YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Adıyaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adıyaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2024 Cumartesi

AYA İLK GİDEN HEMŞEHRİM...

 


"Sizi uyarıyorum, size en büyük yalanları söyleyeceğim
ve bütün kitaptaki tek doğru budur".

Lucianos'un Verae Historiae romanı girişinden
MS 2. yüzyıl
....................


Lucian, Luciani.
Luciano, Lukianos.
Lucianos hepsi ayni kişi.
Benim de hemşeri...

Ben Adıyaman'lıyım.
Adıyaman'ın Besni ilçesindenim.
Sel ve heyelan oldu.
Benim doğduğum Besni yok oldu:

Hemşehrim Lucian da.
Doğdu Adıyaman'da.
Adıyaman'ın Samsat kazasında.
Samsat da yok oldu 1989'da.
Kaldı baraj suları altında...

Herkes bilir ki Jules Verne.
Aya Seyahat'i yazan ilk kişi diye.
Halbuki öyle değildir.
Aya Seyahat eden ilk kişi
Hemşehrim bu Luciani...

Lukianos, MS 125 yılında.
Doğdu Adıyaman'da.
Roma İmparatorluğu sırasında.
Adıyaman'ın  Samsat'ında...

Gençliğinde İyonya'ya gitti.
Homeros ve Platon gibi.
Düşünürlerin eserlerini inceledi.
Tarih, Edebiyat, Felsefe ile ilgilendi.

Anadolu'dan sonra gitti Atina'ya.
Daha sonra da İtalya'ya.
Sonunda döndü Samsat'a.
Ve başladı yazılar yazmaya...

Ana dili Süryanice idi.
Buna rağmen Yunanca eserler verdi.
Çok Tanrılı dine karşıydı.
Eski Felsefecileri.
Alaycı bir dille eleştirirdi...

Hep doğrulara inandı.
Saptırımlara hep karşı çıktı.
80 kadar eser verdi.
67 yaşında vefat etti...

Lukianos'un eserleri.
Rönesans sonrasında neşredildi.
Sivri dili, eleştiriciliği.
Ve yaratıcılığı çok beğenilirdi...

Bunlardan birisi de.
"Gerçek bir Hikaye".
Veya "Yaşanmış bir Öykü" ismiyle.
İlk Bilim Kurgu eseriydi yeryüzünde.

Kristof Kolomb'tan 1400 yıl önce.
Hiç gidilmemişti Okyanus ötesine.
Lukianos, 50 kişilik ekibiyle.
Cebelitarık'tan geçtiğinde.
Girdi Okyanus'a gemisiyle...

Patlak verdi bir fırtına.
Ve fırladılar 40 mil yukarıya.
Yolculuk yaptılar 7 gün havada.
Sonunda da indiler Ay'a...

Bilim kurgu'da ne varsa.
Kullanılmıştı işte bu Romanda.
Yunan Tanrılarından bahsedilir.
Onlara verilen üstünlükler. 
Ti'ye alınır ve dalga geçilir...

Jules Verne'nin Aya Seyahat'i.
Yayınladığında 1865 senesiydi.
Oysa ki hemşehrimin eseri.
Ondan  17 asır öncesine aitti...

Lukianos'tan 1900 yıl sonra da.
Nasip oldu gitmek uzaya.
Yine bir başka Anadoluluya.
Space X'in Ax-3 aracıyla.
Alper Gezeravcı'ya...

Neyse, bundan 14 yıl önce.
Benim ismim de.
Gitmişti taa Mars gezegenine.
2010 senesinde.
İnanmayan varsa, belgesi ekte:


Lukianos ile ilgili fotoğraflar (internetten):

.

27 Şubat 2023 Pazartesi

ADIYAMAN SÜRYANİ KİLİSESİ...

 

- 8 Kasım 2011, Adıyaman -


Adıyaman geçmişinde Süryaniler.
Önemli bir yere sahipmişler.
Hem nüfus ve din yönünden.
Ve hem de kültür açısından...

Adıyaman’daki Süryani Kilisesi.
1701 senesinde.
Metropolitlik kurma gayesiyle.
Meryem Ana adına inşa edildi...

Buraya bir Metropolit atandı.
Aradan 170 yıl geçti.
1872 senesiydi.
Maraş'ta deprem meydana geldi.
Ve Kilise tümüyle yıkıldı...

11 sene sonra.
1883 yılında.
Urfa'dan Süryani kökenli.
Taş Ustaları getirtildi...

Deprem korkusu büyüktü.
Depremde yıkılmasın denildi.
Daha küçük bir Kilise inşa edildi.
Bu yeni kilise Urfa'daki Süryani.
Kilisesinin tam bir benzeriydi...

Yeni Kilisenin adı değiştirildi.
İki Süryani din lideri.
İsimleri verildi.
Mor Petrus ve
Mor Pavlus Kilisesi denildi...

Bu yeni Kilise
Geçen seneler içinde.
Hem Süryanilere.
Ve hem de Ermenilere.
Hizmet etti dinlerince...

20. yüzyılın başlarında.
Süryanilerin sayısı azalınca.
Dini hizmet başladı azalmaya.
Kilise kapatıldı 1964 yılında...

Restorasyon yapıldı 1997'de. 
Tekrar açıldı ibadete.
Dört yıl geçtiğinde.
2001 senesinde... 

Patrik tarafından.
Bir Metropolit atandı.
Burada haftanın yedi günü.
Üç vakit ibadet yapılıyor.
150 aileye hizmet veriyordu...

2011 senesiydi.
Bu oldukça renkli Kiliseyi.
Ziyaret edip, gezmiştik.
Metropolitle de tanışmıştık...

Metropolit daha sonra.
Suriye'deki savaş sırasında.
Teröristlerce kaçırılmıştı.
Bir daha da haber alınamamıştı...

6 Şubat günü Süryani cemaati. 
Korktukları başlarına geldi.
150 yıldır korkuyla bekledikleri.
Deprem 7.7 şiddetindeydi...

Depremle kısmen yıkıldı.
Kilise, ibadete kapatıldı.
Cemaatin beş üyesi.
Depremde hayatını kaybetti...

Ama deprem bir geldi mi.
Din, dil farklılığı gözetmezdi.
Adıyaman tümüyle bitti.
Toplam 5000 can yitirildi...



Adıyaman Süryani Kilisesi Fotoğraflarım:

Kilisenin Deprem sonrası Videosu (VOA'dan):
.


22 Şubat 2023 Çarşamba

ADIYAMAN...

 

- 4 Şubat 2023, Adıyaman -


Ben 1946 senesinde.
Şubat ayının 22'sinde. 
Doğmuşum Besni ilçesinde...

Ben doğduğumda Besni.
Bağlıymış Gaziantep'e.
Sonra verilmiş Malatya'ya.
1954 yılında da.
Vilayet olduğunda.
Bağlanmış Adıyaman'a...

Cumhuriyet öncesinde.
Yani Osmanlı idaresinde.
Anılırken "Hısn-ı Mansur" diye.
Yani "Mansur'un Kalesi" ismiyle. 
Burası bağlıymış Maraş eyaletine.
Sonra verilmiş Elbistan'a.
1849'da bağlanmış Diyarbekir'e.
1883'de de Harput Vilayetine...

Şimdi siz bana.
Diyebilirsiniz Adıyamanlı da.
Malatyalı da, Maraşlı da.
Diyarbakırlı da.
Antepli de, Elazığlı da...

6 Şubat 2023 tarihinde.
Bundan 15 gün önce.
Adıyaman sarsıldı işte.
Önce 7.7 Richter ölçeğinde.
Bir zelzeleyle...

9 saat geçtiğinde de.
Sarsıldı yine.
7.6 büyüklüğünde.
İki çok büyük depremle...

Adıyaman kenti simgesi.
Parktaki Saat Kulesi.
04.17'de durdu.
Yüzlerce bina yıkıldı.
Binlerce can enkaz altında kaldı.
On binler yaralandı...

Adıyaman yerle bir olmuştu.
Dedemin namaz kıldığı.
Ulucami de.
Anne ve babamın oturduğu.
Kardeşlerimin uyuduğu.
Kerpiç ev de yok olmuştu. 
Okulları da muhtemelen yıkılmıştı.
Babamın memur olarak çalıştığı.
PTT binası da kırıma uğramıştı...

"Adı yaman" değildi.
Artık bu vilayetin ismi.
Yıkılmıştı, yerle bir olmuştu.
"Adı harap"a dönmüştü...

Ben bir Adıyaman'lıydım.
Bir Malatya'lıydım.
Kahramanmaraş'lıydım.
Diyarbakır'lıydım.
Gaziantep'liydim.
Bir Elazığ'lıydım...

Dahası gönülden bağlıydım..
Hatay'lıydım, Antakya'lıydım.
Şanlıurfa'lıydım.
Osmaniye ve Adana'lıydım...

Ülkemin insanlarını.
Yürekten seviyorum.
Onların hepsinin acılarını.
İçten paylaşıyorum...


Adıyaman Deprem Fotoğrafları:
(fotoğraflar internetten alınmıştır)

13 Aralık 2011 Salı

PİRİN MAĞARALARI...


Doğma büyüme Adıyaman’lıdır. 
Babam, Yusuf Besim Tanyeri… 

Anlatırdı çocukluğumuzda. 
Adıyaman’daki Pirin mağaraları’nı. 
Ve vurgulardı bize. 
Onların ne denli önemli olduğunu… 

Adıyaman’a gitmiştim. 
1957 yılı yaz tatilinde. 
11 yaşındaydım o dönemde. 
Birlikte gitmiştik Pirin mağaraları’na. 
Amcamın oğlu Hasan ile… 

Oldukça sıcaktı o gün. 
Kent’e çok yakındı Pirin
Bir takım boşluklara girip, çıkmıştık. 
Öyle fazla bir şey de görememiştik… 

Sadece tadını hatırlıyordum. 
Bağından kopartıp, sıcak sıcak yediğimiz. 
Koca taneli beyaz üzümün. 
Ve de üzerine içtiğimiz buz gibi suyun… 

 Meğerse nekropol alanıymış burası. 
Perre Antik Kenti'nin. 
Perre de 5 büyük şehrinden biriymiş. 
Kommagene Medeniyeti'nin… 

Bu nekropolü tekrar gezdik. 
Son Bayram tatilinde. 
Adıyaman’da. 
Tam 54 yıl sonra… 

Adıyaman’ın hemen yanı başında. 
3 km kadar uzağında. 
Antik mezarlar oyulmuş kayalara. 
Birçok sayıda... 

Gün batımına yakın ulaştık buraya. 
Perre mezarlıklarına. 
Kısa sürede gezdik, dolaştık. 
Mezarların mimarisine hayran kaldık… 

Adıyaman’a gelen çoğu kimse bilmiyor. 
Buranın önemini. 
Yalnızca Nemrut dağına tırmanıyorlar. 
Burayı hep pas geçiyorlar… 

Ben de buranın değerini anladım sonunda. 
54 sene sonra. 
Rahmetli babam anlatmıştı da. 
Ben anlamamıştım gençlik çağımda… 

veya:

18 Kasım 2011 Cuma

TANRILARIN TAHTINDA...


İki tane.
Nemrut dağı vardır.
Ülkemizde...

Bir tanesi.
Sönmüş bir yanardağdır.
Bitlis’in Tatvan kazasında..
Van gölü'nün kıyısında…

Benim doğduğum topraklardadır.
Diğeri.
2150 m yükseltisiyle.
Adıyaman’da…

Yazın çıkılır bu dağa.
Sıklıkla.
Temmuz ve Ağustos aylarında.
Tanyeri ağarmadan daha…

Hava çok soğuk olur.
Güneş doğana dek tir tir titrersiniz.
Üzerinizdeki battaniyelerle.
Yaz aylarında bile...

Bu dağa tırmanacaktık.
Kurban Bayramı'nda.
Kasım ayının ortasında.
Strabon grubumuzla.
Yapılandırılmış bir programla…

Taa Besni’den görmüştük.
Bu yüce dağı.
Hava açıktı.
Ama zirvesi de karlıydı…

Kâhta’da bizi bilgilendirdiler.
Sabah çıkamazsınız dediler.
Çok soğuk olacağını söylediler.
Ayrıca buzlanma için de uyardılar.

Programı değiştirdik.
Karakuş tümülüsü'nü gezdik.
Önce.
Sonra da Cendere köprüsü'nü…

Epey zaman aldı.
Nemrut Dağı Milli Parkı'na ulaşmak.
Bir süre de buralarda dolandık.
Komagene uygarlığının izlerini araştırdık.

Tırmanma başlangıcına gelindi.
Yer tümüyle kar ile örtülüydü.
Hava oldukça güneşliydi.
Isı da çok fazla düşük değildi…

Toplam 34 kişiydik.
Çıkalım diye karar verdik.
Biraz ilerleyince yerin buzlu olduğunu gördük.
Bir bölümümüz hemen geri döndük…

Küçük bir grup yola koyuldu.
Onlar da bir süre sonra döndü.
Yer tümüyle buzluydu.
Batonlar’ım da yoktu.
Eğim nedeniyle ayakta zor duruluyordu…

Tek başıma eriştim batı terasına.
Zorlu bir tırmanış sonrasında.
Kalmıştım bir anda.
Apollon, Zeus ve Herakles’lerin arasında…

Yarım saat kaldım onlarla.
2000 yıl aradan sonra.
Batı terasında.
Tek başıma, saygıyla...

Ağırlanmasını isterdi.
Kral Antiochos vasiyetinde.
En iyi biçimde.
Gelenlerin burayı ziyarete…

Şarap sunmalarını emretmişti.
Antiochos yazılı belgelerinde.
Din adamlarına, buraya gelenlere.
En iyisinden hem de...

Gelmiştim zaten bin bir zorlukla.
Buraya, batı terasına.
Ortada ne Antiochos vardı.
Ne de onun din adamları…

Bırakın en iyisinden şarabı.
Esirgediler benden.
Bu soğukta bir bardak.
Sıcak çayı…

Ama Allah’ları var.
İnişte kol, kanat gerdiler bana.
Eğimli, kaygan ve buzlu yolda.
Tüm Tanrılar yanımdaydı.

15 Kasım 2011 Salı

BESNİ...


Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında

Yekpare, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında


Ahmet Hamdi Tanpınar

……………

Ben Gönen’de doğdum. Yirmi yıldır görmediğim bu şehir yavaş yavaş hayalimden silinmeye başladı…

Cümleleri ile başlar.
Ömer Seyfettin’in.
Pek güzel.
Ant” isimli öyküsü…

Ben Besni’de doğdum.
Hayalimde zaten hiç yoktu.
Çünkü altı aylıkken ayrılmıştım.
Bu şehirden…

Bu Bayram’da gördüm.
İlk kez Besni’yi.
65 yıl aradan sonra.
Doğduğum bu yeri…

Malatya’ya bağlı bir kazadır.
Besni.
19. yüzyılın.
Sonlarında…

Gaziantep’e bağlanır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında.
Tekrar verilir Malatya’ya.
1933 yılında…

Bağlanır Adıyaman’a.
Sonunda.
Adıyaman vilayet olduğunda.
1954 yılında…

Gaziantep'li de diyebilirsiniz bana.
Malatya'lı da.
Ya da.
Adıyaman'lı da…

Peki.
Diyebilir misiniz Besni’li?
Acaba.
Bana ?

Küçük bir yerleşim yeridir.
Ben doğduğumda.
Besni, 1946 yılında.
Dar bir vadide ve iki dağ arasında…

Yolu yokuştur, seli boldur.
Sokakları dardır, evleri topraktır.
1933 yılında Devlet bir karar alır.
Besni buradan kaldırılacaktır…

Besni tümüyle taşınır.
1965 yılında.
Daha kuzeyde bir alana.
Yeni Besni” adıyla…

Uğradık son gezimizde.
Yeni Besni’ye.
Geniş caddeleriyle.
5 katlı modern evleriyle…

Benim doğduğum Besni yok olmuştu.
Bir antik köprü kalıntısı.
İki de minare artığı kalmıştı.
Başka da hiçbir şey yoktu…

Denilirmiş “Bethesna”.
Antik zamanda.
Benim doğduğum alana.
Cennete eş” anlamında…

Bihisni olmuş daha sonra.
"Besni"de karar kılınmış en sonunda.
Şimdilerde “Eski Besni” deniliyor buraya.
Tümüyle yok olduktan sonra…

Ne doğduğum düz damlı kerpiç ev.
Ne de kulağıma ilk ezanın okunduğu cami.
Ne suyunu içirdikleri tarihi çeşme.
Ne de gölgesinde belki de serinlediğim meşe.

Hiç birisi yok yerinde…



Besni fotoğraflarım için:
https://photos.google.com/share/AF1QipNpe3CFMXWqY_zZCoXEgC5B-GI1glC_1FRABRRM-lzCv6vc7EZL2xyQWLEK82GopA/photo/AF1QipN5dWm3E3y4LUztIQN-WP95KGhrsorMCOkqHaVc?key=MGdmTFJicHMxTGo5eWtOb0VPSWtFWjQ5aXBNSl9n

Besni Eğitim Festivali videosu:
http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=NBRm62R96cc

.

12 Kasım 2011 Cumartesi

GÜNEYDOĞU ANADOLU'DA...


Kısa bir tatil vardı. Son Kurban Bayramı’nda… 

Güneydoğu’ya gidecektik. 
Doğu Toros’lar boyu gezecektik. 
Birçok antik yer görecektik. 
Sonunda da Nemrut’a çıkacaktık… 

Kozan yakınlarından başladık geziye. 
Bayram sabahının erinde. 
Anavarza denilen yerde. 
Çukurova’nın ortasındaki kalede… 

Sonra Karatepe’ye geldik. 
Açıkhava Müzesi'ni gezdik. 
Hitit kabartmalarını gördük. 
Halet Çambel’e saygı sunduk… 

Sonra ver elini Kastabala
Eserleri Roma’lılardan kalma. 
Muhteşem bir Kal’a. 
Antik kalıntılarıyla… 

Günbatarken İslahiye’deydik. 
Yesemek Açıkhava Müzesi’ndeydik. 
Hitit’lerin heykel mektebindeydik. 
Yüzlerce taş heykel gördük… 

Gaziantep’e geldik. 
Güzel yemekler yiyecektik. 
Ramazan nedeniyle olmadı. 
Tüm Kebapçılar kapalıydı… 

Gezdik Antep’in pazarlarını. 
Bakırcılar, baharatçılar çarşısını. 
İçtik Yuvalama Çorba'mızı. 
Ardından yudumladık Menengiç kahve'mizi. 

Sabah hazırdık Zeugma’da. 
Fırat’ın kıyısında. 
Büyük kısmı kalan sular altında. 
İki antik Roma villasında… 

Birecik’te kelaynakları gördük. 
Sonra Halfeti’ye geldik. 
Teknemizle Fırat üzerinde gezindik. 
Heybetli yapı Rumkale’yi inceledik… 

Akşamüzeri Zeugma Mozaik Müzesi’ndeydik. 
Yeni yapılmış bu muhteşem Müze’yi gezdik. 
Biri birinden güzel mozaikleri. 
Hayranlıkla seyrettik… 

Ertesi gün Dülük köyündeydik. 
Antik “Doliche” kentindeydik. 
Geç Hitit dönemi kült merkezindeydik. 
3 oda, bir hol “kaya mezarları”nı gezdik... 

Sonra Adıyaman topraklarına girdik. 
Eski Besni’yi gördük. 
Paşa Konağı'nda. 
Güzel bir yemek yedik… 

Sonra Üçgöz köyüne geldik. 
Burada Sofraz tümülüsü'nü gezdik. 
Komagene Kral mezarının. 
Muhteşem girişini görüntüledik… 

Perrhe antik kentindeydik. 
Günbatımında. 
Adıyaman’ın hemen 5 km kuzeyinde. 
Bu muhteşem Nekropol’de… 

Sabah ilk ışıklar kızarırken tanyerinde. 
Hepimiz hazırdık Karakuş höyüğü’nde. 
Komagene Krallık ailesine ait anıt mezarda. 
Yapılmış olan MÖ 1. yüzyılda… 

Sonra ver elini Nemrut Dağı Milli Parkı
Önce gezdik parktaki antik kalıntıları. 
Sonra tırmandık Nemrut dağına. 
Karlı ve buzlu bir ortamda… 

Hava günlük, güneşlikti tüm gezimizde. 
Şans ve Kader Tanrısı Tike
Ve Güneş Tanrısı Helios birlikteydi bizimle. 
Bu seyahatimizde... 

Bu Bayram tatilinde tüm gezenler oldu mutlu. 
Söylemek gerekiyorsa doğruyu. 
Bilin ki bin bir güzellikle dolu. 
Güneydoğu Anadolu… 


Güneydoğu Anadolu gezisi Fotoğraflarım: 

.