YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

13 Mayıs 2014 Salı

PİTTSBURGH BOTANİK BAHÇESİ...

Önemli bir zengindir.
Bir çelik imparatoru'dur.
Henry Phipps, Pittsburgh'da.
1800'lü yıllarda...

Zenginliğinin yanında.
Hayırsever bir kişidir.
Birçok bağış yapmıştır.
Pittsburgh'a...

Bir de Botanik Bahçesi.
Hediye etmek ister.
Yaşadığı kente.
1892'de...

Yaptırır bir bahçe.
Cam ve çelik'le.
Victorian biçimde.
Schenley Park'ı içinde...

Eğitmektir amacı.
Pittsburgh halkını.
Çeşitli bahçelerle.
Bitkilerle, çiçeklerle...

Keyifle gezilmekte.
Günümüzde de bu bahçe.
Rengârenk çiçeklerle birlikte.
Aradan 100 yıl geçse bile...


Pittsburgh Botanik Bahçesi fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipN53Aup0oityr6C6phG2U-gCo3yLgGT8lS7gcHvMzqsd_3_Kg16PhJwY1RxwGz9QA/photo/AF1QipOfrvjaiobsThUzmUOkmiXHtbseXPO5W00uDaQM?key=bl8xWUphcE9TbUhhVE55SWFyUzlkRUJPV1otV013

.

11 Mayıs 2014 Pazar

84 YIL SONRA MAÇ YARIDA KALSA DA...

-Sakız Adası, 10 Mayıs 2014-

1930 senesinde.
Tam 84 yıl önce.
Maça başlanmış.
Oyun yarıda kalmıştı...

Yunanistan  takımı.
Lailapas ile.
Türk ekibi.
Karşıyaka arasındaki dostluk gösterisi...

Yağmur izin vermemiş.
Maç yarıda kesilmiş.
3. dakikada.
Mecburen tatil edilmişti...

84 yıl sonra çoluk, çocukla.
Genci, yaşlısı, kalabalık bir grupla.
Devamında bulunmak için bu maçta.
Toplandık Çeşme limanında...

Mayıs ayında.
Daha çıkmadan yola.
Çeşme'de kapalı bir hava.
Bir yağmur, bir fırtına ki hiç sorma...

Marşlarla, sloganlarla.
Doluştuk feribotlara.
Sakız'a doğru koyulduk yola.
Bu yağmurda maçı sonlandırmaya...

"Ertelenir bu maç bu yağmurda" diye.
Düşünüyorduk yine.
Dostluk umutları da kalacaktı bu durumda.
Gelecek sonbahara...

Sakız'a geldik.
Hava kapalı.
Ama yağmur biraz azaldı.
Sonrasında da hava açıldı...

Dağıldık Sakız'da.
Liman'da sokaklara.
Bahçelere, parklara.
Kafelere, restoranlara...

Sloganlar atılıyor.
Kadehler kaldırılıyor.
Dostluk şarkıları söyleniyor.
Ada tam bir şenlik yaşıyor...

Bir dağın yamacında.
Kurulu stada geldik ki sonunda.
Kale arkasından bakıldığında.
Çeşme tam karşında...

Stad hazırlanmış.
Türk ve Yunan bayrakları.
Adım başı asılmış.
Herkese bir çift bayrak hazırlanmış...

Takımlar çıktı sahaya.
Dostlukla yan yana.
Millî marşlar söylendi.
Tam bir saygıyla...

Orta sahada.
Kaldığı yerden 4. dakikada.
Hava atışıyla.
Tekrar başlandı maça...

Türk antrenör Yusuf Şimşek sahaya.
Çıktı Lailapas takım formasıyla.
İlk golü atmak da.
Kısmet oldu Lailapas'tan Hüseyin Mutlu'ya...

Gırgır, şamata ve marşlarla.
Devam ederken neşe, eğlenceyle bu maça.
"Dostluk her zaman kazanır" yazıyor.
Karşı duvardaki panoda...

Türkler çoğunlukta bu stad'da.
Yunanlılar ise kaldı azınlıkta.
Lailapas lehine yaptığımız tezahüratlarla.
Bitiyor ilk yarı 3-3'lük skorla...

Dostça oynanıyor karşılaşma.
En ufak bir sertlik yok bu maçta.
Sakatlanma olmadığı gibi.
Faul bile yok bu dostluk oyununda...

Dedelerinin anısına.
Gerçekten keyifli bir karşılaşma.
Atılan karşılıklı goller.
Ama ortada ne üzülen ve ne de sevinenler...

Karşılaşmanın 65. dakikasında.
Seyirciler giriyor sahaya.
Türk ve Yunan bayrakları dikiliyor.
Orta yuvarlağa...

Oyun güllük-gülistanlık iken.
Maç 5-5 berabere iken.
Hakem düdüğünü çalıyor.
Ve maçı tatil ediyor...

84 yıl sonra.
Maç yine yarıda kalıyor.
Kimse kaybetmiyor.
Ama dostluk kazanıyor...

Bu maçın devamı İzmir'de olacak.
Sonra inkitaları oynanacak.
Belki son penaltılara kalacak.
Ama bu maçlarda da hep dostluk kazanacak...


Lailapas-Karşıyaka maçı fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/DostlukKazanir#6012122736363557458

.

9 Mayıs 2014 Cuma

84 YIL SONRA YUNANLILARLA GÖRÜLECEK BİR HESABIMIZ VAR...

1912 yılında kurulur.
Bugünkü Karşıyaka Spor Kulübü.
Ya da o zamanki ismiyle.
Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü...

Birçok yabancı ekiple.
Maçlar yapar.
Hiçbirine yenilmez Kaf Sin Kaf'lar.
Kurtuluş Savaşı'na kadar...

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra.
Bir dostluk maçı yapmak ister.
Sakız adasının Yunan takımı.
Lailapas...

Dostluğu geliştirmektir.
Yakınlığı pekiştirmektir.
Bu maçı anlamlandıran.
Savaş sırasında bozulan...

Yunanistan ve Türkiye arasında.
Savaştan 8 yıl sonra.
İlk sportif temas yapılacaktır.
Bu maçla...

Karşıyaka çıkar İzmir'den yola.
Körfez şirketinin Uşak vapuruyla.
Geçerler Sakız adasına.
7 Aralık 1930'da...

Zemheri ayında, soğuk bir havada.
Ama sıcak bir dostlukla.
Karşılanırlar.
Sakız adasında...

İskele Türk ve Yunan bayraklarıyla donatılmıştır.
KSK, Sakız'da muazzam tezahüratla karşılanmıştır.
Limanda "Zito Türkiye" sadaları duyulmuştur.
Kulüpde misafirlere çay ziyafeti verilmiştir...

Yağmur altında stadyuma gidilir.
İki takım bir araya gelir.
Yan yana fotoğraflar çekilir.
Vira bismillah denilir...

Maç başlamasıyla.
Yağmur çok şiddetlenir bir anda.
Hakem düdüğü çalar daha 3. dakikada.
Ve bir süre ara verilir maça...

Uzun zaman beklenir.
Ama yağmur daha da şiddetlenir.
Yağmur hiç kesilmez.
Maçın oynanmasına da imkân vermez...

Maç üç dakika oynanmıştır.
Sonra da yarıda kalmıştır.
Kimse mağlup olmamıştır.
Sonuçta dostluk kazanmıştır...

Unutulur gider.
Yalnızca 3 dakika oynanan bu maç.
Ama fotoğrafları vardır.
Sporcular kol kola durmaktadır...

Bu maçın öyküsünü öğrenir.
80 yıl geçtikten sonra aradan.
Sararmış, solmuş fotoğraflardan.
Lailapas yöneticisi Michael Kottakis...

İzmir'e gelir, fotoğrafları gösterir.
Karşıyaka'lı yöneticilerle görüşür.
"Gelin, dördüncü dakikadan başlayalım".
"Bu maçı devam ettirelim" der...

Karşıyaka'lılar kabul eder hemen.
"Dostluğa selâm..."
"Yarım kalan maça devam"
Derler...

Yarın Sakız adasındayız.
Bu maçta olacağız.
Üçüncü dakikada yarıda kalan maçı.
84 yıl sonra tamamlayacağız...


84 yıl önceki Lailapas-Karşıyaka maçı fotoğrafları:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/SakizdaMac#6011042006245952898

.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

FRANK LLOYD WRIGHT EVİNDE...


Aslında.
Frank Lloyd Wright'ın.
Evi değil.
Bu ev...

Edgar Kaufmann'ın da.
Evi değil.
Artık.
Bu ev...

Çok zengin ve.
Çok da başarılı bir işadamı.
Pittsburgh'da.
Edgar Kaufmann...

Bir kulübesi var.
Pittsburgh'tan 70 km ötede.
Orman içinde.
Bir şelale yakınında...

Hafta sonlarında gelmektedir.
Kaufmann ve ailesi.
Bu kulübeye.
Dinlenmeye...

Ama eskimiştir.
Bu kulübe.
Yenilenmesi gerekmektedir.
1930'lu yıllara gelindiğinde...

Danışır.
Mimar Frank Lloyd Wright'a.
İşadamı Kaufmann.
İstemektedir bir ev yapılsın heman...

Mimar yeri görür, düşünür.
"Ben sizin şelale ile yaşamanızı istiyorum".
"Ona sadece bakmanızı değil" der.
Ve şelalenin üstüne bir ev yapar...

Bir başyapıttır.
Artık bu ev.
Doğanın mimari ile birleşmesiyle.
Ve de doğayla iç içeliğiyle...

Ölmeden önce.
Görülecekler listesinde.
28. sıradadır.
Smithsonian Enstitüsü'ne göre...

Amerikan mimarisinin.
Tüm zamanlar içinde.
En iyi çalışması seçilir 1991'de.
Amerikan Mimarlar Enstitüsü'nce de...

Biz de ziyaret ettik.
Bu evi.
Bir rehber eşliğinde.
Ancak bir saatliğine...

Bir villa burası gerçekten.
Çok güzel düşünülen.
Doğa ile tam bütünleşen.
Ve insana yaşam keyfi veren...

Yaptırılmış Kaufmann ailesince.
Bu ev 1937 senesinde.
Ama tüm insanlığa ait artık.
Günümüzde...


Frank Lloyd Wright Evi Fotoğrafları:
(not ev içinde çekime izin verilmediği için, iç mekân fotoğrafları internetten alınmıştır):
https://photos.google.com/share/AF1QipP5Kgx_S1i61rH13TxY1naRQ2dvAmdQjTT719ekkG21UZEEidXNmVpfN_Rdqh-AFA/photo/AF1QipMQS5PuMmaspakQmCGvjPNAMCmLVWVx6tFfrDww?key=NDdsQkpBbnJrNEppemZ5UUFlQkFZOVVQT2pFVnF3

.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

PİT STOP...


Pit Stop yaptık.
3 gece Pittsburgh'da konakladık.
Ayağımızın tozunu silmeden.
Daha Washington'u bile gezmeden...

Pittsburgh.
Pennsylvania'da.
4 saat kadar uzaklıkta.
Washington'a karayoluyla...

Allegheny nehri ve de.
Monongahela nehri'nin.
Tam birleşim yerinde.
Ohio nehri'nin de başlangıç üçgeninde...

Stratejik bir önemi var Pittsburgh'un.
Eskiden beri.
Hem ulaşım yönünden.
Hem de yeraltı zenginliği açısından...

Brad Pitt gibi.
İsmini William Pitt'in soyadından almış.
1758 yılında.
Pittsburgh (Pitt kalesi) denilmiş buraya...

Kızılderililer'le savaşarak almışlar.
Önce Fransızlar.
Sonra da İngilizler.
1776'dan sonra da Amerikalılar...

Pittsburgh'un nüfusu.
Kent içinde 300 bin civarında.
Çevresiyle birlikte bakıldığında.
2 milyon dolayında...

Çok önemli.
Sanayi şehirlerinden birisi.
Eskiden beri.
Amerika Birleşik Devletleri'nin...

Çelik şehri olarak biliniyor.
Pittsburgh.
1950 öncesinde.
300'ü aşkın çelik şirketiyle...

Köprüler şehri olarak da biliniyor.
Burası.
446 köprü var bu kentte.
Üç ayrı nehir üzerinde...

Finans, turizm ve eğitim.
Kentine dönüşmüş.
Yakın zamanda.
1990'lı yıllardan sonra...

"Forbes" dergisi ve.
"The Economist"e göre.
ABD'nin "en iyi yaşanabilir şehri" seçilmiş.
Bu dönüşümün ertesinde...

Gerçekten gözlemliyorsunuz.
Kentte gezdikçe.
Sanayiden turizme geçişte.
Alınan mesafeleri gördükçe...

Birçok gökdelen var.
Kentin merkezinde.
Pittsburgh'da.
Günümüzde...

Ama bir o kadar da.
Yaşamanın.
Rahatlığı var.
Burada...

Bahçeleri, parklarıyla.
Müzeleri, eğitim kuruluşlarıyla.
Sokakları, meydanlarıyla.
Operaları ve tiyatrolarıyla...


Pittsburgh kenti fotoğraflarım:
https://photos.google.com/album/AF1QipM6-aJxaTnFK2FxS7VfS_3MzzYlrugvu6sWefa0/photo/AF1QipPnkU0Xm67e6cXwdOEJ7bn5nlltDYkBXEP-tc8z

.