YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

İKİ AVANS, ÜÇ'TE BİTER...


Fenerbahçe ve Bursaspor karşı karşıya gelmişti.
Ligin ikinci yarısında.
22 Şubat 2010’da.
Şükrü Saracoğlu Stadyumunda.

Fenerbahçe bu maçın ilk yarısını 2-0 önde bitirmişti.
Şampiyonluk yolunda önemli bir engeli geçecekti.

İkinci yarı işler değişti.
Bursa beraberliği sağladı.
Batalla ve Ozan İpek ile.
Ozan İpek uzatmalarda bir gol daha attı.
Maç berabere bitecek derken…
Sonuçta Fenerbahçe 2-3 mağlup olmuştu.

Bursaspor hemen bir forma piyasaya sürdü.
İki avans, üç’te biter” diye.
Fiyatını da anlamlı bir biçimde belirlemişti.
23 TL

Bu hafta sonu Ankara’daydım.
Sabah kardeşim Esra kahvaltıya çağırmıştı.
Kızım Tuğba ve damadım Aykan da geleceklerdi.
Aykan bu formayla kahvaltıya geldi.
Üzerinde "İki avans, üç'te biter" yazan formasıyla.

Akşam şampiyonluk maçları vardı.
Fenerbahçe bir puan öndeydi.
Trabzon’u yendiğinde şampiyon olacaktı.

Bursa bir puan geriden geliyordu.
Fenerbahçe son 9 maçtır gol bile yemiyordu.
Bursa’nın şansı azdı.
Fenerbahçe şampiyonluğa daha yakın görünüyordu.

Ama belli olmazdı.
Trabzon da iyi takımdı.
Fener’den bir beraberlik kopartabilirlerdi.
O zaman Bursa şampiyon olabilirdi.
Tabii Bursa da Beşiktaş’ı yenerse…

Aykan iyi bir Bursaspor taraftarı idi.
Ankara Bursasporlular Derneği üyesiydi.
Maça hazırdı.
Sabahtan formasını giymişti.
İki avans, üç’te biter” yazan…

Kahvaltıdan sonra Aykan’lardaydık.
Bursa’dan kardeşi Volkan da gelmişti.
Herkesin formaları vardı.
10 günlük Duru bile yeşil-beyaz zıbınını giymişti.
Bir tek Papatya’nın forması yoktu.
Ama o da havaya girmişti.
Bursa diyor başka şey söylemiyordu.
Evdeki formalar kendisine çok büyüktü.

Hemen büyük mağazalara gittim.
Papatya’ya da Bursaspor forması alacaktım.
Sürpriz yapmak istiyordum.
Ankara kazan ben kepçe forma aradım.
Ama hiçbir yerde Bursaspor forması yoktu.
Hele 4 yaşına uygun forma bulmak olanaksızdı.

Sonunda Boston Celtics’in bir formasını buldum.
Rengi yeşil-beyaz'dı.
Garnett’in 5 numaralı formasıydı.
Annesinde de Ömer’in 5 numaralı forması vardı.
Artık onun da keyfine diyecek yoktu…

Maç başlamadan önce fotoğraflar çekildi.
Neşeli, heyecanlı, umutlu fotoğraflar.

20.00 de her iki maç da başladı.
Tabii ki TV'de Bursa-Beşiktaş maçı izleniyordu.
Ben kısa bir süre izleyebildim maçı.
21.00 de Samsun’a dönmem gerekiyordu.
Hepsine başarı dileyip ayrıldım.
Sonuç 0-0’dı ben ayrıldığımda.

Gerisini otobüste TV ekranından izledim.
İlk yarıda Bursa’nın istediği gerçekleşmişti.
Fener berabereydi.
Bursa ise iki farkla önde…

Bu durumda Bursa şampiyon olacaktı.
Bursa Fenere 45 dakika daha avans vermişti…

Bursa maçı üç dakika önce sonuçlanmıştı.
Yani Fener’e üç dakika daha avans verilmişti.
Fener bu avansı da kullanamadı.

Sonunda Bursaspor Şampiyon oldu.
Bileğinin hakkıyla.
Samsunspor’dan yetişmiş antrenörleriyle.
Üniversitemiz Spor Akademisi mezunu Teknik Direktörü’yle.
Bir spor efendisi Ertuğrul Sağlam’la…

Kolay değildir 4 büyüklerden şampiyonluk kopartmak.
Ne kadar sevinseler yeridir.
Hem Bursasporlu’lı sporcuların.
Hem Bursa’lıların.
Ve hem de damadım Aykan ve ailesinin…


16 Mayıs 2010
Pazar fotoğrafları için :
http://picasaweb.google.com.tr/tanyeri/Bursaspor#5472094139619943122

.