YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

11 Temmuz 2008 Cuma

ŞİRİN GÜMENEZ...


Çocukluğumda gerçekten şirin bir yerdi Gümenez.
Samsun-Sinop yolunun tam ortasındaydı.
1950’li yıllarda Sinop’a giderken içinden geçerdik.
Deniz kenarında minik bir balıkçı köyüydü.
Limanı yoktu, denize açıktı.
Sahil boyu dizili iki sıra ahşap evleri vardı.
Ortasından da bir yol geçerdi.
Samsun’dan burunlu Vabis veya Austin marka otobüslere binerdik.
Yorgun otobüs kısa bir süre burada soluklanırdı.
Tabii yolcuları da…
Sonra da zorlana zorlana kıvrımlı yollara vururduk.
Lastikler bir iki kez patlamazsa 12 saatte Sinop’a ulaşırdık.
Samsun’dan ayrıldıktan sonra denize ilk kavuştuğumuz noktaydı.
İlâç gibi gelirdi bize burası.
Yanımızdaki azıklar açılır bunu diğer yolcularla paylaşırdık.
O yıllarda minik, şirin bir yerdi Gümenez.
Yıllar sonra biraz büyümekle birlikte halâ balıkçı köyü özelliğini taşıyordu.
Yaşamımda gördüğüm en deneyimli taka kaptanını da orada tanıdım.
Hasan Reis tirolü’nün kaptanı Haşim Kaptan’ı…
Tüm Karadeniz’i avcunun içi gibi bilirdi.
Azgın dalgalarda koca tekneyi, limanı olmayan sahile nasıl yanaştırdığını anlatırdı.
Ben de hayretle dinlerdim.
Efsane gibi bir adamdı benim için.
Bu küçücük yerleşim yeri de gelişime dayanamadı.
1963 yılında burada Belediye teşkilâtı kuruldu.
İsmi de “kıyı şehri” anlamına gelen “Yakakent” olarak değiştirildi.
Yanına büyücek bir liman yapıldı.
Karadenizin en çok ve en iyi balıkları burada avlanır oldu.
Giderek büyüdü ve kalabalıklaştı.
Peş peşe balık yağı fabrikaları açıldı.
Kent dağ tarafına doğru büyüdü.
Şimdi ortasından beton-asfalt duble bir yol geçiyor.
Kıyı evleri betonarme evlerle değişti.
Buranın antik ismi olan Kominos’u da, Gümenos’u da, yakın ismi olan Gümenez’i de artık kimse hatırlamıyor.
1991 yılında ilçe oldu.
Şimdilerde Samsun’a 84 km. uzaklıkta ve Yakakent olarak biliniyor.
Ama halâ bir özelliği hiç değişmedi.
Güneşin hem doğuşunu hem de batışını denizden yalnız burada izleyebilirsiniz.
Sanırım bu özelliğini değiştirmeye de kimsenin gücü yetmeyecek…

Eski Gümenez fotoğrafları için :