YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

6 Aralık 2007 Perşembe

TOM MİKS ve TEKSAS...

Bizim çocukluğumuz Tom Miks ve Teksas okuyarak geçmiştir.
O dönemlerde zorlukla bulduğumuz ve biri birimizle değiştirerek coşkuyla ve keyifle okuduğumuz bu dergiler başta rahmetli Turgut Özal olmak üzere çok kişinin sosyal gelişmesinde etkili olmuştur.

1963 yılında Ankara'da Lise son sınıfta ve 17 yaşında idim. O yıl Üniversite sınavlarına girecektim. Ulus Gazetesinde okuduğum bir ilânda, bir matbaadan güzel yazısı olan birilerinin arandığını okudum. Yazım çok güzeldi. Bu ilân üzerine Anafartalar caddesindeki bu matbaaya gittim. Matbaanın sahibi Hakkı Bigeç isimli şişman bir iş adamı idi. Matbaasında İstanbulda Ceylan Matbaasında basılan Tom Miks ve Teksas dergilerinin değişik isimlerle "Çelik Blek" ve "Kahraman Ranger" adlarıyla basılmakta olduğunu ve benim bunların "balonları"nı yazıp yazamayacağımı sordu. Peşinden de çini mürekkebi ve redis uçlu bir kalem ve kuşe kağıt vererek yazı kalitemi test etti. Bu kısa deneme sonucundan sonra da beni ayda 100 TL ücretle hemen işe aldı.

Öğlenden sonraları matbaaya gidiyor, İtalyanca'dan tercüme edilmiş olarak önümüze gelen yazıları çini mürekkeple kuşe kağıda büyük harflerle yazıyor, sonra da onları düzenle keserek balonları içerisine yapıştırıyor ve daha sonra klişesi çıkartılmak üzere matbaa teknisyenine teslim ediyordum.

Bu işte 10 ay çalıştım. Toplam 1000 TL kazandım. Bu miktar daha sonra Üniversite sınavlarında Hacettepe Tıp Fakültesini kazanmamdan sonra benim bir bölüm öğretim giderimi karşıladı ve ayrıca bana birçok yaşam tecrübesi kazandırdı.

O zamanlar birer hatıra olmak üzere bu dergilerden hiç olmazsa bir tanesini bile saklamayı hiç akıl etmemiştim. Yıllar sonra bu anılarımı kızıma, arkadaşlarıma ve dostlarıma anlatmak istediğimde elimde hiçbir belgenin olmadığına çok üzüldüm. Bu işleri yaptığımı, o dönemki yazılarımı kimselere gösteremiyordum.

Yaklaşık 40 yıl sonra Ankara'da bir sahafda etraftaki kitaplar arasına sıkışmış tozlu bir "Çelik Blek" dergisi gördüm. 40 yıllık bir arkadaşımı görmüş gibi sevindim. 1964 baskılı bir dergi idi. Hemen açıp baloncukların yazılarına baktım. Evet yazılar benimdi. Sevincimden uçuyordum.
Dergiyi satın almak için fiatını sordum. "On milyon TL" dediler. Hemen ücretini takdim edip, dergiyi satın aldım. 10 ay çalışarak toplam 1000 TL kazanç sağlamış olduğum bu dergiyi yıllar sonra on bin misli fiyatla geri almıştım.

Şimdi bu dergi kütüphanemin en değerli bir yerinde özenle korunuyor. Eskimiş, sararmış, yırtlmış ve tozlanmış olsa bile...