YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

7 Temmuz 2008 Pazartesi

SİNOP PTT'si...

Yunus Nadi'nin sahibi olduğu "Cumhuriyet" Gazetesinde bundan 80 yıl önce, Cumhuriyetin kuruluşundan 5 yıl sonra 9 Eylül 1928 tarihinde Şemsettin Sami'nin "Sinop'tan Gerze'ye Posta ve Telefon" başlıklı bir yazısı yayınlanır.

O zamanki durumu tüm çıplaklığıyla tanımlayan bu yazıdan 4-5 yıl sonra, babam Yusuf Besim Tanyeri Sinop PTT'sinde göreve başlar.

Babamın, bu durumun değişmesinde ne kadar rolü oldu bana hiç anlatmamıştır.

Artık, anlatması da mümkün değildir zaten...

........................................

Gerze 4 (Muhabir Mahsusundan) Evvela Sinop’un Postahanesinden ve Posta işlerinden bahsedeceğim. Postahane Sinop’un Tersane Caddesi Çarşısında çok güzel bir binadır. Sinop esasen baştan başa bütün emlakin resmiyesiyle cidden iftihar edebilir.

Cumhuriyet devrinin fersaz ve kudretli inkişafı sayesinde, memleket bu güzel ve iftihara değer binaları kazanmıştır. İşte o Cumhuriyettir ki yeni yeni mektepler açmış, güzel binalar yaptırmış, yollar yaptırmış, asayiş ve inzibatı tamamıyla temin etmiş, hülasa alî ve muzaffer, temiz ve yüksek Türk milletinin feyz inkişafı için lazım gelen icraatı yapmaktan çekinememiştir.

Sinop Postahanesi Müdürü Müslim Beyin vazifeye başladığı günden beri terakki etmekte ve işler yolunda yürümektedir.

Bu defa Sinop Posta işlerinde, memnuniyetle haber aldığımız ve kayda şayan gördüğümüz iki cihet daha vardır. Birisi kazalarımızdan Gerze ve Ayancık’a haftada bir defa gidip gelen Kara postalarının iki defa gidip gelmesine resmen karar verilmiş olmasıdır.

İkincisi de: Dahilde hububat, pirinç ve yağ gibi ihracatıyla meşhur Sinop’un kazalarından Boyabat’a postanın bu günden itibaren gidip gelmesine karar verilmiştir.

Bu nakliyatın aylığı 148 lirada mutemed İstanbullu Ahmet Celaleddin Bey’de kalmış ve kefili de Boyabatlı Asım Beyzade Hayrettin Bey olmuştur.

Posta otomobilinin yolcuda alabileceği şart ve mukavelenamede muharer ve mukayiddir.

Burada Gerzelilerle temas ettim. Diyorlar ki postanın haftada iki sefer olmasına çok memnun olduk. Yalnız Baş müdüriyete de başvurduğumuz halde bir dolu nazarı itibara alınmayan cihet şudur:

Gerze, karadan Sinop’a orta bir at yürüyüşüyle tam sekiz saat denizden ise motor ile tam bir saattir.

Denizde hiçbir tehlike yoktur. Çünkü Gerze Sinop Limanı dahilindedir. Karadan otomobil şimdilik gidemez, çünkü yollar ikmal edilmemiştir.

Binaen aliye postahanenin deniz cihetiyle motorla gelmesini talep ve rica ediyoruz. Bugün göz göre göre tam yedi saat tehirle postayı almak, ticaretimize çok ağır bir darbedir. Yalnız gün doğuşu fırtınaları olduğu vakit, bu da senede ancak bir iki defa olabilir. O vakit karadan gider. Nitekim geçen sene kar çokça yağdığı vakit karadan gidemeyip de denizden gittiği gibi…


(Bilgi ve belgeyi bana ileten Tarih Araştırmacısı dostum Baki Sarısakal'a içten teşekkürlerimi sunuyorum)