YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

23 Ağustos 2016 Salı

KOMŞUNUN IŞIĞI...


Sakız’lı.
Bergama’lı.
Midilli’li.
İzmir'li…

Dört Fotoğraf Derneği  yöneticileri.
Aylar önce bir araya geldiler.
El ele verdiler.
Bir “Dostluk Sergisi” açalım dediler…

Serginin başlığını belirlediler.
Komşunun Işığı” dediler.
Her Dernek 25 fotoğraf belirledi.
Bunların birlikte sergilenmesine karar verildi…

İlk sergi, Mayıs ayında.
Açıldı Begama’da.
Sonrasında da.
Temmuz ayında Sakız’da…

Üçüncü sergi de.
Ağustos ayı içinde.
Açıldı üç gün önce.
Midilli’de…

Cenova kalesinin  muhteşem dekoru ile.
Midilli Fotoğraf Evi’nde.
Açıldı bu Sergi seçkin davetliler eşliğinde.
Ve de dostluk havası içinde… 

Açılışta Midilli Dernek Başkanı Tsoulellis.
Sakız Dernek Başkanı Yannis Voulgaris.
Bergama Dernek Başkanı Levent Karacaoğlu.
Ve İFOD’u temsilen ben vardım…

Önce bir dostluk tiyatro gösterisi.
Ardından bir Sait Faik hikâyesi.
Midilli Dernek Başkanı.
Tsoulellis’in  dostluk ve sevgi dolu konuşması…

Sevgili Tsoulellis açılış konuşmasına
"her akşam karşı kıyılara bakıyor,
ışığınızı görmediğimizde, çok heyecanlanıyor 
ve sizleri merak ediyoruz" diyerek başladı…

Sonrasında Dernek Temsilcilerine.
Plaketleri ve Seramik bir anı tabağı verildi.
Söz alan temsilciler de.
Birlikte olmaktan duyulan mutluluğu dile getirdi…

Konuşmalardan sonra.
Geçildi “Komşunun Işığı” Sergisinin açılışına.
Biri birinden güzel tam 100 fotoğrafla.
Birlikte olduk fotoğraf sanatçısı dostlarla…

Sonrasında bir Restoran'a gidildi..
Hep birlikte yenildi, içildi.
Kadehler kaldırıldı sevgi dolu bir ortamda.
Barış ve dostluk adına…

Buluşalım AAS/SM’de.
Komşunun Işığı” başlıklı fotoğraf sergimizde.
8 Eylül’de.
Hep birlikte İzmir’de…

NOT: Açılışta Mirsini Steka’nın, şair Zeki Ömer Defne’den 
çevirerek okuduğu “Ayvalık’ta Randevu” başlıklı şiirdir:

Mayıs ayında gül, kiraz
Sıcaklığı inmeye başlarken Ayvalık’a
Bahçelerden ve sevi şiirlerinden,
Siz, ben, Yorulmaz
Ve Altınbaş rakıyla
Yedi yıldız Metaksa
Buluşalım şöyle bir gün beşimiz
Şeytan Sofrası’nın bir köşesinde
Bir ışık donanmasına başlarken şerefe deniz.
Öyle bir yerde oturalım ki,
Güneşimizin önünde kimse ayağa kalkıp
Karartmasın o akşam ufkumuzu.
Öyle bir yerde duralım ki kimse kalkıp ayağa
Götüremesin masamızı
O saatlerden uzağa
Ve öylesi bir yere varalım ki
Kimse kalkıp ayağa
Gölgelemesin kadehlerde çiçeğe duran bir dostluğu.
İçelim, doldururken Cem
Dolunaydan kesme kadehin doğuda.
Ve aynı altın kupadan içerlerken şarabı
Poseidon’la Dionysos batıda döke saça
İçelim bir ütopya deseler de
Bir simge, bir mesaj gibi kaldırıp kadehleri
İnsanlık, dostluk adına.
Ve içelim yüzyıllar boyu birlikte çalıp
Birlikte söylediğimiz şarkılar anısına.
Ki ezgileri sazlarda, kulaklardadır hâlâ…

Midilli Fotoğraf Derneği Açılış Fotoğrafları:
.


17 Ağustos 2016 Çarşamba

FÜSUN'UMUZLA...


10 yıldır her sene.
Ağustos ayı içerisinde.
Hatay’ın Arsuz ilçesinde.
Yapılıyor Füsun Sayek Etkinlikleri...

Bu sene.
Sevgili Füsun’un ebediyete.
Göç edişinin 10. seneyi devriyesine.
Denk geldi bu etkinlikler…

11 Ağustos günü.
Ayni zamanda, Füsun’un doğum günüydü.
Hem Füsun’un aramızdan ayrılışını 10. yılını anacak.
Hem de onun 69. yaşını kutlayacaktık…

Sınıf arkadaşları konuştuk, anlaştık.
11 Ağustos’ta Arsuz’da olacaktık.
Hem bu güzel insanı anacak.
Hem de etkinliklere katılacaktık…

Hacettepe’den 36 arkadaşıyla.
Buluştuk Arsuz’da.
11 Ağustos Perşembe akşamında.
Sayek Kültür Evi’nin avlusunda…

Sayek ailesinin tüm fertleri.
Ve Hacettepe’den Füsun’un sevenleri.
Birlikteydik evin bahçesinde.
Konuştuk, andık onu sevgiyle…

Ertesi sabah.
Füsun’un mezarına gittik.
Onu ziyaret ettik, sevgi duruşunda bulunduk.
Karanfillerimizle mezarını süsledik…

Ardından traktörün çektiği.
Bir römork’la.
Şöyle bir tur atıp dolaştık.
Arsuz’da…

Çocukların etkinlik programı içindeki.
Seramik ve Ebru çalışmalarını izledik.
Öğlende Arsuz Yöresel Yemekleri’ni.
Rosanın Yeri’nde yedik…

Akşam üzeri.
Sağlıklı Yaşam” başlıklı Toplum Söyleşisi.
Arsuz’luların ilgisini çekti.
Sağlıkla ilgili konular özenle dinlendi…

Akşam Arsuz çayı kenarında.
Muhtarın Yeri” lokantasında.
Sohbetler edildi, hasret giderildi.
Güzel bir yemek yenildi…

Cumartesi sabahı 70 Mezunları.
Gençlerle buluştu.
Onlara “Geleceğin Sektörleri”.
Ve “Yüksek Öğretim” anlatıldı…

Ayni gün çıkıldı Antakya gezisine.
Süleyman Aşkargenç rehberliğinde.
Affan Kahvesinde “Haytalı” yenildi.
Antakya sokaklarında gezildi…

Ardından Hıristiyanlığın ilk mabedi.
Sen Piyer Kilisesi.
Sonrasında Mozaik Müzesi ziyaret edildi.
Öğlen yemeği “Sultan Sofrası”nda yenildi…

Akşam üzeri Sayek Kültür Evi’nde.
Bulunduk  etkinlikler kapsamında düzenlenmiş Kermes’te.
Gece de katılındı “Bu Toprağın Sesleri” Resital’ine.
Bağlama sanatçısı İlke Türkdoğan eşliğinde…

Gece İskender Sayek evinde.
Deniz kenarında,  havuz başında.
Yenildi, içildi, hasret giderildi.
Geçen güzel günler yad edildi…

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra.
Arsuz Otel’in avlusunda.
Veda edildi 40 yıllık dostlara.
Söz verildi seneye sağlıkla buluşmaya…

Arsuz 2016 Fotoğraflarım:

.

14 Ağustos 2016 Pazar

FÜSUN SAYEK X. YIL ETKİNLİKLERİ...


Dr. Füsun Sayek. 
Hacettepe'den.
Tıp Fakültesi'nden.
Sınıf arkadaşımızdı...

Yine sınıf arkadaşımız Dr. İskender Sayek'in.
Eşiydi.
Selin ve Aylin isimli.
İki de kız sahibiydi...

Füsun, dost canlısı. 
Sevgi dolu biriydi.
Uğurladık onu ebediyete.
10 yıl önce 2006 senesinde...

10 yıldan beri.
Kendi adına düzenli.
Sağlık ve Kültür Etkinlikleri.
Yapılıyor onun adına sürekli...

Önceleri yalnızca.
Bir ay boyunca.  
Yapılıyordu Arsuz'da.
Füsun'un çok sevdiği bir ortamda...

Sevgili İskender.
Ve iki kızı Aylin ve Selin.
Canla, başla çalışıyorlar, güzelim etkinlikler yapıyorlar.
Ve sevgili Füsun'u halâ yaşatıyorlar...

Bu sene, etkinlikleri yaydılar tüm yıla.
Sevgili İskender, 13 Şubat 2016'da.
"Meme Kanserinde Erken Tanı" konferansıyla.
Başlattı etkinlikleri İskenderun'da...

Ağustos ayında yapılıyor ağırlıklı etkinlikler.
Konserler, atölyeler, söyleşiler.
Çalıştaylar, şenlikler, paneller.
Hasta muayeneleri, bilgilendirmeler, kermesler...

Hepsi 100 yıllık baba evinde.
Güzel, sevimli bir bahçede.
Anılarla dolu bu evin içinde de.
Tam 14 sergiyle birlikte...

Resim, Seramik ve çeşitli Fotoğraf Sergileri.
Tarım, Dokuma Aletleri ve Deniz Kabukları gösterimleri.
Arsuz'dan Portreler, Eczacıbaşı Kolleksiyonu'ndan seçmeler.
Hatay Kitaplığı, Yöresel Yemekler, Kermesler...

Ağustos ayının etkinlikleri.
Bitiyor 27 Ağustos Cumartesi.
Hacettepe Üniversitesi Gitar Konseri ile.
Ahmet Kanneci ve 8 gitar sanatçısı eşiliğiyle...

Biz de Hacettepe'den bir gurup eşliğinde.
Katıldık bu yılki etkinliklerin bir bölümüne.
Anıları anlatacağım.
Yakın bir gelecekte...


Füsun Sayek Sağlık ve Kültür Etkinlikleri:

.


7 Ağustos 2016 Pazar

FAHİR YENİÇAĞ...


Cumhuriyet kurulmuştu.
Türkiye’de.
29 Ekim’de.
1923 senesinde…

O sene.
Şampiyon oldu Fenerbahçe.
Hem de 12 maçta 58 golle.
Ve de hiç gol yememecesine…

Kaleci Sekip öğrenciydi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde.
Savunmada Cafer, Eczacılık Fakültesi'nde.
İsmet, Tıp Fakültesi’nde.
Hasan Kamil de Michigan Üniversitesi'nde…

Orta sahada Fahir talebeydi Fen Fakültesi'nde.
İsmet, Tıp Fakültesi'nde.
Kadri, Ticari İlimler'de.
Ragıp da Ziraat Fakültesi'nde…

Forvet’te Zeki Rıza öğrenciydi Veteriner’de.
Alaattin, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde.
Sabih, Tıp Fakültesi’nde.
Bedri, Diş Hekimliği'nde.
Ömer de Heidelberg Üniversitesi’nde…

Yani.
Şampiyon takımın hepsi.
Üniversite öğrencisiydi.
Farklı Fakülte’lerde…

Bu takım bir de.
Şerefli bir galibiyet almıştı 2-1’le.
İngiliz muhtelitine karşı ayni sene.

İşte bu okumuşlar takımı oyuncusu
Ve Şampiyon takımın orta sahasının ası.
Fahir Bey, Darülfünun Fen Fakültesi.
Talebesiydi…

Dört yıl sonra.
Gönderilmişti Paris, Sorbon’a.
Doktorasını tamamladı orada.
1930 yılında…

Türkiye Cumhuriyeti.
Doktora'lı ilk Türk Fizikçisi.
Fenerbahçe’li.
Fahir Bey’di…

Yeniçağ soyadını aldı.
1938’de Profesör oldu.
1938-48 yıllarında Fen Fakültesi Dekanlığı.
1953-55 arasında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü yaptı…

Prof. Dr. Fahir Yeniçağ yıllar sonra.
Katıldığı bir toplantıda.
Laboratuarının eksikliklerinden yakınan bir Uzman’a.
Söyledikleri aşağıda:

"Önemli olanın imkânlardan fazla.
Azim ve kararlılık olduğuna inandığına.
Zor olsa da azim olunca.
Güçlüklerin aşılacağına”…



 Fenerbahçe'nin 1922-23 yılında gol yemeden 
Şampiyon olan ve tümü Üniversite talebesi futbol takımı
.



28 Temmuz 2016 Perşembe

TADAPANİ...


23 Nisan 2016 Cumartesi


İne, çıka.
Düşe, kalka.
Gelmiştik Tadapani'ye.
Bir gün önce bu güzel yere...

Tadapani, orman içinde.
Yeşillikler içerisinde.
Güzel ve düzgün bir yerde.
Yerleşmiş küçük bir belde...

Sabah kalktım gün doğumunda.
Annapurna silsilesi karşımda.
En muhteşemi de.
7000'lik Machapuchere...

"Balık Kuyruğu" anlamında
Machapuchere, Nepali lisanında.
Buraya İngilizler de.
"Fish Tail" demekte...

Gerçekten de.
İkiz zirvesiyle.
Machapuchere. 
Bir balığın kuyruğuna benzemekte...

Adanmış Tanrı Shiva'ya.
Zirvesine kimse tırmanamamış oysa.
60 yıl önce İngilizler çıkmaya çalışmışlarsa da.
Sonrasında yasaklanmış kutsal olmasıyla...

İşte.
Bu muhteşem dağın görüntüleriyle.
Gözümüzü açtık Tadapani'de.
Sabahın seher vaktinde...

Hava puslu, hafif bulutlu.
Güneşin doğuşu.
Renklerin coşkusu.
Olağanüstü doğrusu...

Tadapani'nin güzel doğası.
Karşımızda Annapurna sıradağları.
Hiunchili ve Machapuchere dağları.
Ve bunların muhteşem panoraması...

Güneşi doğurduk.
Kahvaltımızı yaptık.
Hazırlıklarımızı tamamladık.
Tadapani'de kısa bir tur attık...

Birazdan tekrar yola koyulacağız.
2850 metre yükseklikten.
1950 metreye ineceğiz.
Bir Gurung köyü Ghandruk'a gideceğiz...


Tadapani fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6310793283045962257#6310793366631031346

.

GHANDRUK...


24 Nisan 2016 Pazar


Tadapani'den yola çıktık.
2850 m'den başladık.
1950 m rakıma indik.
900 m inerek Ghandruk'a geldik...

Ghandruk.
Oldukça büyük.
Tibet kökenli, 6 bin nüfuslu.
Bir Gurung yerleşim yeri burası...

Oldukça dağlık ve engebeli.
Bir arazi.
Yedi ayrı mahalle'li.
Annapurna dağlarına cepheli...

6441 metrelik Hiunchuli zirvesi.
6993 metrelik Balık sırtı.
7219 metrelik Annapurna güney dağı.
Tam karşımızda panoramik manzarası...

Annapurna dağlarına çıkacaklara.
Trekking yapacaklara.
Kalacak yerler var.
Ghandruk'ta...

Ghandruk temiz ve bakımlı.
Yolları inişli, çıkışlı.
Güzel bir yer, taş evleriyle.
Restoranları ve Otelleriyle...

Biz Ghandruk'u çok beğendik.
Ama daha çok insanlarını sevdik.
Tibet kökenli Gurung'lara.
Onların  dillerini anlamasak da.
Bağlandık sevgi bağlarıyla...

Temelde köylüler ve çok çalışkanlar.
Tarımla uğraşıyor Gurung'lar.
Taşları güzel kullanıyorlar.
Ahşabı da güzel işliyorlar...

Buranın en iyisi, güzel insanları.
Aralarında zengin-fakir ayrımı olmaması.
Köylerinde bir sorun olursa da.
Çözümlüyorlar kendi aralarında...

Daha da güzeli kadınları.
Başları usturuplu bağlı.
Tertemiz ve renkli libaslı.
Candan, içten, sevgi dolu bakışlı...

Yarın ayrılacağız bu coğrafyadan.
6-7 binlik dağ manzaralarından.
Daha da aşağılara ineceğiz.
Salıpazarı'na gideceğiz...


Ghandruk fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6311125593935172929#6311129261886903522

.

25 Temmuz 2016 Pazartesi

TADAPANİ'YE DOĞRU...


22 Nisan 2016 Cuma


Sabah kahvaltımızı yaptık.
Ghorepani'de otelimizin terasında.
Yine 7-8 binlik dağlarla.
Müthiş görüntüler arasında...

Bakıp bakıp yeğenim Tunç'u andık aslında.
2009 yılında.
Karşımızdaki 8167 metrelik Dhaulagiri dağına.
Nasıl çıktığını anlamaya...
(http://www.tuncfindik.com/dhaulagiri-dagi-8125-m-tirmanis-haberleri/)

Kahvaltımız bitti.
Şimdi ayrılık vakti.
Anımsayacağız güzel anılarla Poonhill'i.
Ve de güzel Ghorepani'yi...

"Hoşgeldiniz" ve "Namaste".
Yazılarıyla girmiştik Ghorepani'ye.
İki gün önce.
Ayrılıyoruz şimdi "tekrar görüşmek üzere" sözüyle...

Ghorepani, 2874 m yüksekliğinde.
İneceğiz buradan  2850 m rakımlı Tadapani'ye.
Aradaki fark görünse de sadece 25 metre.
Ama çıkacağız önce  3180'lere, Durali'ye...

Yolumuz uzun.
Önce tırmanıyoruz, oldukça yükseliyoruz.
Dönüp arkamıza bakıyoruz.
Ghorepani'yi son kez yukarıdan gözlüyoruz...

Sonra ormana giriyoruz.
Her taraftan sarılıyoruz.
Beyaz-kırmızı-pembe çiçeklerle.
Orman gülleriyle...

Rhododendron'lar var Karadeniz'de de.
İnsan boyunda bitkiler halinde.
Sarı-mor ve beyaz renkleriyle.
Dağlarda tepelerde, her yerde...

Ama buradakiler farklı.
Her yan kocaman ağaçlarla kaplı.
Andırıyor koca bir ormanı.
Hepsinin kıpkırmızı dalları...

İlerliyoruz orman içinde sohbet ederek.
Kâh çıkarak, kâh inerek.
Bazen mola vererek.
Bazen de bir su kıyısında serinleyerek...

Bitmek bilmeyen merdivenler.
Yeşillikler, değişik bitkiler.
Rengârenk çiçekler.
Uçuşan kelebekler...

Gerçekten de.
Çok güzel bir yürüyüş yolu.
Doğanın içinde.
Yürüyorsunuz binbir güzellikle...

Gün batımına doğru.
Ulaşıyoruz Tadapani'ye.
Burada uyuyacağız bu gece.
Dolunay'la birlikte...


Ghorepani-Tadapani yol fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6310403810327520801#6310403825792910498
.