YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

16 Temmuz 2008 Çarşamba

MEMLEKET YANIYOR...

Geçen hafta Gülnar’da orman yangını oldu.
Hektarlarca orman yandı.
Yangın o denli büyüktü ki uzaydan bile görüntülendi.

Toroslar’ın o kesimini bilirim.
Güzelim sarıçam ormanlarının yanması benim de içimi yaktı.
Yemyeşil topraklar, bir-iki günde kıraç alanlara döndü.

TV’da yangın haberlerini izliyorum.
Başka haberler de var tabii…

İktidardaki Parti için kapatma davası açılmıştı.
Darbe söylentileri vardı.
Paşalar, gazeteciler birer birer tutuklanıyordu.
PKK azmıştı, ortada bir cihat vardı.
AB bizi Avrupa’ya almak istemiyordu.
Memleketin üstünde kara bulutlar dolaşıyordu.
Birden duraksadım.

Mavi üniformalı bir Polis memuru hızla bir Internet Cafe’ye girdi.
Girmesiyle de kükreyip, bağırdı.
Chat’i bırakın, memleket yanıyor” diyordu.

Polis memuru işi gücü bırakmıştı.
Internet Cafe’lerden gençleri chat’e değil “cihat”a çağırıyordu.

Polis memuru haklıydı.
Sözün kısası “memleket yanıyordu”.
Ama memleketin gençleri de Partilerin liderleri de “chat”leşiyorlardı.
Her akşam Başbakan soğuk bir çehreyle, muhalefet partisi lideri ise boyun damarlarını şişire şişire konuşuyorlardı.

Hekim olduğum için doğru teşhisin önemini iyi bilirim.
En iyi tanı’yı gariban bir Polis memuru koymuştu :
“Chat’leşmeyi bırakın, memleket yanıyor…” diyordu.

Herkes bu büyük lâftan ibret almalıdır.
Çünkü yangın hâlâ Ankara’dan görünmese de artık uzaydan bile görünmektedir.