YÜCEL TANYERİ

Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...
Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
27 Şubat 2023 Pazartesi
ADIYAMAN SÜRYANİ KİLİSESİ...
25 Şubat 2023 Cumartesi
ANTAKYA SOKAKLARI...
23 Şubat 2023 Perşembe
BİN KEZ TEŞEKKÜR...
22 Şubat 2023 Çarşamba
ADIYAMAN...
18 Şubat 2023 Cumartesi
HABİBİ NECCAR CAMİSİ...
15 Şubat 2023 Çarşamba
İKİ ORTOPEDİ UZMANINDAN...
Eskişehir den 5 Ortopedist, iki beyin cerrahı, 3 anestezi yoğun bakım uzmanı, 4 acil uzmanı geldik. Hepimiz gönüllü olarak bakanlık tarafından görevlendirildik. Adana şehir hastanesinde görev yapıyoruz. Burada hemen bize kimlik düzenleyip ekibe entegre ettiler. Buradaki uzman ve asistan arkadaşlar da afetzede sonuçta odaklanamıyorlar, yakınlarını kaybedenler var. Dün akşam beş gibi tüm servisler, acil ve ameliyathaneyi devraldık biz beş Ortopedist. Koordineyi bana verdiler. Dinlenmiş ortopedi asistanlarını verdiler bize. Kalan buradaki tüm ekibi evlerine gönderdik. Şehir hastanesi ortopedi hastanesine dönmüş 5 blok toplam 32 kat ve her katta 3 büyük koridor var çok büyük. Dün akşam beşte vizite başladım iki asistanla sabah 3 de bitti sonra yeni yatanları dolaştık altıya kadar. 400 civarı hasta gördüm sanırım. Yarısı belki türkçe bilmiyor, yakını olmayan çocuk hasta çok fazla. Mesela Acilden yatmış bir gün önce hasta kompartman sendromu birdaha gelip görebilen olmamış. Hepsini ameliyata indirdik. Bazı hastalara yetersiz fasiotomi yapılmış çünkü iki yıllık asistanlar girmek zorunda kalmış ameliyatlara ( 24 ameliyathane çalışıyor) onları tekrar indirdik fasiotomi veya amputasyon için. İki ortopedist arkadaşım acilede , ikisi de ameliyathanede çalıştı. Akıt tübüler nekroza bağlı anüride olanları diyalize aldık nefrologları kattık ekibe. Hastanede hiperbarik oksijen merkezi var ve aktif hale getirilmemiş. Onu 24 saat açtırdım rica edip tüm crush yaralanmaları her her gün hbo ted alacak şekilde organize ediyoruz. Sadece dün gece 100 civarı fasiotomi, amputasyon yaptı eskişehir ekibi. Bu gece tekrar biz devralıyoruz. Hasta akımı devam ediyor. Çoğunluğu antakyadan zaten. Maraş, adıyaman, ilçeler öyle duruyor. Durum bu abi. Paylaşabilirsiniz grupta
....................
Ben ingiltetede travma cerrahiyim. Kirik cikikcinin ameliyat edeni yani. Izmire annemi gormeye bir haftaligina geldim. Deprem oldu. Cerrah olarak yardim etmek istedim. Askeri ucakla izmirden incirlige indik.
Incirlikteki afad gorevlisi beni bi yardim pickup iyla iskenderuna gemi
hastaneye yolladi. Ben gemi hastanenin sadece hasta nakil gemisi oldugunu
ogrenince oraya gitmek istemedim ve iskenderun hastanesine gittim.
Ordaki afadci benim izinsiz calisamiyacagimi ve Ankara afadtan izin almami
soyledi. Saat aksam 8 dedim. Zaten ordada sadece hasta nakil yapiliyordu. Adana
hastanesine gitmeye karar verdim. Ordaki sorumlu adam adanaya giden ambulansa
beni bindirmedi. Hatta binmemi engelledi. Yolda bana bisey olursa o sorumlu
olurmus. Bana senin ulkenin burda oldugundan haberi varmi dedi. Ben Turkum
dedim.
Hayretler icinde gene beni oraya getiren yardimseverlerle (Haci ve Aziz
beyler orda olmasaydi orda kalirdim herhalde) Adana sehir hastanesine geldim.
Acil Savas alani gibiydi.
Orda da saglik mudurlugunden izin olmadan calisamazsin dediler.
Gece 3 te otel aradim. Bulamadim. Orda sagolsunlar bir otelde resepsiyonda
beni yatirdilar. 3 saat ya uyudum yada uyumadim. Bana sandwich ve cay verdiler.
Adana Il Saglik Mudurluge gittim. Orda asiri yardim ettiler hatta iki defa
yemek ismarladilar. Sayin Altiparmak bey, Dudu hanim ve Gulsen hanim. Cok cok
yardimci oldular. Ankara 2 gibi okay verdi ve Hataya
git dedi. Gittim gordum ve maalesef yenildim .
Maalesef Tek hastaya dokunmadan geri donuyorum. Dun geceyi otobuste yolculuk ederek gecirdik sayilir. Hataya varinca dinlenin dediler ama yer veremediler. Saglik olsun. 2-3 saat otobuste uyuduk. Sabah gene sogukta is bekledik ve 11 gibi bana ve Tekirdagdan gelen 75 saglik personeline yer ve ihtiyac olmadigi soylendi. Ben orda artik yeter dedim ve ayrildim. Simdi izmir e donme yolundayim. Ambulanslar hic susmuyor. Birileri biryerlerde cok yanlis yapti diye dusunuyorum. IMO They can't arrange a piss up in a brewery. Benim guzel Turkiyem 70 ulkeden yardim isteyip, ayagina gelen evladini geri ceviriyor. Allah insanlarimiza sabir, metanet ve saglik versin. Olenlerimizin mekani cennet olsun. Yaralilarimiz acilen sifa bulsunlar. Benim guzel Turkiyem seni anlamak bazen cok zor hatta imkansiz.
Ilhan Alcelik
11 Şubat 2023 Cumartesi
KURTARMA EKİBİNİ ALKIŞLAMAK...
9 Şubat 2023 Perşembe
HACETTEPE KÜTÜPHANESİ...
Hacettepe'ye girdiğimde Liseyi yeni bitirmiştim, 18 yaşındaydım.
Yıl 1964'dü ve Hacettepe daha Üniversite bile değildi, Ankara Üniversitesine bağlı Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi idi. Ancak, Hacettepe Çocuk Hastanesi 1958'den beri vardı ve başında da Doğramacı bulunuyordu. O da gençti, ümitleri ve beklentileri büyüktü. Burayı önce Tıp Fakültesi yapmak istiyordu, sonra da Üniversiteye değiştirmeyi düşlüyordu.
Hazırlıklarını yapmıştı, binaları tamamlamıştı. Daha 1958'de burası bir Çocuk Hastanesiydi, tam teşekküllüydü ve Hekimleri de gençler arasından seçilmişti.
Şaban Şifai Hastanesinin alt katında bir Kütüphane kurulmuştu. İlhan Kum göreve başlamıştı bile. Yardımcısı Nilüfer Tuncer ile birlikte. Daha 1958'de bu küçük Kütüphane sahipti 1000 dolayında Tıp kitabına ve aboneydi 20 Süreli Yayına. Bu Kütüphane, Hacettepe Fakülte olmadan önce 1962 yılı sonlarında taşınmıştı Morfoloji binasına İlhan Kum'un Başkanlığında iki katlı geniş, ferah bir alana. Daha sonra da Adil Artukoğlu'nun büyük katkılarıyla...
Bizler Hacettepe'yi kazandığımızda hazırdı ve yerleşmiştik Amfilerimize, Multidisipliner Laboratuvarlarımıza ve Kütüphanemiz de yanı başımızda. İlk kez karşılaşıyorduk böylesine güzel bir Kütüphaneyle. Tertemiz, aydınlık ve düzenli, sessiz ve de disiplinliydi. Mabet gibi bir yerdi. Kütüphanede sigara asla içilmezdi. Salonun orta kısmından rahat bir merdivenle aşağı inilirdi. Alt katın bir bölümü tümüyle camla kaplıydı. Kütüphanenin tüm duvarlarında ahşap raflar, pırıl pırıl İngilizce kitaplar, hepimize yeterli temiz masalar, okumak için koltuklar, çok sayıda Tıp dergileri, sayıları az da olsa nazik Kütüphane görevlileri eğitirlerdi bizleri ve burayı nasıl kullanacağımızı...
"Kütüphaneciliğimize Kanat Gerenler"
Nazlı Alkan anıları:
http://tk.org.tr/index.php/TK/article/view/2821/2756
4 Şubat 2023 Cumartesi
HAVACILIK MÜZESİ...
Ve Hava Gösterileri'nden.
Onun Merkezinden son yazımda.
Bloğumda...
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2023/02/shg.html
İşte.
Bu Gösterilerin yapıldığı yerde.
Sivrihisar Havacılık Merkezi'nde.
Var bir de muhteşem bir Müze...
Yapılmış dört yıl önce.
2018 senesinde.
Bulunduruyor daha girişinde.
Güzel bir Atatürk heykeli de...
Atatürk, 5 çocukla.
Bir arada.
Eller havada.
Bakılmakta semaya...
"İstikbâl Göklerdedir".
Sözünün güzel bir ifadesi.
Heykelin yapımcısı İstanbul'dan.
Müze, çok geniş bir yüzeyde.
Kapalı alan, 3 dönümde.
Rahat, ferah oldukça.
Tertemiz, pırıl pırıl alanda...
Sahip Savaş uçaklarına.
Kullanılmış 1930-40 yıllarında.
Hem II. Dünya Savaşında.
Ve hem de Vietnam'da...
1950 model Cessna.
Yapılmış öncelikle İşadamlarına.
Sonrasında da.
Kullanılmış Askeri amaçlarla...
1942 yapımı de Havilland uçağı.
Oynamış 1996 yapımı.
Sekiz dalda Oskarlı.
Filmde "İngiliz Hasta" başlıklı...
Seyahat amaçlı dünyanın ilk uçağı.
Douglas DC-3 Dakota'sı.
1940 yapımlı.
2017 yılında Dünya Turu yaptı.
Ve bunu gerçekleştiren en yaşlı.
Uçak unvanını aldı...
Bu DC-3 uçağı, ayni zamanda.
II. Dünya Savaşı'nda.
Dünyanın Bombardıman amaçlı.
Kullanılan ilk ve tek DC-3 uçağı...
Bu Müzedeki uçaklar.
1930'lardan 40'lardan kalmışlar.
Ama çalışır durumdalar...
Bakımları düzenli yapılır.
Tertemiz tutulur.
"Haydi, gösteri var" denildi mi.
Müzeden çıkarılır.
Taksi yapıp pist başında yerini alır.
Pilotu motoru çalıştırır.
Kuleden kalkış izni alınır.
Büyük bir gürültü ile kalkılır.
Gösteriye başlanır...
İşte, böylesine canlı bir Müze.
Burası böyle.
Yaklaştırın kulağınızı.
Söyleyeyim bir başka tarafını:
Benden duymuş olmayın ama.
Uçarsınız birlikte bir Pilotla.
Tabii ücretini ödemek şartıyla...
Sivrihisar Havacılık Müzesi fotoğraflarım: https://photos.google.com/share/AF1QipPhExMIUOrTg6lwMf8RJHXYvtAL4uuJ0tKK0DthajyyXYIG9zQoc7kQfmm_zEjpZw/photo/AF1QipNNrFlDCN4mUFbWHY84WrOSWH82FcSkcIGjaN1k?key=LXpPdUFyVHlsX3U1aE5vSFZ0ZkdhTTgtUUcwNjFR
.