YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

6 Kasım 2013 Çarşamba

TAM 60 YIL ÖNCE BUGÜN...

Nihal Abla deriz ona tüm ailede.
Aslında ablam değildir.
Amcamın kızıdır.
Rahmetli Beşir Tanyeri amcamın...

Bizden büyüktür.
İyi bir annedir.
Aydındır, ilericidir.
Yüreği Atatürk sevgisiyle doludur.

Ankara'da.
Öğrenciydi Nihal Tanyeri.
Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda.
60 yıl önce...

Anıtkabir'e nakledilecekti.
Atatürk'ün naaşı 1953 yılında.
Ve görev almıştı Nihal Abla.
Atlas Bayrağımızın yapımında...

Ve ilk saygı nöbeti tutan.
Dört genç'ten de birisiydi.
Nihal Tanyeri.
Ata'sının baş ucunda...

Anısını yazmasını diledim.
Dileğimi kendisine ilettim.
Sitemde yayınlayacağımı söyledim.
60 yıl sonra herkes bilsin istedim...

Kırmadı beni.
Yazıya döktü hislerini.
İletiyorum şimdi.
60 yıl önceki izlenimlerini:
...............

Yıl 1953, 29 Ekim'de Cumhuriyet'in 30. yıl Bayramını kutladık.

Ankara'da büyük bir heyecan, yoğun bir çalışma var. Atamız ölümünden tam 15 yıl sonra geçici kabri Etnoğrafya Müzesi'nden alınıp, Anıtkabir'e nakledilecek. Ona şanına layık bir tören yapılması için; herkes üzerine düşen görevi yapma çabasında.

Biz kızlarına verilen ilk görev: Tabutuna örtü olacak devasa Türk Bayrağı'nın hazırlanması. Kutsal bir görev yapar gibi, kırmızı ipek, atlas bayrağın ay ve yıldızını beyaz ipek ibrişimle geceyi gündüze katıp, tavandan sarkan çıplak ampulün ışığında işliyoruz. Bu iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey. Zamanında bitirip teslim ediyoruz. Bayrak halen Anıtkabir Müzesinde saklanıyor

4 Kasım 1953 Etnoğrafya Müzesi'nin soğuk mermer merdivenlerinde bekleyen gençlik Ata'sına son görevini yapmak için toplanmış bekliyor. Ve nihayet 15 yıldan sonra tabut gün yüzüne çıkıyor. Protokol önünde tabut açılıyor. gençliği temsilen, orada bulunan -sonradan Anayasa Mahkemesi Başkanı olan- Yekta Güngör Özden'in anlatımına göre: “Atatürk uyur gibi. Biraz sakalı uzamış, gözler aralık, sol kaşı düşmüş yerine konulup gerekli bakımı yapılıyor".

Tabutu Erkek Teknik Öğretmen Okulu öğrencileri elden geçiriyor. Yeniden cilalanıp hazırlanıyor. İşlediğimiz bayrak üzerine örtülüyor. Biz Kız Teknik Öğretmen Okulu öğrencileri ve öğretmenlerimiz tabutu kasımpatılarla süslüyoruz. Etnoğrafya Müzesi'nin bir salonunda katafalka konuluyor.

6 Kasım günü, vakit gece yarısına doğru. “İlk nöbet gençliğe verildi” dediler. Ben Nihal Tanyeri (Ovacık), Yurdusev Baykal (Arığ), Turgut Kantoğlu ve Erdoğan Alıveren. Karanlık bir salon ortasında Bayrağa sarılı tabut, dört tarafında dört meşale (başka ışık yok) nöbeti alıyoruz. Karanlık ve sessizlik öylesine yoğun ki, kalbimin atışının bu kutsal sessizliği bozacağından korkuyorum.

Nöbet sonrası bana “ne hissettğimi” sordular. Duygularımı ifade edemedim. Şimdi düşünüyorum: Genç öldüğü için, bizi erken terkettiği için hep sitem ettim ona. Halbuki o tabutta yatan adam yorgundu, omuzlarında koca bir devletin kaderini yazmanın, savaşmanın, kurtuluşun, kuruluşun yorgunluğu vardı.

10 Kasım günü Türk Bayrağına sarılı tabut generallerin omuzları üzerinde top arabasına yerleştirildi. 136 genç asteğmenin çektiği top arabası 15 yıl misafir kaldığı Etnoğrafya Müzesi den alınıp Anıtkabir'e yola çıktı.

Ankara'da güneş kendini doğmak mecburiyetide hissetmiş, nadir görülen güzellikte bir hava vardı. Ankara Ankara olalı böyle bir gün yaşamamıştı. Hamdullah Suphi Tanrıöver, Behçet Kemal Çağlar'ın okuduğu şiirlere jetler arkadaşlık ediyor. Yürüyoruz, yürüyoruz. Yollar, kaldırımlar insan seli. Yurdun her köşesinden Ata'sını uğurlamaya gelen, gözü yaşlı vatandaşlarımız. Pencerelerde salkım salkım kadın, erkek, çocuk Ankara'lılar göz yaşlarıyla onu selamlıyor.

Anıtkabir'e 12.15 de ulaşıldı. Tabut hazırlanan katafalka kondu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar bir konuşma yaparak “Atatürk şimdi seni kurtardığın vatanın her köşesinden gelen topraklarla gömüyoruz. Fakat hakiki yerin Türk Milleti'nin minnet dolu sinesidir. Nur içinde yat” sözleriyle tamamladı.

Saat 13.30 da sanduka açılarak Atamız Mehmetçiklerin elleriyle ebedi istirahatgahına indirildi. Mezara ilk toprağı Cumhurbaşkanı attı. Önce Ankara toprağı, daha sonra yurdun dörtbir tarafından getirilen vatan toprağı konularak defin işi tamamlandı.

Ölümünden tam 15 yıl sonra: Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal, Gazi Mustafa Kemal, Mareşal Mustafa Kemal, Türkiye'yi kurtaran Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa Kemal; bütün dünyanın önünde saygıyla eğildiği Mustafa Kemal, onun şanına yakışan bir törenle, yine onun şanına yakışan bir Anıt Mezara gömüldü.

Ancak Atatürk yaşıyor. 
Birilerinin korkulu rüyası, adını bile anmaya korkuyorlar. 
O bütün heybetiyle yanımızda, içimizde. 
İlkeleriyle, eserleriyle, tarihe mal olmuş kişiliğiyle sonsuza kadar da yaşayacaktır.

                                                                                                                               Nihal Tanyeri Ovacık


Atatürk'ün naaşının Anıtkabir'e nakli fotoğrafları:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/60YilOnce#5942821964584987826

.