YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

28 Aralık 2009 Pazartesi

ALMANYA'DA ZİRVEDEYDİM...


Zugspitze” Almanya’nın en yüksek dağı.
Burası 2962 m. yüksekliğinde ulu bir zirve.
Münih’ten kuş uçuşu 70 km uzaklıkta.
Bavyera Alplerinde bulunuyor.

Bavyera’lılar dağcı bir topluluk.
Ancak uzun zaman buraya tırmanamadılar.
Çünkü burada “zuggeist” adını verdikleri bir cin vardı.
Bu cin buraya tırmanan her kişiyi aşağıya atıyordu.
Dağların sükunetini bozmak üzere buraya çıkmaya çalışanları...

Aslında Zugspitze ismi bu canavardan kaynaklanmıyordu.
Dik yamaçlarından aşağı düşen çok sayıda çığ(zug)dan alıyordu.

Bu canavar efsanesi 1820’de son buldu.
Bavyera’lı Joseph Naus ve rehberi Georg Tauschl buraya tırmandılar.
Bundan 190 yıl önce.
27 Ağustos 1820’de.

Aylardan Ağustos ayı idi.
Buna rağmen hayalet cin “zuggeist” yine iş başındaydı.
Şimşekler, yıldırımlar ve kar fırtınası vardı.
Bu iki yürekli öncü herşeye rağmen zirveye ulaştılar.
Gece geç vakit köylerine döndüler.
Sağlıklı ama çok yorgun, bitkin biçimde…

Efsane sona ermişti.
Peşinden birçok kişi ayni yoldan zirveye ulaştılar.
1883 de Münchener Haus denilen ilk sığınma yeri yapıldı.
1926’dan sonra da kitleler buraya ulaşmaya başladı.
Çünkü Avusturya’lılar Funiküler bir tren hattı inşa ettiler.

Bavyera’lılar da onlardan geri kalmadılar.
Onlar da 1930 yılında dişli treni kurdular.
Ayrıca zirveye ulaşan başka bir teleferik hattı daha yaptılar.

Zirve'nin sükuneti de ogünden beri bozuk...

Ben de 2009 yılının son günlerinde buradaydım.
Tırmanmak oldukça zor oldu…

Münih’ten buraya dağın eteklerine 45 dakikada geldik.
Lüks bir BMW otomobille ve Otobanı kullanarak.
Sonra istasyonda epey bekledik.
6 istasyonda durduk.
Ancak 45 dakikada teleferik istasyonuna ulaşabildik.
25 dakika kaya tüneli içinde seyrettik.
Son etapta 362 m. teleferik yolculuğu ile zirveye ulaştık.
Zirve’deki modern Kafe’de sıcak kahvemizi içtik.
Apfelstrudel’imizi yedik.
360 derecelik Alp dağları manzaramızı seyrettik.
Sonra ayni sıkıntıları yaşayarak Münih’e döndük.
Bir yorulduk, bir yorulduk ki o kadar olur…

Şaka bir yana çok turist çekiyor burası.
Yılda yarım milyondan fazla turist tarafından ziyaret ediliyor.
Dağın eteğindeki teleferik 10 dakikada sizi zirveye ulaştırabiliyor.
Ancak bizim gittiğimizde çok rüzgâr vardı.
Teleferik güvenlik nedeniyle çalıştırılmıyordu.
Zirvede müthiş bir soğuk vardı.
İnsanı uçuracak kadar da rüzgâr…

Zirveden manzara gerçekten müthiş.
4 ülkenin dağlarını birden görebiliyorsunuz.
Almanya, Avusturya, İsviçre ve İtalya’nın.
400’ün üzerinde zirveyi seçebiliyorsunuz.
Eğer bizim gibi açık bir havada çıkmışsanız...


Zugspitze fotoğraflarım için :
https://photos.google.com/album/AF1QipPhUAptmGZwazL0ax_hPCHfCQImClspls-f3XbV?hl=tr

.