YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

7 Ocak 2009 Çarşamba

PALMYRA...


Suriye'nin ortasında uçsuz bucaksız bir çöl.
Çölün ortasında kocaman bir vaha.
Muhteşem bir antik kent vahanın ortasında.
İsmi de Palmyra...

Önceki ismi "Tadmor".
Tadmor, Aramice "hurma ağacı" demek.
Etrafta o kadar çok palmiye var ki...
Roma'lılar "Palmyra" ismini vermişler.
Çölde hayâl edilemeyecek bir güzellik.
Araplar "çölün gelini" olarak niteliyorlar.
Gerçekten de gelin kadar güzel bir yer.

Burası çölünün ortasında kervanların duraksama yeri.
Doğu ile batı'yı birleştiren önemli bir nokta.
Çölde zengin, bağımsız bir kent.
MÖ 1. yüzyılda Roma İmparatorluğunun eline geçiyor.
En güzel günlerini Zenubia döneminde yaşıyor.
Zenubia, Palmira İmparatorluğunun son Kraliçesi.
Kleopatra'nın soyundan...

Kentte upuzun bir ana cadde var.
Yaklaşık 1600 metre uzunlukta.
İki taraflı korint başlıklı, 1500 sütunlu bir yol.
Başlangıcında görkemli bir zafer abidesi.
Yolun ortasında da tetrapilonlu bir kavşak.
Sağında agora, solunda da tiyatro binası.
Ana caddenin sonunda da muhteşem bir tapınak.
Baal (güneş) Tapınağı...
Çölde tapınmak için daha uygun bir seçim olamaz.

Kent, MS 634 de tekrar Arapların eline geçiyor.
Halid bin Velid tarafından fethediliyor.
Kentin yanındaki yüce dağa bir kale inşa ediliyor.
13. yüzyılda, Memlûklular tarafından.
Burası gerçekten de "kale gibi bir kale".
Kartal yuvası benzeri bir yer.
Heybetli mi heybetli.
Antik kenti kuşbakışı görüyor.
Çöl, vaha ve antik kentin buradan görünümü olağanüstü.

2000 yıl önceki medeniyetin görkemini izliyorsunuz.
Yanında 20. yüzyılın yerleşim yeri duruyor.
36.000 nüfuslu bir kasaba.
Çok katlı basit evler, karmaşık yollar...

İki medeniyeti yukarıdan ayni anda gözlemliyorsunuz.
İkibin yıl önceki yıkık, dökük.
Günümüzdeki ise güya ayakta.
Mukayese yapıyorsunuz.
Üzülüyorsunuz.