YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

2 Aralık 2009 Çarşamba

LİKYA YOLU...


Türkiye haritasını önünüze koyun.
Fethiye ile Antalya arasına bir çizgi çekin.
Bu çizginin güneyinde kalan yer Teke yarımadası olarak bilinir.

Burası batıda Akdağ, doğuda Beydağları ile kaplıdır.
Kuzeyinde ise 3000 m. yüksekliğinde Toroslar bulunur.
Güneyinde denizle bağlantı kuran, kapalı bir bölgedir.

Antik çağda burada Likya olarak bilinen bir ülke vardı.
Hitit kaynaklarında buranın ismi “Lukka” olarak geçer.
Eski Mısır kayıtlarında da “Lukki”lerden bahsedilir.

Likya, “Işık Ülkesi” anlamına gelir.
Likyalılar 3500 yıl kadar önce buralara yerleşmişlerdir.
1500 yıl kadar da bu bölgede yaşamışlardır.
Hür, bağımsız ve demokratik bir toplum olarak…

90’lı yıllarda kızım Tuğba, Bilkent Arkeoloji Bölümünde okuyordu.
Lisans Tezi Likyalılar üzerine idi.
1995 yılında bu bölgeye onunla bir gezi düzenledik.
Kaunos, Telmessos, Pınara, Xanthos’u birlikte gezdik.
Yetmedi Tlos, Patara, Kekova, Simena ve Myra’ya uzandık.
Tabii ki otomobilimizle…

Sonraki yıllarda Kate Clow isimli bir İngiliz çıktı ortaya.
Garanti Bankası ile birlikte güzel bir proje oluşturdular.
Likya Yolu” fikrini ortaya koydular.
Avrupa’nın en uzun 4. yürüyüş parkurunu.
Ve de dünyanın en güzel 10 yürüyüş rotasından birini…

Antik kentler arası bağlantılar oluşturuldu.
Yönlendirici levhalar konuldu.
Patikalar düzenlendi, işaretlendi.

Şimdilerde bu yolları yürüme tutkusu var.
Muhteşem bir doğa içerisinde yürüyorsunuz.
Masmavi pırıl pırıl bir deniz eşliğinde, açık bir gökyüzü altında.
Ve zeytin ağaçları, portakallar, limonlar arasında.
Sadece doğa değil, inanılmaz bir kültür mirası içerisinde…

Likya Yolu toplamda 500 km. den daha uzun.
Ancak tümü birden yapılmıyor.
Bölüm bölüm uygulayabiliyorsunuz.
Antik Likya kentleri biri birinden yaklaşık 10-15 km. uzaklıkta.
Önceden plânlanan biçimde patikalarda yürüyorsunuz.

Geçen hafta bu Likya yolunun bir bölümünü yürüdük.
Kurban Bayramı tatilinde, Kasım ayının sonunda.
25 kişilik bir yürüyüş ekibimizle.

Likya’lılar tarafından Antiphellos olarak adlandırılan yerde.
Günümüzde ise Kaş olarak bilinen beldemiz ve çevresinde.
Işık Ülkesinde ve güneşli bir sonbahar havasında…

İlk gün Kaş’ın arkasındaki dağlardaydık.
Dik bir patikadan 600 m. aşağıya indik.
8 km. dar patika bir yol yürüdük.
Kaş ve Çukurbağ yarımadasının doyumsuz güzelliğini içimize sindirerek.

Ertesi gün Bayındır köyünden 12 km. yürüdük.
Kayalıklardan billur gibi denizin mavisini seyrederek…
Ardından da Xanthos ve Patara gezilerek.
Patara’da Işık Ülkesinin gün batımını izleyerek…

Sonraki gün 14 km. taban tepdik.
Apollonia, Aperlai kentlerinden geçerek.
Sıçak koyuna ulaşıp tüm Akdeniz balıklarından tadarak…

Peşinden tekne ile Kekova ve Simena gezilerek.
Ve ardından antik ismi Myra olan Demre’ye varılarak.
Muhteşem kaya mezarları ziyaret edilerek.

Son günde de Kaputaş plajının mavisini görerek.
Kaputaş Kanyonu’nda zorlu bir yürüyüş yaparak.
Ardından da Pınara’daki apartman misali kaya mezarları gezerek.

Sözün özü; Işık Ülkesinde, ışıklı bir yürüyüş yaparak…


Likya Yolu fotoğrafları için :
https://photos.google.com/share/AF1QipNViVfxdZLBd815mpQtUrRuffG3mVtbuda_sarAAGGMW6_K4GgVQw-U0aWoSxxCuQ/photo/AF1QipM45fEDxQm1Ocrw6yy8hJHJWJm-TdT6xxhx1jXo?key=ZGk3VC0tLXVaZnk3ZlhJd0NsTVR1aTBFelRaa1h3&hl=tr

.