dereleri
Aksa yukarı aksa
Vermem seni ellere
Ordu üstüme kalksa…


Ordu bol yağış alan bir ilimiz.
Hızla aşağıya iniyor çağlayanlar yaparak.
Yemyeşil vadilerden geçerek.
Yüksek dağlarından akan bu sular…

Çok sayıda akarsuyu var.
Ordu’nun irili, ufaklı…

Bolaman ve Civil dereleri.
Akçay ve Elekçi çayları.
Melet ırmağı ile Turnasuyu.
Bunların başta gelenleri…

Biri birinden güzel.
Biri birinden alımlı.
Biri birinden çalımlı.
Bu derelerin hepsi de…

Bakmaya doyamıyorsunuz.
Kıyısında oturup serinliyorsunuz.
Gürül gürül sesini dinliyorsunuz.
Eğilip buz gibi suyunu içiyorsunuz…

Ordu’nun dereleri yukarı akar mı?
Şimdiye kadar akmaz sanılıyordu.
Sevdiği kızı vermez düşünülüyordu.
Ordu üstüne kalksa bile Mehmedim’in…

Şimdi birileri çalışıyor gem vurmaya.
Bu derelere, bu sulara…
Canım çayları, ırmakları ters akıtmaya.
Bir süredir Ordu’da.

Dinamitler patlatılıyor.
Dağlar yarılıyor.
Topraklar taşınıyor.
Tüneller açılıyor...

HES’ler kuruluyor.
Dereler yukarı akıtılıyor.
Mecraları değiştiriliyor.
Yatakları kurutuluyor…

Bir taraftan dereler yeniden şekillendiriliyor.
Derelerin akım yönü değiştiriliyor.
Tam 40 tane HES yapılıyor.
Bol elektrik üretimi düşünülüyor…

Diğer taraftan Ordu türküsü söyleniyor.
Çevre gönüllüsü, doğa aşığı.
Tabiat yanlısı, HES karşıtı.
Bir avuç duyarlı insan tarafından…

Ordu’nun dereleri
Kara yosun bağlıyor
Kalk gidelim sevdiğim
Annem evde ağlıyor…


Ordu’nun Dereleri fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipPDLCMyHVi8FuJdOWJlO2Ty1-XwX8hj54UThZhoES5xT-NNhqBKqbPYaZRtQ3bifw/photo/AF1QipOXZLlAs47c0pM1sADUIc2IEAXlL2YH10mN-IyD?key=a3ZsYzI1cG94TGZuVjBuMTgtU01UVVIwYVRfdjV3

.

17 Temmuz 2011 Pazar

ORDU FOTOĞRAF YARIŞMASI...


11 yıldır düzenleniyor.
Ordu Vosvos Şenliği

İlk 10 tanesine katılamamıştım.
Çünkü bir VW otomobilim yoktu...

Bu yıl Enis Ayar telefon açtı.
Hocam, sizi de bekliyoruz” dedi.
"Vosvos’suz nasıl katılacağımı" sordum.
Fotoğrafçı kadrosundan katılırsınız...” diye yanıtladı.

Meğerse bir fotoğraf yarışması düzenlemiş.
Ordu Valiliği ilk kez bu yıl.
Ordu İl Kültür Müdürlüğü ile birlikte.
Vosvos Şenliği içerisinde…

Amaç Ordu’nun güzelliklerini tanıtmak.
Yarışma tüm amatör fotoğraf sanatçılarına açık.
Ordu Valiliği bu amaçla bir minibüs tahsis etmiş.
Sanatçıların yaylalara taşınması için…

Bir de yarışma düzenlenmiş.
Ödüller ortaya konulmuş.
Amacım ödül almak filân değil.
Yaşamak, doyasıya bu şenliği...

Güzelliklerini görüntüleyebilmek.
Ve sizlere gösterebilmek Ordu’nun…

Tüm etkinliklere katıldım.
Bu şenliğin her aşamasına, keyifle.
Sayısız fotoğraflar çektim.
Büyük sevinçle…

Ordu
’muz gerçekten güzel bir belde.
Yalnızca geçip, görülesi değil.
Kalınıp, yaşanılası bir yöre.
Yaylasıyla, deniziyle, kentleriyle, köylüsüyle...

34 fotoğraf sanatçısı katıldı.
Bu yarışmaya.
Her sanatçı beş fotoğraf sundu.
Toplamda 170 fotoğrafla…

Gerçekten güzel fotoğraflar vardı.
Genç bir Üniversite öğrencisi kızımız aldı.
Aslı Türkmen.
Birincilik ödülünü…

Ben dereceye giremedim.
Ödül filân da alamadım.

Benim için ödüllerin en büyüğüydü.
Görüntüleyebilmek Ordu’nun gizemli büyüsünü.
Ve de tadabilmek yepyeni kişilerin.
Dostluğunu ve sevgisini...


Ordu fotoğraflarım için:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Ordu?authkey=Gv1sRgCLb5ka-xoJDQFA#5630064180821387714

.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

VOS VOS ŞENLİĞİ'NDE...


İlk göz ağrımdır benim.
Volkswagen’ler…
Bu Vosvos’larda olmuştur.
İlk sürücülük deneyimlerim...

İki tane Vosvos’u olmuştu.
Farklı zamanlarda Yıldırım Ağabey’in.
06 EH 055 plâkalı, lâcivert renkli.Ve de beyaz renkli 06 KU 428 plâkalı…

1960’lı yıllardan tanığıyımdır.
Bu tosbağa'ların.
Ne kadar güzel olduğuna.
Ve ne kadar güçlü olduğuna…

Ferdinand Porsche'dir.
Almanya Stuttgart’ta.
Bu arabaların ilk tasarımcısı.
Taa 1930’lu yıllarda…

Adolf Hitler bahseder.
Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabında.
Halk için düşündüğü bir arabadan.
1923’lü yıllarda…

1934 yılında bir araya gelirler.
A. Hitler ve F. Porsche.
Anlaşırlar Berlin’de.
Halk otomobili üzerinde…

Öyle bir otomobil olmalı ki.
Anne, baba ve üç çocuk binebilmeli.
Az benzin tüketmeli.
Ve de fiyatı 1000 Mark'ın altında olmalı…

Yoğun üretim için çıkıldı yola.
Wolfsburg’da 1938 yılında.
270 bin Alman’dan 5’er Mark toplandı.
Her ay taksitlerle…

Ancak savaş başladı.
1 Eylül 1939’da…

Yalnızca 210 Volksvagen yapılmıştı.
Ancak hiçbirisi halka ulaşamadı.
Savaş bütçesine aktarıldı.
270 bin Alman'dan toplanan.
Yüz binlerce Mark

Üretim tekrar başlatıldı.
1945 yılında.
Savaşın hemen sonrasında.
55 milyon insan yok olduktan sonra…

Kesintisiz üretildi.
Tam 55 yılda.
En uzun süre üretilen.
Taşıt aracı olma rekoru Vosvos’ta…

Üretimi sonlandı.
Meksika’da 2003 yılında.
21 milyon tane sattı.
55 yılda tüm dünyada…

Sayıları hızla azalıyor.
Bu kaplumbağa’ların tüm dünyada.
Ama halâ çok seveni var.
Buna rağmen yurdumuzda…

Vosvos şenlikleri düzenleniyor.
Yıllardır sevenleri bir araya geliyor.
Yeniliyor, içiliyor, geziliyor.
Ordu’nun yaylalarında…

Enis Ayar başlatmış bu şenlikleri.
1995’lerde.
11. si yapıldı bu yıl.
Bazı yıllar ara verilse de…

2 Temmuz günü toplandı.
Rengârenk yüzlerce Vosvos.
Yason burnu’nda.
Kamp yapıldı o akşam Argonotlar'ın yurdunda…

Ertesi gün Vona, Perşembe.
Sonrasında gezildi Ordu, Boztepe.
Yenildikten sonra orada yağlı pide.
Ve gezildi Kurul kayalıkları nefes nefese…

Gelindi ana kampa.
Kaplumbağa’larla, tosbağa'larla
Turnalık yayla’sında.
İkidere kamp alanına…

Gün batırıldı.
Bulutların ardında.
Olağanüstü bir manzarada.
Susuz yaylası'nda…

Yürüyüş yaptık sonrasında.
Kaleboynu obası'nda.
Uçurumun başında.
Mola verip Ablaktaşı’nda…

Yeşilce yaylası’na vosvos’larla gittik.
Yöre halkıyla bütünleştik.
Sevgiyle, dostlukla kucaklaştık.
Hep bir olup, halay çektik…

Tırmandık Karagöl’e.
Güçlü Volksvagen’lerimizle.
Hep birlikte.
Karagöl’ün 3000 m. lik zirvelerine…

Yürüdük ertesi gün.
Orman içinde siste.
5-6 kilometre.
Buz kayası’nı pek göremesek de…

Eğlence tertiplenmişti son gece.
Birçok sanatçı yer aldı sahnede.
Hep birlikte eğlendik o gece.
Obalardan gelen köylülerle…

Sarılıp ayrıldık, ettik veda.
Yeni tanıdığımız birçok dosta, ahbaba.
Söz verdik gelecek yıl vosvos’larla.
Yine bu şenlikte yayla'larda buluşmaya…


Vosvos Şenliği fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Vosvos#5627973050741515330

.