YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

13 Eylül 2010 Pazartesi

HATAY YEMEKLERİ...


Her yerde yaşamak için yenilir
Hatay’da yemek için yaşanılır


********

Son yazımda “Abdigör Köftesi”ni anlatmıştım.
Süleyman telefon açtı.
Yücel abi güzel yazmışsın” dedi.
Ve ekledi “ama annem daha güzelini yapar…

Annesi Zeynep Hanımı tanımıştım.
Önceki yıl, Suriye gezimizde.
Sessizdi, sakindi, mütevaziydi.
Son derece de hanımefendi birisi idi…

Zeynep Hanım, doğma, büyüme Hataylıydı.
Güzel yemekler yaptığını duymuştum.
Bu bir söylenti değildi.
Objektif kanıt Süleyman ortadaydı.

Abdigör köftesinin benzeri “martadella” imiş.
Hatay yöresinde.
O da benzer yöntemlerle yapılırmış.
Ve de ayni güçlüklerle…

Yapsın da görelim” dedim Süleyman’a.
O zaman bayramda gel, beraber yiyelim” dedi.
Köfteden dönenin kaşığı kırılsın” diye yanıtladım.
Ve koşa koşa gittim Hatay’a, bu Bayramda…

Yanıma sevgili Burak’ı da aldım.
Ne de olsa Sayıştay denetçisi.
Usul, erkân bilir.
Denetim işlerden anlar...

İlk yemekte karar verdik.
Gerçekten bu daha nefisti.
Ve de daha leziz.
Zeynep Hanım’ın yaptığı köfte.

İnanılmaz bir emek.
İnanılmaz bir tad…

Diğer yaptıkları da anlatılamaz.
Zeynep Hanımın.
Masayı donatmış.
İnanılmaz bir zenginlikle…

Hepsinden biraz tadıyoruz.
Lübye’den, Babagannuç’tan, Zahter’den.
Alinazik’ten, Oruk’tan, Bamya salatası’ndan.
Şaka şuka’dan, Kısır’dan, Kekik salatası’ndan…

Hepsi biri birinden güzel.
Biri birinden farklı.
Yapımını anlaması zor.
Tadını anlatması daha da zor yemekler…

Zeynep Hanım bu işin gerçek bir Profesörü.
Hatta Ordinaryüs Profesörü.
Bu konuda inanılmaz bilgi ve beceri sahibi.
Tüm yöresel yemekleri yapıyor.

Ekşi aşı, Seyh Mualla, Maklube, Arap Kebabı
Tuzlu yoğurt, Nar ekşisi, Su zeyti, Humus
Cevizli köfte, Küflü çökelek, Cevizli biber

Mumbar, Kabak borani, Firik pilavı ve Aşur

Ayrıca deneysel yemek çalışmaları da yapıyor.
Yeni tadlar, yeni lezzetler yaratıyor.
Zeynep Hanım.
Her ne kadar kendisi Eti Form yese de…

Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım vardır derler.
Tam tersi, Zeynep Hanım’ın arkasında eşi var.
Emin Askargenç.
Süleyman’ın babası.

Evlerinin arkasında geniş bir bahçe var.
Emin Bey işte burada üretiyor.
Yemeklerin ham maddesini…

Gözlerinize inanamazsınız.
Bu bahçenin güzelliğine ve zenginliğine.
Her çeşit meyve ve sebzeyi yetiştiriyor.
Emin Bey burada…

Domatesler, patlıcanlar, kekikler, biberler.
Mandalinalar, portakallar, narlar, incirler.
Organik yöntemlerle.
Yıllardan beri…

Güzel bir ürün ortaya çıkıyor.
Sonuçta her zaman.
İşbirliğiyle.
Emin Bey ve Zeynep Hanım’ın…

Tam anlamıyla bayram yaptı.
Midelerimiz bu Bayram’da.
Üç gün boyunca.
Hatay’da, Antakya’da…

Yediklerin, içtiklerin senin olsun
Gördüklerini anlat” derler ya adama.
Biz bir şey mi gördük ki
Hatay’da.

Sofra’dan, tabak'tan maada…


Hatay fotoğraflarım için:

http://picasaweb.google.com.tr/tanyeri/Hatay#5515965766027018162

.