YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

ATAYOLU...


Cumartesi günü Atayolu’ndaydık.
Sevgili Abit ile…

Burası eski Samsun-Ankara karayolu.
1960’lara kadar kullandığımız yol.

1963’te güzergâh değişti.
Günümüzde kullanılan yola geçildi.

Yeniler çok az bilirler.
Eski yolu.
Ben en son 1960’ta geçmiştim bu yoldan.
Yani tam 50 sene önce…

Belediye meydanı'ndan kalkardı otobüsler.
1952 model burunlu Austin otobüsleri.
Bir manivela kolu ile çalıştırılırdı motorları.
Marş dinamosu olmadığı için…

Ağır, aksak yol alırdık.
Önce Odunpazarı’ndan geçerdi.
Sonrasında da şimdiki Kadıköy’den.
Epey yokuş çıkmış olurduk.
Badırlı’ya ulaştığımızda.

Otobüs su kaynatırdı sık sık.
Kaput açılırdı.
Suyun soğuması beklenirdi…

Sonra tekrar yola koyulurduk.
Yavaş yavaş tırmanırdık.
Gürgendağı’nı…

İlk durak Mahmurdağı olurdu.
Küçük eski bir çay evinde.
Her zaman yoğun sis olurdu burada.
Göz gözü görmemecesine...

Otobüsün muavini önde yürüyerek yol gösterirdi.
Virajları dönmede otobüsün şoför'üne.
Öylesine duman basardı buraları...

Sonra aşağı doğru inerdik.
Büyük mola Çakallı’da verilirdi.
Çıkınlar açılır öğlen atıştırması yapılırdı.
Peynir, domates, çörek ve salatalıkla.
Ya da Çakallı’nın meşhur kete’si ile…

Sonraki durak Kavak’ta olurdu.
Çift burmalı, oldukça sert simidi meşhurdu buranın.
Çaya bandırmadan yiyemezdiniz…

Sonrasında yol oldukça düzdü.
Sonunda Merzifon’a ulaşırdınız.
Akşam saat 16.00 dolaylarında biterdi.
Sabah 08’de başladığınız yolculuk.
Lâstik patlaması, motor arızası olmaz ise…

İşte bu yol’du.
Atatürk’ün Kurtuluş Mücadelemize başladığı.
Ve 1919’da kullandığı yol.

Günümüzde Kavak’a kadar olduğu gibi duruyor.
Köy ulaşımları için hala kullanılıyor bu yol.
Biraz genişletilmiş olsa da.
Yüzeyi daha düzgün hale gelmiş olsa da…

Ne zorluklarla aştığını düşünüyorsunuz.
90 yıl önce.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının.
Samsun’dan Amasya’ya giderken kullandıkları.
Bu bozuk ve zorlu yolu…

Günümüzde asfalt, duble bir yol ile bağlıyız.
Ankara’ya.
İki gidiş iki de gelişi olan…

Şimdi 4-4.5 saatte ulaşabiliyorsunuz Ankara’ya.
Artık görmüyorsunuz, düşünmüyorsunuz bile.
Bize bu güzel olanakları sağlayan yolu.
Atayolu’nu…


Atayolu Fotoğrafları:
http://picasaweb.google.com.tr/tanyeri/Atayolu#

.


.