YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

1 Eylül 2009 Salı

BURASI KADIKÖY...



Kayhan Tuncay
Samsun'dan arkadaşımdır.
Bir süredenberi İstanbul'da vazife yapmaktadır.
İnşaat mühendisidir.
Uzun zamandır beni Fenerbahçe'nin maçlarına çağırır.

Bir türlü vakit bulup gidememişimdir.
Bu fırsat sonunda bu haftasonu doğdu.
30 Ağustos'ta, Zafer Bayramımızda.

Uçakla İstanbul'a geldim.
Hızla Kadıköy'e geçtim.
Orada Kayhan'la buluştuk.
Önce, FB'nin Dereağzı tesislerini gezdik.
Amatör branşların çalışmaları için hazırlanmış.
İnanılmaz güzel spor tesisleri var.
Anlatılamaz.

Sonra Faruk Ilgaz tesislerine gittik.
Fenerbahçe burnunda.
Kalamış'a, Moda'ya hakim bir burunda.

Adettenmiş.
Formalar giyinilirmiş.
Maça gelmeden önce buraya uğranılırmış.
Aperetif birşeyler alınır, maça hazırlanılırmış.
Bizler formalar üstümüzde Havuzbaşına kurulduk.

Kayhan'la birlikte Samsundan arkadaşımız Cengiz Akyol da var.
Acıbadem'den meslektaşım Dr. Osman Güven de bize eşlik ediyor.
Marmara'nın üzerinden günü batırana kadar maça hazırlandık.

Ardından stada kadar yürüdük.
Kadın erkek, çoluk çocuk formaları giymişler.
Elde bayraklar stadın yolunu tutmuşlar.
Tam bir bayram günü.

Şükrü Saracoğlu stadı dışarıdan koca bir yapı.
Bir spor mabedi.
Etkileyici bir görünüşü var.
Önüne de Fenerbahçedeki deniz fenerini koymuşlar.
Çağdaş bir şekilde stada alınıyorsunuz.
İtişme, kakışma, bağırtı, çağırtı, ezilme yok.
Herkesin yeri yurdu belirli.

Stadın girişinde muhteşem bir müze yapılmış.
Atatürk'ün balmumu heykeli karşılıyor sizi.
Hemen yanında onun Kulübün ziyaret defterine yazdıkları...
Yanıbaşında kupalar, kupalar.
Birçok formalar, anılar, fotoğraflar, flamalar.

Koridorlar tertemiz, pırıl pırıl.
Bu koridorlara açılan birçok localar.
Hepsi çok modern, çok güzel, çok da çağdaş.

Stadın içerisi aydınlık.
Yemyeşil çimler sonra da muhteşem tribünler karşılıyor sizi.
Ses düzeni rahatsız edici değil.
Devamlı marşlar çalınıyır ve uyarıcı anonslar yapılıyor.
Çıkış merdivenlerine kimse oturmuyor.
Bomboş tutuluyor.

Tribünler tam dolu değil ama coşkulu.
Üstüne üstlük Zafer Bayramımız bugün.
10. yıl marşı yankılanıyor her yerde.
Tribünlerde şanlı bayraklarımız ve Atatürk posterleri.

Seyirciler bilinçli.
Kadın, çocuk formalarını giymiş gelmişler.
Sevgiyle tezahüratlarını yapıyorlar.
Öylesine güzel insanlar var ki...

Fenerbahçe
ve Manisaspor takımları karşılaşıyorlar.
Güzel bir mücadele var sahada.
Kora kor bir mücadele.
Son saniyeye kadar mücadele sürüyor.
Fenerbahçe son saniyede gülüyor : 2-1
Nöbetçi golcü'sü Semih ile 3 puanı kopartıyor.

Çıkışta stadına altındaki Fenerium'a uğruyoruz.
Saat 23.30 olmasına rağmen mağaza tıklım tıklım.
Çok kaliteli giysiler, formalar, eşorfmanlar kapış kapış satılıyor.
Küresel kriz buraya teğet bile geçmemiş...

Başkan Aziz Yıldırım Fenerbahçe için herşeyi yaptı.
Yukarıda Allah var ki yaptı.

Adam, bu güzel arenayı Fenerbahçe'ye sundu.
Dünya çapında futbolcular, çalıştırıcılar transfer etti.
Uche, Ortega, Van Hooijdonk, Anelka, Appiah'ı getirtti.
Roberto Carlos, Alex, Guiza'yı bir arada oynattı.
Daum, Zico, Luis Aragones'i çalıştırıcı yaptı.
FB bayrağını beş kıtanın en yüksek zirvelerine götürdü.
Ama şu takımı bir Avrupa Şampiyonu yapamadı.

Çıkıp kendisi oynayacak değildi ya...


Maç görüntüleri için :
http://picasaweb.google.com.tr/tanyeri/Fenerbahce#



.