YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

22 Ocak 2017 Pazar

AMMAN'A GİDİŞ...



15 Ocak 2016

Pazar günü öğlen vaktinde.
Havalandık Ürdün'e.
Uçakta bir süre geçtiğinde.
Gelmiştik Antalya üzerine...

Uçuş rotamız benim düşüncemle.
Ankara-Antakya-Suriye.
Ve sonrasında Ürdün'ün başşehrine.
Kuşuçuşu olmalıydı Amman'a kanaatimce...

Uçak ekranına.
Bir süre sonra baktığımda.
Gördük  uçağımızı Kıbrıs'ın batısında.
Sonrasında da İskenderiye açıklarında...

Kahire ve Nil üzerinden geçtik.
Kızıldeniz'e geldik.
Süveyş Kanalı ve Sina Çölü'nü geçip.
Akabe Körfezi'ni dönüp Amman'a indik...

Ortadoğu savaşları nedeniyle.
Ve de İsrail'in izin vermemesiyle.
Yolu uzatıp, ters bir "J" çizimiyle.
Sonunda ulaştık Ürdün'ün başkentine...

Uçaktan iniş.
Pasaport kontrolünden geçiş.
Bavulları bekleyiş.
Epeyce vakit kaybediş...

Amman önceleri kuruluymuş 7 tepe üzerine.
Şimdi ise tepelerin sayısı ulaşmış 17'ye.
Nüfusu 4 milyon günümüzde.
Damsız evler de biri birinin üstünde...

Vaktimiz yok fazla.
Güneş batacak kısa zamanda.
Hızla çıkıyoruz 7 bin yıllık  Qala'ya.
Amman'ın tarihi mekânına şöyle bir bakmaya...

Roma dönemi Herkül Mabedi.
Küçük bir Arkeoloji Müzesi.
Umayyad Sarayı 661-700 senesi.
Su Sarnıcı ve Bizans Kilisesi...

Hava karardı, kale kapıları kapandı.
Artık ilk hedefimiz Habibi Tatlıcısı.
Çok meşhur buranın Künefe'si ve Baklava'sı.
Özellikle de sokakta ayaküstü atıştırması...

Şimdi Otel Geneva'ya gidip yatacağız.
İyice uyuyacağız.
Sabah erken kalkacağız.
Yola erken koyulup, yol alacağız...


Amman'a gidiş ve Amman Fotoğraflarım:
.

14 Ocak 2017 Cumartesi

ÜRDÜN'E DOĞRU...


10 sene önce.
Ocak 2007'de.
Gitmiştik Afrika'nın en yüksek yerine.
5895 m yükseklikte Uhuru zirvesi'ne...

10 yıl sonra.
2017 yılının yine Ocak ayında.
Gidiyoruz bu kez yeryüzünün en derin yerine.
Deniz seviyesinden 422 m aşağısında Lut Gölü'ne...

Pazar sabahı çıkıyoruz yola.
Ankara Kültür Gezginleri grubuyla.
Aykut Mısırlıgil başkanlığında.
20 kişiyiz toplamda...

Esenboğa'da veda edip Ankara'ya.
2 saat 45 dakika sonra.
İniyoruz Ürdün'ün başkenti Amman'a. 
Kraliçe Alia Havaalanı'na...

Öğlenden sonra Amman'ı gezeceğiz.
Ertesi gün kuzey'e gideceğiz.
Çölü geçeceğiz.
1000 sütunlu Jerash'ı göreceğiz...

3. gün gezegenin en düşük seviyesindeki.
Ziyaret edeceğiz Ölü Deniz'i.
Nebo dağı, Madaba Roma antik kenti.
Ve göreceğiz ünlü Kerak Kalesi'ni...

4. gün Petra'dayız.
500 yıl Nebatiler'e Başkentlik yapmış.
Kayaların içine oyulmuş.
Muhteşem yapılarla iç içe olacağız...

5. gün kıpkırmızı bir çöldeyiz.
Wadi Rum içindeyiz.
Akabe körfezi.
Ve Kızıl Deniz'i göreceğiz...

6. gün yine Amman'da olacağız.
Sabah kısa bir gezinti yapacağız.
Sonra uçağımıza bineceğiz.
Tekrar Ankara'ya döneceğiz...


İnternet'ten Ürdün Fotoğrafları:
.

10 Ocak 2017 Salı

KİLİMANJARO TIRMANIŞIMIZ...


10-11 Ocak 2007, Kilimanjaro-Tanzanya

Bundan tam 10 yıl önceydi.
2007 senesiydi.
1907'de kurulan Fenerbahçe'nin kuruluşunun 
100. senesi idrâk edilecekti...

Yeğenim Tunç Fındık dağcıydı.
Fenerbahçe'nin bayrağını.
Beş kıtanın en yüksek zirvelerinde.
2007'de dalgalandırmayı plânlamıştı...

İlk ayak Afrika'ydı.
Kilimanjaro dağıydı.
Yüksekliği 6000 m kadardı.
Bu yüce dağa çıkacaktı...

Hemen atıldım.
Yıllık iznimi aldım.
Gerekli hazırlıkları yaptım.
Ve ekibe katıldım...

Önce uçtuk Kenya'ya.
Sonra geçtik otobüsle Tanzanya'ya.
En yakın kasaba Arusha'ya.
Kilimanjaro'ya tırmanmaya...

19 kişilik ekiple.
Doluşuyoruz bir minibüse.
İki saatlik bir sürüşle.
Varıyoruz Machame Gate'e...

İlk gün, buradan başlayacağız.
Önce 10 km yürüyeceğiz.
1200 m kadar yükseleceğiz.
Machame kampında 3000 m.'de geceleyeceğiz...

İkinci gün, sabah erken kalkılacak.
7 saat kadar yürünecek.
840 m kadar yükselecek.
Ve 3840 m'de Shira kampına gelinecek...

Üçüncü gün, uzun bir yürüyüş.
İniş, çıkış yine çıkış yine iniş.
Ancak 110 m kadar yükseliş.
Barranco kampında 3950 m'de geceleyiş...

Dördüncü günde.
Çok uzun bir yürüyüşle.
750 m yükseltiyle.
Ulaşacağız Barafu'da 4700 m'ye...

Kampta erken yatacağız.
Gece saat 24.00'de uyanacağız.
01.30'da yola koyulacağız.
Gecenin içinde baş lambalarımızla yol alacağız...

Beşinci gün, 7 saat karanlıkta tırmanıyoruz.
5-6 km kadar yol alıyoruz.
- 15 derece soğukta donuyoruz.
Gün ışırken çocuklar gibi seviniyoruz...

Kilimanjaronun karları üzerinde yürüyoruz.
1286 m birden yükseliyoruz.
Sonunda 5986 m'de bir düzlüğe geliyoruz.
7 saat sonra Uhuru zirvesine varıyoruz...

Ay-yıldızlı bayrağımızı çıkartıyoruz.
On gün önce Demirkazık'ta ölen.
İki dağcımız için saygı duruşu yapıyoruz.
Ardından İstiklâl Marşı'mızı coşkuyla söylüyoruz...

Fotoğraflar çekip, inişe geçiyoruz.
Sonra koşa, oynaya iniyoruz.
Yeniden Barafu kampımıza geliyoruz.
Çadıra kendimizi zor atıp, bir güzel uyuyoruz...

6. gün, sabah dost Jambo'larımızla.
Hakuna Matata'yı birlikte söyleyerek.
Kilimanjaro tırmanışımızı kutluyoruz. 
Son hazırlıkları yapıp kamptan ayrılıyoruz...

Mweka Kapısı'na kadar 7 saat yürüyoruz.
12 km kadar yol alıyoruz.
Bir anda 3096 m'ye iniyoruz.
Tekrar bizi bekleyen Minibüs'ümüze biniyoruz...

Yorgun, argın ve kir içinde.
Geliyoruz Arusha'daki Otelimize.
Öncelikle giriyoruz sıcak bir küvete.
Sonra da gidiyoruz güzel bir yemeğe...

Bugün tam onuncu yıl dönümü, 6000 metrelik bu güzel Kilimanjaro tırmanışımızın  Eksplorer firması ve onun yöneticisi sevgili Ertuğrul Melikoğlu önderliği, Tunç Fındık ve Mustafa Kalaycı gibi profesyonel dağcıların rehberliğiyle yapmıştık bu gezimizi. Dostluk, sevgi, beraberlik, huzur ve büyük bir disiplin içerisinde geçmişti bu gezimiz. Döndükten sonra izlenimlerimi şöyle dile getirmiştim:

“Uzaktan her dağ herkese çok güzel görünür. 
Sıradan bir insan olarak etkilenebilirsiniz. 
Hatta onu uzaktan çok da sevebilirsiniz. 
Ancak, onun zirvesine ulaşmanın getirdiği duygu farklı oluyor. 
3-5 gün o yüce dağın sinesinde kaldığınızda, onunla iç içe oluyorsunuz. 
Girdisini çıktısını, iyi ve kötü yönlerini gözlemliyor, onunla bütünleşiyorsunuz. 
Sonunda zirveye vardığınızda artık onunla el sıkışıp, dost oluyorsunuz. 
Kendinizi onun dostluğunu kazanmış hissediyorsunuz. 
Artık, o sizin bir kardeşiniz, bir yakınınız gibi oluyor.

Hele de dağdan inip onun görkemli görüntüsünü bir kez daha gördüğünüzde, o arkadaşınızla artık gurur duyuyor, onun büyüklüğünü gördükçe "ben artık bu dağın arkadaşıyım" diye içten bir sıcaklık hissediyor ve onunla övünüyorsunuz.

Belki o dağı bir daha hiç görmüyorsunuz ama biliyorsunuz ki sizin tanıdığınız, güvenebileceğiniz bir kişilik hala orada bütün heybetiyle durmakta. 

Ve belki de sizi yeniden kucaklayabilmek için yolunuzu gözlemekte...”


Kilimanjaro Dağı tırmanış fotoğrafları:

.

29 Aralık 2016 Perşembe

İRANLILAR...

.
İran, muhteşem uygarlığıyla.
85 milyon nüfusuyla.
1.5 milyon kilometrekare yüzölçümüyle.
Büyük bir ülke...

Bu ülke.
Hem etnisitesiyle.
Hem de dini yapısıyla.
Çok farklı bir konumda...

İran'da nüfusun % 50'si.
Farsî.
% 17'si.
Azerî...

Diğer büyük bir grup Kürtler.
% 8'i Lurlar ve Belucî'ler.
% 2'si Araplar.
Geri kalanı da Türkmen gruplar...

Toplumun % 90'ını Şiî Müslümanlar.
%  8'ini Sünnî Müslümanlar.
Geri kalanını da Hindular, Hırıstiyanlar.
Museviler, Yezîdiler, Zerdüştler oluşturmaktalar...

İran'da dinî azınlıkların inanç özgürlüğü.
Güvence altındadır.
Ortodokslara, Musevilere, Zerdüştlere.
Mecliste koltuk ayrılmıştır...

İnsanların takkelisi de var, başı açığı da.
Sakallısı da var, sakalsızı da.
Makyajlısı da, makyajsızı da.
Başörtülüsü de var, çarşaflısı da...

İran, farkı dinî gruplarıyla.
Bu karmaşık toplumsal yapısıyla.
Çarşıda, pazarda, kırda, sokaklarda.
Birlikte ve bir arada yaşamakta...

İran, sahip olduğu bu çeşitliliğiyle.
Camileriyle, türbeleriyle, minyatürleriyle.
Diliyle, şiiriyle, şairleriyle ve  bilimiyle.
Köklü kültürüyle varlığını hissettirmekte...


İran'dan insan manzaraları fotoğraflarım:

Vatanım İran videosu:


.

26 Aralık 2016 Pazartesi

FİRDEVSÎ...


17 Eylül Cumartesi,  Tus


Asıl adı; Ebu’l-Kasım Mansur denilir,
Yaşamı hakkında bilgiler yetersizdir,
Tus şehrinde soylu bir aileye mensuptur,
Farsça ve Arapçaya vakıf bir âlimdir.

Halk efsanelerini kapsayan eser yazmış,
Adını da “Şahname” olarak belirtmiş,
Eseri Gazneli Mahmud’a takdim etmiş,
Sultan Mahmud’un hayranlığını kazanmış.

Saraydaki vezir kıskanır bu şairi,
Yerine getirmemiş Sultanın emrini,
Sultan “Altmış bin beyite verin” der,
Vezir “Altın yerine gümüş verip” horlar Firdevsi'yi.

Onuru kırıldığını düşünüp ayrılmış,
Firdevsi, Herat ilinde dostuna sığınmış,
Sultana övgü yazıp camiye asmış,
Sultan Mahmud duyup altınları göndermiş.

Altınlar geldiğinde Firdevsi ölmüştü,
Ulak altınları onun kızına götürdü,
Firdevsi’nin kızı altını alınca ağladı,
Keseyi açmadan hayır kurumuna bağışladı.

İran tarihini şiirle anlatmıştır,
Bu eser çok yalın bir dille yazılmıştır,
Güçlü şairin güçlü şiiri denilmiştir,
Bir belge olarak bugüne ulaşmıştır. 

                                  Abdullah Yaşar Erdoğan


Siyasetname kitabının müellifi.
Selçuklu Devletinin Veziri.
Nizamül Mülk'ün doğum yeri.
Tus kenti...

Selçuklu Devleti'nin İslâm alimi.
Filozofu ve Müderrisi.
Al-Gazali.
O da Tus kentli...

En büyük askeri ve siyasi.
İlerlemeleri kaydetti.
Ve meşhur Abbasi Halifesi.
Harun Reşit de Tus'da vefat etti...

İran'ın millî şairi.
Firdevsî.
Onun da doğum yeri.
Tus kenti...

Meşhed'e.
22 km mesafede.
Yarım saat içinde.
Ulaşabiliyorsunuz bu kente...

Kentin en önemli yeri.
Firdevsî'nin kabri.
Koca bir park içinde.
Önemli bir mimari eseri...

Firdevsî.
İran edebiyatının.
En önde gelen.
Millî bir şairi...

60 bin beyitli.
Şahname adlı eseri.
Anlatıyor.
İran tarihini...

Firdevsî'nin bu eseri.
Arap-İslâm hakimiyeti.
Nedeniyle unutulmaya yüz tutmuş lisanı.
Yeniden canlandırmış Farsça'yı...

Okunur günümüzde bile.
Şahname.
Hanelerde, özel kahvehanelerde.
Gündüz-gece güzel sesli dervişlerce...

Yakındaki Harun Reşit dönemi.
Haruniye Medresesi'nin gezilmesi.
Ve Meşhed'e dönülmesi.
İle sona eriyor bu güzel  İran gezisi...

Havaalanına gidiyoruz.
Uçağımıza biniyoruz.
Şairleriyle, şiirleriyle kültürüyle.
Yaşayan bu ülkeye veda ediyoruz...

Tus şehri Fotoğraflarım:

Şahname Videosu Farsça ve Türkçe:
.



23 Aralık 2016 Cuma

HAYYAM'IN MEZARINDA...


16 Eylül 2016 Cuma,   Nişabur

Gitmeden önce İran'a.
Bir yazı yazmıştım bloğumda.
Gayret etmiştim onu anlatmaya.
"Ömer Hayyam'a" başlığıyla...

Meşhed, Nişabur'a.
125 km uzaklıkta.
Otobüsle.
1.5 saat mesafede...

Selçuklu İmparatorluğu burada.
Kurulmuş 1038 yılında.
Oğuzlar'ın Kınık boyundan.
Tuğrul Bey tarafından...

Nişabur günümüzde.
İki büyük şaire.
Ev sahipliği yapmakta
Hayyam'a ve Feridüddün Attar'a...

Feridüddün Attar, İran'lı.
Ünlü bir şair, hekim ve eczacı.
Mantıku't-Tayr yapıtı.
4724 beyitli ünlü tasavvuf kitabı...

Ömer Hayyam'ın mezarı da.
Doğduğu kasabada.
Nişabur'da.
Bir parkda ağaçlar arasında...

Mezarı sekiz köşeli.
Kubbemsi bir sanat eseri.
Çevresi.
Hayyam'ın dizeleriyle döşeli...

Biliyorsunuz, Hayyam'ın babası.
Bir çadır yapımcısı.
O nedenle büyük şairin mahlası.
Hayyam, yani çadırcı...

Bu nedenle Hayyam'ın mezarı.
Uzaktan bakıldığında andırıyor bir çadırı.
Ayni zamanda bu görüntü sanki.
Tersine bir şarap kadehi...

Aslında bu mezarın simgesi.
Hayyam'ın astronomi. 
Bilimine ilgisi.
Görüntü sanki bir rasathane şekli...

Geziyoruz Nişabur'da.
Hayyam'ın anıt mezarında.
İki rübaisiyle veda ediyoruz sonunda.
Ömer Hayyam'a...

Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde
Senden ayığız bu sarhoş halimizle
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı
İnsaf be Sultanım, kötülük hangimizde?
                         .....
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı olmuşsun kaç para
Hırka, tespih, post, seccade alâ
Ama Mevlâ kanar mı bunlara...


Nişabur, Nişabur Fotoğraflarım:
.

19 Aralık 2016 Pazartesi

MEŞHED...


16-17 Eylül 2016,   Meşhed


Meşhed, kuş uçuşu Tahran'a.
900 km uzaklıkta.
Ülkenin en doğusunda.
Afganistan sınırına komşulukta...

İran'da.
Tahran'dan sonra.
İkinci kalabalık şehir konumunda.
Nüfusu 3 milyon civarında...

Meşhed.
Şehadet yeri anlamında.
Müslüman dünyası inananlarına.
Kutsal bir yer aslında...

Hz. Ali'nin soyundan gelen 12 İmam'dan.
Sekizincisi olan İmam Rıza.
818 yılında.
Şehit edilmiş burada...

Bu nedenle her sene.
Bu meşhed-i muqqaddes'e.
15-20 milyon kişi.
Meşhedî olmaya geliyor bu kutsal kente...

İmam Rıza'nın türbesi burada.
Burası, 75 hektar bir alanda.
Camiler, müzeler, altın kaplı kubbeleriyle.
Ve işlenmiş minareleriyle büyük bir külliye...

İran'dan, Irak'dan.
Yemen'den, Pakistan'dan.
Her gün binlerce Şii inananı gelmekte.
İmam Rıza'nın türbesine...

Her gün inanılmaz bir kalabalık.
Bu külliye'nin içinde.
Yas tutulmakta, namazlar kılınmakta.
İmam Rıza'nın türbesi ziyaret edilmekte...

Türbenin kubbesi 42 m çapında.
7 m yüksekliğinde.
İç yüzeyi aynalarla.
Dışı da kaplanmış altın'la...

Dolaşıyorsunuz geniş avlularında.
Çinili duvarlarla, aynalı salonlarda.
Muhteşem avizeler altında.
Omuz omuza kalabalık arasında hayranlıkla...

Her gün oteller dolup dolup taşıyor.
Meşhed'de "Meşhedî" olmak için gelenlerle.
Eğer dua etmek istiyorsanız birisine.
"Bir otelin olsun" deyin "Meşhed'de..."


Meşhed Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMy8Ug48NLUiE_ziPpzjMxR7mnxz01EaVwcEfZw41z0oPA1SuYai3aFCVUPUurySA/photo/AF1QipNSIhQGNZCrInUg8qAkND0GsV_6OY41n8kwg7oh?key=cGduT081ZzhyVUs5UzlBMmlUNmh1T0pwSDM3cDZn&hl=tr
.