YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

16 Şubat 2019 Cumartesi

VİETNAM'A...



- 17 Şubat-3 Mart 2019 -

Kapıldık gidiyoruz.
Bahtımızın rüzgarına.
Bu kez rotamız.
Vietnam'a...

İstanbul'dan çıkacağız yola.
Tura Turizm'den bir grupla.
Yarın saat 13.30'da.
İlk durağımız Singapur'da...

Oradan ver elini Saigon'a.
HCMC şehri yeni adıyla.
Efsanevi Ho Chi Minh'in anısına
Mekong Nehri kıyısında...

70 km uzakta.
17 bin kişinin yer altında.
Saklandığı Vietnam Savaşı'nda.
Cu Chi Tünelleri gezisi var sırada...

Sonrasında.
Gidiyoruz Mekong Deltası'na.
Burası tüm dünyada.
Üç en büyük düzlük arasında...

Ardından uçak ile.
Gidiyoruz en güney'inden 
Vietnam'ın en kuzey'ine.
MÖ 3000'lerden kalma Hanoi'ye...

Göreceğiz Ho Chi Minh Anıt Mezarı'nı.
Onun Başkanlık Sarayı'nı.
Ayrıca Edebiyat Tapınağı'nı.
Ve Su Kuklası'nı...

Sonrasında UNESCO Dünya Mirası.
3000 adacıklı.
Muhteşem Halong körfezi.
Gecelemeli bir gemi gezisi...

Buradan uçacağız Kamboçya'ya.
Uçakla Siem Reap'a.
Buranın dünyaca ünlü tapınağına.
UNESCO mirası Angkor Wat'a...

Bir gün de.
Geçireceğiz Tonle Sap gölünde.
Kurulmuş olan tekneler üzerinde.
Şehirdeki yaşamı görüntülemeye...

Ardından yine Mekong nehri.
Kenarındaki Kamboçya'nın başkenti.
Asya'nın incisi.
Phnom Penh ziyareti...

Burada da Pol Pot'un lideri olduğu.
Gerilla teşkilatı.
Kızıl Khmer örgütünün.
Ölüm tarlalarının görülmesi...

Başkent Phnom Penh'de.
Soykırım Müzesi.
Ve Kraliyet Sarayı gezisi.
Sonrasında da başlıyoruz dönüşe...

Ama yol üzerinde.
İki günlüğüne.
Singapur gezisiyle.
Birlikte olacağız Aslan Şehri'nde...

Dönüşte ineceğiz inşallah.
İstanbul'a.
Yepyeni açılan Havalimanı'na.
Sanıyorum kargaşanın ortasına...


Vietnam-Kamboçya-Singapur fotoğrafları:
(tümü internetten alınmıştır)
.

9 Şubat 2019 Cumartesi

GÖZTEPE ROTARY FOTOĞRAF YARIŞMASI...



30 yıllık Rotary üyesiydim.
Samsun Rotary Kulübü'nün.
Samsun'dan 2014'de ayrıldım.
Haliyle sonlandı kendiliğinden üyeliğim...

Emekli oldum.
İzmir'e geldim.
İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği üyesi oldum.
Kendimi sanat insanları arasında buldum...

Göztepe Rotary Kulübü üyeleri.
Geldiğim yıldan beri.
Üyesi olduğum İFOD ile birlikte.
Uluslararası Fotoğraf yarışmaları düzenlemekte...

İlki 2014 yılındaydı.
Konusu "Yaşamın Kaynağı, Kadın"dı.
Katılımcı sayısı 591'di.
45 ülkeden, 2049 fotoğraf katılmıştı...

İkincisi 2015 yılındaydı.
Konusu "Trafik ve Ulaşım"dı.
640 kişi katıldı.
40 farklı ülkeden 2225 kişi katıldı...

Üçüncü yarışma 2016 senesindeydi.
Konusu "Barış ve Hoşgörü" idi.
Yarışmaya 629 kişi girdi.
34 ülkeden 2084 kişi girdi...

Dördüncüsü 2017'de yapıldı.
Konu, "Küresel Isınma"ydı.
Buna 548 kişi katıldı.
33 farklı ülkeden 1701 fotoğraf vardı...

Son yarışma geçen sene yapıldı.
Konusu; Beslenme ve Yaşam'dı.
Katılımcı sayısı 546'ydı.
46 farklı ülkeden tam 1920 fotoğraf katıldı...

İFOD destekli, FIAP ve TFSF onaylı.
Son yarışmada çok güzel fotoğraflar vardı.
Sergi açılışı İzmir Swiss Otel'de  yapıldı.
15 sanatçı ödül aldı...

Dünyanın dört bir yanında.
Fotoğraf sanatçılarıyla.
Çok sayıda ve çok güzel fotoğraflarla.
Bir aradaydık sergi açılışında...

Tarımla, beslenmeyle, insanla.
İlişkili fotoğraflara.
İlginiz varsa.
Fotoğraflar aşağıdaki bağlantıda...


Göztepe Rotary Kulübü, 2018-19 yılı"Beslenme ve Yaşam" Fotoğraf Yarışması, Ödül ve Sergileme alan Fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipO1T5tz-W26JT5CXqjMBL8xshAHoqTckkOjsfzeS81dnzL-MKvfXcYtwxxPmQ6wEQ/photo/AF1QipPM6CCxKolsoxmKywE1hQT9BlhCxluAR00nTdEI?key=YTlOZHpLVjJ6NkUzcUJmU1pCeGxHUjk2REJsNFlR
.

1 Şubat 2019 Cuma

NİHAL ABLAMIZ'DAN...


Nihal Tanyeri Ovacık 1953 

2013 yılında Bloğumda yazmıştım.
Nihal Ablamdan bahsetmiştim.
Tam 60 yıl önceki anısına değinmiştim.
Ata'mızın Anıtkabir'e nakli anılarını dile getirmiştim:

Nihal Ablam şimdi 80 yaşının üzerinde.
Engin kültürüyle.
Yılmaz azmiyle.
Halâ Atatürkçü, Devrimci çizgide...

Dün bir yazı yazdı.
İki anısını anlattı.
Kendisinin Facebook sayfasında.
İşte bu yazısı da aşağıda:

..........

Konuma Mahmut Makal’ın bir cümlesiyle başlamak istiyorum 
“Yaşama Can katan kadınlar,
Ayakları çıplak,başlarında kara yazgı...

1953-54 yılları.
Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu öğrencisiyim. 
Ayni zamanda Ankara Yüksek Okullar Talebe Birliği Başkanıyım.
(Övünmek gibi olmasın, Türkiye’nin ilk kız Talebe Birliği Başkanıydım)
Sık sık Gazi Eğitim Enstitüsü’ne gidiyorum.
Orada Köy Enstitülerinden gelmiş çok değerli insanlarla tanıştım.
Fakir Baykurt ve Mahmut Makal da onlardan ikisiydi.
Mahmut Makal “Bizim Köy”ün yazarıydı. 
Namı yürümüştü.
Yargılanmış, salıverilmiş ve sakıncalı olmuştu.
Solculuğun suç olduğu yıllardı.
Fakir Baykurt’la arkadaştı.
Hep onları yan yana gördüm.
Belli bir süre öğretmenlik yapmış,
Milli Eğitim Bakanlığında müfettiş olmak için Pedagoji okumaya gelmişlerdi.
Yaşlarının ve yaşadıklarının etkisiyle sanki
İhtiyarlamışlardı.
Konuşmalarımız hep köy, sefalet ve cehalet üzerine olurdu.
Mahmut Makal öğretmenlerin, bilhassa kadın öğretmenlerin
Ülke kalkınmasında çok önemli olduğunu vurguluyordu.
Örnek olarak da eşini göstermişti.
Eşi Naciye Makal da öğretmendi.
İkisi de köye atandılar.
Naciye öğretmen hamileydi.
Ve doğumunu köyde yaptı.
Köyün geleneklerine göre yeni doğan bebeğin bıngıldağı bir jiletle çizilirdi.
Bıngıldağın yara olup geç kapanması ilerde çocuğun akıllı olması için gerekliydi.
Bir de dil altındaki perde kesilirdi ki çocuk kekeme olmasın. 
Naciye Öğretmen izin vermedi.
Köyün anne adayları onu örnek aldılar.
Onlarda Naciye öğretmen gibi karşı çıktılar ve
böylece yaşlıların bozulmalarına rağmen bu gelenekten vaz geçildi.
Bu varan bir’di...
Aklımda kalan ve beni çok etkileyen bu olayı dostlarımla paylaşmak istedim.
Onun için ben; ”öncelikle çevre insandır” diyorum.

Aradan çok zaman geçti.
Türkan Saylan’la karşılaştım.
Onun için de çevre insandı,
Çok yol aldı, çok büyük işler başardı.
Toplum kalkınması için kadınların bakan olmasına siyasete atılmasına gerek yoktu,
Yeter ki ülkesini, ülkesinin insanlarını sevsin.
Kadınsan başarırsın, yeter ki iste...

Atatürk “yeryüzünde gördüğün her güzel şey kadının eseridir” demiş.
Ne güzel demiş.
Ruhu şad olsun…   

.