YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

4 Temmuz 2012 Çarşamba

12. VOSVOS ŞENLİĞİ


Son ağaç kesildiğinde.
Son nehir kirlendiğinde.
Son balık avlandığında.
Anlayacak değersizliğini paranın.
Beyaz adam da…


                            Kızılderili söylemi

................

Ordu’da yapılacaktı.
Her sene yapılan.
Vosvos Şenliği’nin.
12.  bu yıl…

Tümüne katılmıştım.
Bütün aktivitelerin.
7 gün süresince.
Geçen sene…

İzin sürem kısıtlıydı.
Bu yıl uzun bir geziye çıkacaktım.
Hepsine katılamazdım.
Ama yine de kısa bir süre orada olabilirdim…

Yola çıktım.
Cuma mesai sonlandığında.
Akşam Yason burnu’ndaydım.
Vosvos’cuların ilk kampında…

Bir gün önceden gelmiştim.
Can dostlarımla buluşmuştum.
Hazırlıkları gözden geçirecektik.
Ertesi gün de Turnalık yaylası’na gidecektik…

Şükrü, Aydın, Cemal, Hüsnü.
Hepsi oradaydı.
Özlemle kucaklaştık.
Hasret giderdik…

Günü batırdık.
Akşam yemeğimizi yedik.
Sohbet edip, mey’lerimizi yudumladık.
Dalga sesleri içinde bi güzel uyuduk…

Sabah, güneşi doğurduk.
Vonalı Celal’de kahvaltı yaptık.
Şükrü Odabaşı’nın evinde konakladık.
Çambaşı Yaylası’na doğru yola koyulduk…

Şükrü’nün babası yaylada karşıladı bizi.
Mideye indirdik güzelim dağ çileklerini.
Kumanyamızı aldık Çambaşı’ndan.
Ulaştık ana kampa, geçerek Turnalık’tan…

Yeni bir kamp sahası burası.
Geçen yılki güzelim kamp alanı.
Olmuş HES’lerin kurbanı.
Ne yazık ki...

Buluştuk orada da eski dostlarla.
Karizmatik lider Enis kardeşimiz ve abisi Erol Ayar’la
Eski GS’lı milli futbolcu İsmail ağabeyle.
Ve Sığacık’tan Atilla Bozdağ’la…

Sohbet ettik.
Hâl, hatır sorduk.
Eski günleri andık.
Azıklarımızı paylaştık…

Bütün gece yağmur yağdı.
Çadırımın içine şıp dedi damladı.
Kuşluk vakti duraksadı.
Güneş, sabah bulutların arasından şöyle bir baktı…

Benim dönmem gerekiyordu.
Samsun’da bir düğüne yetişmem lâzımdı.
Kamp hayatı çetin, yol uzundu.
Vosvos’cuları belki yolda bulurumdu…

Kahvaltımı yaptım.
Gönül zengini dostlarla.
Kamptan erkenden ayrıldım.
Selâm edip kalan Vosvos’culara…

Perşembe’de fotoğraflayacağımı umuyordum.
Gelen Vosvos’ları ve eski dostları.
Bırakın fotoğraflamayı, burnumu bile çıkaramadım.
Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan dolayı…

Aslında Vosvos filân bahane.
Bir araya gelip her sene.
Dostlukla, sevgiyle, hoşgörüyle.
Paylaşıyorlar her şeyi, hep birlikte…



Hafta sonu Vosvos kampı fotoğraflarım:
http://picasaweb.google.com/105371707000908378020/Vosvos02#5760859535340483138

.