YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

21 Ocak 2008 Pazartesi

İSTİKBÂL GÖKLERDEDİR...


Yıl 1976 olsa gerek.
Yer Ankara-Eskişehir yolu 33.cü kilometresi.
Serin bir ilkbahar sabahı.
Etraf yeni yeni yeşeriyor.
Selin Sayek, Tunç Fındık ve Tuğba Tanyeri.
Koşmak, oynamak, eğlenmek için kırlara gelmişler.
Bomboş arazide uçurtma uçuruyorlar.
Tüm gözler mavi göklerde.
Uçurtma, belli ki fotoğraf karesinde kendisine yer bulamamış. Oldukça yükseklerde.
Fotoğraftan anlaşıldığı kadarıyla yukarılarda özgürce kuyruk sallamakta.
Yaşamlarının baharında olan gençlerin keyiflerine diyecek yok. Umutla, heyecanla ileriye bakıyorlar.

Aradan 30 yıl geçti.

Selin
Amerika’da Ekonomi tahsili yaptı.
Dünya Bankasında çalıştı.
Halen Bilkent Üniversitesinde Öğretim Üyesi...
Tuğba Amerika’da Arkeoloji Doktorasını tamamladı.
O da ODTÜ’de Öğretim Üyesi…
Tunç da Bilkent Üniversitesini bitirdi.
İki kez Everest’e tırmandı.
Üçünün de gözleri halâ yukarılarda…