YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Ocak 2018 Pazartesi

NASIR el-MÜLK CAMİİ...



- 2 Haziran 2017 Cuma, Şiraz -

Şiraz'da sabahın erinde kalktım.
Kahvaltımı bile yapmadım.
Haritamı yanıma aldım.
Nasır el-Mülk Camii için yola koyuldum...

Amacım aslında.
Daha gün doğumunda.
Birlikte olmaktı.
Nasır el-Mülk Camisi'nin renkli ortamında...

Pembe Cami de denilen bu yapının.
Doğu duvarı.
Renkli ve geometrik yapılı.
Vitraylarla kaplı...

Gün doğumunda.
Güneşin ışıkları bu renkli camlarla.
Buluştuğunda.
İnanılmaz bir renk armonisi çıkıyor ortaya...

Sabah bu muhteşem ortamda.
Birlikteydim birkaç meraklı fotoğrafçıyla.
Güneş yükseldiğinde yukarılara.
Kayboluyordu haliyle bu yansımalar da... 

Nasır el-Mülk Camisi'nin yapımcısı.
Mirza Hasan Ali Nasır el-Mülk adlı.
Bir eski.
Katar Emiri...

Mimarları.
Şiraz'lı.
Muhammed Hasan.
Ve Muhammed Rıza adlı...

Bu Caminin yapımına. 
Başlanmış Şiraz'da..
1876'da.
Bitirilmiş 1888 yılında...

Pembe Cami Şiraz'da.
Bir mahalle arasında.
Dış görünümü çok görkemli değil ama.
İç yapısıyla bir başyapıt aslında...

Ortasındaki havuz'uyla.
Geniş avlusu'yla.
Çevresindeki revak'larıyla.
Ulu bir Cami, Şiraz'da...

Bu Caminin duvarlarında.
Renkli motifler, çiçekler ve yazılarla.
Bir başka renkli dünya daha.
Var ayrıca Çini duvarlarında...

Sabah güneş ışınlarının görünmesiyle.
Ve bunların vitraylar arasından süzülmesiyle.
Renklerin Caminin içine girmesiyle.
Dönüşmekte bu yapı dünyanın en renkli Camisine...


Nasır el-Mülk Camisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipNXQcydTBdlZdTWSuo7q54Cf6Cl3V3Il1_1H5aQfkQJLH1cttcO0cEH1-pqf_Acmw/photo/AF1QipMTZTPJLkzFPWSlna-Pvs37pgGlh54sZp9XsTDg?key=dW85MzVtYzFYR2Jtd1FxaWtZVHRBNHRZSUVmYURR

3-D ile Nasır el-Mülk Camii:
https://www.facebook.com/gettyimages/photos/a.10150265450726297/10154000681651297/?type=3&theater


.

26 Ocak 2018 Cuma

ŞİRAZ...



-2 Haziran 2017 Cuma,  ŞİRAZ -


Vara yoğa incitme kalbini, mutlu olmaya bak
Çünkü her olgunluğun sonunda nasıl olsa yokluk var
                                                               Hafız-ı Şirazî
...............

Yezd'den hareket etmiştik.
Pers İmparatorluğu'nun iki muhteşem başkenti.
Pasargade ve Persepolis'i gezmiştik.
Gece kararırken de Şiraz'a girmiştik...

Şiraz'a 1000 yıllık bir kapıdan.
Zafer Takı gibi bir yapıdan.
Dervaz-e Kur'an denilen.
Giriş yaptık Kur'an Kapısı'ndan...

Şiraz şehri.
İran'ın Fars Eyaleti'nin Başkenti.
İran halkının konuştuğu Farsça'ya.
Şiraz'lılar övünüyor verdikleri adla...

Şiraz ayrıca ünlü tüm dünyada.
Şiraz çevresindeki üzüm Bağlarında.
Yetiştirdiği Şiraz ve Cabarnet üzümleriyle.
Yapılan Şarap çeşitleriyle...

Ama Şiraz aslında.
Ünlü, Kralları ve Filozoflarıyla.
Tarihi eserleri, Şairleriyle.
Üzümleri, Gülleri ve Narenciyeleriyle...

Şiraz, 1747-1779 senelerinde.
Zend Hanedanlığı döneminde.
Getirilmiş İran'ın Başkentliğine.
Kerim Han döneminde...

Kendisini.
Hz. Muhammed'in Vekili.
Kabul eden Kerim Han.
Kenti inşa etmiş yeni baştan...

Şiraz yeniden inşa edilmiş.
Güzel eserler meydana getirilmiş.
Vekil Kerim Han'ın adına.
Kaleler, Camiler, Pazarlar yapılmış...

Şiraz'ın gezilecek yerleri:

Nasır-el Mülk Camisi, İrem Bahçesi.
Şah-e Çerağ Türbesi, Kerim Han Kalesi.
Vekil Camii, Vekil Hamamı, Vekil Pazarı.
Kur'an Kapısı, Narencestan Sarayı, Hafız'ın Mezarı...

İşte, biz bu güzel kentte.
Kalacağız yalnız bir gün ve bir gece.
O kadar çok gezecek yer var ki bu şehirde.
Üç gün olsa yetmez herhalde...

Neyse, gelecek yazımızda biz yine de.
Nasr-el Mülk Camisi ile.
Başlayalım hele, ilk gezimize.
Vaktimiz yettiğince...


Şiraz kenti Fotoğraflarım:

22 Ocak 2018 Pazartesi

EN SÜSLÜ DEVE...



- 20 Ocak 2018 Cumartesi, Selçuk-İzmir -

Bir zamanlar Anadolu'da.
Yük taşımacılığında.
Günümüzün TIR'ları konumundaydı.
Deve kervanları...

Ege Bölgesinde de.
Sahipti önemli bir yere.
Eşya ve ürün taşımacılığı büyük ölçüde.
Yapılırdı Develer'le...

Ege Bölgesinin çeşitli yerlerinde.
Geleneksel yöntemlerle.
Yapılır her sene.
Deve Güreşleri çeşitli yerlerde...

Bunlardan bir tanesi de.
36 yıldan beri her sene.
Yapılıyor Selçuk-İzmir'de.
Bu sene de kutlandı bir Festival biçiminde...

Güreşlerin öncesinde.
Yer verildi tam üç gün süreyle.
Develer konusunda Bilimsel bildirilere.
Sosyal ve Fen Bilimlerinde...

İlk gün Festivalin açılışı.
Selçuk İstasyon meydanında başladı.
Önce geleneksel Keşkek Duası yapıldı.
Kazanlar dolusu Keşkek seyircilere dağıtıldı...

Yarışmaya katılacak Develer.
Güzellik yarışması için alana geldiler.
Üzerinde renkli giysiler, süsler, örtüler.
Birer birer boy gösterdiler...

Ardından Kortej yürüyüşü yapıldı.
Sonra da "En Süslü Deve" yarışması vardı.
Yarışmaya tam 19 Deve katıldı.
Develerin oylaması Jüri tarafından yapıldı...

En Süslü Deve Yarışması'nı.
Bodrum'dan katılan Kanka adlı.
Deve kazandı.
Ve "Altın Havan" ödülünü aldı...

Tüm Deve sahipleri.
Cumartesi gecesi.
Dostlukla oldular birlikte.
Düzenlenen Kaynaşma Yemeği'nde...

Festivalin ikinci günü de.
Ayrılmıştı tümüyle Deve Güreşleri'ne.
Yağmur nedeniyle.
Seyredemedim çok istesem de...

Ama daha önce katılanlar.
Çok renkli bir ortamı anlatıyorlar.
Yiyenler, içenler, renkli insanlar.
Eğlenenler, davullar, zurnalar...

Bu Festival'den Selçuk'lular.
Tanıtım nedeniyle çok şey umuyorlar.
Efes gibi bir Dünya Mirası'nın.
Ve de Dünyanın 7 Harikası'ndan birisinin.
Artemis Mabedi'nin ilçelerinde olduğunu unutuyorlar...


Selçuk En Süslü Deve Yarışması Fotoğraflarım:
.

19 Ocak 2018 Cuma

YENİ HEKİMLERE...



Uzun zamandır Kabızlık yakınması olan genç bir kişi son günlerde kakasını artık tamamen yapamaz olduğunda Hekime gitmiş. Hekim uzun uzun hikayesini almış. Bir inşaatta işçi olarak çalıştığını öğrenmiş. Ayrıntılı bir karın muayenesini yaptıktan sonra da donunu çıkartmasını istemiş. Anal bölgeyi de dikkatle muayene ettikten sonra "Tamam, sorunu anladım. Vücudunda ve bağırsaklarında sorun yok. Sadece tuvaletten çıktıktan sonra, tuvalet kağıdı yerine çimento torbası kullanma. Sorun yaşamazsın..."

...............

Genç hekimler bilirler.
Beş duyumuz vardır:

İşitme.
Görme
Dokunma.
Koklama.
Tatma...

Hastamızı değerlendirirken bu duyularımızdan yararlanırız.
Sonra bu duyularımızı beynimizde bir araya getiririz.
Öğrendiğimiz bilgilerle ve deneyimlerimizle birleştiririz.
Bir Ön Tanıya varırız...

Bundan sonra gerekirse.
Başvururuz diğer tetkiklere...

Yeni yetişen Hekimler.
Muayeneyi pek önemsemezler.
MR'lar, CT'ler, tetkik'ler.
Kısa yoldan Tanı'ya varalım isterler...

Genç Hekimlerimiz!
Önce Hastayı dinleyiniz.
Çok iyi bir öykü alınız.
Şikayetini kulaklarınızla duyunuz...

Sonra hastayı gözlerinizle görünüz.
Gerekli her yerine dikkatle bakınız...

Sonra ona dokununuz.
Her yerini parmaklarınızla hissetmeye çalışınız.

Gerekiyorsa burnunuzu işe koyunuz.
Koklamak size bir bilgi verecekse koklayınız...

"Peki Hocam, nesini tadacağız" derseniz de.
Eski Hekimlerin, laboratuar olmadığı yerlerde,
Hastanın idrarının tadına baktığını da biliniz...

Günümüzde artık hastanın idrar tadına bakılmıyorsa da.
Bu duyularımızı kullanarak yaptığınız muayene sonunda.
Hastaya koyduğunuz tanı ve yapacağınız sağaltımla
İnanıyorum mesleğinizden büyük tad alacağınıza...

2500 yıl kadar önce.
Hipokrat'ın "Önce zarar verme" prensibiyle
Başlayan  Tıbbi uygulamalarımız günümüzde.
Neredeyse "Önce muayene etme" biçimine dönmekte...

Öncelik, her zaman Hikâye'de.
Sonra da özenli bir Fizik Muayene'de.
Laboratuar tetkikleri ise.
En son sırada gelmekte...

Bu da böyle biline!

.

16 Ocak 2018 Salı

YÜRÜYEN KÖŞK...



Dün gece.
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde.
Beethoven, Chopin ve Satie'yle.
Birlikteydik Fazıl Say Resitali'nde...

Yer verilmişti ilk bölümde.
Erik Satie'ye..
Beethoven'e.
Ve onun üç eserine... 

İkinci bölüm ise.
Ayrılmıştı Chopin'in 4 Noktürn'üne.
Kara Toprak'la Aşık Veysel'e.
Ve Fazıl Say'ın "Yürüyen Köşk"üne...

"Yürüyen Köşk" bestesi.
Fazıl Say'ın yeni bir eseri.
Fazıl Say, Atatürk'ün doğa sevgisini.
Bu bestesiyle gündeme getirmişti...

Atatürk, 1927 yılında.
İlk kez geldiği Yalova'da.
Baltacı Çiftliği adında bir alanda.
Kalmıştı bir süre bir çadırda...

Atatürk burayı çok sevmişti.
1929 yılında.
Ertuğrul Yatı'yla.
Tekrar geldi Yalova'ya...

Bir Çınar ağacı gördü sahilde.
Karaya çıkıldı Yatın teknesiyle.
Atatürk dinlendi bir süre.
Bu Çınar'ın gölgesinde...

Burayı o kadar sevdi ki.
Bir ev yapılması emrini verdi.
Kısa sürede bitirilmesini istedi.
Seneye gelip, göreceğim dedi...

Başlandı Köşkün yapımına.
21 Ağustos 1929'da.
Ve Köşk tamamlandı tam 22 gün sonra.
12 Eylül 1929'da...

Atatürk, bir sene sonra.
1930 yılında.
Yaz aylarında.
Tekrar geldi Yalova'ya...

Köşk bitmişti.
Bir yıl da geçmişti.
Ancak Atatürk'e bir sorun bildirildi.
Çınar, eve zarar vermekteydi...

Çınarın bir uzun dalı.
Köşke çok yakındı.
Rahatsız ediyordu duvarı ve çatıyı.
Bu dalı kesmek lazımdı...

Atatürk, Çınarı çok sevmişti.
Ona zarar verilsin istemedi.
Bir çözüm üretti.
Köşk'ün 5 m ileri çekilmesi emrini verdi...

Teknik ekip İstanbul'dan geldi.
Köşkün temeline inildi.
Tramvay rayları binanın altına döşendi.
Ve Köşk raylar üzerinde 5m doğuya çekildi...

Bu yoğun çabalar sonunda.
Köşk zarar görmekten
Çınar ise kesilmekten.
Kurtuldu...

Atatürk'ün doğa sevgisini
Doğaya verdiği önemi.
Fazıl Say, 80 yıl sonra dile getirdi.
Ve dün gece de bize de dinletti...

Bestenin başlangıcında.
Doğa, kuş cıvıltıları ile aramızda.
Sonrasında da Atatürk.
İçsel dünyasıyla ve tüm duygusuyla...


Yürüyen Köşk Fotoğrafları:


Yürüyen Köşk Beşli dinletisi (internetten VİDEO):
.

12 Ocak 2018 Cuma

KAHİRE...



- 1 ve 2 Aralık 2017, Kahire -

"Bu şehrin eni 300, 400, 500 ve bazı yerleri 600 adım, dar şehirdir. Mamur ve şen yerleri Nil kenarında bulunur. Tüm Mısır ayanı bağlı, bahçeli, fıskiyeli ve havuzlu, irem bağı gibi nakışlı saraylardan Mısırın Nil kesimini seyrederler".                                 Evliya Çelebi, 1681

...............

Kahire, Mısır'ın Başkenti.
"Kahire" Kıpticesi.
"al-Qahirah" Arapçası.
"maşr" da Mısırcası...

Kurulmuş Memphis ismiyle.
4 bin yıl önce.
Ghiza'ya 20 km uzaklıkta.
Nil, deltasına varmadan daha...

Memphis'in önemini kaybetmesiyle.
MS 300'lerde, Roma döneminde.
Nil'in doğu sahilinde.
Kahire şekilleniyor Babylon kalesiyle...

MS 640'da Müslümanların işgaliyle.
Kahire yönetildi 750'lerde Abbasiler'ce.
Ve 968'de Fatımiler'ce.
1170'de Eyyubiler bir kale yaptı Kahire'de...

Memluklular 1250 senesinde.
Mısır'ı geçirdiler ellerine.
İlan ettiler Kahire'yi.
Memluk Sultanlığı'nın Başkenti...

1517 senesinde.
Osmanlıların kenti ele geçirmesiyle.
Dönüştürüldü bir Eyalet merkezine.
Ve Kahire şehri gelişti kalenin çevresinde...

Napoleon Bonaparte'ın 1800 senesinde.
Mısır'ı işgal etmesiyle.
Kavalalı M. Ali Paşa atandı Valiliğe.
Bu da bitti Kral Faruk'un ölmesiyle 1952'de...

Kahire çağımızda.
17 milyon nüfusuyla.
Nil nehrinin iki kıyısında.
Önemli bir kent 1400 yıldan bu yana...

1000 minareli şehir de.
Deniliyor Kahire'ye.
Rastlanıyor Fatımiler, Memluklar'dan.
Eyyubiler, Osmanlılar'dan kalma camilere...

Bunlardan M. Ali Paşa Camisi.
Hz. Hüseyin Camisi, Sultan el-Nasır Camisi.
Sultan Hasan Camisi ve El-Rıfaî Camisi.
Gezebildiklerimizden ancak birkaç tanesi...

Kuran-ı Kerim'in Mekke'de indiği.
İstanbul'da yazıldığı.
Kahire'de de okunduğu.
Rivayet edilir...

Sultan Hasan Camii.
Müthiş akustiği ile.
Söylendiğine göre.
Dünyanın en iyisi...

Sultan Hasan Camii'ni.
Gezerken caminin Müezzini.
Bizler için bir ezan okudu ki.
Belki de duyduklarımızın en güzeliydi...

Doğruyu söylemek gerekirse 2 günde.
Yeterince gezinemedik Kahire'de.
O kadar çok gezecek yer var ki bu şehirde.
Bir defa daha gelmek farz oldu bu kente...


Kahire Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipNLhGYVv99CqI-TzYsdUsYZzJs1xF13RD7_63koulp4rD-WvWKoHKBNThZEP9_u-w/photo/AF1QipO4Kz6lqPd5ekkgSuw_mlWQM09ziAJ4Re6dYW7X?key=WVEwUUxIZ1dCY1RfaUpEenZVUkF1c1hHSmVDN0hB

Sultan Hasan Camiinden ses kaydı   (Dr. Hürrem Bodur'dan) :


.

9 Ocak 2018 Salı

PİRAMİTLER...



- 2 Aralık, 2017 Cumartesi, Kahire -

"Askerlerim! 
Piramitlerin tepesinden 40 yüzyıl bize bakıyor".
                                                           Napoleon Bonaparte

...............

Piramitler belki de.
Tüm Mısır gezilerinde.
Görülmesi gereken yerlerin.
En başında gelmekte...

Mısır'da.
Değişik alanlarda.
100'den fazla.
Piramit bulunmakta...

Bunların en bilinenleri.
Kahire'nin Ghiza bölgesindeki.
Keops, Kefren ve Mikerinos isimli.
Piramitleri...

Bunlardan 146 m yüksekliğinde Keops Piramidi.
Dünyanın 7 harikasından birisi.
7 harika içinde ayakta kalan teki.
Ve 43 yüzyıl süresince dünyanın en yükseği...

Her kenarı 229 m uzunluklu kare tabanlı.
Her biri 2.5 ton ağırlıklı.
3 milyon taş bloktan yapılı.
Firavun Khufu adına bir Mezar anıtı...

Kefren Piramidi ise 143.5 m yüksekliğiyle.
Olsa da Keops'dan biraz daha küçük ölçekte.
Yapılmasıyla daha yüksek bir tepeye.
Keops'dan biraz daha büyük görünmekte...

Mikerinos Piramidi ise.
65.5 m yüksekliğiyle.
Ghiza piramitleri içinde.
En küçüğü olarak bilinmekte...

Tüm bu Piramitlerin önünde.
Koruyucu dev bir heykel var bir de.
Sfenks isminde.
Aslan vücuduyla ve insan yüzüyle...

Uzunluğu 73 m, yüksekliği 20 m.
Yüzü ise 5 m genişliğinde.
Yapılışı gidiyor MÖ 2500 senelerine.
Yüzü de benzetiliyor Firavun Kefren'e...

Ghiza bölgesindeki.
Bu Piramitler ve Sfenks heykeli.
Muhakkak görülmeli.
Ancak iyi bir hava seçilmeli...

Biz hevesle gittik bu eserleri görmeye.
Sabahın erinde.
Ama şansımıza sisli, puslu bir havada.
Görmekte zorlandık ikisini bile bir arada...

Tırmanmak yasak Piramitlere.
Vakit alıyor içlerine girmek de.
Dolayısıyla dolandık çevrelerinde.
Güzel görüntüleyemedim Piramitleri yeterince...


Ghiza bölgesi Fotoğraflarım:

.

7 Ocak 2018 Pazar

CHEMA MADOZ...


                  
"Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir..."
                                                         Chema Madoz
...............

Resim sanatında sürrealizm'de.
Salvador Dali neyse.
Fotoğraf sanatında da.
Chema Madoz da o işte...

Chema Madoz da.
Doğdu İspanya'da.
Dali'den 54 yıl sonra.
Madrid'de 1958 yılında...

Sanat Tarihi eğitimi aldığı sırada.
Meyletti fotoğraf sanatına.
1980-83 yılları arasında.
Madrid Üniversitesi'nde okuduğu sıralarda...

Asıl adı aslında.
Maria Rodriguez Madoz ama.
Tanındı daha fazla.
Chema Madoz adıyla...

Önceleri Mamiya marka.
6X6 bir fotoğraf makinasıyla.
Daha sonraları da.
Çekimler yaptı Hasselblad kamerasıyla...

Çektikleri gelip geçici.
Fotoğraflar değildi.
Düşünülmüş fotoğraflardı.
Anlamlı ve gerçeküstü yapıtlardı...

Yalındı fotoğrafları.
Tümü siyah-beyaz'dı.
Her birinin anlattığı.
Bir konusu vardı...

Şiirsel bir anlatımla.
Dönüşüyordu fotoğrafta.
Bir jilet, kitap ayıracına.
Ya da bir kürek, saz'a...

Bu anlamlı fotoğraflara.
25 Şubat'a kadar olan zamanda.
Ulaşabilirsiniz FolkArt'da.
B Blok, 18. katında...


Chema Madoz Sergisi Fotoğraflarım:

.

5 Ocak 2018 Cuma

KAHİRE ARKEOLOJİ MÜZESİ...



- 1 Aralık 2017, Aswan-Kahire -

Geceyi Nil üzerinde gemimizde geçirdik.
Sabah kuşlar uyanmadan kalktık.
Otobüsle Aswan Havaalanı'na ulaştık.
Karanlıkta EgyptAir uçağı ile havalandık...

Gün ışırken yolun ortasındaydık.
Çölü ve Nil'i yukarıdan izledik.
Birkaç Piramit'i yukarıdan fotoğrafladık.
Kahire'yi gördük, karmaşasına şaşırdık...

Nefes bile almadan daha.
Otobüse binip koyulduk yola.
Tahrir Meydanı yakınında.
Mısır Müzesi'nde verdik mola...

Kahire'deki "Mısır Müzesi".
Dünyanın en önemli.
Arkeoloji.
Müzelerinden birisi...

1830'lu yıllarda.
Kavalalı M. Ali Paşa.
Antik eserleri alır koruma altına.
Koyduğu yasaklarla...

O yıllarda.
Ezbekiye bahçesindeki bir binada.
Eserler başlanır toplanmaya.
Çoğalınca da taşınır Kaledeki bir binaya...

Ancak M. Ali Paşa'nın ölümünden sonra.
1854 yılında.
Mısır Hidivi Abbas Paşa.
Tüm eserleri hediye eder Avusturya'ya...

Kısa bir süre sonra.
1858 yılında.
Fransız Mısır Bilimcisi Mariette.
Sahip çıkar geride kalan eserlere...

1863 yılında.
Hidiv İsmail Paşa zamanında.
Bulak semtinde bir Müze açılır.
1878'deki sel baskınıyla o da kapatılır...

Auguste Mariette'nin ısrarıyla.
1897 yılında.
Hidiv Abbas Hilmi Paşa zamanında.
Başlanır Mısır Müzesi'nin yapımına...

Beş yıl içinde Müze bitirilir.
Eldeki antik eserler bu binaya taşınır.
15 Kasım 1902 tarihinde.
Mısır Müzesi'nin açılışı yapılır...

Müzenin öncüsü Auguste Mariette.
Müzenin bitiminden bir süre önce ölünce.
Lahiti konulur Müzenin bahçesine.
Heykeli de mezarının üzerine...

İki katlı bir yapı bu Müze.
İlk katı ayrılmış nisbeten büyük objelere.
3500 yıllık eserlere.
Sarkofajlara ve devasa Heykellere...

İkinci kat ise.
Ayrılmış son iki Hanedanlık objelerine.
Hatsepşut, TutankamonTutmosisAmenophis'e.
Onların Krallar Vadisi'nde bulunmuş eserlerine...

Gerçekten büyük, görkemli bir Müze.
Sahip çok önemli objelere.
Biri birinden güzel eserlerle.
Işık tutan antik Mısır Medeniyeti'ne...

Müze çok kalabalık.
Ortam oldukça karanlık.
Objeler sanki tozlu ve bakımsız.
Açıklamalar da küçük ve anlamsız...

Neyse ki yepyeni ve çok modern bir Müze.
Yapım halinde başka bir yerde.
Açılacağı söyleniyor 2018 senesinde.
Açıldığında gelip gezeceğim keyifle...

Benim de merak ettiğim.
Müzenin kurucusu Mariette'in.
Mezarına ve heykeline
Yer verilip verilmeyeceği, yeni Müze'de... 


Mısır Arkeoloji Müzesi Fotoğraflarım:
.

2 Ocak 2018 Salı

NUBİAN KÖYÜ...



30 Kasım 2017 Cumartesi, Nubia -

Öğlenden sonra.
Binerek bir Felucca'ya.
Nubian'lı Cemal Kaptan'la.
Yelken açarak koyuluyoruz yola...

Çok güzel, güneşli bir havada.
Nil'in üzerinde, mavi sularda.
Sessiz bir ortamda.
Yol alıyoruz güle oynaya...

Elephantine adasını geçiyoruz.
Eşi Begüm Ağa Han tarafından.
Nil'in batı kıyısında yaptırılan.
Ağa Han'ın  mezarını görüyoruz...

Geçiyoruz adaların, kayaların arasından.
Nil'de süzülen yelkenlilerin yanından.
Doğu yakasında binalar karşımızda.
Batı yakasında çöl kumları yanımızda...

Geliyoruz sonunda batı sahilinde.
Bir Nubian köyüne.
Rengârenk evleriyle.
Değişik insanlarıyla farklı bir yöreye...

Nubiler veya Nubailer, Güney Mısır'da. 
Ve Sudan'da Nubiya bölgesinde yaşayan.
Özel bir dil konuşan.
Sahra kökenli farklı bir etnik grup...

Aswan Barajı yapıldıktan sonra.
Arazilerinin su altında kalmasıyla.
Nubailer göçüyorlar daha yukarılara. 
Aswan yakınlarına...

Nil nehrinin kenarında.
Nil'e yukarıdan bakan bir konumda.
Ve Nil boyunca.
Konuşlanmış büyük bir köy Nubia...

Halkı.
Oldukça dost ve sıcakkanlı.
Gelenlere açık evlerinin kapıları.
Gelmeyenlere kapalı...

Evlerinin hepsi.
Renkli mi renkli.
Hemen tümünün cephesi.
Rengârenk desenlerle bezeli...

Geziyorsunuz sokaklarında keyifle.
Dostça karşılanıyorsunuz her eve girişte.
Sarı, yeşil, mavi, kırmızı ve pembe.
Renklerle oluyorsunuz hep birlikte...

Nubia, 16. yüzyılda.
Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesinden sonra.
Birlikte oldular Osmanlıyla.
Daha sonra da Mısır'la...

Belki de bu nedenle.
Ay-Yıldızlı simgelere.
Sık tesadüf edilmekte.
Nubianların evlerinde...

Çok sevdim ben Nubianları.
Onların dostça yaklaşımlarını.
Evlerinin renkli şekilli duvarlarını.
Türkleri seven insanlarını...

Ayrıldık gün batımından sonra.
Seyrettik Nil'de karanlıkta.
Gece geldik Aswan'a.
Yarın geçeceğiz Kahire'ye uçakla...


Nubian Köyü Fotoğraflarım:

.