YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

4 Şubat 2011 Cuma

KİLİMANJARO'NUN ETEKLERİNDE...


Tam 4 yıl önce tırmanmıştım.
Kilimanjaro’ya 2007'de.
Afrika’nın bu en yüce dağının.
Tepesine…

Dile getirmiştim düşüncelerimi.
Bu tırmanıştan hemen sonra.
Şu biçimde:

Uzaktan her dağ herkese çok güzel görünür. Sıradan bir insan olarak etkilenebilirsiniz. Hatta onu uzaktan çok da sevebilirsiniz. Ancak, onun zirvesine ulaşmanın getirdiği duygu farklı oluyor. 3-5 gün o yüce dağın sinesinde kaldığınızda, onunla iç içe oluyorsunuz. Girdisini çıktısını, iyi ve kötü yönlerini gözlemliyor, onunla bütünleşiyorsunuz. Sonunda zirveye vardığınızda artık onunla el sıkışıp, dost oluyorsunuz. Kendinizi onun dostluğunu kazanmış hissediyorsunuz. Artık, o sizin bir kardeşiniz, bir yakınınız gibi oluyor.
Hele de dağdan inip onun görkemli görüntüsünü bir kez daha gördüğünüzde, o arkadaşınızla artık gurur duyuyor, onun büyüklüğünü gördükçe "ben artık bu dağın arkadaşıyım" diye içten bir sıcaklık hissediyor ve onunla övünüyorsunuz.
Belki o dağı bir daha hiç görmüyorsunuz ama biliyorsunuz ki sizin tanıdığınız, güvenebileceğiniz bir kişilik hala orada bütün heybetiyle durmakta, belki de sizi yeniden kucaklayabilmek için yolunuzu gözlemekte...


Geçen hafta tekrar gittim.
Yolumu gözleyen bu yüce dağa.
Kenya’ya, Kilimanjaro’ya.
4 yıl aradan sonra…

Hasret gidermek istiyordum.
Bir daha onunla.
Uzun bir aradan sonra.
Bu eski dostumla…

Yeğenim Tunç Fındık gidiyordu.
Bu görkemli dağa tırmanmaya.
Haydi” dedi bana.
Sen de gel, katıl aramıza…

Gelirim dedim Kenya’ya.
Ama bir şartla.
Bir kez daha çıkmam ben ona.
Dolaşırım yamaçlarında…

Aslında Tanzanya topraklarında.
Kilimanjaro.
Kenya sınırının hemen dışında...

Şahit olamamıştık ihtişamına.
Geçen tırmanışımızda.
Çünkü iç içeydik onunla…

Oysa dünyanın en yüksek dağıydı.
5895 m irtifasıyla.
Bir düzlükten yükselen.
Onca ihtişamıyla...

Tüm heybetiyle görecektim.
Bu kez onu uzaktan.
Karlı doruğuyla.
Ve de zirvesindeki bulutlarıyla…

Ben konuşlandım Tanzanya sınırında.
Onlar tırmanırken bu koca dağa.
İki gün boyunca yalnız başıma.
Baktım sürekli bu eski arkadaşıma…

Karşımdayken sürekli “Kili
Hatırladım 4 yıl önce çektiğimiz güçlükleri.
Dudağımda değişmeyen bir melodi.
Seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli…

Kilimanjaro resimlerim için:

https://photos.google.com/album/AF1QipOGu1p96zOVZpDKtAQSnD1RFxfKkcmvLj0Zpgs8/photo/AF1QipM7fxpa9VdFxzJPQbaLHu2sMugz0zGmUDujSLFs?hl=tr

.