YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

17 Aralık 2009 Perşembe

AJAN'LIĞIM...


.....................................................
Ok gibi doğru olsam, yabana atarlar
Yay gibi eğri olsam, elde tutarlar

Elazığ Atasözü
.....................................................

Uzun ömrümde Ajanlık da yapmadım değil.
Hem de 8 sene kadar.
1998’den 2006 yılına kadar…

Ajanlık” eskiden kullanılan bir terimdi.
Günümüzde bunun için farklı bir tanımlama kullanılıyor.
Spor İl Temsilcisi” deniliyor.
Vilayet’te bir spor dalını yüklenen en üst kişi anlaşılıyor.

1998 yılında Okçuluk Ajanlığı boşalmıştı Samsun’da.
Yani “Okçuluk İl Temsilciliği”.

Okçuluk Federasyonu Başkanı arkadaşımdı.
Prof. Dr. Uğur Erdener.
Şimdilerde Hacettepe Üniversitesi Rektörü.

Uğur ile Hacettepe’den yakın arkadaştık.
Öğrenci Derneklerinde çalışmıştık.
Mantar” dergimizi birlikte çıkartmıştık.
Spora, özellikle Okçuluğa merak sarmıştı.
1993 yılında Okçuluk Federasyonu Başkanı olmuştu.
Başarılı işler yapıyor, güzel işlere imza atıyordu.
Dünya Okçuluk Federasyonu Başkanlığına kadar yükselmişti.

Onun önerisiyle Okçuluk Ajanlığını yüklendim.
Samsun ilinde…

Gel gör ki oku, yayı rüyamda bile görmemiştim.
Üstüne üstlük Samsun bu konuda çok özel bir yerdi.

Amazonlar bu yörelerde yaşamışlardı.
Hani şu ok’u ustalıkla kullanan kadınlar.
Yayı iyi gerebilmek için memelerini kestiren savaşçılar.
Hepsi Termedon nehri kıyılarında yaşamışlardı.
Yani Samsun’un Terme kentinin deresi ve çevresinde…

Ayrıca yıllardır Samsun bölgesi okçulukta çok üstündü.
Özellikle de bayan okçuluğunda.
İki kız kardeş geçmişte birincilikleri hep paylaşmışlardı.
Elif Ekşi ve Huriye Ekşi’ler

Atandığımızda ayağımız uğurlu geldi herhalde.
Göreve başladıktan kısa bir süre sonra büyük bir başarı geldi.

Bir bayan Sporcumuz Avrupa Şampiyonu oldu.
Deniz Günay Avrupa okçuluk finalinde Ukraynalı sporcuyu geçti.
Bu, Samsunspor’un Avrupa Şampiyonluğunu kazanması gibi bir olaydı.
Deniz, birkaç ay sonra Singapur’da idi.
Dünya Üniversite Oyunlarına katıldı.
Oradan da “Dünya Şampiyonluğu” ile ülkemize döndü.

Bunlara rağmen sporcularımın çalışma koşulları çok kötüydü.
19 Mayıs Stadyumu tribünlerinin altında çalışıyorlardı.
İzbe, karanlık, tozlu ve soğuk bir ortamda.
Kocaman bir soba ile bile ısıtılamayan bir yerde.

Bu çalışma koşullarını sporcularıma yakıştıramıyordum.
Bu sporcular daha iyi ortamlarda çalışmalıydı.
Onlar için modern bir salon yapılmalıydı.

Fikrimi Gençlik Spor İl Müdürü Şahin Eker’e açtım.
Olumlu yaklaştı.
Spor kompleksi içerisinde dilediğim yerde yapabilecektim.
Ama para yoktu…

Olsun yer sözünü almıştık ya.
Para da bulunurdu…
Hemen kolları sıvadım.

7 yıldır yapılmakta olan Spor Salonunun yanında yer bulduk.
Amacımıza uygundu.
Antrenörümüz Kadir Günay ile kafa kafaya verdik.
Çalışma salonumuzu inceden inceye plânladık.

Okçuluk için hem kapalı, hem de açık alanlar olacaktı
Dinlenme salonu, soyunma odaları, WC ve duşlar da yapılacaktı.

Çocukluğum Samsun’da geçmişti.
Birçok tanıdıklarım vardı.
Hepsinin ekonomik seviyeleri iyiydi.
Ayrıca 20 yıldır da burada görev yapıyordum.
Çok sayıda kişiyle tanışmış, tedavilerini yapmıştım.
Kentin bürokratları ile de aram iyiydi.

Projemi hepsine ayrı ayrı açıkladım.
Büyük ilgilerini gördüm, desteklerini aldım.

Kimisi maddî, kimisi aynî yardımda bulundular.
Mühendis arkadaşlarım koşulsuz destek verdiler.
Hepsi el birliği ile çalıştılar.
İmece usulünün çok iyi bir örneğini verdiler.

1999 yılı Nisan ayında temelimizi attık.
Araya giren deprem felaketi nedeniyle 2 ay hiç çalışamamıştık.
Buna rağmen toplam 7 ayda kompleksi tamamladık.
29 Ekim 1999 da sade bir törenle açılışımızı yaptık.
Kurtuluş Savaşımızın başlangıcının 80. yıldönümünde.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 75. yılında.
25 m. uzunluğundaki modern kapalı salonuyla.
130 m. uzunluğundaki açık hava çim atış alanıyla…

Muhteşem bir eser ortaya çıkmıştı.
Böylesine bir yapı Türkiye’de ilk kez yapılıyordu.
Avrupa’da da sayılıydı.

Samsun’un kendi eseri olmuştu bu eğitim merkezi.
Bürokratının, mühendisinin, halkının katkılarıyla…

Geçen yıllarda burada çok değerli sporcular eğitim aldı.
Ulusal ve Uluslar arası birçok birincilikler kazandılar.
Sporcularımız Olimpiyatlarda ülkemizi temsil ettiler.
Odalarımız, koridorlarımız kupalarla doldu, taştı.

İki yıldır işlerimin yoğunluğu nedeniyle artık yapmıyorum.
Okçuluk Ajanlığı'nı.

Ama oraya her gidişimde büyük keyif alıyorum.
Ata sporumuza hizmet veren gençlerimizi gördükçe…


Samsun Okçuluğu fotoğrafları için :
https://photos.google.com/share/AF1QipNrwSydaFoCQWkMTgZnPFShM02W7DJVOiQR8DUrvSar6aoYW5Xo5eJeLT5AY0Z-cQ/photo/AF1QipN1P2BO5wYhLw3uZLwC-9hrCsdmLDi3JBN7DdBE?key=Q2VRd01qQjg3YVBjck1mVm9FUklzOVlfTzdoWVFB&hl=tr

.