YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

16 Mart 2009 Pazartesi

TIP BAYRAMIMIZ...


Osmanlı'da ilk Tıp Okulu, 14 Mart 1827 de kuruldu.
Sultan II. Mahmut döneminde.
Askeriyenin Hekim ve Cerrah ihtiyacını karşılamak için.
Tıphane ve Cerrahhane adlarında iki bölüm olarak.
Şehzadebaşında.
Tulumbacıbaşı Konağında.

Sonra çok değişken yerlerde görev yaptı.
Galatasaray'da, Ahırkapı'da, Kadırga'da, Demirkapı'da.
Son olarak da Haydarpaşa'daki görkemli binada...

Tıp Bayramı diye birşey hiç kutlanmamıştı.
14 Mart 1919'a gelinene kadar.

1918 yılında İstanbul işgal edilmişti.
İstanbul'da kuş uçurulmuyordu.
İngilizler Haydarpaşa'daki binaya da el koymuşlardı.
Fakülte Reisi Âkil Muhtar Bey buna muhalefet etti.
Tıp Fakültesi öğrencileri karşı durdular.
Fakültede Hocaların bir bölümü Malta'ya sürüldü.
Öğrenciler binaya kocaman bir bayrak astılar.
Haydarpaşa'daki binanın iki kulesi arasına.
Boğazdaki işgal gemileri tarfından görülsün diye...

Okulda öğrenciler galeyan halinde idiler.
Toplantı yapıyorlardı.
İngilizler geldiler.
Onlara Tıp Bayramını kutladıklarını söylediler.
Tarih 14 Mart 1919 du.

Tıp Bayramı ilk kez kutlanıyordu.
İşgal altında, esaret altında...

İki ay sonra kurtuluş harekatı başladı.
Atatürk 19 arkadaşı ile Samsun'a çıktı.
Sivas Kongresi yakında toplanacaktı.
Bu Kongreye öğrenci gönderilmesi gerekiyordu.
Toplantı Haydarpaşa Tıbbiye'sinin hamamında yapıldı.
İki isim belirlendi.
Aralarında ancak 9.5 lira toplayabildiler.
En çok parayı Ekrem Şerif isimli öğrenci verebilmişti.
Tam 50 kuruş...
Bu para iki kişinin gönderilmesine yetmiyordu.
19 yaşındaki Tıp öğrencisi Hikmet Bey seçildi.
Kongreye Hikmet Bey gönderildi.
Yusuf Ziya Bey ise İnebolu üzerinden Ankara'ya geçti.
Serum hazırlanması için deneyler kendi üzerinde yapıldı.

Hikmet Bey Sivas Kongresinde "manda idaresine" karşıydı.
Kongrede ateşli bir konuşma yaparak Mustafa Kemal'e :
"Eğer mandayı kabul ederseniz, sizi de vatana ihanetle suçlarız" diye karşı çıktı.
Bunun üzerine Mustafa Kemal söz alarak :
"Bizim tek amacımız vardır" dedi ve ekledi :
"Ya istiklâl ya da ölüm..."

Bu söz ilk kez orada Tıbbiyeli Hikmet Bey'e cevaben söylenmişti.
Sonunda istiklâlimize, bağımsızlığımıza kavuştuk.

Tıp Bayramımız ilk kez bundan 90 yıl önce kutlanmıştı.
1919 yılında coşkuyla.
Esaret altında, fakr-ü zaruret içinde ve işgal döneminde...

90 yıl sonra maalesef ayni coşkuyla kutlanmıyor.
2009 yılında.
Hürriyet içinde, onca zenginliğimize ve 80 Tıp Fakültemize rağmen...