YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

29 Mart 2013 Cuma

502 MADALYALI KBB HEKİMİ...

 

Dr. Esen Beder'i kaybettik
26.03.2013

Ankara’da dünyaya geldi.
Dr. Esen Beder.
Atatürk’ün öldüğü yılda.
1938 baharında…

20 yıl geçti.
Tıp Fakültesi'ne girdi.
Ankara Üniversitesi’nde.
1958 senesinde…

Uzun yıllar okudu.
Doktor oldu.
6 yıl sonra.
1964 yılında…

İhtisasını da.
Doçentliğini de.
Profesörlüğünü de.
Yaptı hep ayni Üniversitede

Emekli oldu.
42 yılı devirdikte.
Ayni Kürsüde.
2005 senesinde…

Hoşsohbet, sevecen.
Halim, selim, sevimli.
Güler yüzlü, tatlı dilli.
Bir kimseydi…

İyi bir Hekimdi.
Mesleğini çok severdi
Kimseyi kırmazdı.
İncitmezdi…

Federasyon Başkanı yaptılar.
Bu karıncaezmez insanı.
Hem de Taekwondo dalında.
1982 yılında…

Okuyalım bakalım.
Kendi kaleminden.
Ne eylerse güzel eyleyen.
Esen  Beder ağabeyimizden :
………

"Taekwondo bir Uzakdoğu sporudur. Bu sporun Türkiye’de yayılmasını sağlayan ve tanıtan sayın İsmet Iraz’dır. Ayrıca Kore’den getirilen antrenör Soo See Co da sporun teknik olarak ilerlemesine yardımcı olmuştur.

1980 yılına gelindiğinde ülke içinde özel spor salonları hızla yayılmıştır. Fakat ne yazık ki bazı yönetim hataları ve eğitimsizlik yüzünden Taekwondo istenmeyen duruma gelmişti. Özü disipline özdeş olan bu spor dalı amacından uzaklaşmaya başlamıştı ve istenmeyen yöne doğru gidiyordu. İşte bu sporu kendisi ile özdeşleştiren İsmet Iraz, Taekwondo’yu bu kötü durumdan kurtarıp başarılı hale getirmeyi kendisine görev edinmişti. 1982 yılında bana gelerek Federasyon Başkanı olmamı istemişti. Taekwondo’yu beraberce düzeltebileceğimizi ve başarılı duruma getirebileceğimizi samimi olarak bana iletti. Ben de bu fahri görevi ülke yararına olabileceğini düşünerek ilke olarak kabul ettim. Böylece 13 yıl sürecek bir spor adamlığı yaşamım başlamış oldu. O günlerde Beden Terbiyesi Genel Müdürü olan Albay rütbesindeki Sayın Yücel Seçkiner idi. Kendisi beni Federasyon Başkanı olarak atadı.

Ben de yönetime ait kurulları ve özellikle de Sağlık Kurulu’nu çok değerli arkadaşlarımdan oluşturdum. Sayın İsmet Iraz da daha çok teknik Kurulları oluşturdu. İsmet Iraz ve ben çok iyi anlaşan bir ikili oluşturmuştuk. Bu bütünlüğümüz takdir ediliyor hatta kıskanılıyordu.

1982 yılında Roma’da Avrupa Twdo Şampiyonası vardı. O yıllarda Dünya Twdo Federasyonu (WTF) adı altında dünyada yayılan ve Olimpiyat Komitesi tarafından afiliye olan fakat Olimpiyat Oyunlarına ancak gösteri sporu olarak katılmaya hak kazanan spor dalı idi. Henüz daha asil Olimpiyat sporları içerisinde kabul edilmemişti. Bu nedenle de Twdo faaliyetleri Olimpiyat Komitesi tarafından takip ediliyor ve izleniyordu.

Bizler de Kurullarımızı kurduktan sonra çok hızlı bir çalışma temposu içerisine girererek progrmımızı hazırladık. İlk sınavımız Roma’daki Avrupa Şampiyonası olacaktı. Orada takımımız bayanlarda 2 altın madalya kazandı. O günlerde ülkemiz için bu çok büyük bir başarı idi. Ata sporumuz güreşte ancak gümüş madalya, futbolda ise ağır yenilgiler aklıyorduk. Twdo birden parlayan bir ışık olmuş adeta Türk sporunun itici gücü haline gelmişti. Bu başarılı olay daha sonra gelecek olan başarıların başlangıcı olmuştu ve bu durum o zamanki Devlet büyüklerinin de takdirini kazanmıştı.

1983 yılında ise çok daha güzel günler görecektik. Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yapılan Dünya Twdo Şampiyonası’nda erkelerde Yılmaz Helvacıoğlu bir altın madalya aldı ve bu çok önemliydi. Çünü ülkemizde bütün spor branşlarında durgun ve başarısız olduğumuz bu dönemde adeta bir devrimdi. Takım halinde de biz Dünya ikincisi olmuştuk.

Artık başarı yoluna çıkmıştık. 1984’te de Almanya’nın Stutgart şehrindeki Avrupa Şampiyonasına iyi hazırlanıp, çalışmamızın sonucu (6 altın, 3 gümüş, 3 bronz madalya alarak) takım halinde 3. Olduk. Ortada ezilen gurbetçi kardeşlerimizin moralini yükseltmiştik. 1985 yılındaki Dünya Şampiyonasında ise biraz durakladık.

O yıl WTF beni Dünya Twdo Yönetim Kurulu üyesi olarak atadı. O yıllarda ülkemizdeki bütün spor branşları içinde Uluslararası Yönetime seçilen bir tek ben olmuştum.

1986 Avrupa Şampiyonası Seefeld şehrinde yapıldı. Takımımız 5 altın, 6 gümüş, 4 bronz alarak Avrupa İkincisi olduk. 1987 yılında ise İspanya’nın Barselona şehrindeki şampiyonada 1 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalya ile 5. Olduk. Bu yıl içinde ETU yani Avrupa Twdo Birliği Yönetim Kurulu’na seçildim. Bu iki Uluslar arası Kurulda (WTF ve ETU) ülkemizi bir tek ben temsil etmiştim.

1988’de Ankara’da Federasyonumuzun organize ettiği Avrupa ETU Şampiyonasında 10 altın, 4 gümüş ve 2 bronz madalya alarak Avrupa birincisi olduk. Bu organizasyon her bakımdan başarılıydı. Elde edilen zafer ülkemizde olduğu gibi Avrupa ve Dünyada da büyük yankı uyandırdı. Türkiye artık Taekwondo’da dünya ülkeleri içinde çekinilen, kıskanılan ve korkulan bir ülke olmuştu.

1989’da Kahire’de yapılan Dünya Kupasında 1 altın, 1 gümüş, 1 bronzla Dünya ikincisi olduk. Bu arada ülkeler arası yapılan lokal şampiyonalarda da çok büyük başarılar elde ediyorduk. Özellikle KKTC’de yaptığımız şampiyonalarda çok başarılı olmuştuk. Biz Federasyon olarak 1983 yılında KKTC’yi WTF üyesi yapmıştık ve o sıradaki Dünya Şampiyonasına iştirak etmiştik. Ancak Federasyonumuz bazı Avrupa ülkeleri ve özellikle Yunanistan, aleyhimizde menfi çalışmalarda bulunuyor ve baskı altında tutuyorlardı.  Diğer dünya ülkeleri de Twdo’yu Olimpik bir spor olarak görmek istiyorlardı. KKTC’nin durumu Olimpik yönetmeliklere göre aykırıydı ve bu durum 1989’daki ETU Genel Kurulunda bütün savunmalarımıza ve karşı koymalarımıza rağmen KKTC’nin Twdo faaliyetleri askıya alındı.

1989’da Kore’nin Seul şehrindeki Dünya Twdo Şampiyonasında Dünya ikincisi olduk. Bu yıllarda Taekwondo’da  Kore’ye yetişmek ve onu Twdo’da geçmek zordu. Çünkü Twdo Kore’nin ata sporuydu. Ayrıca çok çalışıyorlar ve bu uğurda dünya çapında çok para harcıyorlardı. Amaçları Twdo’yu Olimpiyat Oyunlarında asıl spor dalı yapmak ve ülkelerine altın madalyalar kazandırmaktı.

Bizler de Avrupa ve Dünya Şampiyonaları dışında birçok ülke ile ikili veya çok uluslu karşılaşmalara iştirak ediyorduk. İran, Batı Almanya, Belçika, İspanya, Japonya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerle, çok da başarılı sonuçlar elde etmiştik (50 altın, 46 gümüş, 45 bronz). 1990 yılında Danimarka’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda (7 altın, 5 gümüş ve 9 bronz alarak) Avrupa birincisi olduk. Twdo Takımımız basın tarafından “yılın spor takımı” seçildi. Ben de yılın SPOR ADAMI seçildim.

1991 yılında Atina’da yapılan Dünya Twdo Şampiyonası’nda 3. Olduk. Ayni yıl Rusya’da yapılan Avrupa Kupası’nda da birinci olduk. 1992 yılında İspanya’da Madrid’de 2 altın, 7 gümüş ve 1 bronzla 3. Olduk. Ne yazık ki bu yarışmada ülkemizin kaderi hep hakem oyunlarıyla uğraşmak olmuştur. 9 sporcumuz altın madalya için finale çıkmış olmasına rağmen, 7 sporcumuz gümüş madalya ile ödüllendirilmişti. 7 gümüş madalya bunu açıklar.

1992 yılında Barselona’daki Olimpiyat Oyunlarına ve 1997’de Seul Olimpiyatlarına takımımız gösteri sporu kategorisinde iştirak etti ve her iki Olimpiyata da takım olarak ikinci olduk. Bu iki Olimpiyat sonucu Twdo başarılı görülerek bundan sonraki Olimpiyatlarda asıl spor branşı olarakkatılmaya hak kazandı. Bu katkıya Kore kadar bizim de yardımımız oldu.

1993 yılında Amerika’da New York şehrindeki Dünya Şampiyonası’nda 2 gümüş, 2 bronzla dünya üçüncüsü olduk. Ayrıca, 1992’deETU büyükler ve gençler müsabakalarını ayırdı. Bu nedenle 1992 yılında Paris’te yapılan Avrupa Gençler Şampiyonası’nda (2 altın, 2 gümüş, 3 bronz) alarak 2. olduk.

1993’te Avrupa Kupası altında yapılan ilk takımlar Şampiyonasında İtalya’da Pianco Wallo’daki Şampiyonada takım halinde Birinci olduk. 1994’te Bükreş Şampiyonasında BİRİNCİ, Karaip’deki Cayman adasında Dünya Kupasında ÜÇÜNCÜ, 1994 Hırvatistan’da Avrupa Şampiyonasında ÜÇÜNCÜ, 1995 Yunanistan’daki Avrupa Kupası’nda İKİNCİ, 1995 Filipinler’deki Dünya Şampiyonasında 2 altın ve 2 bronzla Dünya ÜÇÜNCÜSÜ olduk.

Sonuçta 1982-1995 yılları arasındaki 13 yıllık Federasyon Başkanlığı yaptığım dönemde toplam olarak 502 madalya kazanmıştık. (228 altın, 142 gümüş, 132 bronz).  Beş sporcumuz Dünya Şampiyonu, 40 sporcumuz Avrupa Şampiyonu olmuştu. O zamanki Ödül Yönetmeliğine göre evler, otomobiller ve altınlarla
ödüllendirilmişlerdi. İkinci gelenler ise araba ve altın, üçüncü olanlar ise altınlarla ödüllendirildiler. Ayrıca onları yetiştiren antrenör ve teknik adamlar da altın ve para ödülü aldılar. Takımlarımız basın tarafından iki kere “yılın en başarılı” spor branşı ve takımı seçildiler.

Başarılarla geçen 13 yılda bayrağımızı defalarca göndere çektik. İstiklâl Marşımızı dünya milletlerine göğsümüz kabararak ve gururla adeta ezberleterek dinlettik. Gelecek için Olimpiyatlarda ülkemize madalya kazandıracak bir spor branşının temelini atmış olduk".


Dr. Esen Beder Taekwondo Başkanlığı Fotoğrafları:
https://picasaweb.google.com/105371707000908378020/EsenBeder#5860604961590417570
.