YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

1 Nisan 2010 Perşembe

STRABON...


Strabon, MÖ 64 yılında Amasya’da doğmuştur.
MS 24 yılında, 88 yaşında yine Amasya’da ölmüştür.
Dünyanın ilk coğrafyacısıdır.
Geographumena (Coğrafya) kitabı 17 cilttir.

Amasya, yalçın Harşena ve Ferhat dağları arasındadır.
Bu iki dağın arasından İris nehri (Yeşilırmak) akar.
Bu güzel panorama’da olunsa olunsa Coğrafyacı olunur zaten.

Birkaç yıl önce bir “gezi grubu” kuruldu.
Süleyman Aşkargenç tarafından.
Sevgili Süleyman bu gruba “Strabon” ismini verdi.

Grubun ilk kurulduğunda Süleyman’a bir mektup yazdım.
İlk gezilerini Amasya’ya yapmalarını önerdim.
Grubun isim babasının Amasya’lı olduğunu söyledim.
Strabon ismiyle özdeşleşmiş bir gezi olacaktı.
Ancak iki yıldır bu gezi gerçekleşemedi.

Kısmet geçen haftaya imiş.
Süleyman aradı.
Ankara’dan 37 kişilik bir grupla geleceklerini söyledi.
Amasya’ya.
Strabon’un coğrafyasına…

Güzel bir bahar havasında geldiler.
Önce Borabay gölüne gittik.
Göl çevresinde yürüyerek turladık.
Peşinden köfte-ekmeklerimizle karnımızı doyurduk.
Bahar’ın gelişine kadeh kaldırdık.
Yaban menekşeleri, siklamenler, petunyalar arasında…

Kente dönüşte Aynalı mağara’yı gezdik.
Süleyman’dan kilisenin öyküsünü dinledik.
Mis gibi Amasya Misket elmalarımızı yedik.

Akşam üzeri Amasya’yı havadan tanıdık.
Kentin anatomisini anladık.
Ali Kaya tesislerinin bahçesinden.

Ertesi gün erkenden kenti gezmeye koyulduk.
Saraydüzü Kışlası’ndan başladık.
Kurtuluş Savaşımızın önemli noktasından.
Amasya Tamimi’nin hazırlandığı noktadan.
Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararının kurtaracağının” haykırıldığı yerden…

Sonrasında Büyükağa Medresesi,
Bayezidpaşa camisi, 700 yıllık Darüşşifa,
Saat Kulesi ve Hatuniye Mahallesi gezildi.
Kaya mezarlarına tırmanıldı.

Öğlen yemeğinde yöresel yemekler yenildi.
Toyga çorbası, Keşkek, Bamya, Bakla dolması,
Fırında kuru fasulye, Mantı ve...
sonunda da ev yapımı Baklava midelere indirildi.
Yeşilırmak kıyısındaki Amasya Mutfağı’nda…

Sonrasında da Şehzadeler Müzesi,
Hazeranlar Konağı, Amasya Maket Müzesi,
Sultan Beyazıt Camisi ve Külliyesi,
Amasya Arkeoloji Müzesi ve Mumyalar Müzesi gezildi.

Torumtay Medresesi
ve Gökmedrese ziyaret edildi.
Yörgüçpaşa Camii’ne gidildi.
Pirler Parkı’nda semaverde çaylar içildi.
Son olarak da Ferhat su kanallarına çıkıldı.

Tarihin ve coğrafyanın derinliklerinde yapılan bir gezi bitmişti.
Dostlarla yeniden buluşmak üzere ayrılındı.
Başka bir Strabon gezisinde, başka bir coğrafyada…


Strabon grubumuzun Amasya gezisi fotoğrafları :
http://picasaweb.google.com/tanyeri/Amasya2#5455008475241814946

.