YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

26 Eylül 2008 Cuma

UZUN SAÇLI'NIN YERİ....


Nusret Doğan ismini çok kimse bilmez.
Karadenize seyahat edenler onu "Uzun Saçlı" olarak tanırlar..
Dizlerine kadar inen, uzun sapsarı saçları vardır.
Her nekadar son yıllarda biraz ağarıp, kırlaşsa da...

Çay yapmakta ustadır.
Perşembe, Medreseönü'nde yalnızca "çay" yapar.
"Uzun saçlı'nın yeri"nde.
Ama yalnızca çay.
Hem de ne çay!..
Tadı damağınızda kalır içtiğinizde.
Bir daha içmek istersiniz.

1968'den beri ayni yerde, ayni işi yapar.
40 yıldır ayni özenle, büyük bir titizlikle...

Buraya gelenlerin bayat çay içme şansı yoktur.
Çayı herkes için ayrı demler.
LPG tüp asla kullanmaz.
Çayların tümünü kömür alevinde yapar.
Yardımcısı yoktur.
Çay, 8 dakikada demlenir, 15. dakikada servis yapılır.
Cam bardaklarda ve de tavşan kanı renginde.
Kıtlama şeker eşliğinde...

Bardaklar elde ve tek tek külle temizlenir.
Deterjan asla kullanmaz.
Çayın suyu yukarıdan, dağlardan kaynak suyu olarak gelir.
Yalnızca Çaykur çayını kullanır.
Çay'dan başka birşey satmaz.
Prensip sahibidir.
Herkese servis yapmaz.
Burada yalnızca o'nun kaideleri geçerlidir.

Herkese taze demlenmiş çay getirir.
Beklemiş çayı asla servis yapmaz.
Çünki "Çay, şarap gibi yıllanacak bir madde değildir".

Birkaç yıl öncesine kadar herkes uğrardı Uzun saçlı'ya.
Samsun-Artvin arasında seyahat edenlerin hemen hepsi.
Ama son birkaç yıldır yol artık sahilden geçmiyor.
Duble yol olarak arkadan, tünellerden seyrediyor.
Zaman hız devri.
Artık kimse bu dünya güzeli sahil yolunu kullanmıyor.
Bu nedenle müşterisi azaldı Uzun saçlı'nın.
Ama o 40 yıllık ekmek teknesinde hâlâ müşterilerini bekliyor.
Tüm titizliğiyle, tüm ciddiyetiyle.

Ben, hâlâ her seferimde bu yolu kullanıyorum.
Karadeniz'in tek doldurulmamış, bozulmamış sahil yolunu.
17 km. lik Bolaman-Ordu karayolunu.
Ve her seferinde de uğruyorum "Uzun saçlının yeri"ne.
Keyifle yudumluyorum onun özel yapıtını.
"Dudak renginde, dudak buran ve dudak yakan" çay'ını...

Zaten ne demişler :

Hayat dediğin bir çay
İnsan ise sadece bir şeker
Karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın
Oysa ki, hayatın seni erittiğini çay bitince anlarsın...