YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

11 Mayıs 2014 Pazar

84 YIL SONRA MAÇ YARIDA KALSA DA...

-Sakız Adası, 10 Mayıs 2014-

1930 senesinde.
Tam 84 yıl önce.
Maça başlanmış.
Oyun yarıda kalmıştı...

Yunanistan  takımı.
Lailapas ile.
Türk ekibi.
Karşıyaka arasındaki dostluk gösterisi...

Yağmur izin vermemiş.
Maç yarıda kesilmiş.
3. dakikada.
Mecburen tatil edilmişti...

84 yıl sonra çoluk, çocukla.
Genci, yaşlısı, kalabalık bir grupla.
Devamında bulunmak için bu maçta.
Toplandık Çeşme limanında...

Mayıs ayında.
Daha çıkmadan yola.
Çeşme'de kapalı bir hava.
Bir yağmur, bir fırtına ki hiç sorma...

Marşlarla, sloganlarla.
Doluştuk feribotlara.
Sakız'a doğru koyulduk yola.
Bu yağmurda maçı sonlandırmaya...

"Ertelenir bu maç bu yağmurda" diye.
Düşünüyorduk yine.
Dostluk umutları da kalacaktı bu durumda.
Gelecek sonbahara...

Sakız'a geldik.
Hava kapalı.
Ama yağmur biraz azaldı.
Sonrasında da hava açıldı...

Dağıldık Sakız'da.
Liman'da sokaklara.
Bahçelere, parklara.
Kafelere, restoranlara...

Sloganlar atılıyor.
Kadehler kaldırılıyor.
Dostluk şarkıları söyleniyor.
Ada tam bir şenlik yaşıyor...

Bir dağın yamacında.
Kurulu stada geldik ki sonunda.
Kale arkasından bakıldığında.
Çeşme tam karşında...

Stad hazırlanmış.
Türk ve Yunan bayrakları.
Adım başı asılmış.
Herkese bir çift bayrak hazırlanmış...

Takımlar çıktı sahaya.
Dostlukla yan yana.
Millî marşlar söylendi.
Tam bir saygıyla...

Orta sahada.
Kaldığı yerden 4. dakikada.
Hava atışıyla.
Tekrar başlandı maça...

Türk antrenör Yusuf Şimşek sahaya.
Çıktı Lailapas takım formasıyla.
İlk golü atmak da.
Kısmet oldu Lailapas'tan Hüseyin Mutlu'ya...

Gırgır, şamata ve marşlarla.
Devam ederken neşe, eğlenceyle bu maça.
"Dostluk her zaman kazanır" yazıyor.
Karşı duvardaki panoda...

Türkler çoğunlukta bu stad'da.
Yunanlılar ise kaldı azınlıkta.
Lailapas lehine yaptığımız tezahüratlarla.
Bitiyor ilk yarı 3-3'lük skorla...

Dostça oynanıyor karşılaşma.
En ufak bir sertlik yok bu maçta.
Sakatlanma olmadığı gibi.
Faul bile yok bu dostluk oyununda...

Dedelerinin anısına.
Gerçekten keyifli bir karşılaşma.
Atılan karşılıklı goller.
Ama ortada ne üzülen ve ne de sevinenler...

Karşılaşmanın 65. dakikasında.
Seyirciler giriyor sahaya.
Türk ve Yunan bayrakları dikiliyor.
Orta yuvarlağa...

Oyun güllük-gülistanlık iken.
Maç 5-5 berabere iken.
Hakem düdüğünü çalıyor.
Ve maçı tatil ediyor...

84 yıl sonra.
Maç yine yarıda kalıyor.
Kimse kaybetmiyor.
Ama dostluk kazanıyor...

Bu maçın devamı İzmir'de olacak.
Sonra inkitaları oynanacak.
Belki son penaltılara kalacak.
Ama bu maçlarda da hep dostluk kazanacak...


Lailapas-Karşıyaka maçı fotoğraflarım:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/DostlukKazanir#6012122736363557458

.