YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

26 Eylül 2012 Çarşamba

ÇARLIK KÖYÜNDE...


Son günümüzdü, 18 Temmuz Çarşamba.
St. Petersburg
’da.
Akşam treniyle Moskova'ya gidecektik.
Birçok yeri daha görememiştik…

Kışlık Saray
larını görmüştük.
Rus Çarları'nın Hermitaj Müzesi’nde.
Yazlık Sarayları varmış bir de.
Haydi orayı görelim dedik bu kez de…

Öğlenden sonramızı ayırdık.
Bu işe.
Gidip gezecektik.
Görüp, abartarak anlatacaktık…

"Tsarskoye Selo" deniliyor buraya.
Rusça'da.
"Çarlık Köyü" anlamında.
Aslında ne köy, ne de bir kasaba...

Çar I. Petro
’nun karısı.
I. Katerina tarafından yaptırılmış.
Bir Yazlık Saray.
1710 yılında…

İmparator ailesi ağırlanmış.
St. Petersburg’un yaz aylarında.
Bu Saray’da.
200 yıl boyunca…

Yazlık Saray
şehrin oldukça dışında.
Önce bindik bir  Metro’ya.
Bir minibüse ardından da.
Ulaştık sonunda Tsarskoye Selo’ya…

Ulaşmasına ulaştık da.
Anladık kapısına vardığımızda.
İçeriye giremeyeceğimizi.
Bu kalabalıkta…

Hemen vazgeçtik.
Fikrimizi değiştirdik.
İçeriye giremeyecektik.
Bari bahçesini gezelim dedik…

Yürümek bizim işimiz.
Gezeriz dedik.
Birkaç saat içinde.
600 hektarlık bir bahçede…

Havuzlar, göller, ağaçlar.
Bitkiler, çiçekler, ördekler.
Heykeller, binalar, adalar.
Köprüler, yollar, kanallar…


Gezdik, dolaştık uzun uzadıya.
Sessiz, sakin bir ortamda.
Yazlık Saray’ın bahçesinde.
Büyük bir beğeniyle…

Köy'ü tam olarak gezemedik.
Ama kendi kendimize söz verdik.
Bir daha geldiğimizde.
Yazlık Sarayı muhakkak görecektik…


Yazlık Saray Bahçesi fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/105371707000908378020/YazlikSaray#5791641491287294226

.

21 Eylül 2012 Cuma

YENİDEN DİRİLİŞ KİLİSESİ...


Kültürel ağırlıklı bir kent.
Sanatsal yönden de önemli bir kent.
Fakat dinsel açıdan da anlamlı bir kent.
St. Petersburg

İsmini zaten bir aziz’den almış.
St. Peter’den.
İsa’nın 12 havarisinden birisinden.
Kent daha yeni kurulurken…

Kiliseler ve katedraller yapılmış.
Çok sayıda.
Çarlık zamanında.
St. Petersburg’da…

Sayıları 700’ün üzerindeymiş.
1917’de Ekim devrimi olduğunda.
Günümüzde ise ancak 100 dolayında.
Dinsel yapı var St. Petersburg’da…

Büyük bölümü devrimde yıkılmış.
Bir bölümü o dönemde müze yapılmış.
Ama halâ mihrabı sağlam yapılar var.
Burada…

Yeniden Diriliş Kilisesi.
Bunlardan bir tanesi.
Moskova Kızıl Meydan’daki.
Aziz Vasil Kilisesi'nin bir benzeri…

Müthiş gösterişli.
İnanılmaz renkli.
Ve de tam bir sanat eseri.
Bu 5 kubbeli, Yeniden Diriliş Kilisesi

Başlanmış yapımına 1883'te..
Çar II. Aleksander’in.
Bombalı bir suikast sonucu öldürülmesiyle.
1881 senesinde ayni yerde...

1907 yılında bitirilmiş.
Yapımı tam 24 yıl sürmüş.
Kanlı Kilise” olarak da biliniyor bu kilise.
Çar’ın kanının halen kilisede olması nedeniyle…

Merkez kubbesi 81 metre yükseklikte.
Çarın 1881 yılında öldürülmesi nedeniyle.
Tam 67 metre yükseklikte ikinci yüksek kule.
O da Çar’ın öldüğü sıradaki yaşını simgelemekte…

Çok sayıda mozaik tablolara sahip.
Toplam 7500 metrekare yüzölçümüyle.
ABD’deki St. Louis Katedrali'nden sonra.
Mozaiklerinin büyüklüğüyle dünyada ikinci kilise…

Yağmalandı bu kilise.
Açılışından 10 yıl sonra 1917 devrimi'nde.
Ve tümüyle kapatıldı 1930 senesinde.
Sovyet yönetimlerince…

Ölüler burada depolandı.
Morg olarak kullanıldı.
II. Dünya Savaşı'nda.
Leningrad kuşatması sırasında…

Restore edildi bu kilise.
Açıldı yeniden ziyarete.
1997 senesinde.
Mihail Gorbaçov’un perestroika döneminde…

Gerçekten görülmesi gerekli bir kilise.
Heybetli görünümüyle.
İç ve dışındaki freskleriyle, mermer işlemeleriyle.
Ve de renkli mozaikleriyle…


Yeniden Diriliş Kilisesi Fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/105371707000908378020/YenidenDogusKilisesi#5790238322248718306

.

17 Eylül 2012 Pazartesi

HERMİTAJ MÜZESİ...


Fransızca bir kelime.
Hermitage”.
Küçük inziva odası, kulübesi demek.
Hermitaj” kelimesinin anlamı…

St. Petersburg’
da bulunuyor.
Hermitaj Müzesi.

Ama öyle pek mütevazi bir anlamı yok.
Bu Hermitaj Müzesi’nin…

1763 yılında yapılmış burası.
Küçük bir kışlık saray olarak.
Neva nehrinin kıyısında.
Barok biçimde bir mimariyle…

Zamanla büyümüş, odalar ve salonlar eklenmiş.
Tüm Çar ve Çariçeler burada yaşamış.
Çar I. Petro'dan sonra.
1763-1917 yılları arasında…

Antika sanat eserleri satın almış Avrupa'dan.
225 parçadan oluşan.
II. Katerina.
1764 yılında…

Koleksiyon sevdası gelişmiş.
Sonrasında da.
Odalara salonlar eklenmiş.
Sanat eserleri arttıkça…

Bir Sanat Müzesi burası günümüzde.
1852 yılından beri.
1057 oda'dan oluşan.
3 milyon'dan fazla eserin sergilendiği…

Muhteşem bir güzellik iç mekânda.
Görkemli salonlar, tavanlar, odalar.
Kubbeler, merdivenler, heykeller.
Sütunlar, mermer ve granit döşemeler…

Raphael’ler, Rembrant’lar, Renoir’lar.
Monet’ler, Degas’lar, van Gogh’lar.
Picasso’lar, Cezanne’lar, Pissaro’lar.
Ve de ismini bilemediğiniz sanatçılar…

Ancak 5.7 yılda gezebilirsiniz.
Hermitaj Müzesini.
Sergilenen 3 milyon esere.
Baksanız yalnızca 60'ar saniye

Bizim o kadar vaktimiz yoktu.
3.5 günlük bir süremiz vardı.
Ama sizler için görüntüledim.
Bir günde bu güzelim Müze’yi…

Dünyanın en büyük müzesi diyorlar buraya.
Kıyaslıyorlar Louvre'la, Metropolitan'la.
Bizim bir fikrimiz olamaz gerçekten de.
Gördüğümüz sadece Antep, yediğimiz  pekmez de...



Hermitaj Müzesi fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/105371707000908378020/HermitajMuzesi#5787991801257863986


.

13 Eylül 2012 Perşembe

St. PETERSBURG...


İlk durağıydı.
TransMongolia gezimizin.
Rusya’nın ikinci büyük kenti.
St. Petersburg

Çok methedilirdi.
Dilden dile anlatılırdı.
Güzelliği.
Bu kentin…

Kurmuştu burayı.
Rusların “Büyük Petro” olarak andığı…
Bizimse “Deli Petro” dediğimiz.
Rus Çarı,  1700 yılında…

Düşünülmüştü.
Avrupa’ya açılan bir kapısı olarak.
Çarlık Rusya’sının.
Baltık denizi kıyısında…

Bataklıklar kurutulmuştu.
40 bin kişi çalıştırılmıştı.
Çok zor şartlarda ve de yıllarca.
Mecburiyetle ve zorla…

Önceleri bu kente Aziz Peter’in ismi verilmişti.
St. Petersburg denilmişti.
Sonra Çar I. Petro’nun ismini aldı.
Petrograd oldu…

Rus Devrimi başladı burada.
Lenin öncülüğünde, 1917 yılında.
Bu nedenle kent Lenin’e ithaf edildi.
İsmi Leningrad olarak değiştirildi…

Tekrar başa dönüldü.
İsmi yeniden St. Petersburg oldu.
1991 yılında.
Halk oylamasıyla…

Başşehriydi.
Görkemli bir kentiydi.
Çarlık Rusya’sının.
200 yıl boyunca…

Kuşatma altındaydı.
1941 yılında.
Hitler’in ordularınca.
Tam 900 gün boyunca…

Günümüzde Baltık kıyısında.
Neva
ırmağının ortasında.
42 ada üzerinde.
Anılıyor kuzeyin Venedik’i diye…

Gerçekten güzel bir kültür kenti.
Binaları, köprüleri, heykelleri ve kiliseleriyle.
Zamanında konuk etmişti.
Rimsky Korsakov, Puşkin ve Dostoyevski’yi…

Çok yer var.
Burada.
St. Petersburg’da.
Gezilecek, görülecek…

Tek önerim.
Aman ha.
Sakın kışın gelmeyin buraya.
-30 derece soğukta…

Bizim gibi yapın.
Gün ışığından bol bol yararlanın.
Yaz aylarında gelin.
Bu güzel kentin tadını çıkartın…


St. Petersburg kenti fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/105371707000908378020/StPetersburg#5786911776286209986

.