YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

30 Eylül 2015 Çarşamba

MAVİ YOLCULUK...


Tekne limanda güvendedir ama 
teknenin amacı bu değildir.
Paulo Coelho

...............

"Mavi yolculuğa" çıkmıştık.
Geçen sene.
Hisarönü Körfezi'nde.
Arasbey teknesiyle...

Sevgili Aytaç.
Yine teknesinde topladı bizi.
Yenimahalle'nin eski gençlerini.
Mustafa Kemal Lisesi kardeşlerini...

Beş can.
Bir de kaptan.
Vira bismillah deyip.
Demir aldık Bodrum Marina'dan...

Karaada'yı sancakta.
Orakadası'nı iskelede bıraktık.
Gökova Körfezi'nde yol aldık.
İlk koyda kısa bir mola verdik...

Yediadalar geçildi.
Küfre Koyu'nda gelindi.
Akşam yemeği yenildi.
Sohbet edildi, demlenildi...

Sabah kahvaltı edildi.
Göl gibi durgun denizde seyredildi.
Koyunburnu Feneri dönüldü.
İngiliz Limanı'na gelindi...

Sabah balık avlandı.
Okluk Koyu'na demir atıldı.
Sadun Boro saygıyla anıldı.
Akbük Koyu'na yol alındı...

Akbük'de deniz safası yapıldı.
Sonra demir alındı.
Çökertme'ye varıldı.
Halilim ve İbrahim Çavuş hatırlandı...

Çökertme'den çıktık da Halilim.
Aman başımız selâmet.
Bitez Yalısı'na varmadan Halilim.
Aman koptu kıyamet...

Dalgalarla boğuşup.
Orak adası'na varıldı.
Durgun ve masmavi sularına.
Kargıcık Koyu'nun demir atıldı...

Sabah Kargıcık Koyu'ndan hareket edildi.
Kıstak Adası geçildi.
Karaada boğazı aşıldı.
Akvaryum Koyu'nda karar kılındı...

Son duraktı burası.
Bundan sonrası.
Bodrum Marinası'ydı.
Mavi Yolculuk burada sonlanacaktı...

Gökova Körfezi'nde.
Beş günde.
Yaptığımız Mavi Gezi'de.
Rotamız böyleydi özetle...

"Tanrı dünyayı yaratmış
Gökova'yı nakşetmiş
Cenneti tasvir için de
Kullarına bahşetmiş"

Dört Liseli arkadaş bu cennette beraberdik.
Yedik, içtik, eski günlere gittik.
Sohbet ettik, eğlendik, neşelendik.
Masmavi denizlerde yüzdük, güneşlendik...

Çabucak geçti.
Ve bitti bu güzel gezi.
Tıpkı altmış yılın.
Geçtiği gibi...


Gökova'da Mavi Yolculuk fotoğraflarım:
.




28 Eylül 2015 Pazartesi

YARINLARA BİR MİRAS...


Osmanlı Halıları Sergisi bitti.
Yeni bir sergi açıldı.
İzmir'de.
Arkas Sanat Merkezi'nde...

Karar önceden verilmişti.
Hazırlıklar bir yıl önceden başlamıştı.
Arkas Sanat Merkezi.
Ve İFOD el ele yola çıkmıştı...

Amaç İzmir'in.
Kimliğinin.
Ve günümüz görüntüsünün.
Gelecek nesillere taşınmasıydı...

Bir kentin yapısının.
Mimarisinin, insanlarının, doğasının.
Kültürünün, yaşamının.
En güzel belgesiydi fotoğraf...

Bunun için yola çıkıldı.
9 ayrı ülkeden.
Fotoğraf Sanatçıları.
İzmir'e davet edildi...

Benim de üyesi olduğum.
İzmir Fotoğraf Sanatçıları Derneği.
İFOD'dan.
6 sanatçı dostum da katıldı...

Görüntülendi objektiflerle
Konak, Karşıyaka, Basmane.
Ödemiş, Bergama, Şirince, Tire.
Alsancak, Birgi ve Çeşme...

Belgelendi koz helvacısı, manavı.
Ekmek satıcısı, kasabı.
Camileri, kiliseleri, havraları.
Varyant'ı, Gar'ı, Kemeraltı'sı...

Kaydedildi özenle İzmir'in bugünü.
Hatırlamak için dünü.
Dedelerimizden kalan kültürü.
Ve torunlarımıza bırakacağımız görüntüyü...


Yarınlara Bir Miras Sergisi fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/YarinlaraBirMiras#6197350893790708818

.

21 Eylül 2015 Pazartesi

OLEATRİUM...


Olea "zeytin" demek.
Atrium  "avlu" manasında.
Oleatrium da.
"Zeytin Avlusu" anlamında...

Oleatrium bir Müze.
Zeytinyağı Müzesi.
Kuşadası'nda.
Davutlar yolunda, solda...

Diana Turizm'in sahipleri.
Hasan Tonbul ve eşi Gürsel Tonbul.
Tarafından 2012 yılında.
Kurulmuş 30 yıllık bir emek sonunda...

3 dönümlük bir alanda.
Müthiş güzel bir Müze aslında.
11 sergi salonuyla.
Kronolojik anlatımıyla...

Zeytin'in ve Zeytinyağı'nın.
MÖ 6. yüzyıldan.
Urla(Klazomenai)'dan başlayan.
Öyküsünü öğreniyorsunuz...

Ardından zeytinyağı.
Ve geçirdiği safhaları.
Tek tek görüyor.
Ve gelişimini izliyorsunuz...

Sonrasında şahit oluyorsunuz.
Onun yemekte, temizlikte, güzellikte.
Isınmada, aydınlanmada.
Ve hatta sporda kullanımına...

Güzel düzenlenmiş.
İyi tasarlanmış.
Çok güzel sergilenmiş.
Farklı bir Müze bu...

Sonrasında geniş bahçesinde.
Keyifle geziyorsunuz, dolaşıyorsunuz.
Restoranda zeytinyağlı yemekler yiyebiliyorsunuz.
Satış reyonundan kaliteli ürünler alabiliyorsunuz...

Tutkuyla, emek vererek.
Büyük paralar harcayarak.
Bu güzelim Müze'yi oluşturmuşlar.
Elleri dert görmeyesi Tombul'lar...

Bu devirde.
Amatör bir hevesle, emekle.
Çabayla ve ruhla.  
Bundan daha güzeli olamaz da...

Oleatrium Zeytin ve Zeytinyağı Tarihi Müzesi Fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Oleatrium#6194704071849452146
.




17 Eylül 2015 Perşembe

İYİ ŞANSLAR SANA...


Deniz.
Dalgalı değil.
Çalkantılıydı.
Dün İzmir Körfezi'nde...

Amacım.
Gün batımını.
Görüntülemekti.
Bu çalkantılı denizde...

Vakit vardı daha.
Gün batımına.
Oturdum bir bank'a.
Biraz soluklanmaya...

Önünde  çantasıyla.
Genç bir adam oturuyordu yanımda.
Dalmış görünüyordu.
Dalgalara bakmış gidiyordu...

Bir süre sessiz kaldık.
Sonra bakıştık.
Adam lâcivert gözlüydü.
Gençti ve beyaz tenliydi...

Öğrenmek istedi.
Güzel bir İngilizce ile.
İzmir'de yaşayıp yaşamadığımı.
Türk olup olmadığımı...

Körfezin karşısını gösterdi.
"Orası da İzmir mi" dedi.
"Karşıyaka" olduğunu söyledim.
"Orası da İzmir'in bir parçası" dedim...

Şaştı.
Gerçekten şaşırdı.
İzmir'in o kadar büyük olduğuna.
İnanamadı...

İstanbul'u sordu.
Merak ediyordu.
"O zaman İstanbul..."
"İzmir'den büyüktür herhalde" dedi...

Sonra.
Arkamızdaki dağları gösterdi.
"Oralar Yunanistan'a mı ait".
Dedi...

Yunanistan'ın buradan görülemeyeceğini.
Buradaki denizin bir körfez olduğunu.
Körfezden çıkıldığında ve koca bir burun dolaşıldığında.
Yunanistan'ın görülebileceğini anlattım kısaca...

Oldukça zayıf.
Ve zarif birisiydi.
Temiz giyimliydi.
Belli ki kültürlüydü...

Sorduğumda.
Söyledi bana.
Suriye'li olduğunu.
Şam'da ekonomi okuduğunu...

Sonra bana Suriye'yi anlattı.
Halep'in.
Ve diğer şehirlerin.
Hemen hemen tümüyle harab olduğunu söyledi...

Yalnızdı.
Şam'dan yola çıkmıştı.
Kamplarda konuk olmuştu.
Sonunda İzmir'e ulaşmıştı...

Arada bir.
Dalgın dalgın.
Dalgalara bakıyordu.
Almanya'ya gitmek istiyordu...

Almanya'dan telefon geldiğinde.
Deniz durulduğunda.
Önce Yunanistan'a.
Sonra gidecekti Makedonya ve Sırbistan'a...

Hayalleri yüksekti.
Umutları dolu doluydu.
Sırbistan'dan Macaristan ve Avusturya'ya.
Oradan da geçecekti Almanya'ya...

Çeşme'yi, Bodrum'u.
Kuşadası'nı biraz biliyordu ama.
Doğru dürüst telaffuz bile edemiyordu.
Buraların isimlerini daha...

Önündeki.
Siyah çantasını gösterdi.
Can yeleği.
Bu çantanın içindeydi...

Önündeki dalgalara bakıyordu.
Dalgaların dinmesini bekliyordu.
Yunanistan çok yakın sanıyordu.
Aradaki denizin nasıl dalgalı olduğunu bilmiyordu...

Körfezde dalgalar oynaşıyordu.
Genç adamın umutları vardı.
Güler yüzüyle benden ayrıldı.
O halâ umutla denize bakıyordu...

Hava yavaş yavaş kararıyordu.
Körfezde güneş batıyordu.
Genç adam güneşin battığı yöne doğru.
Yunanistan'a doğru yürüyordu...

Arkasından baka kaldım.
Şansın bol, yolun açık olsun.
İsmini bile soramadığım.
Umutları hayallerinin ötesinde olan dostum...

.










15 Eylül 2015 Salı

KISMET OTELİ...


Konaklamıştım bir defa.
1970'li yıllarda.
Kısmet Otel'de Kuşadası'nda.
Limanın hemen arkasında...

Beyaz saçlı, zarif ve muhterem.
Yaşlı bir kadın lobi'de otururdu.
Osmanlıların soyundan geldiği.
Rivayet olunurdu...

Sonradan öğrendim.
Hümeyra Hanım.
Son Padişah Vahdettin'in torunu.
Ve son Osmanlı Veziri Tevfik Paşa'nın kızıydı...

Cumhuriyet'ten sonra.
Vatanından ayrılmıştı.
Princeton Üniversitesi'nde okumuştu.
Orada Söke'li Halil Özbaş ile evlenmişti...

Vatana döndükten sonra.
1966  yılında.
Kuşadası'nda Akyar yarımadasında.
Kısmet Otel'i açmışlardı...

O dönemlerde.
Doğru dürüst bir otelin bulunmadığı bu beldede.
Kuşadası gibi bir yerde.
Ünlüler konaklardı bu güzel otelde...

Kuşadası.
Efes antik kentine çok yakındı.
O yıllarda gelen yabancıların çoğu.
Bu otelde kalırdı...

Kimler kalmamıştı ki.
Değişik tarihlerde.
Değişik kimlikleriyle.
Bu Otelde...

İngiltere Prensi Phillip.
Avusturyarşidükü Rudolph von Habsburg.
Malezya Kralı Sultan Azlan Muhibuddin Şah.
ABD Başkanı Jimmy Carter.
Polonya Devlet Başkanı Lech Walessa.
Romanya Devlet Başkanı Jan İliescu.
Dr. Mehmet Öz, Vitali Hakko.
Jules Dassin, Vehbi ve Rahmi Koç.
Yaşar Kemal, Murat Bardakçı.
Ercüment Karacan, M. Ali Birand.
Haydarabad Nizamı Bereket Şah.
Mısır Prensesi İkbal.
Keriman Halis Ece, Kenize Murad.
Prenses Hanzade İbrahim ve Fazıla İbrahim.
Mustafa Sandal, Naim Süleymanoğlu.
Demis Roussos, İlber Ortaylı.
Bedri Baykam, Metin Akpınar.
Sait Sökmen, Zülfü Livaneli.
Timur Selçuk, Joan Baez.
Cemil İpekçi, Sezen Aksu.
Sara Korle, Sakıp Sabancı.
Aydın Doğan, Sedat Simavi.
İspanya Prensi Felipe de Borbon.
İsveç Kralı Karl Gustaf.
Belçika Kralı Albert ve Kraliçe Paola.
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth.
Bulgaristan Devlet Başkanı Georgie Parvanon.
Portekiz Devlet Başkanı Mario Soares.
Hollanda Dışişleri Bakanı Hans van den Broek.
Alman Savunma Bakanı Gerhard Stoolenberg.
Başbakan Bülent Ulusu.
Genel Kurmay Başkanı İsmail Karadayı.
Cumhurbaşkanı Kenan Evren.
Peppino di Capri.
Ve benzerleri...

2016 senesinde.
Kuruluşunun 50. senesini.
Kutlayacak tarihi..
Kısmet Oteli...

Kısmet Otel tarihi yapısıyla.
Halâ çok güzel  konumuyla.
Limana ve Kuşadası'na.
Yukarıdan bakar durumda...

Bana tekrar kısmet oldu.
Erol Kalkan arkadaşımın konuğu olarak.
Kısmet Otel'de bir gece daha konaklamak.
Ve bu tarihi dokuyu koklamak...


Kısmet Oteli Fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/KismetOteli#6194380010072671650

.



1 Eylül 2015 Salı

İZMİR KAĞIT ve KİTAP MÜZESİ...


Kağıdın ve kitabın.
Öyküsünü görebilirsiniz.
Bornova İzmir'de.
Ege Üniversitesi'nde...

19. yüzyıldan kalma.
Balyan binasında.
Sergileniyor kitapla.
Ve kağıtla ilgili ne varsa...

Oldukça tarihi bir yapı.
Balyan binası.
Bahçesindeki modern heykel de.
Kağıt ve kitapları simgelemekte...

İki katlı bu evde.
İlk katta kağıda yer verilmekte.
İkinci katına ise.
Kitapla ilgili eserler sergilenmekte...

Papirus'un öyküsü 5000 yılın üzerinde.
Parşömen ise 2000 yıldır tüketilmekte.
Kağıda gelince.
O da ancak 1000 yıldır gündemde...

Kağıtla, kitapla.
Kağıdın ve kitabın kullanılışıyla.
İlgili yaklaşık 700 obje.
Bu Müze'de sergilenmekte...

Kağıdın üretiminden.
Son ürün olan kitaba değişimine.
Kağıtla ilgili sanatlardan Efemera'dan.
Exlibris'e kadar her şey burada bulunmakta...

Atatürk'ün Büyük Nutuk'unun.
El yazması örneği de burada.
Yalnızca 5 miligramlık.
Dünyanın en küçük kitabı da burada...

Picasso, Miro'dan, Dali ve Kandinsky'e.
Chagal, Matisse'den.
Andy Warhol'e.
Kitapla ilgili eserler de burada görülebilmekte...

Ege Üniversitesi'ne ait bu müze.
Bir ilk Türkiye'de.
Kağıdın, kitabın sonuna gelinen yıllarda.
İlginç bir Müze aslında...


İzmir Kağıt ve Kitap Müzesi Fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Kagitmuzesi02#6189191885541119266

.