YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

31 Ocak 2014 Cuma

MURAT TOKAÇ İLE...


Dün sevgili  Murat telefon etti.
"Hocam, İzmir'deyim.
Bu akşam Konserim var.
Beklerim" dedi...

Çok sevindim.
Murat'ı çocukluğundan beri bilirdim.
Babası Turgut Tokaç Samsun'da iyi bir Hekimdi.
Çok da mükemmel bir neyzendi...

Muayenehanelerimiz karşılıklıydı.
Belirli zamanlarda müzik çalışılırdı.
Müziğin güzel nağmeleri.
Muayenehanemden içeri süzülürdü...

Zaman zaman ziyaret ederdim.
Turgut ağabeyi.
Müzik eğitimlerini izlerdim.
Zaman zaman ben de eşlik ederdim...

Murat Tokaç babası gibi ney üflerdi.
Sonra tanbur'a yöneldi.
Genç yaşta epey ilerleme gösterdi.
İyi bir müzisyen olacağı belliydi...

Sonra OMÜ Tıp Fakültesi'ne girdi.
Başarılı bir öğrencimizdi.
Tıp Fakültesi'ni bitirdi.
Meslektaşımız oldu...

Sonra doktorasını yaptı.
Mikrobiyoloji'de Uzman oldu.
Müziği hiç bırakmadı.
Tanbur ve Ney'de virtiyözdü...

Yakından izliyordum kendisini.
Konserleri.
CD'leri.
Birbirini izledi...

Müthiş bir müzik bilgisi vardı.
Ney ve tanbur'da  üstatdı.
Seveni.
Ve takdir edeni çok fazlaydı...

10 yıl önce.
Getirildi.
Devlet Klasik Türk Müziği.
Koro şefliğine...

Dr. Murat Tokaç şu anda.
Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Güzel Sanatlar Genel Müdürü olarak.
Görev yapmakta..

Dün gece İzmir'de.
Derya Türkan kemençede.
Murat Tokaç tanburda.
Konser verdiler bir arada...

Öylesine uyumlu.
Öylesine güzel sundular ki.
Konseri.
Kulaklarımızın pası silindi...

Konserden sonra kuliste buluştuk.
Murat'la sarıldık, hasret giderdik.
Eski günleri yad ettik.
Sonra da sevgiyle vedalaştık...


Murat Tokaç'tan Nikriz Oyun Havası:
https://www.youtube.com/watch?v=Bs8nKwBgIYU
.


30 Ocak 2014 Perşembe

KARANTİNALI DESPİNA...


“bir kentin tarihini şairler ve müzisyenler yaratır; 
tarihçiler sadece onları kaleme alırlar...“
İzmir'li tarihçi Heredot'un sözüyle.
Başladı müzikal...

İzmir doğumlu
Atilla İlhan'ın
Karantinalı Despina'sı
ile devam etti :

bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına 
çıktı mı deprem sanırdın 'kara kız' kantosuna 
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan 
muammer bey'in gözdesi karantina'lı despina 

çapkın gülüşü, şöyle faytona binişi kordelia'dan 
ne kadar başkaydı her kadından her bakımdan 
sınırsız bir mutlulukta uyuturdu muammer bey'i 
ustalıkla damıttığı o tantanalı aşklarından 

işgal altüst etti nasıl da izmir'de her şeyi 
öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi 
körfez'de parıldayan yunan zırhlılarına karşı 
miralay zafiru'yla ispilandit palas'ta sevişmeyi 

gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması 
havuzda samanyolunun hisarbuselik şarkısı 
demlendikçe yalnızlığı aydınlanıyor muammer bey 
olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması...

İzmir'li Nurhan Damcıoğlu'nun kantoları
İzmir'li Ulvi Puğ'un İzmir şiirleri
İzmir'li Balerin Burcu Olguner ve
Balet Görkem Dizdar'ın tangoları, valsleri...

İzmir Devlet Klasik Türk Müziği
Ses sanatçısı Derya Gönüldaş Rumca şarkılarla
İzmir Devlet Operası sanatçısı Oğuz Çimen
Şarkılarla, türkülerle katıldılar.

İzmir'in tarihi dokusu
Karantina'sı, Agora'sı, Kadife Kale'si, Konak Saat Kulesi
İzmir'li ressam Cahit Koççoban tarafından
Canlı olarak resimlendi...

Müziği
Turkish Brass Ensemble
Büyük bir güzellikle
İcra etti...

Müzikalin metnini
Yine bir İzmir'li
Eski Devlet ve Kültür Bakanı
Yılmaz Karakoyunlu yazmıştı...

Destek
Konak Belediyesi'nden gelmişti.
Bize de
Bol bol alkışlamak düşmüştü...

Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde dün gece
“bir kentin tarihini şairler ve müzisyenler yaratır; 
tarihçiler sadece onları kaleme alırlar“ sözüyle başlamıştı.
Hep birlikte ve ayakta 10. Yıl Marşı'yla sonlandı...


Timur Selçuk'tan Karantinalı Despina:
http://www.zapkolik.com/video/timur-selcuk-karantinali-despina-504647

.


29 Ocak 2014 Çarşamba

PLAYA DEL CARMEN...

-21 Ekim 2013 Pazartesi-

İşimiz erken bitmişti Tulum'da.
60 km sonra da.
Ulaşmıştık yemyeşil bir yolla.
Playa del Carmen kasabasına...

Güneş batmamıştı daha.
Attık kendimizi sokağa.
Çok güzel bir yer geniş kumsalıyla.
Playa del Carmen denen bu kasaba...

Küçük bir balıkçı yerleşim yeriymiş.
Sonra keşfedilmiş.
Cozumel'e dalış için gelenlerce.
Çok değil birkaç yıl önce...

İnce kumlu deniziyle.
Bu kumsala paralel ve dik caddeleriyle.
Renkli atmosferiyle.
Dönüşmüş tam bir turizm cennetine...

Kucak açıyor binlerce turiste.
Özellikle de büyük gemilerle gelenlere.
Turistler gündüz denizde.
Gece de eğlencede...

En önemli caddesi Quinta Avendida.
Fifth Avenue veya 5. Cadde anlamında.
Bütün aktiviteler burada.
Sabahtan gece yarısına...

Oteller, galeriler, barlar.
Restoranlar, kafeteryalar.
Hepsi de marka çok sayıda dükkânlar.
Bu caddede bulunuyorlar...

Sadece bunlar değil.
Düzgün yerleşimi.
Mavi denizi ve bol turisti.
Gözde bir yer yapıyor Playa del Carmen'i...

Yazık ki bir gece kalacağız.
Burada.
Sabah erkenden ayrılacağız.
Chichen Itza için yola çıkacağız...


Playa del Carmen fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/PlayaDelCarmen#5973808442732877506

.


27 Ocak 2014 Pazartesi

TULUM...

-21 Ekim 2013 Pazartesi-

Coban, Caracol, Bacalar derken.
Bugün de Tulum'a gideceğiz erkenden.
Bir Maya yerleşim yeri daha gezeceğiz.
Yeniden...

Chetumal'den ayrılıyoruz.
Yola koyuluyoruz.
270 km yol gidiyoruz.
Masmavi bir deniz kenarında duruyoruz...

Denize komşu.
Tek yerleşim birimiymiş.
Tulum.
Tüm Maya medeniyetlerinin...

Karaib denizi kıyısında.
Yerden 15 m kadar yüksek bir yamaçta.
Birçok tapınak ve sunak.
Tulum, Mayalar için bin yıllık bir barınak...

Çit, siper veya.
Duvar anlamında.
Tulum sözcüğü.
Yucatan Maya lisanında...

Gerçekten de.
Denizden yüksekliğiyle.
Kale benzeri görünümüyle.
Karşı koymuş yıllarca işgalcilere...

Bu nedenle.
Direnmişler 70 sene.
İspanyol işgalcilerine.
Bile...

Buranın mimari yapısı kadar.
Çok ilgimizi çekti.
Ayağımızın altında dolanan.
Yüzlerce İguanalar...

Sonunda veda ederken bu tarihi yöreye.
Cam göbeği maviye ve yeşile.
Gidiyoruz bir başka turist cennetine.
Playa del Carmen'e...


Tulum fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Tulum#5972176808325596642

.

24 Ocak 2014 Cuma

BACALAR...

-20 Ekim 2013 Pazar-

Bugün ayrılıyoruz Belize'den.
Bu güzel ülkeden.
Meksika'ya geçiyoruz.
Belize'nin güzelliklerini tam göremeden...

Sabah erkenden kalkıyorum.
Güneşin doğuşunu seyrediyorum.
San Pedro'nun doğu kıyısından.
Karaibler'in tam ortasından...

Yeniden Water Taxi'mize biniyoruz.
Adalar arasında slalom yapıyoruz.
Masmavi denizi arkada bırakıyoruz.
Belize City'ye yeniden geliyoruz...

Burada minibüsümüze biniyoruz.
Belize nehri kıyısınca ilerliyoruz.
Kuzey otoyolu'na çıkıyoruz.
2.5 saatte sınıra ulaşıyoruz...

Bir sürü işlem, sorgulama.
Her iki sınırda da.
Yürüyerek giriyoruz.
Sonunda Meksika'ya...

Değişiyor minibüsümüz de.
Rehberimiz de.
Rotamız bu kez.
Chetumal'e...

Ama uğrayacağız önce.
Büyük bir lagüne.
Bacalar isminde.
7 renkli bir göle...

Eski bir Maya yerleşim yeri Bacalar.
İşgal etmeden önce İspanyollar.
İsmi b'ak halal'dan geliyormuş.
Maya lisanında sazlıkla çevrili yer demekmiş...

16. yüzyılda.
İspanyollar burayı işgal etmiş.
Adını Bacalar'a çevirmiş.
Bir de güzel kale inşa etmiş...

Güzel bir gölmüş Bacalar.
Güneşin değişimine göre.
Görebiliyormuşsunuz 7 rengi de.
Günün değişen saatlerinde...

Önce sabahtan beri aç olan.
Karınlarımızı doyurduk.
Fajita'larımızı midelerimize indirdik.
Sonra da gölde tekne ile gezmeye çıktık...

Bacalar, kuzeyden güneye.
54 km uzunluğunda.
2 km genişliğinde.
Uzun ince bir lagüna...

Hava bulutlu, bazen de çiseli.
Ama keyifle gezdik bu lagünü.
Tam göremesek de yedi rengini.
Sevdik biz bu gölün gizemini...

Sonra gecenin bir vaktinde.
Chetumal'e gelindi.
Modern ve temiz bir otelde.
Los Cocos'da gecelendi...


29 Ekim günlü fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Bacalar#5971064052774533954

.

22 Ocak 2014 Çarşamba

CAYE CAULKER...

-19 Ekim 2013 Cumartesi-

Tekne ile dönüş yoluna koyulduk.
Şnorkel ile resif gezimizin ardından.
Güzel anılarla ayrıldığımız.
Atlantik Okyanusu'nun kenarından...

Bir adaya uğrayacağız.
Karnımızı doyuracağız.
Akşama kadar burada kalacağız.
Ada'yı tanıyacağız...

Caye Caulker adanın ismi.
8 km boyu, 1.5  km eni.
Küçük bir yerleşim yeri.
Yaşıyor burada tam 1300 kişi...

Burada 57 otel varmış.
887 odalıymış.
Eskiden denizciler için burası.
İyi bir tatlı su kaynağıymış...

İspanyol gemicileri.
Gidermek için vitamin eksikliğini.
Bolca yerlermiş buradaki ağaçların meyvesini.
Ve uzun yolculuğun sonunda buldukları kakao eriğini...

Kako eriği yemeyeceğiz burada.
Gezeceğiz minicik bir adada.
Sıcak bir havada.
Palmiyelerin altında...

Küçücük adada grup dağılıyor.
Kimi karnını doyuruyor.
Kimi kafede oturup, vakit geçiriyor..
Kimi de yürüyerek adayı tanımaya çalışıyor...

Çok güzel kuşlar var.
Caye Caulker'de.
Kafanızın bir karış üstünde uçuşan.
Kumda, sulak alanda dolanan...

Akşamı ediyoruz burada.
Dönüyoruz tekrar San Pedro'ya.
Yarın veda edeceğiz Belize'ye.
Bu güzelim ülkeye...


Caye Caulker  fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/CayeCaulker#5970946226881790834
.

20 Ocak 2014 Pazartesi

RESİFLERDE...

-19 Ekim 2013 Cumartesi-

Bugün gidiyoruz yüzmeye.
Snorkel'le.
Karaib denizine.
Belize'nin resiflerine...

Belize Barrier Reef deniliyor.
Aslında buraya.
San Pedro kıyısına.
Yalnızca 700 m uzaklıkta...

Buralardan başlıyor.
Tam dört ülkenin kıyısını kapsıyor.
Belize, Meksika.
Honduras ve Guatemala'ya uzanıyor...

Mesoamerikan Barrier Reef Sistemi deniliyor.
900 km kadar uzanıyor.
Dünya Mirası Listesi'nde bulunuyor.
1966'dan beri UNESCO tarafından korunuyor...

En uzun barrier resif'i.
Batı yarıküresinin.
Ve ikinci en uzun resifi.
Tüm yeryüzünün...

Burası bir dalış merkezi.
Ve snorkel seyir cenneti.
Ayni zamanda balıkçılık endüstrisi merkezi.
Belize'nin bu resifi...

500 tür balığın varlığı.
Biliniyor bu sularda.
O da tahminen % 10'u kadar.
Şimdiye kadar saptananlar arasında...

Güzel bir havada.
Sıcak bir ortamda.
San Pedro'da.
Biniyoruz katamaran'a...

700 m ileride.
Ulaşıyoruz resif'e.
Masmavi bir denizde.
Sualtını gözlemleyeceğiz snorkelle...

Rehber, dalacakları önce bilgilendiriyor.
Kurallar hakkında onları uyarıyor.
Hazırlıklar yapılıyor, paletler takılıyor.
Ve hep birlikte denize atlanıyor...

100 m kadar ileriye gidiliyor.
Resif alanına ulaşılıyor.
45 dakika kadar su altı gözleniyor.
Ve büyük bir keyifle dönülüyor...

Sonrasında köpek balıkları geliyor.
Teknenin hemen altına.
Tekrar denize atlanıyor bir daha.
Bir süre birlikte yüzülüyor onlarla da...

Sonra bir yolculuk yapılıyor kısaca.
Komşu bir adaya.
Birkaç saatliğine sadece.
Orayı da görmeye...

Caye Caulker burası.
Komşu bir resif adası.
Rivayete göre güzelmiş buranın da.
Suyu ve havası...


Şimdilik resif gezisi fotoğrafları:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/ResifGezizi#5970235033264721650
.


17 Ocak 2014 Cuma

SAN PEDRO...

-18 Ekim 2013 Cuma-

İki saat sonra, 17.00 dolaylarında.
Ulaşmıştık San Pedro'ya.
Hızlı bir araçla.
Deniz yoluyla...

Küçük bir yerleşim yeri.
Ambergis adasında bir eski.
Balıkçı köyü.
Günümüzde ise bir turizm cenneti...

Güneşli ve sıcak bütün mevsimlerde.
Sıcaklık sürekli 25-30 derece.
no shirt, no shoes, no problem”.
Adanın sloganı bu nedenle...

Büyük, ince ve dümdüz bir ada.
Palmiye ağaçları altında.
Hiç bir tepesi olmayan.
Ve de barış içerisinde yaşanan...

Karaib denizi kıyısında.
Mercan kayalıklarının karşısında.
Bembeyaz kumsalıyla.
Sıcakkanlı insanlarıyla...

Kıyıda birçok iskeleler.
Sayısız kayıklar, tekneler.
Masmavi denizde.
Sürekli hareket halindeler...

En fazla iki katlı evleriyle.
Çiçekli bahçeleri, dar caddeleriyle.
Elektrikli ulaşım araçlarıyla.
Burası renkli bir kasaba...

En önemli yanı.
Bu adanın.
Mercan kayalıklarının.
Ve Barrier reef'in burada olması...

Adanın hemen 700 m ötesinden.
Başlıyor bu resif.
900 km kadar da.
Güney'e ilerliyor...

Yılda 250 bin turist geliyor.
Ya dalıyor.
Ya da snorkelle seyrediyor.
Bu güzelim denizaltı olayını...

Yarın buraya gideceğiz.
Snorkelle deniz altını gözleyeceğiz.
Mercan kolonilerini göreceğiz.
Renkli balıklarla birlikte yüzeceğiz...


Şimdilik San Pedro fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/SanPedro#5969402135622694082

.

15 Ocak 2014 Çarşamba

BELİZE HAYVANAT BAHÇESİ...

-18 Ekim 2013 Cuma-

Şambriyel gezimiz tamamlandı.
Vaktimiz çok kısaydı.
Minibüsümüze atlanıldı.
Hemen yola çıkıldı...

Kısa bir yolculuk yapıldı.
Belize Hayvanat Bahçesi'ne varıldı.
Bir saat vaktimiz vardı.
Bunun anlamı hızla dolaşılmalıydı...

30 yıl önce düşünülmüş.
Belize Hayvanat Bahçesi.
1983 yılında yapılan.
Belgesel bir film çekiminin ardından...

50 km kadar uzaklıkta burası.
Başkent, Belize City'den.
48 türden 170 hayvan barındırıyor.
Tümü Belize ülkesinden...

Yılda 54 bin ziyaretçisi var.
Çoğu öğrenci.
Ayni zamanda bir Eğitim Merkezi.
Belize Hayvanat Bahçesi...

Jaguarlar, maymunlar, karacalar.
Baykuşlar, tukanlar, timsahlar,
Pumalar, akbabalar, kartallar.
Hepsi de buradalar...

Yıldırım hızıyla gezdik.
Bir çoğunu görüntülüyemedik.
Ama gördüklerimizden bile.
Çok fazla etkilendik...

Sonra tekrar koyulduk yola.
Bir saatlik bir yolculukla.
Ulaştık rahatlıkla.
Başkent Belize City'ye sonunda...

Kalacağız kısa bir süre burada.
Karaib denizi kıyısında.
Burası bir liman kenti aslında.
Belize nehri'nin hemen ağzında...

Nüfusu 70 bin civarında.
Büyük yolcu gemileri geliyor buraya.
Sonra da dağılıyorlar buradan.
Birçok turistik adaya...

Yolculuğumuz tekneyle.
Bundan sonra.
Hareket saatini beklerken.
Geziyoruz Belize'yi kısaca...

Sonra biletlerimizi alıyoruz.
Water Taxi'ye biniyoruz.
Karaib denizine çıkıyoruz.
Müthiş bir hızla ilerliyoruz...

Lacivert bir deniz, sıcak bir hava.
Tümüyle farklı bir coğrafya.
Tepesi bile olmayan birçok ada.
Hızla kalıyor arkamızda...

Varıyoruz gün batımında.
San Pedro'ya.
Otelimiz bembeyaz kumsalda.
Palmiye ağaçlarının arasında...


18 Ekim tarihli fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/BelizeZoo#5967689192096946658

.

13 Ocak 2014 Pazartesi

ŞAMBRİYEL SAFAMIZ...

-18 Ekim 2013 Cuma-

Puslu ve hafif yağmurlu.
Bir havaya uyanıldı.
San İgnacio'da.
Cahal Pech Village Resort'ta...

Yola çıkıldı.
Yağmur ormanına dalındı.
50 km kadar yol alındı.
Sibun nehri kenarında duruldu...

Seyahat edeceğiz Şambriyel'lerle.
Kısa bir süre bu nehirde.
Hani var ya gülüp geçtiğimiz gördükçe.
Otomobil iç lastikleri ile yüzenlere...

İşte öylesine.
Bir aktivite.
Gerçekleştireceğiz.
Şişme lastiklerle bu nehirde...

Önemli turistik eylemlerden biri.
Şambriyellerle nehirde bir gezi.
"Cave Tubing" İngilizcesi.
Aslında nehirde bir mağara gezisi...

10 yıldır yapıyorlar bunu.
Özellikle cruise gemileri ile gelenlere.
Kalabalık gruplu turistlere.
Maya dağlarının eteklerindeki nehirde...

Çok güzel organize olmuşlar.
Önce bilgilendirme yapıyorlar.
Şambriyelleri ve baş lambalarını veriyorlar.
Sonra da can yeleklerinizi giydiriyorlar...

Yürüyerek nehir kenarına geliniyor.
Masmavi, ılık suda serinleniyor.
Sonra 6'lı gruplar birbirine kenetleniyor.
Ve bir rehber eşliğinde hareket ediliyor...

İnanılmaz bir sessizlik.
Anlatılmaz bir yeşillik.
Cam göbeği bir mavilik.
Rahatlatıcı bir serinlik...

Kısa bir süre yol alıyorsunuz.
Sonra bir mağara ağzından giriyorsunuz.
Yolculuğa karanlıkta devam ediyorsunuz.
Mağaranın duvarlarını seyrediyorsunuz...

Su fazla derin değil.
Akıntı da fazla değil.
Kurulmuş şambriyel'lerinizle.
Geziyorsunuz farklı bir evrende...

Yaklaşık 45 dakika sürüyor.
Mağara içerisindeki gezimiz.
Hiç bitmesini istemediğiniz
Şambriyelli seyahatiniz...

Karanlıktan çıkıp kavuşuyoruz.
Tropik, yeşil bir ormana.
Yüzüp ısınıyoruz biraz daha.
Sımsıcacık suda...

Günün aktiviteleri bitmedi henüz.
Daha bir hayvanat bahçesi gezeceğiz.
Oradan Belize City'e gideceğiz.
Sonra da tekneyele San Pedro'ya geçeceğiz...


Şambriyel safası fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/CaveTubing#5967330452830316786
.

10 Ocak 2014 Cuma

KARAKOL'DA...

-17 Ekim 2013 Perşembe-

Yeni adımımızı atmıştık.
Daha sınırdan içeri.
Soluk bile almamıştık.
Belize sınırını geçeli...

Tenorumsu bariton sesiyle.
Süleyman bağırdı: "Arkadaşlar haydi!
Karakol'a gidiyoruz.
Hemen, şimdi..."

Sınırdan sorunsuz geçmiştik.
Hiç bir suç işlememişdik.
Pasaport kontrolünde de.
En güzel tebessümlerimizi vermiştik...

Nereden çıkmıştı şimdi.
Bu karakol işi.
Korktuğumuz başımıza gelmedi.
Neyse ki...

Caracol yazılıyor.
Ama karakol olarak okunuyor.
Hiçbir ilgisi yok.
Bizim bildiğimiz polis karakolu ile...

Aslında bir Maya yerleşim yeri.
"Salyangoz" anlamında "Caracol"un ismi.
Kıvrımlı yolları tıpkı adı gibi.
Maya dağlarının eteklerinde yeri...

Geniş bir Maya arkeolojik alanı.
San Ignacio'dan 40 km uzakta.
Macal nehri yakınında.
Caracol da ormanların arasında...

Maya'ların en geniş arkeolojik yeri.
Burası Belize'deki.
En görkemli dönemi belki.
Klasik dönemdeki MS 650 seneleri...

Caracol'un nüfusu ulaşmış 120 bin'e.
Klasik dönemde.
67 bin kişi yaşıyor Başkent Belize'de.
Günümüzde bile...

Beş meydan, bir tapınak yeri.
Ayrıca bir astronomi gözlem evi.
Bir top oyun alanı.
Ve de yüzlerce yapı...

İçinde yeşil bir ormanın.
En güçlü kenti.
Ve de politik merkezi.
Caracol, o dönemde tüm Maya dünyasının...


Caracol fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Caracol#5957266100737044914


.