YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

30 Kasım 2018 Cuma

JAPON PARKINDA...



- 19 Kasım 2018 Pazartesi-Konya -

Git-gel Konya 6 saat demişler.
Şimdi YHT ile 1 saat 40 dakikada gidiyorsunuz.
Ayni sürede de dönüyorsunuz.
Toplam 3 saat 20 dakikada işi bitiriyorsunuz...

Sevgili Murat Selam ile kafa kafaya verdik.
Nasıl olsa git-gel Konya 3 saat dedik.
Konya'ya gidelim istedik.
Konya'daki Kelebek Parkı'nı görecektik...

Sabah erkenden koyulduk yola.
1.5 saatte ulaştık Konya'ya.
Atladık bir arabaya.
Geldik Kelebek Parkı'na...

Çok methetmişlerdi bize.
Güzelliği dolaşıyordu dilden dile.
Kelebeklerinin zenginliği, çeşitliliği.
Ve de içerideki tropik bitkileri...

Parka gelmiştik ama.
Bizden başkaları yoktu ortalıkta.
Meğerse kapalıymış Pazartesi günleri.
Sanki burası bir Ören yeri !..

Kelebek Parkı.
Selçuklu Belediyesi'nin malı.
1.5 dönüm kapalı ve cam seralı.
8 dönümü de açık alanlı bir yapı...

Neyse.
Çok istesek de.
Yokmuş kısmette.
Birlikte olmak kelebeklerle...

B planı yapmamıştık.
Hemen haritamızı açtık.
Haritaya şöyle bir baktık.
Yakınımızda bir Japon Parkı bulduk...

Çorbadan dönenin kaşığı kırılsın dedik.
Bamya Çorbası'nı öğlende içmeye karar verdik.
Hemen yürüyüşe geçtik.
Japon Parkı'na geldik...

Neyse ki burası açıktı.
Karşımıza çok güzel bir Park çıktı.
Geniş alanlı.
Çiçekli, göletli, ağaçlı...

Konya Büyükşehir Belediyesi ile.
Japonya'nın Kyoto kenti.
Gelmişler yan yana.
Karar vermişler kardeş şehir olmaya...

Çalışmalar başlamış.
Konya BŞ Belediyesi yer ayırmış.
Kyoto kenti bahçe düzenlemesini yapmış.
Park 2010 yılında açılmış...

36 dönüm arazisi.
Yürüyüş yolları, çiçekleri, göleti.
Ağaçları, suları, köprüleri, çay evi,
İle gerçek bir Japon bahçesi...

Murat ile keyifle geziyoruz.
Parkın içinde iki saat zaman geçiriyoruz.
Ağaçları, bitkileri inceliyoruz.
Japonlara bir kez daha hayran oluyoruz...

Öğlen yemeğine.
Konya'nın en iyi aş evine.
Hacı Şükrü'ye.
Gidiyoruz Tandır yemeye...

Sonrasında tren saatine.
Kadar zaman süresinde.
Gidiyoruz eski Gar çevresinde.
Gezmeye...

Gar'ın karşısında 3 katlı.
Mükemmel bir mimari yapı.
1900 yılı yapımı.
Bir idare binası...

Onarılmış.
Bütünlüğü korunmuş.
Güzelce restore edilmiş.
Şimdi Otele çevrilmiş...

Hat boyunca.
13 tane dik çatılarıyla.
Ve Sarı boyalarıyla.
Karşılaşıyoruz güzel binalarla...

Alman Evleri deniliyormuş bunlara.
1900'lerde Hicaz Tren yolunun yapımı sırasında.
Ayrılmış Alman mühendis Lojmanlarına.
Şimdi verilmiş Sivil Toplum Kuruluş'larına...

Restore edilmiş.
Konyaspor'a.
Konya Fotoğraf grubuna.
Hızır Servis ve diğer derneklere verilmiş...

112 Hızır Acil Servisi.
Konuk ediyorlar Murat'ı ve beni.
İstiyorlar yememizi.
Yaprak sarmalarını, çörekleri, kekleri...

4 gün arayla.
Kaman'da ve Konya'da.
Birlikte olmuştuk Anadolu'muzda.
İki Japon Bahçesi ve Parkı'yla...
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2018/11/japon-bahcesine.html

Ne umduk, ne bulduk dememeli.
Neye niyet, neye kısmet demeli.
Git-gel Konya eskiden 6 saat idi.
YHT ile şimdi bu süre 3 saate indi...


Konya gezisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMefMB5SCEZC0tknx1wSINDIf00cjlRCcclOGNa2VWgK78PJlOpCLzMhSIyCPM7mA/photo/AF1QipObnVO57-F0jqSz98sJzKsxUn1RuZ1S8IPYfmmZ?key=YmowMnJQRjI4a1Y0cVJXRFFUOVMtclFnZGp2VmR3
.

25 Kasım 2018 Pazar

JAPON BAHÇESİNDE...



- 15 Kasım 2018, Kaman, Kırşehir -

Değerli arkadaşımla.
Sevgili Murat Selam'la.
Karar verdik gitmeye Kaman'a.
Sonbaharda Kasım ayının ortasında...

Ankara'dan çıktık yola.
Balâ yakınında verdik kısa bir mola.
Murat'ın yazlığında.
Birlikteydik 1959 model Fiat'ıyla...

Devamında girdik Kırıkkale topraklarına.
Ulaştık Kızılırmak'a.
Görüntüledik Kızılırmak vadisini.
Ve Selçukludan kalma Çeşnigir köprüsü'nü...

Ardından çıktık Büklükale'ye.
Kızılırmak'ı yukarıdan görmeye.
Asur Ticaret Kolonisi Ticaret Merkezi.
Karum da bulunmakta Büklükale'de...

Büklükale'yi de gezdik.
Öğlende Köprüköy Balık Restoran'a gittik.
Nefis Kadife Balığı'mızı yedik.
Sonrasında ver elini Kaman dedik...

Japon Arkeoloji Enstitüsü.
Japon Prensi.
Takahito Mikasa destekli.
Bir Arkeoloji araştırma Merkezi...

1986 yılından beri.
Kaman, Kalehöyük höyüğü merkezli.
Bir dizi bilimsel Arkeolojik araştırmalar.
Ve kazılar yapmaktalar...

Kızım Tuğba, Bilkent Üniversitesi'nde.
Arkeoloji öğrencisi olduğu dönemde.
1990 senesinde.
Gelmiştik burayı görmeye...

Japon bilim adamı Dr. Omura.
Yeni başlamıştı kazılara.
Bilgilendirmiş, geniş bilgi vermişti.
Kazıların uzun yıllar süreceğini söylemişti...

Kaman kazıları Kalehöyük'te.
Başlamıştı bundan 30 yıl önce.
Aradan 27 yıl geçtiğinde.
Ve ancak bitirilebilmişti 3 yıl önce...

Anlatılmaz güzellikte bir Japon bahçesi.
Farklı birçok bitkileri, renkleri.
Kayaları, ağaçları, çağlayanları, gölleri.
Havuzları, balıkları, çimenli tepeleri...

Bunların yanında Kalehöyük isimli.
Önemli bir kazı yeri.
MÖ 2300 yılı başlangıçlı Tunç Çağı.
Ve MÖ 700'lere uzanan Demir Çağı...

Sonrasında.
Helen ve Roma.
Bizans, Selçuklu dönemi.
Ve Osmanlı yerleşimli bir kazı yeri...

Bunların yanında.
Höyük tarzında.
Sade, güzel bir yapı.
Muhteşem bir Müze binası...

Girişte 4 bin yıllık Hitit çift başlı.
Karşılıyor sizi bir Boğa Altar'ı.
Müze'nin kapısında da.
Karşılaşıyorsunuz iki Hitit Aslanı'yla...

MÖ 4000 yılından kalma eserler.
En az 6 bin yıllık objeler.
Küpler, mühürler, çanak-çömlekler.
Tümü bu Müze'de sergilenmekteler...

Anadolu'muzun bir köşesinde.
Kaman ilçesi Çağırkan köyü'nde
Yıllar önce başlatılan bir proje..
Japon Prensi'nin öncülüğüyle...

30 yıl süren bilimsel incelemeleriyle..
Büyüleyici Japon bahçesiyle.
Ödüllü muhteşem Müze'siyle.
Ve sonbahar renkleriyle,

Kalehöyük ve çevresi görülesi bir bölge...


.

18 Kasım 2018 Pazar

GERMİYAN KÖYÜ...



Germiyan köyü.
İzmir'in.
Çeşme ilçesine bağlı.
Bir Türkmen yerleşimi...

İzmir'e 70 km uzaklıkta.
Çeşme'ye ise 27 km yakınlıkta.
1200 nüfusuyla.
Küçük, şirin bir yer dağda...

Eski Çeşme yolunda.
Ildırı-Nohutalan arasında.
Yokuşa sardığınızda.
Ulaşırsınız Germiyan'a...

Dar yolun iki yanında.
Bembeyaz badanalarıyla.
Renkli desenli boyamalarıyla.
Yol alırsınız köy evleri arasında...

Nuran Erden.
Bu desenleri çizen.
Germiyan köyünden.
Çizgilerle köyünü güzelleştiren...

"Çiçeklerinizi çizerim" demiş.
Ama köylülerine bir şart koşmuş.
Evlerini beyaza boyamalarını istemiş.
Sonra da işe koyulmuş...

Çiçekler, çiçekler.
Renkli, mavi çiçekler.
Kuşlar, kuğular.
Arada bir de sosyal yorumlar...

Gelip-geçerken durun burada.
Renkli, şirin Germiyan'da.
Fast Food'larla karnınızı doyuracağınıza.
Tanışın Germiyan'ın Yavaş Gıda'larıyla...

İtalya'da 1986 senesinde.
Başlayan katkısız, temiz gıda hareketine.
Slow Food (Yavaş Gıda) etkinliğine.
2016'da başlanmış Germiyan köyünde...

Taş Fırın'da pişirdikleri.
Ekşi mayalı ekmeği.
Kopanisti peyniri.
ve Hurma zeytini...

Duvarlarındaki rengarenk çiçekleriyle.
Pirinçli Mantı'sı, Damat Lokumu ile.
Olun birlikte günün birinde.
Çeşme'nin Germiyan köyü'nde...


Germiyan köyü Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipNPIib86UM8D7m-wigK3WirIgCzxPY4u2eO4HwYQDc0vnb6LXsB1yT2ufc_cW_pYQ/photo/AF1QipO7J1DMtdgv6MLVvtjdNDGED52lj7vHSDhbd-zU?key=bEhhYnNCd20yMW42UERvNFNXakFLMGtFUk81aHpR

.

16 Kasım 2018 Cuma

LAİKA...



Bir sokak köpeğiydi Laika.
3 yaşında.
Dolaşıyordu Moskova sokaklarında.
Tek başına...

Şans aniden yüzüne güldü.
Uzaya gitmek için seçildi.
Eğitimlerden geçirildi.
Özel bir macunla beslenmeyi bile öğrendi...

İki köpek daha.
Vardı adaylar arasında.
Muşka.
Ve Albina...

Muşka, üzerinde çeşitli uzay testleri yapıldı.
Albina ise Laika'nın yedeği oldu.
Sovyetler'in amacı uzaya insan göndermekti.
Ancak önce bir canlının gitmesi gerekti...

Laika, 3 Kasım 1957 tarihinde.
Ekim Devrimi'nin 40. yıldönümünde.
Götürüldü Baykonur Uzay üssüne.
Yavrularıyla buluşturuldu uçuştan önce.
Sonra da yerleştirildi Sputnik-2'ye...

Uzay çağının ilk öncüsüydü.
Bileti tek yönlüydü.
Öleceği kesindi.
Ama Laika bunların farkında değildi...

Sputnik-2 küçük bir uyduydu.
Tüm ağırlığı 83 kiloydu.
R-7 Roketiyle uzaya çıktı.
Yerden 230-942 km uzakta yörüngeye oturdu...

Laika.
Kalkıştan 5-7 saat sonra.
Kapsülün aşırı ısınmasıyla.
Veda etti hayata...

Uzaya ilk canlı çıkışı büyük bir alakayla.
İzlendi tüm dünyada.
Büyük bir prestij kazandı Sovyet Rusya.
Uzay yarışında bir anda...

Ardından da.
4 yıl sonra.
Yuri Gagarin gönderildi uzaya.
1961 yılı Nisan ayında...

Onun uzaya gidişi de.
İzlendi büyük bir ilgiyle.
İlk insanın uzaydan dönüşü de.
Konuşuldu günlerce...

Başlatmıştı canlıların gidişini uzaya.
Üç yaşındaki sevimli köpek Laika.
Şimdi bu öncü köpek sahip bir anıta.
Uçuşa hazırlandığı Moskova'da...


Laika ile ilgili fotoğraflar (internet'ten) :
https://photos.google.com/share/AF1QipP6NWJHZXJAIa3E76xuFpGMyJRxAwv3x9d5kW7pOWaRSFvwvCyCN6XXQqSa1l9VZQ/photo/AF1QipPeIhMgkHZYFi8dgXSpHUA1hEs11K4F-gnpCvip?key=UlJkRVJsOE9xc0YyZzdvSjdESGtFMEVlMjl1X1hB

.

12 Kasım 2018 Pazartesi

AYRANCI ANTİKA PAZARI...



Eskiye rağbet olsaydı.
Bit pazarına nur yağardı.
İşte böyle bir yer Ayrancı.
Antika Pazarı...

Her ayın ilk Pazarında.
Ankara'da.
Tam 10 yıldır bu pazar Ayrancı'da.
Kuruluyor çok geniş bir mekanda...

Ne ararsanız.
Daha doğrusu ne aramazsanız.
Var bu pazarda.
Ayrancı Antika Pazarı'nda...

Eski dergiler, gazeteler, kalemler.
Gümüşler, şekerlikler, rozetler.
Tespihler, giysiler, porselenler.
Eski albümler, saatler, gözlükler...

Eski kitaplar, plaklar, fincanlar.
Taslar, tabaklar, bardaklar, lambalar.
Daktilolar, telefonlar, şapkalar.
Fotoğraflar, çakmaklar hepsi buradalar...

Gidiyorsunuz, geziyorsunuz.
Geçmişi yaşıyorsunuz.
Albümlerdeki fotoğraflara bakıyorsunuz.
Eski anıları görüyorsunuz, üzülüyorsunuz...

Yaşı bizim gibi geçkinler.
Eskilerde kullandığımız birçok nesneler.
Telefonlar, radyolar, LP'ler, dergiler.
Anılarınızda canlanıyor geçmiş günler...

İlgili alıcılar, boş boş dolaşanlar.
Sıkı pazarlık yapan satıcılar.
Objenin ne olduğunu soranlar.
Onları sabırla yanıtlayan antikacılar...

Stand sayısı oldukça fazla.
Daracık geçişler arasında.
Dolanıyorsunuz o kalabalıkta.
Antikaları görebiliyorsunuz zorlukla...

Hızlı bir döngü var burada.
Birçok mal el değiştiriyor hızla.
Eskiye rağbet oldukça fazla.
Nur yağıyor Ankara'daki Bitpazarı'na...


Ayrancı Antika Pazarı fotoğraflarım:  
.

4 Kasım 2018 Pazar

EĞİN MANİLERİ...



Kırmızı gül has bahçede tez biter
Özledim yarimi  gözümde tüter
Şu dünyada hiç bir derdim olmasa
Yarin hasretliği hepsinden beter
...............

Maniler.
Halk edebiyatımızın nazım türüdür.
Genellikle 7 heceli ve dört dizeli(mısralı)dir.
Mesaj son iki dizede verilir...

Maniler; çeşitli sosyal olayları.
Kişilerin ruhsal durumlarını.
Hasretleri, aşkları.
İçten ve özentisiz anlatır... 

Eğin ya da yeni ismiyle Kemaliye.
Günümüzde de.
Geçmiş dönemlerde de.
Ulaşılması zor bir belde...

Burası Fırat nehrinin iki tarafında.
Yükselen dik dağlar arasında.
Sahip çok kısıtlı miktarda.
Verimli topraklara...

Eğin.
Bu nedenle geçmişte.
Geçim derdi nedeniyle.
Göndermiş erkeklerini gurbete...

Dağları aşmışlar katırlarla.
Ulaşmışlar zorlukla Giresun'a.
Oradan da deniz yoluyla.
Geçmişler İstanbul'a...

Bırakmışlar sevdiklerini arkada.
Çalışmışlar gurbette yıllar boyunca.
Görmemişler eşlerini, analarını.
Bacılarını, çocuklarını...

Gelmemiş gidenler.
Gencecik gelinler.
Anneler, kardeşler.
Duygularını manilere dökmüşler :

"Kurban olam gözlerinin içine 
Ayrı düştüm o gidiyor gücüme
Elâ gözlerini sevdiğim ağam
Sığamadın mı bir Eğin'in içine" demişler...

Eşi, genç gelini yanıtlamış:

"Eğin yolu düz olsun
İçi dolu kız olsun
Doksan dokuz yarem var
Bir de sen vur yüz olsun..."

Bunun gibi çok sayıda Maniler yakılmış.
İmecede, dağda, bağda, hamamda.
Uzun kış gecelerinde, Ramazanda.
Manilerle dışa vurulmuş :

"İstanbul postası bana mı haram
Bağladı yüreğim dert ile verem
Yok mu ki orada mürekkep kalem
Yaza yollayasın bir kuru selam..."

Eğin Manileri.
Çoğunlukla 11 heceli.
Hemen hemen hepsi.
Kadın, ayrlık ve özlem kökenli :

"Gemim teknesini vurmuş kayaya
Merhem yok mu sinemdeki yaraya
Ne sen benden doydun ne de ben senden
Değer vermem kazandığın paraya..."

Eğin Manileri'nin yaşatılması amacıyla.
Kemaliye'nin yukarısında.
Bir "Mani Yolu" yapmışlar.
Yüzlerce Eğin Manisi'ni buraya koymuşlar...

Gitmeli, görmeli.
Mani Yolu'ndaki bu manileri okumalı.
Eğin'in geçmişini anlamalı.
Güzelliğinin yanında kültürünü de tanımalı...


Kemaliye Mani Yolu fotoğraflarım:

.

2 Kasım 2018 Cuma

KEMALİYE...



İki kez gittim Kemaliye'ye.
İlki 2017 senesinde.
Haziran ayında.
Geçen İlkbahar'da.

İkincisi geçtiğimiz hafta.
Ekim ayı sonunda.
Elazığ'daki bir KBB Toplantısından sonra.
Bu Sonbahar'da...

Kemaliye15. yüzyılda.
Çelebi Mehmet zamanında.
Eğin ismini aldı.
Bağ ve bahçeler arasında bir yer olarak anıldı...

Eğin uzun süre Diyarbekir'in bir kazasıdır.
19. yy'da Harput'a bağlıdır.
1926'da Malatya'ya bağlanır.
1938'de Erzincan iline katılır... 

500 yıldır buranın ismi Eğin'dir.
Mustafa Kemal'e başvurur Eğin'liler.
Bu ismin değiştirilmesini isterler.
1922'de  Kemaliye olarak değiştirirler...

İsmini böylece Mustafa Kemal'den alır.
Ondan beri hep Kemaliye diye anılır.
Kayalık dağlara sırtını dayamıştır.
Ortasında da Fırat nehri akmaktadır...

Taşyol'uyla gelmiştim Kemaliye'ye.
İlk gelişimde.
Divriği yolundan.
Fırat'ın kıyısından...

Son 8-10 kilometresi.
Dağları delen kaya tünelleri.
İnanılmaz görselleri.
İle muhteşem bir güzellikteydi...

1800'lü yıllarda.
Başlanmış bu geçidin yapımına.
Tüm zorluklarla ve el yordamıyla
Tamamlanmış bu yol tam 130 yılda...

Çok yakın bir zamanda.
Vali Recep Yazıcıoğlu zamanında.
Fırat üzerine demir köprü yapılmasıyla.
Bağlanmış Erzincan'a güzel bir yolla...

Çok güzeldir doğal güzellikleri.
Dağları, akar suları, yeşilliği.
Yöresel mimarisi.
Ve Kemaliye evleri...

Kemaliye'nin dağınık yerleşmiş evleri.
Mahalleleri ve köyleri.
Bol akarsuları, kapı tokmakları, değirmenleri.
Mani yolu, Lökhanesi, Müzeleri görülmeli...

Ben bu güzel yere gittim iki defa.
Hem ilkbahar'da hem de sonbahar'da.
Gideceğim yine fırsat bulduğumda.
Hem kışında, hem de yazında...


Kemaliye ilk ve sonbahar fotoğraflarım:
.