YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

22 Eylül 2008 Pazartesi

İKİ TAŞ ARASINDA...


Yaz geldi bahar geldi
Açtı yeşil yapraklar
Ben sana doyamadum
Doysun kara topraklar…

........................

Ali oğlu Zülküf Demirbaş.
19 Ağustos 1984 akşamı Tahpur yaylasında doğdu.
Akşam ezanında ismini kulağına okudular.
20 Ağustos 1984 sabahı öldü.

Ebe yüzü görmedi.
Doktor desen zaten yoktu.
Belki o gece biraz ağladı.
Sonra 3000 metrede soluksuz kaldı.

Oksijen azdı.
Soluklansın diye sırtına birkaç kez vurdular.
Hastaneden çok ıraktılar.
Kader böyleymiş dediler.

Kayıtlara ismi hiç geçmedi.
Nüfus Cüzdanı çıkartılmadı.
Kimlik numarası hiç olmadı.
Ne yaşadı, ne de yaşamadı.

Kıbleyi belirlediler.
Yaylanın en yüksek yerine koydular.
Başına da iki taş diktiler.
Doğumunu-ölümünü yazdılar.

Anasının yüzünü göremedi.
Babasını hiç tanımadı.
Yaşamın tadını da alamadı.
Acılarını da tadamadı.

Şimdi Zülküf yatıyor bu panoramada
İki küçük taş arasında.
Minicik mezarda.
Ve de tek kişilik kabristanında…