YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

13 Nisan 2016 Çarşamba

NAMASTE DEMEYE...


Tam bir yıl önce.
2015 senesinde.
Gitmiştik programlı bir geziye.
Hindistan ve Nepal’e…

Hindistan gezisini yapıyorduk.
Bir hafta sonra.
Geçecektik doğrudan  Pokhara’ya.
Nepal’in bu güzel kasabasına…

Nepal’de deprem olmuştu.
Pokhara 7.8 şiddetinde depremle sarsılmıştı.
Bizler de bu sarsıntıyı.
800 km öteden hissetmiştik…

Sonra haberler geldi.
Pokhara ve çevresi .
Büyük hasar görmüştü.
Çok sayıda ölü vardı…

Oteller yıkılmış, yollar kapanmıştı.
Nepal'e gitmenin anlamı kalmamıştı.
Nepallilerin işi zaten başından aşmıştı.
Yaralarını temizlemekle uğraşıyorlardı…

Nepal gezimizi iptal ettik.
Türkiye’ye dönecektik.
Ama söz verdik.
Ayni ekip bir yıl sonra Nepal’e gidecektik…

Bir yıl bugün doldu.
Yarın çıkıyoruz yola.
Önce Kathmandu’ya.
Ardından da Pokhara’ya…

Kathmandu’yu daha önce gezmiştim.
Güzel insanlarını sevmiştim.
Onlara  namaste” demiştim.
Bir kısmını da görüntülemiştim…

Birkaç gün yine Kathmandu’dayız.
Burayı gezeceğiz.
Sonra Pokhara’ya gideceğiz.
Pokhara’nın çevresindeki güzellikleri göreceğiz…

Sonrasında Himalaya’lara merhaba diyeceğiz.
3000 m dolaylarında trekking yapacağız.
Her gün en az 5-6 saat yürüyeceğiz.
Dağda her gün 20-25 km yol alacağız…

Şimdi yolumuz Nepal'e.
15 gün geçtiğinde.
Tekrar görüşmek üzere.
Namaste şimdiden tüm Nepallilere…

Nepal Fotoğrafları  (internetten alınmıştır) :   

.





10 Nisan 2016 Pazar

ZİNGAL ORMANLARI...


İki büyük ve güzel ormandır.
Zindan ve Çangal.
1920 senelerinde.
Ayancık'ın 40 km güneyinde...

1926 senesinde.
Yapılan bir sözleşmeyle.
Bu iki orman.
Türkiye Kibrit Tekeli AŞ'ne verilir...

Bu sözleşme.
Hemen ertesinde.
Zindan ve Çangal TAŞ'ne.
Devredilir...

Yeni Şirketin adı.
ZİNdan ve ÇanGAL adları.
Birleştirilir.
Ve ZİNGAL yapılır...

Bu arada.
Ayancık kıyısında.
Belçikalılarca.
Ayancık Kereste Fabrikası kurulur hızlıca...

O yıllarda.
Avrupa'nın da.
En büyük Kereste Fabrikası'dır.
Bu Fabrika Ayancık'ta...

Sözleşmeye uymaz Belçika'lılar.
Ormanı hızla talan etmeye başlarlar.
Ulu ağaçları keserler.
Yerine yenilerini dikmezler...

Sözleşme feshedilir Bakanlar Kurulu'nca.
1945 yılında.
El konulur.
Orman İşletmesi'ne ve Fabrika'ya...

Uzun uğraşılarla.
Ve açılan hukuk davaları sonucunda.
Zingal Şirketi satın alınır 1954 yılında..
3.5 milyon Liraya...

Ancak TC Hükümeti.
Daha önceden, 1945 yılında.
El koymuştur ormanlara.
Ve hızla başlamıştır buraları ağaçlandırmaya...

Ben ilk kez 1990'lı yıllarda.
Gitmiştim Çangal Ormanları'na.
Rahmetli Cengiz Oğuz'la.
Bir Şubat ayında...

En az 2 m kar vardı etrafta.
Orman idaresinin aracıyla.
Güçlükle ulaşabilmiştik.
Çangal ormanlarına...

Muhteşem bir ormandı.
Buradaki Çangal Ormanları.
30-40 m boyunda.
Kayın ve Çam ağaçlarıyla kaplı...

Sonrasında.
Hemen hemen her yılda.
Hem de birkaç defa.
Gittim bu ormana...

Benim doğduğum yıllarda.
Yeniden başlanmıştı bu ormanda ağaçlanmaya.
Büyük keyif alırdım burada benim yaşımdaki.
Ağaçların arasında dolaşmaya...


Zingal ve Çangal Ormanları Fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipOKBCvcMnoi3MzT3obJlDUypZJIKfOBWNi9AqrohgKVz4NXwk3VJ476v4EjbJE3DQ/photo/AF1QipM0S3AdasEs7AdT9JtQXruyFFjRyWpCvGyjG_Pg?key=ZmlVYlN5UkIwLUNqU3Bhanp0a0k5Z1cyS1BSUkNB
.

4 Nisan 2016 Pazartesi

ALİNDA...


Eski senelerde.
Giderken Ankara'dan Marmaris'e.
Yolumuz düşerdi.
Çine deresi vadisine...

Uzun yolculuğun ardında.
Yolun sonunda ve sıcak havada.
Ulaşırdık Çine çayına.
Zakkumlar arasında...

Değişken büyüklükte.
Yuvarlak şekilleriyle.
Birçok granit kütlesiyle.
Seyahat ederdik birlikte...

Antik Çine çayı.
Marsyas deresinin yeni adı.
Büyük Menderes'in bu en büyük kolu.
Athena, Apollon ve Midas'a olmuş konu...

Bu hafta sonunda.
Güzel bir bahar havasında.
Birlikte idik dostlarla.
Çine yakınlarında...

Alinda.
Çine'ye 17 km uzaklıkta.
Antik bir yerleşim yeri aslında.
Nefis bir konumda...

Tarihçesi dayanıyor Hititler zamanına.
II. Mursilis'in mektubuna.
İyalanda kendine vardığına.
Ancak içeriye alınmadığına...

Ancak daha önemli bilgi.
Karya Kralı Piksodaros'la ilgili.
Mausolos'un kardeşi Ada'yı MÖ 340 senesinde.
Buraya sürgüne gönderdi...

Aradan 6 sene geçti.
Büyük İskender, Alinda'ya geldi.
Ada ile anlaştı, Alinda'yı aldı.
Ve ardından Ada'yı Karya Kraliçesi yaptı...

Alinda, granit muhteşem taş yapıları.
Kayalara oyulmuş Sarnıçları.
Taş kuleleri, Surları, Agora'sı.
Nekropol'ü, Tiyatro'su ve Su kemerleri ile.

Gezilesi, görülesi antik bir bölge...


Alinda Fotoğraflarım: 
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Alinda#6269657720596191058
.


2 Nisan 2016 Cumartesi

HAMZA RÜSTEM FOTOĞRAF MÜZESİ...


Girit'li bir Osmanlı aydınıydı.
Girit'i ilk fotoğraflayan adamdı.
Knossos kazılarını ilk o fotoğraflamıştı.
Mübadele'ye kadar Girit'te kaldı...

Mübadele ile İzmir'e geldi 1923 yılında.
Kemeraltında Emirler Hanı'nda.
Başladı çalışmaya.
Yan yana dört dükkânda...

Fotoğraf malzemeleri aldı.
Makina ve fotoğraf eczaları sattı.
Karanlık odalar kurdu.
Teras katını stüdyo olarak kullandı...

İzmir'in yaşamını fotoğrafladı.
Günümüze bir çok görsel anılar taşıdı.
1964 yılında işini bıraktı.
Oğlu Rüstem işi devraldı...

Günümüzde ayni mekânda.
Torunu Mert Rüstem.
Devam etmekte ayni mesleğe.
Büyük bir hevesle...

Hamza Rüstem'den geriye kalan.
Sayısız objelerden bir bölümü.
Karşıyaka'da Hamza Rüstem Fotoğraf Müzesinde.
Sergilenmekte...

Müthiş bir Müze aslında.
1860'tan 1960'a yüz yılda.
Fotoğrafla ilişkili ne varsa.
Bu Müze'de bulunmakta...

Tripodlar, flaşlar, aksessuarlar.
Kartpostallar, fotoğraflar.
Efemeralar, stüdyo malzemeleri.
Tümü burada sergilendi...

Fotoğrafın sanki bir tarihçesi.
Eskisi, yenisi.
İzmir'in kent belleği.
Burada saklı sanki hepsi...

İlginç Kamera Obscura'sı ile.
Müthiş Panoramik İzmir görüntüsüyle.
Hamza Rüstem'in resimleri ve heykeliyle.
Gidip gezilip, görülesi canlı bir Müze...


Hamza Rüstem Müzesi'nden fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/HamzaRustem#6262773829553106994
.