YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

3 Nisan 2008 Perşembe

NİĞDE GAZOZU...

Dün ameliyat günümdü.
Yoğun ameliyatlarım vardı.
Ameliyathaneden çıktıktan sonra odama geldim.
Odamda kocaman bir karton kutu beni bekliyordu.
Meraklandım.
Heyecanla kutuyu açtım.
İçerisinden güzelce paketlenmiş bir sandık gazoz çıktı.
Niğde Gazozu…

Biliyorsunuz 25 Şubat’ta bu blog içerisinde “Yerli malı, yurdun malı...” başlıklı bir yazı yazmış ve bu gazozun güzelliklerini anlatmıştım. Ve “nerede bulursam artık bu gazozu içeceğimi” de ilave etmiştim.
Ancak Samsun’da bu güzelim gazozu bulmam mümkün değildi.

Bunu göz önünde bulunduran sevgili arkadaşım “düş hekimi” Yalçın Ergir, Ankara’da aramış-taramış, ne yapmış etmiş bir kasa gazozu bulup kargo ile adresime göndermişti.

Düş Hekimi’min gönderdiği gazozlar, ameliyatların yorgunluğu üstüne “ilaç” gibi gelmişti.
Hemen bir-ikisini indirdim mideye.
Tat ayni tat, nefaset ayni nefasetti…
Yorgunluğum gitmişti.
Rahatlamış, ferahlamıştım.

Oturdum, hemen bir teşekkür yazısı yazdım “düş ve düşçü bulma kurumu” yöneticisi “düş hekimi” sevgili Yalçın Ergir’e…

“Gazozun içindeki kabarcıklar sayısı kadar” teşekkürlerimi ilettim.

Neyse ki son yazım “Çarşamba Treni”ni okumamıştı sevgili düş hekimimiz.
Aksi takdirde bir ay sonraki kargodan 100 tonluk bir Çarşamba Treni de çıkabilirdi…


Düşhekimi Yalçın Ergir'in yazılarına ulaşabilirsiniz :