YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

26 Kasım 2007 Pazartesi

HAKUNA MATATA...




Değerli Dostlarım,

"HAKUNA MATATA" Swahili dilinde "her şey yolunda" anlamına kullanılıyor.

Kilimanjaro Dağı tırmanışımız, 10 Ocak tarihinde Klimanjaro dağı, 5895 m. yüksekliğindeki Uhuru (Özgürlük) zirvesinde Türk bayrağının dalgalanması ile sonlandı.

Bu belki "insanlık için küçük bir tırmanış" idi amma takdir edersiniz ki benim gibi 60'inı geçmiş bir dostunuz için "büyük bir tırmanış" idi.

19 kişilik Türk dağcılık ekibimizden 18'i zirve yapabildi.

Ayni gün zirve niyeti olan 10 kişilik Fransız dağcılık ekibinden ancak iki kişi, o da yarı yolda bizim ekibe katılarak zirve yapabildiler.

Ekibimiz oldukça deneyimli kişilerden oluşuyordu.

Tunç, Mustafa ve Ertuğrul Melikoğlu ekibi gayet iyi yönettiler.

Zirvede, bu yılın ilk günlerinde Demirkazık'ta yitirdiğimiz iki genç ODTU'lü dağcı kardeşimiz için saygı duruşu yaptık ve İstiklal marşımızı söyledik. Duygulu, hazin bir anma oldu...

Sonunda 60. yaşımda 6000 metrelik bir dağa çıkmış oldum.

Şimdi 88. yaş günümde 8848 m. lik Everest tırmanış planı var.

Neden olmasın... İnsan hayal ettiği sürece yaşamıyor mu?

Tekrar sizlerin aranızda olabilmek büyük mutluluk...

Bizleri merak eden, bizler için kaygı duyan herkese teşekkürler.


Değerli dostlar, dağa çıkmanın gerçekten farklı bir duygusu var.

Uzaktan her dağ herkese çok güzel görünür. Etklenebilirsiniz, hatta onu uzaktan çok da sevebilirsiniz. Ancak, onun zirvesine ulaşmanın getirdiği duygu farklı oluyor. 3-5 gün onun sinesinde kaldığınızda, onunla iç içe oluyorsunuz. Girdisini çıktısını, iyi ve kötü yönlerini gözlemliyor, onunla bütünleşiyorsunuz. Hele hele sonunda zirveye vardığınızda artık onunla el sıkışıp, dost oluyorsunuz. Kendinizi onun dostluğunu kazanmış hissediyorsunuz. Artık, o sizin bir kardeşiniz, bir yakınınız gibi oluyor.

Hele hele dağdan inip onun görkemli görüntüsünü bir kez daha gördüğünüzde, o arkadaşınızla artık gurur duyuyor, onun büyüklüğünü gördükçe "ben artik bu dağın arkadaşıyım" diye içten bir sıcaklık hissediyorsunuz...

Belki o dağı bir daha hiç görmüyorsunuz ama biliyorsunuz ki sizin tanıdığınız, güvenebileceğiniz bir kişilik hala orada bütün heybetiyle durmakta, belki de sizi yeniden kucaklayabilmek için can atmakta...

Neyse, insan 6000 m. de biraz oksijensiz kaldı mi böyle saçmalamaya başlıyor. Herşeyimiz hoş görüle...

Bu ekspedisyonun sonunda 60. yaşımda 6000 metrelik bir dağa çıkmış oldum.

Şimdi 88. yaş günümde 8848 m. lik Everest tırmanış planı var.

Neden olmasın... İnsan hayal ettiği sürece yaşamıyor mu?

Tekrar sizlerin aranızda olabilmek büyük mutluluk...

Bizleri merak eden, bizler için kaygı duyan herkese teşekkürler.

Hepinize en azından benimki kadar sağlıklı günler dilerim.

Gözleriniz hep yukarılarda olsun...

Yücel Tanyeri 16 Ocak 2007