YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

25 Aralık 2008 Perşembe

ŞAM'DA ÜÇ KAHRAMAN...


"Bu yaz Meğri'deydim..." desem artık kimse anlamaz.
Meğri antik "Telmessos" kentinin adıdır.
1424 yılında Osmanlı'nın eline geçmesiyle "Meğri" adını almıştır.
Uzak şehir anlamındadır.
O dönemlerde ulaşılması hayli güç bir yerdir.
Bugünki ismi "Fethiye" olarak bilinir.
Muğla ilimize bağlı turistik bir beldedir.
Fethiye ismini 1934 yılında alır.
Tayyareci Fethi Bey'in anısına.

Fethi Bey 1907 yılında Bahriye Mektebi'ni bitirir.
1911'de İngiltere'nin Bristol kentine gider.
Burada havacılık eğitimi alır ve Pilot olur.
Dönüşte Yüzbaşılığa yükseltilir.

8 Şubat 1914'te uzun soluklu bir yolculuk plânlanır.
Tayyareci Nuri Bey ile birlikte.
İ
stanbul-Kahire-İskenderiye arasında uçulacaktır.
Tek motorlu, kırmızı-beyaz ay yıldızlı iki ayrı uçakla...

1914 yılında Osmanlı'nın hali perişandır.
Balkanlarda yenilgi üstüne yenilgi alınmıştır.
Millete biraz moral verilmesi gerekmektedir.
İstanbul-Kahire uçuşu büyük başarı olacaktır.
Milletin üzüntüsü, sevinç'e döndürülecektir.
Muavenet-i milliye ve Prens Celaleddin isimli uçaklar hazırlanır.
Yanlarında da birer rasıt (gözlemci) alırlar.
Sadık ve İsmail Hakkı Bey'ler...

Hazırlıklar yapılır.
İzlenecek rotalar özenle belirlenir.
Meşin ceketler giyilir.
Eldivenler, gözlükler takılır.
Soğuk, yağmurlu bir kış gününde motorlar gürültüyle çalıştırılır.
Ve 18 Şubat 1914'te yolculuk başlar.
İstanbul,Eskişehir,Afyon,Konya,Ulukışla üzerinden Toroslar aşılacaktır.
Sonrasında Adana,Halep,Humus,Beyrut ve Şam geçilecektir.
Kudüs ve Kahire üzerinden İskenderiye'ye kadar gidilecektir.
2515 km lik uzun bir yoldur bu.
70 beygir gücünde uçaklarla yapılacaktır bu yolculuk.
Saatte ancak 100 km hızla gidebilen bez kanatlı uçaklarla...

Yolda birçok sorunla karşılaşılır.
Toroslar zorlukla geçilir.
Fethi ve Sadık Beyler 10 günde Şam'a gelirler.
27 Şubat'ta da Şam'dan havalanırlar.
Kudüs'e kadar uçulacaktır.
Golan tepeleri üzerinde türbülansa yakalanırlar.
Uçak Taberiye gölü yakınlarında düşer.
İkisi de şehit olurlar.

Sorunlarla boğuşan Nuri Bey'in uçağı bir gün gecikmeyle Şam'a gelir.
Onları hüzünlü bir kalabalık karşılar.
Kötü haberi orada öğrenirler.
Arkadaşlarını Şam'da toprağa verirler.

Artık bu yolculuğun tamamlanması şart olmuştur.
Bir hafta sonra sonra Nuri Bey'in uçağı yeniden yola koyulur.
Yafa'ya kadar gelirler.
8 Mart 1914 günü Yafa'dan havalanırlar.
Fakat ters bir rüzgarla denize çakılırlar.
İsmail Hakkı Bey kurtarılırsa da Nuri Bey şehit olur.
Fethi, Nuri ve Sadık Beyler ilk Hava Şehitlerimiz olarak tarihe geçerler.

Mezarları Şam'dadır.
Emeviye Camisinin avlusunda.
Selahaddin Eyyubî türbesinin hemen yanında.
Bembeyaz müşterek mermer kabirlerinde.

Ayrı ayrı uçaklarla başlamışlardır bu yolculuğa.
Yürek yüreğe aşmışlardır onca yolu.
Şimdi, kol kola, yan yana yatmaktadırlar Şam'da.
Kırmızı-beyaz, ay yıldızlı simgelerin altında...