YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

4 Nisan 2013 Perşembe

I. ve II. CİHAN HARBİNDE 8 YIL ASKERLİK...

Çocuk Hekimliği yaptı.
Dr. Zeki Yalçın.
Uzun bir süre.
Samsun'da...

Babası Hasan Yalçın'dı.
Uzun yıllar askerlik yapmıştı.
İki Cihan Harbi birden görmüştü.
Toplamda 8 yıl askerlik yapmıştı...

Torunları.
Sibel ve Füsun Yalçın.
Onun anılarını getirdiler.
Ki okumaya değer...

Yaşıyorsak bugün memleketimizde.
Rahat bir biçimde.
Okuyup, anlamalıyız.
Ve nice Hasanları şükranla anmalıyız...

..........

"1312 doğumlu olarak Vezirköprü Askerlik Şubesine sevk edilip 13 Mayıs 1331 tarihinde Tokat’ta bulunan Merzifon Depo Taburu’na kayıt olunarak heyeti talimiye olarak kaldım. Birkaç devre acemi efrat yetiştirip cepheye sevk ettikten sonra Umum Depo Taburlarının Erzurum’a hareketi ve Palandöken eteğindeki talimgâhta toplanması dolayısı ile Depo Taburu ile Erzurum’a geldim. Tabur Kumandanımız Merzifonlu Nuri Bey ve Umum Talimgâhlar Kumandanı Sadaret Ser yaveri Bedri Bey idi. Talimgâhların tasfiyesi üzerine bizim Tabur heyeti talimiyesini Erzurum’un Çiftlik köyündeki talimgâha gönderdiler. Talimgâh Kumandanı Binbaşı Tahsin Bey idi. Bir zaman sonra Ruslar, Hasankale’ye  gelince Erzurum’un Aşağı Höyükler tabiyesine müdafaaya çıktık. Beş gün orada kalınca Ruslar tahta tabiye tarafından hücum edince biz de bu taraftan çekilmek zorunda kaldık ve fakat Erzurum’dan güç hal çıkabildik ve gayri muntazam bozgunlukla dağıldık ve Erzincan’a kadar geldik. Erzincan’da 28. ci fırkanın 83. cü Alay’ının makinalı Bölüğü harpte fazla zayiata uğradığından Erzincan’da kadrosunu tamamlamak üzere ben de o makinalı bölüğe iltihak ederek Bölükle beraber Höbek dağında bulunan 83.cü Alay’a gittim. Bölük Kumandanımız Rizeli Yüzbaşı Tahsin Bey ve Takım Kumandanımız evvel mülazım Arhavili Rükneddin Bey idi. Bir zaman sonra Alay’ımız cephe değiştirerek Kötür köprüsünün sol tarafındaki Mantarlı köyüne geçti ve Çoruh nehri boyunda mevzi aldı. O senenin ilk baharında Ruslar geri çekilerek biz de nehri geçtik ve ileri harekâtla Gökdere denilen bir mevkiye kadar yürüdük. Orada Ruslar bizi durdurdular. Birkaç ay sonra Ruslar taarruz ederek üç gün Gökdere’de muharebe ettik. Sonra bozulduk ve Tortum’lu Mehmet Onbaşı adında bir onbaşıyı da şehit vererek çekildik. O çekilme üzerine Alay ve Fırkamız intizam dahilinde Kemah’a kadar çekildi. Bir zaman Kemah’ın tepelerinde mevzi tuttuk ve sonra fırkamız Alay oldu ve Alayımız Tabur oldu. Bizim makinalı bölük de ikiye ayrılarak birinci takım kumandanımız Rükneddin Bey ile beraber 82.ci Tabura nakledildik ve Bölük kumandanımız olan Tahsin Bey de 82.ci Tabur’a Kumandan oldu. Bu tensikattan sonra 28.ci Alay cephe değiştirerek Kemah’ın sol tarafındaki Elmalı köyüne gittik. Fırka’mız da 8.ci Fırka oldu, Melik Şerif’te oturdu ve biz de o zaman fırka ihtiyatı bulunuyorduk.

Kışı Elmalı köyünde geçirdikten sonra, Fırka bizi mevziye çağırdı. Melik Şerif’in ilerisindeki yanık vadi denilen bir yerde cephe aldık. Orada iken Bulgar çayırı denilen yerde Enver Paşa geldi ve her bölükten bir manga asker Alay karargâhına istediler ve giden askerlere birer harp madalyası orada verdiler ve gitmeyenler için de kıtalara isimlerinin liste halinde bildirilmesini istediler. O zaman hepimize harp madalyası gelmek üzere isimlerimiz yazıldı ve liste halinde gönderildi. Ondan sonra ileri harekât araya girdi ama netice çıkmadı. O kışı çardaklı belinde geçirdikten sonra Ruslar birden bire cepheyi terk ederek çekilmişler ve Ermenilere bırakmışlar. Biz bunu haber alınca ileri yürüdük ve takip ederek Erzincan’a ve oradan da Erzurum’un Yeni köyüne kadar yürüdük. Yeni köyde Erzuruma taarruz hazırlığı ile beş on gün istirahattan sonra Erzurum’a yakın olan Söğütlü köyüne geçtik. Orada karın derin olduğunu görünce makinalı hayvanların işlemeyeceğini anladık. O gece onbaşıların ve neferlerin arkalarına makinalı tüfekleri ve sehpaları yerleştirmek için tahtadan mahfeler yaptık. Makinalı tüfekleri sırtlarına verdik ve hayvanları şosa tarıkiyle gönderdik. Sabah ezanı olmadan Erzurum’un Malatya kapısından taarruz ederek güneş çıkarken Erzurum’a girdik ama karşımızda Ruslar yok idi ama Ermeni çeteleri ve bol bol top ve makinalı ateşi vardı. Erzurumdaki içeride kalmış olan Müslüman halkın katliamını yazamayacağım…

O gün ikindi vaktine kadar Erzurum’da kaldık. Orada hemen harekât emrini aldık ve o gece Hasankale’ye gittik. Hasankale yanıyor ve katliam yapılmış canlı mahlûk kalmamış. Gece yattık. Sabahtan Köprü köyüne hareketle Ermeni çetelerini takibe devam ettik ve Sarı Kamil’in yukarı Micingirt köyüne kadar çıktık. Orada Ermeniler bizi durdurdular. Kars ve havalisinden fazlaca takviye kuvveti almışlar ve onun için de dayandılar. Biz de birkaç gün istirahat ederek Sarıkamış’a taarruz hazırlığı gördük ve bir sabah taarruza geçerek cepheyi söktük. Sarıkamış’a yürüdükve o yürüyüşle Kars tabyalarının altına kadar girdik. Tabyalarda vaktiyle ne kadar yerleştirilmiş ağır top ve makinalı tüfek varsa hepsini bitirinceye kadar yakıp, bizim üzerimize yağdırdılar ve bittikten sonra çekildiler. Biz de Kars’a girdik. İki gün istirahattan sonra yine takibe devam ederek Gümrü önüne kadar yürüdük. Gümrü’nün kenarında biraz dayandılar ise de tutturamadılar ve Gümrü’yü de işgal ettik. Birkaç gün istirahat ettikten sonra Gümrü’den de hareketle Hamalı ve Siptak köyüne kadar dayandık. Orada da birkaç gün istirahattan sonra fırkamız Revan’ın ilerisindeki Nahcivan şehrine hareket etti. Orada Azerbeycanlı halkı Ermenilerin korkusundan muhafaza ettik ve altı ay kadar Alayımız Nahcivan’da kaldıktan sonra Tebriz’de bulunan Kolordumuza geri çekilme emri verilerek, seferberlikten önceki hududumuz olan Kötek hududuna çekildik. Bizim Alayımız da Horasan’a geldi. Orada 308 ve 309 doğumlular terhis olundu. Bir zaman sonra fırkamız hudut muhafızlığını 12. Fırkaya teslim ederek, fırka karargâhımız Erzurum’a ve Alayımız olan 28.ci Alay ve Taburumuzla birlikte Hasankale’ye ve bizim makinalı bölük Müceldi köyüne yerleşti. Orada bir kış geçirildikten sonra o sırada kıtalarda bir terfi işi açıldı. Ben zaten Başçavuş muavini olarak vazifeli bulunduğumdan, beni  makinalı tüfenk ve aksamı ve talimatından heyet huzurunda imtihan edilerek Başçavuş’luğa terfî ettirdiler. Ondan sonra Alayımız Bayburt’a hareket emri aldı ve taburumuz birinci Tabur numarasını alarak Bayburt’un içinde ve makinalı bölükte birlikte kaldık. 1335 kışını Bayburt’ta geçirdiğimiz sırada Hart nahiyesinde bulunan şeyh Eşref adında bir zat Hükümet davetine icabet göstermeyerek karşı gelmiş ve netice şeyhin isyanı mucip olduğundan onun tedibine iştirâk ettik. Onu da bastırdıktan sonra 1336 ilkbaharında ikinci Ermeni harekâtına yürümek üzere Bayburt’tan hareket emrini alarak fırkamız Bardız cephesine geldi ve orada hasat mevsimini geçirmek üzere birkaç ay tevakkuftan sonra Bardız cephesinden taarruz ederek Ermenileri Kars’a kadar sürdük ve oradan takiben Gümrü’ye girdik ve oradan da hareketle Penpe kara kilise yolunu takiben Akbulak tüneline kadar vardık. Tünelde çetin bir muharebeden sonra Ermenileri püskürterek Alayımız Akbulak köyüne vardı ve orada yerleşti. Akbulak köyünde iken Rusların Kızıl ordu’su hususi bir trenle gelerek bizim cephe Kumandanımız Kâzım Karabekir Paşa ile Akbulak köyünde dostluk anlaşması yaptılar ve bir gün bir gece eğlence ve temsiller vererek misafir edildikten sonra gittiler. O kışı Akbulak köyünde çıkartmakta iken, cephe Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa’nın birliklere gönderdiği bir tamimde “kıtalarda bulunan başçavuş ve başçavuş muavinlerinden imtihanla yedek hesap memur vekili olmak isteyenler varsa müracaat etsinler” deniliyordu. Bu tamim üzerine müracaat ettim ve staj görmek ve imtihana hazırlanmak üzere hemen tabur kalemine naklime emir verildi. İki ay staj gördükten sonra Gümrü’deki fırka Karargâhına imtihana çağrıldım. 18 gün imtihanda kalarak imtihanı verdim ve yedek hesap memuru olmak üzere terfiim millî müdafa’ya yazıldı. Bir zaman sonra fırkamız Kars’a çekilerek hudut Alayları teşkilâtı yapıldı ve henüz terfiim gelmeden beni Kızıl çakçak Hudut Alayının 2.ci taburuna hesap memuru vekili olarak fırkadan tayin emrim geldi ve vazifeye başladım.

II.ci Rus-Alman Harbinde 1941 de tekrar askere çağrılarak Gebze’de bulunan 97.ci Alayın 2.ci Tabur Hesap memurluğuna gönderildim. Orada İzmit’te bulunan 6.cı Kolordu Hayvan Hastanesi hesap memurluğuna nakledildim ve orada 15 ay vazife gördüm. Mülazım sani muadili olan 7.ci sınıf hesap memurluğuna terfi ettirilerek terhis edildim. Üç sene sonra 1945’te tekrar askere çağrılarak Siirt’teki 2.ci Tümen Tanksavar Taburuna gönderildim. Fakat Tabur I.ci Piyade Alayında misafir edilmekte olduğundan orada vazife gördüm ve bazen de Topçu Alayında vazife görerek 16 ay da 3.cü defa olarak askerlik yaptım ve Üsteğmen muadili olan 6.cı sınıf hesap memurluğuna terfi ederek terhis edildim. Sene 1947’dir. Hülasa;  1331 Mayısından 1339 Teşrinisanisine kadar 8 sene fasılasız Şark Cephesinde fiilen askerlik yaptım".

.