YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

24 Ocak 2012 Salı

19 MAYIS STADYUMU...


Bomboş bir yerdi 1930’da.
İstasyon’un önündeki saha.
Meclis’ten Gar’a.
Kocaman bir alan vardı burada...

Gençliğe ayrılmıştı bu saha.
Gençlik Parkı’yla.
Tören alanlarıyla.
Ve yanındaki spor sahalarıyla...

1934’de projelendirdi.
Burayı İtalyan Vietti Violi.
Amaç yalnızca bir stadyum değildi.
Koca bir spor kompleksiydi…

Stadyumu, hipodromu, atletizm sahası.
Yüzme havuzu, basketbol alanı.
Paraşüt kulesi, tenis kortları.
Kulüp binaları, antrenman sahaları...

14 Aralık 1936’da açıldı.
19 Mayıs Stadyumu.
20 bin kişi kapasiteli.
Çağdaş atletizm pistli…

1960 yılında gittim.
Bu Stadyuma.
Ben ilk defa.
Açılışından 24 yıl sonra…

İhtilalden hemen sonra.
İskoçya milli maçıyla.
4-2 kazandığımız.
Güzel bir oyunla…

Sonraları her hafta giderdik.
Mahalle arkadaşım Yetkin Görbil’le.
Lig maçlarını izlemeye.
Saatli taraftaki kale arkası tribüne…

Cumartesi ve Pazar günleri oynarlardı.
Ankara takımları o tarihlerde.
İstanbul veya İzmir’den gelen.
Rakipleriyle…

150 kuruş verip kale arkasına girerdik.
Önce “ne günah etse açılmaz iki gönlün arası
Şarkısını 45’lik plâktan biteviye dinlerdik.
Sonrasında iki maçı peş peşe izlerdik…

Üç büyükler'in dışında.
İstanbul’dan gelirdi.
Vefa’lar, Beykoz’lar, Kasımpaşa’lar.
Ferköy’ler, İstanbulspor’lar…

Öbür hafta da konuk olurdu.
İzmirspor’lar.
Karşıyaka’lar, Altay’lar.
Göztepe’ler, Altınordu’lar…

İyi takımları vardı Ankara’nın o sıralar.
Ankaragücü’ler, Demirspor’lar.
Şekerspor’lar, PTT’ler.
Gençlerbirliği’ler, Hacettepe’ler…

Kural öyleydi o zamanlar.
Eş değiştirerek oynardı.
Takımlar.
Cumartesi ve Pazar

Yan yana otururdu.
Farklı takımları tutanlar.
Şimdiki gibi seyirci ayrımı yoktu.
Ufak tefek kavgalar çıksa da o zamanlar…

Az ıslanmadık.
Az terlemedik.
Ama ne maçlar izledik.
Kimleri görmedik…

Ogün’ler, Lefter’ler, Şeref’ler.
Basri’ler, Metin’ler, Recep’ler.
Fevzi’ler, Gürsel’ler, Fikri’ler.
Kadri’ler, Zeynel’ler, Hayri’ler…

Turgay’lar, Varol’lar, Kaya’lar.
Çağlayan’lar, Sanlı’lar, Tugay’lar.
Şenol’lar, Birol’lar, Can’lar.
Alpaslan’lar, Ziya’lar, Suat Mamat’lar…

Hınca hınç dolardı.
19 Mayıs Stadyumu.
Üç büyüklerin kupa karşılaşmalarında.
Ve de Millî maçlarda…

Hep bir ağızdan söylenirdi.
İstiklâl marşımız.
Millî karşılaşmalarda.
Yankılanırdı bir bölümü tüm stat'da…

Ülkede ilk kez burada oynandı.
Gece maçları…

Her iki tribünlerin üzerine yuvarlak projektörler takıldı.
Sonra bunlar 4 büyük pilonla değiştirildi.
Gece maçlarında uyuyup uyumayacağımız.
Pijama ile gidip gitmeyeceğimiz hep merak edilirdi…

Sonra üzeri kapatıldı.
Tüm tribünlerin.
Koltuklar yerleştirildi.
Üzerine beton merdivenlerin…

Eski güzelliği yok.
Kanımca artık.
Ne seyircilerin.
Ne de tribünlerin…

Sanırım yakında yıkacaklar.
Bu 19 Mayıs Stadını.
Adını da silip, koyacaklar.
Türk Telekom Ankara Arena”sı…


19 Mayıs Stadyumu fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipPdU85mIQ5vTYeHLv8miXY_9T_HQtBSFrFepES8DtcQnuylOA4Op2qORqNfAeNs5g/photo/AF1QipO58uaIszNQHTP7ts2l94Bd0wCzEbr4YWK4Rw3O?key=ZkxtZWc0aEtkNEJiSERoV2g4T0VGcmV3VXpFM0d3
.