YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

16 Eylül 2014 Salı

ERTUĞRUL FIRKATEYNİ ŞEHİTLERİ ANITI...


Ne kardaş kardaşa bakar, ne yoldaş yoldaşa
Denizler çıkdı sefinemizi çaldı şöyle bir taşa
Beş dakika içerisinde vallahi oldu parça parça
Beşyüz yetmiş iki kişiden, altmış dokuz’u halas dediler

-Serdümen Hakkı Efendi’nin Ertuğrul Firkateyni Destanı'ndan-

……………

İki yıl önce.
Yazmıştım blog sitemde.
Bu adreste:
Kırmızı Küre’nin hikâyesini.
Ertuğrul Fırkateyni’ni.
Onun seyahatini.
Ve hazin öyküsünü…

İşte o abide.
Binbir güçlükle.
Tamamlandı Ünye’de.
Ve açıldı dün bir törenle…

Beş yıl önce bir anıt fikri akla gelmişti.
Yerel tarihçi Yaşar Karaduman önermişti.
Arkadaşım Sait Kapıcıoğlu önder olmuştu.
Bu konu için bir Dernek kurulmuştu…

Uğraşıldı, didinildi.
Oşima kıyılarına benzer bir yer seçildi.
Topyanı mevkii belirlendi.
Tahsis için izin istenildi…

Valilik, Kaymakamlık.
Belediye, Bakanlık.
Anıtlar Yüksek Kurulu.
Hepsi çok zor ikna oldu…

Anıt tamamlandı beş yıl'ın hitamında.
Batışının ardından tam 124 yıl sonra.
Ertuğrul Fırkateyni Şehitleri Anıtı.
Güzel bir törenle dün açıldı…

Ünye’liler oradaydı.
Kore Gazileri alandaydı.
Oruç Reis Fırkateyni karşımızdaydı.
Ertuğrul Şehitleri de aramızdaydı…

Önce saygı duruşunda bulunuldu.
Oruç Reis Fırkateyni sessizliği bozdu.
Japon ve Türk ulusal marşları dinlenildi.
Bayraklar sembolik gemi direğine çekildi…

Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu.
Açılış konuşmasını yaptı.
Ardından Japonya Ankara  Büyükelçisi.
Yutaka Yokoi bulunanlara seslendi…

Sonra Ünye Belediye Başkanı.
Peşinden Ünye Kaymakamı.
Son olarak da Ordu Valisi konuştu.
Günün anlam ve önemini anlattı…

Sonra tadat (yoklama) töreni yapıldı.
Sekiz Ünye’li Ertuğrul şehidinin ismi.
Tek tek okundu.
Hep bir ağızdan “aramızda” yanıtı alındı…

587 deniz şehidimiz anısına.
Ve Türk-Japon dostluğu adına.
Dört beyaz güvercin uçuruldu.
Anıt alanına ağaç dikimi yapıldı…

Japonya.
Oşima adasında.
Kazadan bir yıl geçmeden 1890 yılında.
Bir anıt yapmıştı şehitlerimiz anısına…

Aynen şöyle yazıyor.
Oşima adasındaki anıtta:

Rüzgâr Tanrısı hiddetlenince koca gemi de güçsüz oldu,
Gemiciler şehit düştülerse de dostluğumuzun temeli oldu,
Hatırasını taşa oyuyoruz taziyemizi sunuyoruz.
Nippon İmparatorluğu kuruluşunun 2551 (1891) yılı

Bizler ise 124 yıl aradan sonra.
Vatanımızda ilk defa.
Şehitlerimizin anısına.
Bir anıt yapabildik sonunda…


Ertuğrul Fırkateyni Şehitleri Anıtı fotoğraflarım:
.


8 Eylül 2014 Pazartesi

ALAÇATI...


Rüzgârı.
Sörfü.
Ve de evleri meşhur.
Alaçatı'nın...

Pek bilinmezmiş.
Alaçatı.
20-25 sene.
Öncesinde...

İşinde gücünde.
İnsanlar yaşarmış.
Alaçatı'da.
Uğraşırlarmış tarımla...

Pirî Reis.
Kitab-ı Bahriye'sinde yazar.
"Alaca at limanında".
"Deniz yufkadır" der...

Rüzgârı çok.
Ama denizi sığ.
Ve durgundur.
Alaçatı'nın...

Önce rüzgâr'ı keşfedilmiş.
Sonra sığ koyu.
Rüzgâr Sörfü okulları açılmış.
Alaçatı bir anda sörf merkezi olmuş...

Daha sonra fark edilmiş.
İki katlı taş evleri.
Yel değirmenleri.
Dar sokakları ve geçitleri...

İstanbul'lular gelmiş.
Evleri satın almış.
Bir güzel onartmış.
Yeni bir şehir yaratmış...

Evler çevrilmiş pansiyon'a.
Bir sürü lokanta.
Sayısız çayhane.
Ve arada birkaç meyhane...

Ana yapı bozulmamış.
Evler güzel korunmuş.
Yerli halkı azalmış.
Ama İstanbul'lular da hayli çoğalmış...

Günümüzde geziyorsunuz.
Keyifle yiyip, içiyorsunuz.
Kalabalıkta begonviller arasında.
Alaçatı'nın  dar sokaklarında...


Alaçatı Fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Alacati#6056733137972288466

.

2 Eylül 2014 Salı

YAŞ YETMİŞ...


Yiğidin.
Harman olduğu yerden.
Erzurum'dan.
Sevgili Aytaç can...

Erzurum'lu.
29 Ağustos'lu.
1944 doğumlu.
70 yaşını yeni doldurdu...

Lise'den arkadaşımızdı.
Uzun boylu, iri yapılıydı.
Doğru sözlü, gür sesliydi.
Dadaşın önde geleniydi...

Ona  "Baba Aytaç" denilirdi.
Lise'de bile lâkabı böyleydi.
Bu İTÜ'de de devam etti.
Hep bu şekilde bilindi...

Başarılı bir iş adamı.
Cenay Grup AŞ ortağı.
İki bala'nın babası.
Var iki de torun damlası...

Aytaç, sevgi doluydu.
Dost canlısıydı.
Arkadaş delisiydi.
Herkesin sevdiği bir kişiydi...

Çocukları ona sürpriz yapmıştı.
Bir doğum günü partisi hazırlamıştı.
Bodrum'da Türkbükü'nde olacaktı.
Kutlama Granca Evleri'nde yapılacaktı...

Lise'den gardaşları.
İTÜ'den canları.
Site'den komşuları.
Yanında olmuşlardı...

Keyifli bir havada.
Sevgi dolu bir ortamda.
Oturuldu, konuşuldu, sohbet edildi.
Yenildi, içildi, eğlenildi...

Gecenin bir geç vaktinde.
Cahit Sıtkı getirildi dile.
Hem şiirle.
Hem de müzikle...

Haydi Aytaç, vakit tamam,
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı,
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun,
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece,
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana...


Baba Aytaç 70. ad günü kutlaması fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Aytac70#6054418344325479874

.