YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

26 Haziran 2008 Perşembe

YAK Bİ SAMSUN...

Türkiye bir zamanlar önemli bir tütün ülkesiydi.
Türk tütününün en kalitelisi, başta Samsun olmak üzere Sinop, Gerze, İzmir ve Manisa’da üretilirdi.

Çocukluğumda, Samsun halkının büyük çoğunluğunun geçimi tütünle olurdu.
Şehrin çok yakınındaki köylerde, Bafra ve Alaçam’da müthiş güzel tütünler üretilirdi.
Tütün üretimi, emek yoğun ve zor bir işti.
Bütün aile bireyleri hemen yıl boyu bu işle uğraşırdı.
Fideler hazırlanır, baharda tek tek toprağa dikilir, zamanı gelince özenle toplanır, ipe geçirilir, güneşte kurutulur, balyalanır ve merakla fiyat belirlenmesi beklenirdi.

O dönemlerde Samsun’daki tek fabrika, tütün fabrikasıydı.
Kentin tam merkezinde Gazi caddesi üzerindeydi
Fabrika, yolun deniz tarafındaydı.
Tütün depoları ise dağ tarafında bulunurdu.
Bu yapılar caddenin iki yanında betondan yapılmış yüksek ve dar bir koridor oluştururdu.
Bu caddeden ne zaman geçsem, fabrikanın gürültüsü ve sigaranın keskin kokusu beni çok rahatsız ederdi.
Bu nedenle oradan geçeceksem yönümü hep değiştirirdim.
Çoğunluğu kadın birçok işçi burada çalışırdı.

II. Dünya savaşından kalma bir usulle, fabrikanın sirenleri sabah, öğlen ve akşam saatlerinde tüm şehirden duyulacak şekilde çalardı.
O dönemde çoğu kişide kol saati olmadığı için, saatler fabrikanın siren sesi ile öğrenilirdi.

Bu fabrikada güzel karton kutular içerisinde Samsun, Bafra, Yenice, Bahar, Gelincik ve Kulüp sigaraları üretilirdi.
Bu sigaralar “İnhisarlar İdaresi” tarafından tüm yurtta satışa sunulurdu.
Büyüklerimiz de büyük keyifle bu sigaraları tüttürürlerdi.
O dönemde yabancı sigaraların ülkede satılması yasaktı.

Sonra dönem değişti.
Önce karton kutular ortadan kalktı. Jelatin paketler ortaya çıktı.
Sonra bunlara filtre eklendi. Uzun Samsun, kısa Samsun lafları ortaya çıktı.
Yurtdışında üretilen “Efes” diye bir sigara ortaya çıktı.
Alamancı vatandaşlarımız yanlarında “HB” getirmeye başladılar.
Sonra kaçak “Marlboro”lar sökün etti. Ortam karıştı.
Tiryakiler yine de “Maltepe”yle, “Tokat”la bu karışıklığa direndiler.
Sonra “Salem”ler, “Chesterfield”ler bilinmeyen bir yöntemle serbest kaldılar.

Sonra tütünün üretimine tüm ülkede denetim getirildi.
Artık herkes istediği gibi tütün ekemeyecekti.
Sınırlı yerde üretim yapılacaktı.
Birkaç yıldır Samsun halkı tütün ekimini sonlandırdı.
Kentin ortasındaki fabrika boşaltıldı.
Sirenleri zaten uzun zamandır çalmıyordu.
Gazi caddesindeki koridorda makine gürültüleri kesildi.
Artık tütün kokusu da duyulmuyor.
Belediye, bu güzelim yapıları ne yapayım diye düşünüyor.

Belediye bu binaları ne yapayım diye düşünüp dursun, sizler de Avrupa Futbol Şampiyonasının heyecanına kapılmış gidiyorken 24 Haziran günü ülkede önemli bir gelişme oldu.

1862 den beri millî bir kuruluşumuz olan “Tekel” İdaremiz, açılan bir ihale ile 1.72 milyar dolara tüm varlığı ile “British American Tobacco” şirketine satıldı.

Gazeteler yazmadı. Açın bakın yazmadı.
Sizler de herhalde Millî takımın tur atlamasının gürültüsünden duymadınız.
Benden haber vermesi…

Tekel’in satıldığına mı üzülürsünüz, yoksa gelen 1.72 milyar dolara mı sevinirsiniz bilemem.

Atatürk’ün kurtuluş savaşını başlattığı Samsun da artık bir tütün kenti değil zaten...


Eski Sigara paketleri için lütfen tıklayınız :