YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

25 Temmuz 2016 Pazartesi

TADAPANİ'YE DOĞRU...


22 Nisan 2016 Cuma


Sabah kahvaltımızı yaptık.
Ghorepani'de otelimizin terasında.
Yine 7-8 binlik dağlarla.
Müthiş görüntüler arasında...

Bakıp bakıp yeğenim Tunç'u andık aslında.
2009 yılında.
Karşımızdaki 8167 metrelik Dhaulagiri dağına.
Nasıl çıktığını anlamaya...
(http://www.tuncfindik.com/dhaulagiri-dagi-8125-m-tirmanis-haberleri/)

Kahvaltımız bitti.
Şimdi ayrılık vakti.
Anımsayacağız güzel anılarla Poonhill'i.
Ve de güzel Ghorepani'yi...

"Hoşgeldiniz" ve "Namaste".
Yazılarıyla girmiştik Ghorepani'ye.
İki gün önce.
Ayrılıyoruz şimdi "tekrar görüşmek üzere" sözüyle...

Ghorepani, 2874 m yüksekliğinde.
İneceğiz buradan  2850 m rakımlı Tadapani'ye.
Aradaki fark görünse de sadece 25 metre.
Ama çıkacağız önce  3180'lere, Durali'ye...

Yolumuz uzun.
Önce tırmanıyoruz, oldukça yükseliyoruz.
Dönüp arkamıza bakıyoruz.
Ghorepani'yi son kez yukarıdan gözlüyoruz...

Sonra ormana giriyoruz.
Her taraftan sarılıyoruz.
Beyaz-kırmızı-pembe çiçeklerle.
Orman gülleriyle...

Rhododendron'lar var Karadeniz'de de.
İnsan boyunda bitkiler halinde.
Sarı-mor ve beyaz renkleriyle.
Dağlarda tepelerde, her yerde...

Ama buradakiler farklı.
Her yan kocaman ağaçlarla kaplı.
Andırıyor koca bir ormanı.
Hepsinin kıpkırmızı dalları...

İlerliyoruz orman içinde sohbet ederek.
Kâh çıkarak, kâh inerek.
Bazen mola vererek.
Bazen de bir su kıyısında serinleyerek...

Bitmek bilmeyen merdivenler.
Yeşillikler, değişik bitkiler.
Rengârenk çiçekler.
Uçuşan kelebekler...

Gerçekten de.
Çok güzel bir yürüyüş yolu.
Doğanın içinde.
Yürüyorsunuz binbir güzellikle...

Gün batımına doğru.
Ulaşıyoruz Tadapani'ye.
Burada uyuyacağız bu gece.
Dolunay'la birlikte...


Ghorepani-Tadapani yol fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6310403810327520801#6310403825792910498
.


22 Temmuz 2016 Cuma

POON TEPESİ...


21 Nisan 2016 Perşembe, Poonhill


Sabahın 04.00'ünde.
Yatağımızdan kalktık Ghorepani'de.
Çıkacağız Poon Tepesi'ne.
Manzarayı seyretmeye...

Şimdi deseniz de.
Çıkmak için mi geldin bir tepe'ye.
Bulamadın mı bir zirve.
7-8 bin'lik Himalayaların içinde...

Haklısınız vallaha.
Adımız Hıdır olmasa da.
Elimizden gelen, 70 yaşımızda.
Çıkabiliyoruz ancak 3200'lük bir dağa...

Tek Bahadur Pun isimli.
Bir Gurkha askeri.
Ve de bir eğitimci.
Buraya adını veren bir Nepal'li...

Bu cenneti.
Diğer insanlar da görsün, seyretsin diye.
Başlamış merdiven döşemeye.
Ghorepani'den Poonhill'e...

Şimdi günümüzde.
Her gün geliniyor ziyarete.
Bu tepeye.
Yüzlerce trekkingci ile...

Ghorepani'den 336 m yüksekte.
3210 m rakımlı bu tepe.
Muhteşem gün doğumu görüntüsüyle.
Dünyanın en iyi trekking rotası niteliğinde...

Bir çok trekkingci geliyor buraya.
7-8 bin metre yükseklikte dağlarla.
Çevrili bu alana.
Sabahın alaca karanlığında...

Önce gecenin karanlığı.
Sonra seher vakti.
Tanyeri'nin ağarması.
Ve yavaş yavaş dağların ortaya çıkması...

6 bin'lik, 7 bin'lik, 8 bin'lik sıra dağlar.
Dhaulagiri'ler, Machapuchere'ler, Annapurna'lar.
Sivri zirveler, dik uçurumlar.
Bembeyaz buzullar, süratle savrulan karlar...

Bakıyor, tekrar bakıyorsunuz.
Sürekli fotoğraf çekiyorsunuz.
Üç günde 5000 küsur basamak merdiven çıktığımıza.
"Vallahi değdi" deyip, geri dönüyorsunuz...


Poonhill fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6308701097135268609#6308701136343949938

.

19 Temmuz 2016 Salı

GHOREPANİ...


20 Nisan 2016 Çarşamba

Yorgundum.
Ulleri’de erkenden yattım.
Haliyle sabah vakti.
Gün ışırken kalktım…

Pencereyi açtım.
Açmamla çarpıldım.
7000 metrelik dağlar arkasından.
Tanyerinin renklerine daldım…

Sessizliğin sesinde.
Dere gürültüsü içinde.
Kuş ötüşleriyle.
Daldım sabahın güzelliğine…

Sonrasında Murat,  Julide.
Ve Hüseyin ile birlikte.
7000’lik dağların eşliğinde.
Kahvaltımızı yaptık Yak peyniri ve pekmezle…

Sonra yola koyulma.
Yine biteviye merdiven tırmanma.
Orman arasında, su kenarında.
Yürüyüş dura, kalka…

Öğlen yemeği.
Açgöz Restoran’ında.
Karnımız pek doymasa da.
İdare ettik olanla…

Katırlar, koyunlar arasında.
Yükseldik biraz daha.
1.5 saat sonra.
Vardık Ghorepani’ye 2874 m rakımda…

Ghoraat” demek Nepali lisanında.
Pani de “su” anlamında.
Su varmış burada.
Eski gezginlerin katırlarına…

Ghorepani  günümüzde.
Yürüyüşçülere.
Ve tırmanmak için Poonhill’e gelenlere.
Kucağını açıyor sevgiyle…

Küçük bir köy burası da.
Taş binaları ve çatılarıyla.
Temiz yollarıyla.
Ve sevimli insanlarıyla…

Köyde biraz dolaşıyoruz.
Yine erkenden yatıyoruz.
Sabah karanlıkta kalkacağız.
Gün doğmadan Poonhill’de olacağız…

Ghorepani fotoğraflarım:
.

17 Temmuz 2016 Pazar

333.333



Bu sitede.
İlk Blog yazım.
23 Kasım 2007 tarihinde.
Yayınlanmış "Atatürk'e Ağıt" biçiminde...

10 yıla yakın bir zaman aralığında.
639 yazı yayınlamışım tamı tamına.
60 bin'e yakın fotoğrafla.
Yine bu Blog'da...

İki gün önce.
15 Temmuz 2016 tarihinde.
"Poonhill Trekkingi Başlıyor" başlığıyla.
639. yazım yayınlandı burada...

Bu yazıdan kısa bir zaman sonra.
Bloğum görüntülenmiş okuyucularımca.
Tam 333.333 tıklamayla.
Ulaşmış rekor bir sayıya...

9 yıldır yazıyorum burada.
Değişik konularda.
Özetle ve kısaca.
Yazdıklarım pek incir çekirdeğini doldurmasa da...

Teşekkür borçluyum herkese.
Beğenene de, beğenmeyene de.
Yazılarıma bir kere bakana da.
639 tane yazımı okuyana da...

333.333 tıklama.
Önemli bir sayı oldukça.
Benim için aslında.
Okunduğumu bilmek babında...

Şunun şurasında.
20 yıl var daha.
Üç mislini yazdıktan sonra.
Bir milyon'a ulaşmakta...

Sağlıkla.
Ve hep bir arada.
Daha nice yıllarda.
Dilerim birlikte oluruz bu blog'da...

Teşekkür ve saygılarımla...


.









15 Temmuz 2016 Cuma

POONHILL TREKKING BAŞLIYOR...


19 Nisan 2016 Salı...

Katmandu ve sonrasında da.
Pokhara.
Gezilerinden sonra.
Poonhill Trekking”imiz başlamakta…

Bu gün Pokhara’dan ayrılacağız.
Otomobille birkaç saat yol alacağız.
Sonra Nayapul kasabasında.
Gireceğiz Annapurna Koruma Alanı’na…

Nayapul’dan sonra.
Birçok farklı yürüyüş yolu var.
Biz “Poonhill rotası”nı izleyeceğiz.
3200 metrelik Poonhill’e çıkacağız…

Ama önce zorlu bir yürüyüşle.
Çıkacağız Ulleri’ye.
1960 m yüksekliğe.
Ulleri’de dinleneceğiz bir gece…

Pokhara’dan çıkar çıkmaz daha.
Himalayalar tüm görkemiyle karşımızda.
Köyler, yeşillikler, dağlar arasında.
Otomobille ulaşıyoruz Nayapul’a…

Burası 8000’lik Annapurna Base Camp’ına.
Ya da Annapurna dağlarının çeşitli noktalarına.
Ulaşmak amacıyla.
Kullanılan ilk nokta…

Yürüyüşe başlıyoruz sabah 10.00’da.
3800 basamaklı bir merdiveni tırmanıp.
Dura kalka, güle oynaya.
Ulaşıyoruz Ulleri’ye saat 17.30’da…

Nayapul’da 1010 m yükseklikten başladık.
900 metre’den fazla tırmandık.
Katır terleten yokuşları aştık.
Ulleri’de 1960 metre yüksekliğe ulaştık…

Şimdi biraz dinleneceğiz.
Kendimize geleceğiz.
Terimizi atacağız
Sabah Ghorepani’ye doğru hareket edeceğiz…

Poonhill Trekking ilk fotoğraflarım:
.


10 Temmuz 2016 Pazar

ANTANDROS...


Samos’daydık 15 gün önce.
Kaldık “Aiolis” isiminde bir otelde.
Hiç duymamıştım bu ismi evvelce.
Araştırdım ki antik bir bölge burası ülkemizde…

Aiolis bölgesi, Kazdağı eteklerinden.
Yani Edremit Körfezi’nden.
İzmir’e.
Gediz nehrine kadar uzanan bir bölge…

MÖ 1200 senelerinde.
Kurulduğu söylenmekte  Aioller’ce.
Bozcaada ve Midilli de.
Bu bölgenin sınırları içinde…

İşte bu bölgenin içinde.
"Antandros" önemli bir antik yerleşke.
Truva savaşından kaçan askerlerce.
Kurulmuş İda dağı eteklerinde…

Antandros’ta idim Bayramın sonunda.
Edremit’in mahallesi konumundaki Altınoluk’ta.
Kısa bir ziyaret yaptım Antandros’a.
Kaz dağları’nın hemen kıyısında…

Anayolun  kenarında yer alıyor kazı alanı.
Her yan yaşlı zeytin ağaçlarıyla kaplı.
Edremit Körfezi  manzaralı.
Koca bir Roma dönemi evi, 6 odalı…

Yamaç ev diye tanımlanıyor.
MS 4. yüzyıla tarihleniyor.
Yaklaşık 33 m uzunlukta.
Muhteşem mozaikler odaların tabanında…

Ana yol üzerinde.
Yaklaşık 300 metre ileride.
Geliyorsunuz.
Kentin Nekropolis’ine…

Güya sit alanı.
Burası.
Yazlıklar nekropolis’in yakınında değil.
Tam içinde, iç içe…

İş işten geçmiş.
Yazlıklar zaten nekropol’ün bir bölümünü.
Çoktan işgal etmiş.
Neyse ki 400 kadar mezar bize kalmış…

Her iki ören yerinde de.
Kazılar başlamış 2001 senesinde.
Devam ediliyor halâ Ege Üniversitesi’nce.
Büyük bir gayretle, titizlikle…

Anlaşılan mali sorunlar var.
Çok iyi niyetlere rağmen.
Ören yeri maalesef bakımsız.
Bilgilendirmeler, işaretlemeler yetersiz…

Ören yerini gezmek, görüntülemek zor.
Taban mozayikleri bakımsız, tozlu.
Eserler özensiz bir tel örgüyle kapatılmış.
Gezip, görmek zorlaştırılmış…

Belli ki Üniversitenin maddi desteği az.
Belediyeler de zaten bu işlere sıcak bakmaz.
Sponsor bulmak da her zaman mümkün olmaz.
Arkeologlarımız "davul zurna çalsa" bu durumda az!..


Antandros Ören yeri fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/6305619350483561217#6305666001422109602

.


8 Temmuz 2016 Cuma

BİRGİ...


İzmir'e gelenler.
Kordon'da gezerler.
Çeşme'ye, Urla'ya giderler.
Alaçatı'ya, Foça'ya da giderler.
Ama Birgi'yi görmeden İzmir'den ayrılırlar...

Daha fazlası kesinlikle vardır.
Ama Birgi'nin hiç eksiği yoktur.
Ne Karabük'ün Safranbolu'sundan.
Ne de Bursa'nın Cumalıkızık'ından...

Gözden ırak olan.
Gönülden de uzak olur demişler.
Doğru da söylemişler.
Tam da Birgi'yi tarif etmişler...

Birgi, İzmir'e 150 km uzakta. 
Yolu otoban değil daha.
Gidip gelmesi biraz müşkül olsa da.
Görülmesi gerekli bir yer aslında...

Geçmişi başlıyor MÖ 7. yüzyılda.
Lidyalılar'la.
Ardından Frig, Pers, Roma ve Bizans'la.
Ve Başkentlik yapıyor Aydınoğulları'na...

Ardından devam ediyor Osmanlılar'la.
Ve Türkiye ile Kurtuluş Savaşından sonra.
Adı Pyrgion Roma döneminde.
Değişerek Birgi oluyor günümüzde...

Birgi, Ödemiş ilçesine bağlı.
3000 nüfuslu.
Sarıyar deresinin iki yamacında kurulu.
Bir köy, şirin-sevimli ve mutlu...

Çınar ve ceviz ağaçları arasında.
Taş kaplı güzel bir yolla.
Ve güzel evler arasında.
Giriş yapıyorsunuz buraya...

Tertemiz, bakımlı kiremitli evler.
Hiç değişmemiş günlük yaşamında köylüler.
Sebiller, çeşmeler, camiler.
Dinlenebileceğiniz güzel kahveler...

1763 yapımı, üç katlı.
İşlemeli tavanı ve odaları.
İle bir mimarlık harikası.
Muhteşem Çakırağa Konağı...

700 yıldan eski.
Beylikler dönemi.
Ve turkuaz çini minareli.
Mehmet Bey Camii...

Çok güzel restore edilmiş.
Bembeyaz köy evleri.
Henüz onarım görmemiş.
Yaşanan köy haneleri...

Güzel, cana yakın insanlarıyla.
Tarihi mekânlarıyla.
Eski köy yapısıyla.
Birgi, görülesi bir yer aslında...


Birgi fotoğraflarım:

.