YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Nisan 2008 Salı

İKİ YÜCEL TANYERİ...


Liseye devam ettiğim 1960’lı yıllarda Devlet Tiyatro, Opera ve Balesi” Ankara’da çok etkin bir sanat kurumu idi.
Lise yıllarımız bu topluluktan izlediğimiz biri birinden güzel eserlerle geçmişti.
Üniversiteye başladığım 1964 yılında Ankara’da özel bir Tiyatro topluluğu “Ankara Sanat Tiyatrosu” (AST) kurulmuş, bu yeni ve dinamik topluluk Ankara’nın sanat yaşamına farklı bir soluk getirmişti.

AST, 60’lı yıllarda Samuel Becket’in “Godot’yu Beklerken”, Sermet Çağan’ın “Ayak-Bacak Fabrikası”, Nikolai Gogol’ün “Müfettiş”, Vasıf Öngören’in “Asiye Nasıl Kurtulur”, Bertold Brecht’in “Arturo Ui’nin Yükselişi” ve “Galileo Galilei”, Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”, Maksim Gorki’nin “Küçük Burjuvalar” ve İbsen’in “Bir Halk Düşmanı” gibi eserlerini Ankaralı sanatseverlerin beğenilerine sunuyorlardı.
Bu eserlerin tanıtım afişleri ve oyunların broşürlerinde Dekor-Kostüm’de tek bir isim görünüyordu : “Yücel Tanyeri”.

Ayni yıllarda genç bir Üniversite öğrencisi olan bizler de “Hacettepe Tiyatro Kulübü”nü kurmuş ve burada Eugene Ionesco’nun “Kel Şarkıcı”, Sean O’Casey’in “Sağlık Yurdu”, A. Gregory’nin “Ay Doğarken” ve Anton Çehov’un “Ayı oyunlarını sahneye koymuştuk.
Bu oyunların tanıtımlarında da Dekor-Kostüm’de bir tek isim görünüyordu : “Yücel Tanyeri

1964-70 yılları arasında Hacettepe Tıp Fakültesi’nde çok yoğun bir Tıp eğitimi alıyorduk.
Yine çok yoğun çalışma temposu içerisinde olduğum KBB Asistanlık dönemim olan 1970’li yıllarda Yücel Tanyeri’nin ismi artık Ankara “Devlet Opera ve Balesi”nin eserlerinin içerisinde geçiyordu.
Beni yakından tanıyanlar, ismimi oyunların tanıtımlarında görüyor ve bu kadar yoğun çalışmanın altından nasıl kalktığıma da çok şaşıyorlardı.

Ankara’da yaşamları bir dönemde kesişen KBB Uzmanı Dr. Yücel Tanyeri ile Sahne Tasarımcısı Yücel Tanyeri’nin tanışmaları da o yıllara rastlar.

O dönemlerde herkesin özel bir cep telefonu yoktu.
Yalnızca sabit ev telefonlarımız vardı.
Birini aradığınızda kentin telefon Rehberini açar, önce soyadını sonra da adını yukarıdan aşağıya tarar ve kişinin telefonunu öğrenirdiniz.
Bizim evimizin numarası 13 55 08 Ankara Telefon Rehberi’nde Tanyeri Yusuf Besim olarak babamın adına kayıtlıydı.
Onun hemen altında ise Tanyeri Yücel adına kayıtlı 6 rakamlı bir numara daha vardı.
Tıbbi sorunları için Dr. Yücel Tanyeri’ni yani beni arayan hastalarım, haliyle bu numarayı çeviriyor ama karşılarına her seferinde sahne tasarımcısı Yücel Tanyeri çıkıyordu.
Gece-gündüz demeden hastalarım onu rahatsız ediyorlardı.

Birkaç hastam bu durumdan beni haberdar ettiğinde adaşım ve soy adaşım “Yücel Tanyeri”ni aradım ve bu durum için özür diledim.
Onunla ilk tanışmamız bu şekilde telefon ile olmuştur.
Daha sonra kendisi ile Ankara’da samimi bir dostluğumuz oldu.
1980’lerde ben Samsun’a yerleştiğimde o da hastalarım da karışıklıktan kurtulmuştu.

Yücel Bey’in çok saygın bir kişiliği vardı.
Son derece nazik ve hoşgörülü bir kimse idi.
Benden birkaç yaş büyüktü.
Galatasaray Lisesi mezunu idi.
DTCF Fransız Filolojisi’nde okumuştu.
İtalya’da “Academia Bela Arti di Milano”da eğitim almıştı.
AST’ın kurucularından idi ve 30 kadar oyunun Dekor-Kostümünü hazırlamıştı.
1972-85 yılları arasında Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde çalışmıştı.

1985 ten sonra da İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne geçmiş ve orada da İl Travatore, Tosca, Rigoletto, Don Giovanni, Faust, Fındıkkıran, Sevil Berberi, Don Carlos, Othello, Uyuyan Güzel, Don Pasquale gibi 35 tane Opera ve Bale yapıtının Dekor ve Kostümlerine imza atmış, ayrıca değişik Özel Tiyatrolarda da 20’den fazla oyunun sahne tasarımını gerçekleştirmişti.

1982-83 yılında Ankara Sanat Kurumu'ndan en başarılı “Dekor-Kostüm Ödülü”nü almıştı. Dört yıl süreyle Mimar Sinan Üniversitesi’nde “Opera ve Bale Dekoru” dersleri verdi.
2007 yılında Prag’da Uluslararası Sahne Tasarımcıları Birliği’nin “Sahne Tasarımcı Onur Ödülü”nü aldı.
Bu, “Sahne Tasarımı” dalında Türkiye adına alınmış ilk ödül idi.

Yücel Tanyeri emekli olduktan sonra Çukurcuma’da bir Antikacı dükkânı açtı.
İstanbul’a yolum düştüğünde Çukurcuma’ya uğrar adaşım ve soy adaşım ile sohbet ederdim.
Geçen sene antikacı dükkânını kapattı.
Şimdi bu antik değerdeki sanatçı kişilik, deneyimlerini Öğretim Üyesi olarak Yeditepe Üniversitesi “Güzel Sanatlar Fakültesi” Tiyatro Bölümü öğrencilerine aktarmaktan büyük keyif alıyor.

Gençliğimde onun ad ve soyadını aynen kullanarak kıytırık birkaç dekora imza atıp, onun ününden yararlanmıştım.


Ya o da ayni şeyi yapıp benim hastalarımın muayene ve tedavisine yönelse idi…