YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

18 Aralık 2008 Perşembe

HALEP ORADAYSA...


"Arşın" eski bir uzunluk ölçüsü birimidir.
60-70 cm kadardır.

Eski dönemde adamın biri atıp tutuyormuş.
"Ben, bin arşın öteye atlarım" diye...
"Peki, o halde atla da görelim" demişler.
"Burda olmaz, ben Halep'de atlarım" demiş adam.
Getirmişler arşın'ı ortaya.
"Halep oradaysa, arşın burada..." demişler.
Bu deyim böylece yerleşmiş dilimize.

Halep orada.
Ben de oradaydım.
9 günlük Bayram tatilinde.
Uzatmadan, palavra atmadan başlayalım :

Halep, ülkemizden bir kuş uçuşu mesafede.
Cilvegözü kapısından çıkıyorsunuz.
Bab el Hava kapısından Suriye'ye giriyorsunuz.
45 km sonra Halep'e ulaşıyorsunuz.

Mistik bir kent.
Nüfusu 500.000 civarında.
Kalesi ile ünlü.

Kalenin geçmişi MÖ 3000'li yıllara uzanıyor.
Düzlükte yerleşmiş bir kentin tam ortasında yükseliyor.
Tüm kalenin çevresi derin bir hendekle çevrili.
Görüntüsü keyifli, gezmesi zevkli.

Çevrede "kayşani" denilen sarı-beyaz bir taş çıkıyor.
Kaleden bakıldığında tüm kent bir taş yığını biçiminde.
Tüm yapılar bu taşla yapılmış.
Yeşillik hak getire.
Arada bir palmiye ağaçları mevcut.
Bunun dışında her taraf kayşani bina...

Kentte çok sayıda cami, medrese, hamam ve kilise var.
Bu kültür mirası Unesco tarafından korumaya alınmış.
Hepsi ayrı bir mimari güzellikte, tarihi değerde.

Ama en ünlüsü kapalı çarşısı.
Toplam uzunluğunun 14 km olduğu söyleniyor.
Çarşı orada.
İnanmayan için de arşın burada...
Kalabalıktan ölçebilirlerse ölçsünler.
Kötü kalitede turistik eşyalar, baharat, dokuma satılıyor.
Daracık, karanlık, kalabalık sokaklar.
İnsanlarla, eşeklerle birlikte dolaşıyorsunuz.
Arada motosikletler de sizi sollamıyor değil.

Halep'in en güzel tarafı yemekleri.
Meze'leri, etleri, tatlıları.
Yemeye doyamıyorsunuz.
O denli güzel ve nefisler...

Daracık sokaklarında dolaşıyoruz.
İnsanlarını anlamaya çalışıyoruz.
5000 yıllık kenti bir günde tanımak istiyoruz.
Sayılı gün hızla geçiyor.
Tabii ki olmuyor.

İşte geldik, gidiyoruz.
Şen olasın Halep şehri.


Her ne kadar gizemini öğrenemediysek de...