YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

26 Kasım 2007 Pazartesi

AHİLİK ve ROTARY




Rotary, Meslek ve İş adamlarının Hizmet kuruluşudur. Amacı Hizmet, kaynağı ise İnsan Sevgisi'dir. Değişik mesleklerde deneyim kazanmış İş ve Meslek Adamları Rotary Kulüplerinde biraraya gelerek, birbirlerini tanırlar. Meslekleri ve İşleri hakkında birbirlerine bilgi aktarırlar. Mesleki yaşamlarında edindikleri bilgi ve deneyimi çevreleriyle, toplum yararı için paylaşırlar."

"Rotary'nin ABC'si" isimli kitapda Rotary tek cümlede şöyle tarif ediliyor: "Rotary; insanlığa hizmet vermek,meslek ve ahlak (etik) standartlarını yükseltmek ve yüceltmek, dünyada barış ve iyiniyeti yaymak amacıyla, her meslekten iş ve meslek adamlarının birleşmesinden meydana gelmiş bir kuruluştur."

Hangi açıdan bakarsanız bakınız Rotary'nin temel kurgusunun "Meslek", ana hamurunun, "sevgi, dostluk, kardeşlik" ve temel amacının ise her meslekte "yüksek ahlaki standartlara erişmek" olduğunu görürüz.

Bu amaçlarla 1905 yılında ABD'de kurulan Rotary'nin dünyada henüz 100 yıllık, ülkemiz Türkiyede ise 50 yıllık bir geçmişi vardır.

Kendi tarihimize baktığımızda, Rotary'ye benzer bir “Meslek ve Sanatkarlar örgütü”nün 800 yıl önce Türkler tarafından AHİLİK TEŞKİLATI adı altında Anadoluda kurulduğunu ve gerek Selçuklular ve gerekse de Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde Türk Esnaf ve Sanatkarları arasında güçlü bir Meslek, Ahlak ve Dayanışma örgütü oluşturduğunu görüyoruz.

Ahi nedir? Önce bu sorunun yanıtını açıklığa kavuşturmalıyım.

Ahi arapça bir kelime olup, "kardeşim" anlamına gelir. Bu yönüyle Rotaryenler arasındaki dostluk, sevgi ve kardeşlik bağlarını çok güzel bir biçimde tanımlamaktadır.

XIII.cü yüzyılda Anadoluda Türkler tarafından kurulan AHİLİK ÖRGÜTÜ, adını ayni zamanda güzel Türkçemizde "cömert", "eliaçık" anlamına gelen "Akı" sözcüğünden de almaktadır.

Bu yönüyle de biz Rotaryenleri anlamlı bir biçimde simgelemektedir kanısındayım.

Rotary XX.ci yüzyılın başlarında kurulurken prensiplerini büyük oranda etik prensiplere dayandırmıştır. Ahilik Örgütü ise XIII.cü yüzyılda kurulurken kökenini dinsel ve ahlaki bir prensipler zinciri olan "Fütüvvetname"ye dayandırmıştır. Fütüvvetname, iyi ve mükemmel insan olma kurallarını kapsayan İslami prensiplerdi. "Fütüvvet" kelimesi de Arapça olan "Feta" kelimesinden kaynaklanmaktadır ve delikanlı, yiğit, mert, gözüpek ve iyi huylu kişi anlamına gelmektedir.

Fütüvve, Prof.Dr. Neşet Çağatay'a göre eliaçıklık, başkasına yardım edicilik ve olgun kişilik demektir. Fütüvvet ise dostların yanlış ve eksikliklerini bağışlamak, hiç kimseye düşmanlık duygusu beslememektir. Bu yönüyle de yine kanımca günümüzdeki Rotaryenleri tanımlamaktadır.

Bu yönleriyle bakıldığında Ahilik;

1.Yiğitlik, eliaçıklık

2. İyi Ahlaklılık, dostluk, konukseverlik ve

3. Sanatkarlık (yani Meslek)

olmak üzere üç ana dayanak üzerine kurulmuştur.Bu temel elemanlardan biri eksik olsa Ahilik olmaz. Aynen Rotaryde olduğu gibi...

Ahiliğin temel prensiplerini, anlamını öğrendik ama Ahiliğin ne olduğunu henüz anlatmadık.

Ahilik XIII.cü yüzyılda yani bundan yaklaşık 800 yıl önce Türklerin Anadolu'ya yerleşmeleri sırasında Kırşehirli Ahi Evran (1171-1261) tarafından kurulup, belli kurallarla işlemiş bir Meslek ve Sanatkarlar Örgüt ve Birliği'dir.

800 yıl önce böyle bir Örgüte acaba neden gereksinim vardı?

XIII.cü yüzyılda Asyadan gelip Anadoluya yerleşen Sanatkar ve Tüccar Türklerin, Anadoluda daha önceden yerleşmiş Tüccar ve Sanatkarlar karşısında tutunabilmeleri, onlarla rekabete girip yarışabilmeleri ve başarılı olabilmeleri ancak aralarında sağlam bir örgüt kurup, dayanışma sağlamaları ve bu şekilde iyi ve sağlam mal üretip, satmaları ile mümkün olabilirdi.

Bu zorunluluk, dini ve ahlaki kuralları zaten Fütüvvetnamede mevcut olan bir Esnaf ve Sanatkarlar dayanışma Örgütünün yani Ahiliğin kurulması sonucunu doğurdu. Bu prensiplerle yetişen Türk Esnaf ve Sanatkarları, aralarında güçlü bir dayanışma ve mesleki yardımlaşma geliştirip, iki büyük İmparatorluğun Ekonomik temelini oluşturdular.

Ahi Evran'ın sanatı Debbağlık yani Deri İşçiliği idi. Önce kendi sanat dalı olan Deri İşçiliğinde başlattığı girişimlerini, daha sonraları tüm Esnaf ve Sanatkarları kapsayacak biçimde bir Mesleki Ahlak ve Sanat Örgütü olan Ahilik kuruluşunda birleştirdi. Bu örgüt ahlak kurallarını tüm İslam Ülkelerinde bilinen Fütüvvetname'den alıyordu. Fütüvvetname iyi ve mükemmel insan olma kurallarını kapsayan eserlerdi.

Ahiliğin temel bir prensibi vardı ki, bu Örgüte ancak ve ancak bir İşi ve Mesleği olan, Esnaf ve Sanatkarlar katılabiliyorlardı. Yani bu Örgüte üye olabilmek için, kişinin bir ve sanatı olması ve bu işinde kendisini ahlaken ve kaabiliyetiyle kanıtlamış olması gerekiyordu. Tıpkı günümüzde Rotary'e üye olabilmek için ana şartın "İşinde ve mesleğinde başarılı olunması" koşulu gibi...

Rotary'deki Manual of Procedures (Yöntem Elkitabı)'nın benzeri olarak Ahilik Örgütü'ne girişleri düzenleyen ve burada uyulması gereken tören, töre ve kuralları kapsayan geniş bir yönetmelik vardı ve ve bu yönetmeliğe de son zamanlara kadar "Fütüvvetname" denilmekteydi.

Rotary'e kabul törenlerinde heryeni üyeye yapılan törenlerin benzeri Ahilik Örgütünde de yapılmaktaydı.Bu törenlere "Şed Kuşanma” ve “Hırka Giydirme Töreni" denilirdi. Bu törenler hakkında bakınız "Avarif-ül Maarif" isimli eserde neler anlatılıyor: "Şeyh bir Mürid'e hırka giydirse, öyle gerektir kim, Mürid'e hırka giymenin şartlarını ve edeplerini deyivere..." Bizler de Rotary'e giriş törenlerinde ayni şeyleri yapmıyormuuz acaba ?...

Ahiliğe kabül şartlarının başında iyi ahlaklılık, yardımseverlik ve cömertlik olduğundan, bu örgüte girenler de tıpkı Rotaryenler gibi seçkin, temiz ahlaklı ve iyiliksever kişilerden oluşurdu.

Rotary'e yeni giren bir kişi nasıl deneyimli kişiler başkanlığındaki Avenüler, Komiteler ve Alt Komitelerde eğitilip kademe kademe deneyim kazanıyorlarsa; Ahiliğe adım atan kişi de önce Yiğit yanında, sonra Ahi yanında ve en sonra da Şeyh yanında yetiştirilerek eğitilirler. Bu konuda İmam Kuseyri; "Şeyhsiz yetişenler dağda yetişen ağaç gibidirler, meyvesi acı olur. Halbuki bağda yetişen ağacın yemişi lezzetli olur " diyerek Hizmetiçi Eğitimin önemini vurgulamıştır. Şeyh Bayezid de bu konuda; "Kimin ki Üstadı ve Şeyh'i olmazsa, onun imamı (yani önder'i) şeytan olur..." diye buyurmuşlardır.

Ahilik Örgütü günümüzde Türk Rotary'sinin pek başaramadığı biçimde Anadolu'nun tüm şehir, kasaba ve hatta "Yaren Teşkilatı" adı altında köylerde bile örgütlenmiştir.

Ahi Evran bu işe Debbağ, yani Ayakkabıcı ve Saraç esnafını çevresinde toplayarak başladı. Kısa zamanda üstün becerisi, ahlak sağlamlığı ve hakseverliği ile büyük saygı toplayıp, tıpkı Paul Harris gibi kurduğu Örgütün Başkanı ve "Ahi Babası" oldu. Sonradan, Örgütteki Sanat kollarının sayısı 32' ye kadar çıkmıştır ki günümüzde de bir Rotary Kulübünde Meslek Guruplamaları yaklaşık bu kadar bir sayı ile temsil edilmektedir.

Ahilik teşkilatı Anadolu'da geliştikten sonra yalnızca Anadoluya has bir kuruluş olmakla kalmadı , tıpkı Rotary gibi Balkanlar ve Kırım'da da gelişerek o döneme göre Uluslararası sayılabilecek bir Örgüt haline dönüştü.

Rotary'nin gençlere verdiği önemin sonucu ortaya çıkan Rotaract benzeri gençlik örgütlenmesi Ahilikde de vardı ve gençler, "Delikanlı Örgütleri" ve "Delikanlı Birlikleri" adı altında örgütlenmişlerdi.

Aynen Rotary'de olduğu gibi Ahiler'in de muntazam haftalık ve aylık toplantıları vardı. Ahi Sohbetleri çoğu kez Cuma akşamları yapılırdı. Şehirlerde ve köylerde bu toplantıların yapıldığı yerlere "Zaviye" ismi verilirdi. Bu Zaviyelere Ahi Teşkilatından olanların dışında, tıpkı Rotary'de olduğu gibi, Ahi olmayan kimseler, öğretmenler, müderrisler, kadılar, hatipler, vaizler, yani bölgenin faziletli ve ulu kişileri devam edebilirlerdi. Bu Zaviyelerde aynen Rotary'de olduğu gibi yemek yenildikten sonra, mesleki müzakereler yapılır; dini, ahlaki ve eğitim kitapları okunur, biribirleri ile dayanışma ilkeleri görüşülür, doğruluk-dürüstlük ve meslek ahlakı üzerinde sohbetler yapılır ve hatta bizlerin bazı eşli gecelerde yaptığımız gibi müzik eşliğinde raksedilirdi...

Zaviye'yi Başkan yaptırır, her zaviyeye kayıtlı sanatkarlar tıpkı Rotaryenler gibi kazançlarından bir bölümünü Başkan'a getirir ve bu para ile Rotary Kulüp Ofislerinin giderlerinin karşılanması gibi Zaviyenin bazı giderleri karşılanırdı.

Aynen Rotary'de olduğu gibi, Zaviyelerin ve yapılan toplantıların da başkanı olan,Sanatkar topluluğunun Ahi Baba'sı seçimle başa gelirdi ve bunun buyruklarına kesinlikle uyulurdu.

Rotary, bir Meslek Örgütü olmasının yanısıra -hepimizin bildiği gibi- ayni zamanda da bir "Hizmet" Örgütü”dür.

Bu "Kendinden Önce Hizmet" sloganı ile dile getirilir ve yardıma gereksinimi olan kişi veya kuruluşlara bu hizmet iletilir. Rotary'nin bu yönden de Ahilerle özdeş olduğunu görüyoruz. Örneğin; 1524 yılında Bursa Kadısı tarafından kaleme alınmış bir el yazmasında bakın bu konuda ne deniliyor:

"Fütüvvet vasıflarını üzerinde toplayan kişinin esnaflık ya da sanatı, buna muhtaç Tanrı kulları için yaptığı fikrini benimsemiş olması gerekir. O, "onların" ihtiyaçlarını görüp, hizmetlerini yerine getireyim ve yaptığım bu hizmet karşılığında helalinden kazanacağım paraların bir kısmın kendi geçimim için, bir kısmını da fukara için harcayayım görüşünde olmalıdır..."

Sevgili dostlar, yüzyıllar öncesi Rotary Felsefesi ile kurulmuş olan ve 700 yıl boyunca Rotary benzeri kural ve düzenle yönetilmiş olan Ahilik Teşkilatını anlamaya çalışmak ve onun

özellik ve güzelliklerini herkese tanıtmak sanıyorum biz Rotaryenlere düşen önemli bir görevdir. Kanımca bu iş bir "Guvernörlük Projesi" olarak ele alınmalı ve önce Ulusal Rotary camiamızda ve daha sonra da Uluslararası Rotary'de tanıtımı yapılmalıdır.Dönemlerinde Rotaryen olamamış, ama onun felsefesiyle yüzyıllar boyu hizmet üretmiş atalarımızın bizlerden beklediği de budur.

************************

Ahiliğin Özellikleri

Ahi’nin üç şeyi açık, üç şeyi kapalı olmalı:

AÇIK

1. Eli açık olmalı, yani cömert olmalı

2. Kapısı açık olmalı, yani konuksever olmalı

3. Sofrası açık olmalı, yani geleni tok döndürmeli

KAPALI

1. Gözleri kapalı olmalı, kimseye kötü bakmamalı,

kimsenin ayıbını görmemeli

2. Dili bağlı olmalı, kimseye kötü söz söylememeli

3. Beli bağlı olmalı, kimsenin namusuna göz dikmemeli

*********

KİMLER AHİ OLAMAZLAR:

· Her yerde ve her işte, iyiliği emir ve kötülüğü men etmeye çalışmayanlar Ahi olamazlar.

· Geçimini temin edecek bir Meslek veya Sanatı olmayanlar, Ahi olamazlar

· Yardım etmeyen, yardımlaşmayan, başkasına yük olan ve başkasının sırtından geçinenler,Ahi olamazlar

· İnançsızlar, Falcı, Sihirbaz ve Büyücüler, Yalancı, Avcı, İçkici ve Vefasızlar, Hırsız, Dolandırıcı, Zalim ve Madrabazlar, Kalbi Taş bağlamış Cerrahlar, Tefeci, Stokcu, Fırsatcı ve Hilekarlar, Gösteriş Budalaları Ahi olamazlar

· Ahiliğe girmiş ve Ustalık şed’i bağlamış bile olsalar; Ahlaksızlık, ayyaşlık, zina, livata, sapıklık, iftira ve hıyanette bulunanlar, Ahilikten çıkartılır, bunların ustalıkları düşer. Bunların durum ve isimleri bir hafta içinde Menzil Teşkilatları ve ulaklar vasıtasıyla bütün Ahi Teşkilatına duyurulur. Ayni İş ve Ustalık için artık hiçbir yerden ruhsat alamazlar.

YAREN DEVAMSIZLIK YAPARSA...

Yaren efradından biri, meşru sayılabilecek mazeretini haber vermeden üst üste üç toplantıdan fazla odaya gelmezse; odadan ellerinde içinde küllü su bulunan bir kab verilen üç kişilik bir topluluk, yarenin hasta olduğunu varsayarak evinde hasta görmeye, ziyarete giderler. Bunlar : “Yaren Başkanının selamı var, hasta görmeye geldik” derler.

Gerçekten hasta olduğu veya gelmesine engel olacak bir mazereti olduğu görülürse, geri dönülür. Mazereti yoksa odaya gelmesi öğütlenip, geri dönülür. O da mendiline yeterince yemiş doldurup, odaya gelir ve verilecek cezayı kabül eder.

Bozkurt Güvenç’in Türk Kimliği Kitabından

AHİ DESTURU

Sevgi göster herkese ha!
Selamdan kaçınma sa
kın
İnsanları ayırma ha!
Hepsine adil ver hakkın

Niyetin iyi olsun ha!
Herşeyin gerçeğini söyle
Hayırlıdan ayrılma ha!
İyi anlaş herkes ile

Etrafına dostluk saç ha!
Eser kalır sen gidersin
İyi belle, unutma ha!

Önce hizmet, sonra sen’sin...