YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Ocak 2008 Salı

KILÇIKLI YILLARIM...


1982 yılında Tıp Fakültesi Dekanımız Gürler İliçin idi.
Gürler Ağabeyin sanatsever bir kişiliği vardı.
İyi keman çalardı. Felsefe ve Edebiyat’la yakından ilgilenirdi.
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin 3 yıldan beri çıkardıkları gülmece dergisi “Kılçık”ın yönetmenliğini benim üstlenmemi istiyordu.
Benim, Hacettepe’de Mantar Dergisinden deneyimlerim vardı.
Bu işi kolaylıkla yapabileceğimi düşünüyordum.
Tereddütsüz kabul ettim.

1982-1986 yılları arasında bu dergiyi tıp öğrencilerimizle birlikte güzel biçimde yayınladıktan sonrada bu işi gençlere bıraktım.

1982 yılında yayınladığımız 4. sayının girişine Salah Birsel’in “Kikirikname” şiirini koymuştum :

Sizinkisi de gülmek mi a teresler
Gülünce şöyle bir sunturlu gülmeli
Bir, iki, üç dişleri göstermeli
Sırıtmalı değil, zangır zangır gülmeli

Yakaları kolalatmalı bir, iki, üç
Bir, iki, üç başları doğrultmalı
Boşuna değil bu öğütler inanın
Gülünce, sabah-akşam gülmeli

Ceketleri kavuşturmalı bir, iki, üç
Köşelerde değil, ortalarda gülmeli
Düğmeleri parlatmalı zamanında
Gülünce şapkalarla gülmeli

Bir, iki, üç sayıyla bükülmeli
Sırayla değil, hep birden gülmeli
İşin bütün inceliği burada a teresler
Gülünce dişleri göstermeli…

Yine ayni sayıda bir ilk olarak Basınımızın değerli yazarlarının “tıp” ile ilgili yazılarına yer vermeyi düşündüm. Bunun için çeşitli yazar ve çizerlerden dergimize katkıda bulunmalarını rica ettim. Çetin Altan, Mete Akyol, Semih Balcıoğlu, Orhan Boran, İsmet Çelik, Yavuz Donat, Oktay Ekşi, Altan Erbulak, Teoman Erel, Aziz Nesin, Hasan Pulur, Rauf Tamer ve Atıf Taşpınar ile doğrudan ilişki kurdum. Bunlar, konuk yazar ve çizerler olarak dergimize çok ilginç katkılarda bulundular. Bu arada bir kısım öğrenci sağcı veya solcu yazarlara itirazda bulunarak “eğer onların yazısı yayınlanırsa dergiyi almayacaklarını” dile getirdiler. Konuk yazarların yazılarının politik yazılar olmayıp, tıp ile ilişkili hoş yazılar olduğunu anlatıp, onları ikna edene kadar epey çaba harcadığımı şimdi hoş bir anı olarak saklıyorum.

O dönemde amatör birer karikatürist olarak dergimizde ilk kez çizgileri yayınlanan Ali Coşkun, Ferit Kuz, Halis Dokgöz ve Muammer Kotbaş isimli öğrencilerimiz daha sonraları bu sanatlarını çok ilerleterek bu alanda kendilerini çok geliştirdiler.

Sözün kısası, profesyonel yazar-çizerlerle birlikte amatör tıp öğrencilerinin karışımı ile hayli geniş kapsamlı, kaliteli bir dergi çıkarttık.

Son sayfamıza da meşhur gasteci Muhlis uslubunda benim tarafımdan kaleme alınmış, “Teşekküre Kontra Teksip teşekkür yazısı ile son verdik:

“Bislerin çalışmasıylan tiraş’ı ilk beş gaste içine giren KIÇLIK gastesine 8 sütun teşkür reklamı vererek bislere kılçık atan ve ilgilendikleri islenimini yaratmak isteyen arkadaşlarımısa teksiptir.

Ulam Kılçıklar bis bu dergimisi zatem sisler içim çıkatmıştık satem. Hem soonacıma sis, kasteden ve dergiden ne anlarsıns ulam. Anlassaydınıs zatem şimcik Basım Yayım Yüssek okulunda olurdunus siz satem. Bi de neye bosulduk biliyonus mu Tabiatıylam bilmessinis. Çünküm Samsun gibim mahrumiyeten usak bi kentde oturmuş dergimisin kalın oluşunnan alay ediyonus. Ulam söyleyin yarın sorunlu himmet yasasınnan erosyona gittiğinizde ne olucaanıs? (soru işareti konacak mürettip) Akta Pathologica Siirt’ica mı yoksam Medikal Kliniks of the Doğu Anatolica mı ? ha.. sorarıs sise? Oralarda gaste bilem gelmiyormuş bilermiydinis açapa… O saman bisim deerimisi daha iyi anlıcaanıs ama osun… Bisler her saman, her yerde taktire ve teprike açık kişileris!


NOT: Çok sinirliyis onun için bu yasının retaksiyonunu değerli gasteci Muhlis Beyefenti yapmıştır”.