YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

25 Ağustos 2026 Salı

ARSUZ MOZAİK ATÖLYESİ...

 

- 10-11 Ağustos 2026, Arsuz-Hatay -


Mozaik, doğru yazılımı,
"Mozaik" olan bir bezeme sanatı.
Küçük ve farklı renklerdeki taşları.
Yanyana getirerek yapılan bir sanat dalı...

Kökeni oldukça eski.
Sümerler'e kadar belki.
Antik Yunan ve Roma dönemi.
Bazı evlerin taban döşemeleri.
Ve Kiliselerin tabanı da mozaik bezeli...

Hatay Arkeoloji Müzesi.
Bilindiği gibi.
Roma ve Bizans dönemi.
Devasa taban mozaikleri.
İle dünyaca önemli...

Mozaiklerin içeriği.
Renkli mermerler ve granit gibi.
Ya da renkli camlar ve seramik benzeri.
Gerektirir sert malzemeleri...

Bunlar, kare veya küp biçimli.
Renkli küçük parçalar halinde kesilir.
Yerde bir kağıt üzerine model şekil çizilir.
Bu şekil üzerine renkli küpler getirilir.
Mozaik parçaları özenle yerlerine yerleştirilir.
Araları yapışkan maddelerle birleştirilir.
Ve istenilen yüzeye getirilerek serilir...

Emek yoğun bir iştir.
Ortaya çıkan bir sanat eseridir.
Bir sanatsal ifade biçimidir.
Hatay için önemli bir kültür simgesidir...

Bu yıl Hatay-Arsuz'da. 
Füsun Sayek etkinlikleri sırasında.
Bir Mozaik atölye çalışması da.
Yapıldı ilk defa...

Pega Seramik ve Tulusoy Atölye.
Luna Atelier destekleriyle.
Sivil Toplum Destek Vakfı ve
Turkey Mozaik Vakfı işbirliğiyle.
Gerçekleşti Arsuz Yaşam Merkezi'nde...

10-11 Ağustos tarihlerinde.
Sabahları çocuklara, öğlende erişkinlere.
Uygulamalar yaptırıldı dört eğitmenle.
Tolga Ulusoy, Julia Kayaer ve,
Gamze Erdoğuş Bensaci ve Neslihan Kişisel ile.

Çocuklar tüm öğrenme hevesleriyle.
Güzellikleri, neşeleri ve tüm özenleriyle.
Erişkinler de tüm ciddiyetleriyle.
Toplam 40 kişi katıldılar bu etkinliğe...

Çocuklar önce eğitildiler.
Mozayik hakkında bilgilendirildiler.
Seramik taşları küçük küçük kestileer.
Onları çizim üzerine yerleştirdiler...

Sonra mozaikler arasını derzlediler.
Bir süre kurumaları için beklediler.
Üzerindeki derz kalıntılarını sildiler.
Ortaya çıkan eserlerine sevindiler...

Sözün özü yeni bir şey öğrendiler.
Kendileri emek verdiler.
Yeni bir şeyler ürettiler.
Yaratmanın tadını çıkarttılar...

Gelecekte belki de aralarından biri.
Hatay Arkeoloji Müzesindeki.
Mozaik eserlerin benzerlerini.
Üreten bir Sanatçı olur, kim bilir ki...

Mozaik yapımcısı olmasalar bile.
Bu 40 kişi gencecik dönemlerinde.
Tanışmışlardı yepyeni bir kavramla.
Az bir şey değildi bu da...


Arsuz Mozayik Atölyesi Fotoğraflarım:

Arsuz Mozaik Atölyesi çalışmaları Videosu:
.

22 Ağustos 2026 Cumartesi

ARSUZ ÇOCUK KOROSU...

 

- 8 Ağustos 2026, Arsuz-Hatay -

ARSUZ ÇOCUK KOROSU

Arsuz, kadim geçmişi, kültürel çeşitliliği ve hoşgörü geleneğiyle yalnızca Akdeniz'in değil, ülkemizin en özel buluşma noktalarından biridir. Bu topraklarda yaşam, sevgi, barış ve dayanışmayla her gün yeniden filizlenir. En zor zamanlarda bile umudu ayakta tutan şey, insanın birlikte üretme ve birlikte iyileşme gücüdür.

İşte Arsuz Çocuk Korosu da tam onyedi yıldır bu umudun en güzel seslerinden biri olarak yolculuğunu sürdürüyor.

Bu koronun belki de en değerli yanı, hiçbir yarışın, seçmenin ya da zorunluluğun parçası olmamasıdır. Çocuklar yalnızca istedikleri için gelir, müzik bilgisi ya da ses yeteneği aranmaz. Yaşın, deneyimin ya da başarının değil, paylaşımın, birlikte söylemenin ve birlikte öğrenmenin kıymetli olduğu bu yolculukta, yalnızca birkaç gün içinde kurulan dostluklarve söylenen şarkılar yıllar boyu yaşamaya devam eder.

İlk günlerde hepimizin aklında ayni soru vardı: "Gerçekten gelirler mi". Yazın en sıcak günlerinde, denizin ve tatilin tüm cazibesine rağmen çocuklar her gün geldiler. Sadece geldiler de değil; aileleriyle birlikte bu koroyu sahiplendiler, büyüttüler ve bugünlere taşıdılar. Her yıl artan ilgi, sevgi ve güven, Arsuz Çocuk Korosu'nu yalnızca bir müzik topluluğu değil, kuşakları birbirine bağlayan güçlü bir dayanışma geleneğine dönüştürdü.

Bu yolculukta en büyük öğretmenlerimiz yine çocuklar oldu. Onların içtenliği, cesareti ve birlikte üretme sevinci bizlere her yıl yeniden ilham verdi. Geçmişten aldıkları kültürel mirası iyilik, paylaşma ve dayanışma duygusuyla geleceğe taşıyacak olan kuşakların, dünyayı da daha güzel bir yer haline getireceğine olan inancımız her buluşmada biraz daha güçlendi.

Bu anlamlı buluşmanın en önemli ilham kaynaklarından biri ise adını yaşattığımız Füsun Sayek Hocamızın yaşamı boyunca savunduğu insana dokunan, birleştiren ve iyileştiren değerlerdir. Onun sevgi dolu gülümsemesini her provada, her konserde çocukların yüzlerinde görebilmek, müziğin insanları bir araya getiren gücünü birlikte yaşayabilmek bizim için en büyük mutluluk oldu.

Yaşadığımız tüm zorluklara, acılara ve kayıplara rağmen biliyoruz ki umut, en çok birlikte üretirken çoğalır. El ele, gönül gönülesöylenen her ezgi; dayanışmanın, dostluğun ve ortak geleceğe duyulan inancın sesi olur.

Ayrıca bu yıl, hepimizin içine yepyeni bir umut aşılayan, kalplerimizi heyecanla dolduran harika bir gelişmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Uzun zamandır yeni korolar kurmayı, müziğin birleştirici gücüyle ulaşamadığımız çocuklarla da buluşmayı hayal ediyorduk. İşte bu yıl, Kışlaçayı Orman Doğa ve STEAM Okulu öğrencilerinin de aramıza katılmasıyla bu büyük hayalimize bir adım daha yaklaştık. Onların enerjisiyle şimdi çok daha renkli, yepyeni bir neşeye sahibiz. Çocuklarımızın sesini ormanın nefesiyle buluşturan, bizlere bu güzel imkanı sağlayarak dayanışmamızı büyüten kıymetli öğretmenlerimiz Arzu Demirtaş ve Eylem Gürkan'a canıgönülden teşekkür ederiz.

İnanıyoruz ki çocukların sesi yükseldikçe umut çoğalacak; umut çoğaldıkça Arsuz'un sevgi, barış ve dayanışma kültürü yeni kuşaklara ilham vermeyi sürdürecektir. 

Arsuz Çocuk Koromuz
Neşe ile doluyuz

Koro Eğitmenleri:
Çiğdem Aytepe, Atilla Çağdaş Değer
Ceren Gökçe Efe, Cihan Erdem Sönmez


Arsuz Çocuk Korosu Konserlerinden Fotoğraflarım:

.

18 Ağustos 2026 Salı

ARSUZ DOKUMA ATÖLYESİ...

 

- 8 Ağustos 2026, Arsuz, Hatay -


6 Şubat 2023 tarihinde.
Güney-Doğu Anadolu bölgemizde.
Meydana gelen 7.3 depremlerle.
Yıkıma uğradı tüm bölge...

11 ilimiz etkilendi bu sarsıntıyla.
53 bin kişiden fazla.
Can kaybı yaşandı bir anda.
Evler, apartmanlar uğradı yıkıma.
Etkilendi vatandaşımız milyonlarca...

En ağır zayiat Hatay'daydı.
80 bin bina yıkıldı veya hasarlıydı.
24 binden fazla can kaybı vardı...

Arsuz'da 142 kişi vefat etti.
Yaralı sayısı 300'ün üzerindeydi.
187 yapı yıkılmıştı.
2.107'si de ağır hasarlıydı...
Acılar, üzüntüler yaşandı.
Büyük yokluklar vardı...

Füsun Sayek Derneği.
Deprem sonrası harekete geçti.
Boş bir alan seçilmişti.
Buraya 8 konteyner yerleştirdi...

Bu alana Yaşam Merkezi ismi verildi.
Depremzedelere yardım edilecekti.
Nispeten sağlam kalanlar bir araya geldi.
El-ele, gönül-gönüle hareket edilecekti...

Çok yönlü yardım ve dayanışma.
Psiko-sosyal yardımlaşma.
Beslenme, sağlık, giyim ve barınma.
Gereksinmeleri karşlandı ilk aşamada... 

Eksikliklere katlanıldı, aşıldı. 
Yeni yaşama zamanla alışıldı.
Bir yılda önemli yol alındı.
İmece yöntemiyle çok şey başarıldı...

Aradan bir yıl geçmişti.
2024 yılına gelindi.
Yeni bir düşünce gündeme geldi.
Kadınlar üretime geçmeliydi...

Konteynerlerden biri ayrıldı.
Dokuma Atölyesi yapılacaktı.
Hemen 8 ahşap dokuma tezgahı alındı.
Halk Eğitim Merkezi ile anlaşıldı.
Kadınlara dokuma eğitimi yapıldı...

Amaç, kadınlara istihdam yaratılması.
Deprem etkilerinin kaldırılması.
Ekonomik açıdan desteklenmeleri.
Yöresel el sanatlarının canlandırılmasıydı.

Önce kadınlar eğitildi.
Dokuma Tezgahları başına geçildi.
Keten dokuma ile işe başlandı.
İpek dokuma ile devam edildi...

Günümüzde Arsuz'da 17 kadınlar.
Haftanın 5 günü sırayla buluşuyorlar.
Masa Örtüleri, keten ve ipek kumaşlar.
Çantalar, Eşarplar, Şallar dokuyorlar...

"Dokunan Hayatlar Projesi" ile.
Arsuz'lu kadınların üstün emekleriyle.
Arsuz Dokuma Atölyesi'nde.
Çok güzel tekstil ürünleri üretilmekte...

El emeği göz nuru bu ürünlere.
Giyi World Koleksiyon sitesinde:
Veya Atölye'nin Instagram adresiyle:
Ulaşıp, satın alabilirsiniz de...


Arsuz Dokuma Atölyesi Fotoğraflarım:
.

14 Ağustos 2026 Cuma

20. YIL...

 


- 2006-2026, Arsuz-Hatay -

Füsun Sayek, Hacettepe'den arkadaşımızdı.
TTB Başkanıydı.
Amansız bir hastalığa yakalandı.
2006 yılında aramızdan ayrıldı...

Eşi İskender Sayek de sınıfdaşımızdı.
Füsun'un vefatının hemen sonrasıydı.
İskender ve iki kızı.
Biraraya geldi ve bir karar aldı...

Füsun'u yaşatacaklardı.
Füsun'un doğumu Ağustos ayındaydı.
Her Ağustos'da bir arada olunacaktı.
Bir ay boyunca Füsun anılacaktı...

Arsuz'da Dede Evi'nde toplanılacaktı.
Kültür ve Sanat etkinlikleri yapılacaktı.
Eğitim öncelikli olacaktı.
Sağlık ve Çocuklar en ön plandaydı...

Kararalar hemen uygulanmaya başlandı.
Sekiz ay sonrasıydı.
2007'de ilk etkinlik yapıldı.
Arsuz'da toplanıldı.
Yüz yıllık dede evi ve avlusu kullanıldı:

Sonraki yıllara gelindi.
Bu etkinlikler giderek daha da gelişti.
İskender Sayek Evi'nde toplanılıyordu.
Bir ay boyunca etkinlikler yapılıyordu:

Aradan tam on yıl geçti.
Toplantılar her sene gerçekleştirildi.
2016 yılına gelindi, 10 yıl etkinlikleri.
1970 mezunları da Füsunla beraberdi:

Ben hemen hemen her sene.
Katılıyordum bu etkinliklere.
2023 senesinde.
Sarsıldı Arsuz da 7.6 Mv iki depremle... 

Arsuz'da 142 kişi hayatını kaybetti.
Yaralı sayısı 306 kişiydi.
404 bina yıkılmıştı.
Yüz yıllık Sayek Evi de bunların arasındaydı:

Büyük bir felaketti.
Füsun Sayek Derneği harekete geçti.
Arsuz'un merkezinde bir alan belirlendi.
Kısa zamanda konteyerler temin edildi.
Yaşam Merkezi hemen hayata geçirildi...

Depremzedelerin ihtiyaçları saptandı.
İlk iş olarak burada bir Aşevi kuruldu.
Ailelerin yemek ihtiyaçları karşılandı.
Barınma ve ısınma yardımları yapıldı...

Dernek canla-başla çalıştı.
Uzun vadeli planlar yapıldı.
Kent Konseyi ile birlikte olundu.
Arsuz Çalıştay Raporu hazırlandı...

Zorlu geçen üç yıl sonunda.
Bu yılın Ağustos ayında.
Füsun Sayek Etkinlikleri.
Kutladı 20 senelik emeklerini...

Yeni bir Yaşam Merkezi gerçekleşmişti.
Kadınlar Arsuz Dokuma Atölyesi.
Kitap Köşesi, Sanat Elçileri.
Çocuk aktiviteleri gerçekleştirilmişti...

Bu yıl, Füsun Sayek Derneği ile. 
118 Yükseköğretim öğrencisine.
Eğitim desteği verilmişti.
Son 20 yıl içinde de 187 öğrenciye.
Tüm öğretim süresince destek olunmuş
98 Bursiyer öğrenci mezun olmuş.
Bunların 56 tanesi Tıp Fakültesini bitirmişti...

20 yılda gelinen nokta buydu.
Bir Sivil Toplum Örgütü oluşmuştu.
Güzel işler yapılmıştı.
Füsun Sayek de yaşatılmıştı...


20. Yıl Füsun Sayek Etkinlik fotoğraflarım:

.

4 Ağustos 2026 Salı

HAVA KUVVETLERİ MÜZESİ...

 

- 31 Temmuz 2026, Etimesgut-Ankara -

Kurulmuştu 1911 yılında.
Dünyada ilk uçuşun 8. yıl'ında 
"Havacılık Komisyonu" adıyla.
Hava Kuvvetlerimiz Osmanlı'da:

Henüz bir yıl geçtiğinde. 
1912 senesinde.
İlk Pilotumuz Feza Bey de.
Brövesini takmıştı göğsüne...

Daha üç yıl geçmeden de..
1914 senesinde Tayyareleriyle.
Niyetlenilir İstanbul-Kahire seferine.
Pilot Yzb. Fethi Bey önderliğinde:

Türk Hava Kuvvetleri.
115 yıllık şanlı geçmişi.
Ankara Etimesgut'ta sergilenmekte.
Hava Kuvvetleri Müzesi'nde...

Açılmış 26 yıl önce.
18 Eylül 1998'de.
İlk kadın savaş Pilotumuz.
Sabiha Gökçen'in teşrifiyle...

İki dönümü kapalı alanda.
40 dönümü de açık sahada.
Toplamda 62 dönümden fazla.
Bir alanda Havacılıkla.
İlgili anılar sergilenmekte burada...

Dünyada ilk defa.
Galata Kulesi'nden kanatlarla. 
Uçan Üsküdar'a.
Hezarfen Ahmet Çelebi de burada...

Padişah IV. Murat döneminde.
Dünyada ilk kez Roketle.
Çıkan göklere.
Lâgari Hasan Çelebi de bu Müze'de...

1913 senesinde.
Bleirot tipi Tayyaresiyle.
Marmara denizini geçen iki kere.
Yzb. Salim Bey de bu Müze'de...

Uçan ilk kadın Pilot ülkemizde.
30 Kasım 1913 tarihinde.
Ütgm. Fethi Bey ile.
Burada Belkıs Şevket Hanımefendi de...

1912 Balkan Savaşı da.
Trablusgarp hava Savaşı da.
İstiklal Savaşında kullanılan uçaklar da.
İnönü Savaşlarındaki uçuşlar da burada...

Konya Tayyare İstasyonu da bu Müzede.
Eskişehirdeki Bakım Atölyesi de.
Erzurum'lu Nafiz Kotan Bey'e 
Ait bağış Tayyaresi'nin hikayesi de.
1920'de TBMM'nin ilk Hava Kuvvetleri de.
Yine bu Müzede...

Eskişehir'de 1925 yılında.
Kurulan TOMTAŞ Uçak Fabrikası da.
Açılan 1932 senesinde..
Kayseri Uçak Fabrikası da bu Müzede...

1925-1935 arasındaki yıllarda.
Nu.D. 36 uçağıyla Nuri Demirağ da burada.
MMV-1 uçağıyla Selahattin Alan da.
Vecihi-VI uçağıyla Vecihi Hürkuş da burada...

İlk kadın Savaş Pilotumuz. 
Sabiha Gökçen de.
Bağışladığı değerli belge ve objeleriyle.
Geniş biçimde bu Müzede...

Motorlu Tayyarelerimiz de.
İlk F-84 ve F-86 Jetlerimiz de.
İlk Hava Şehidimiz Fethi Bey de.
İlk kadın Jet Pilotu şehit Ayfer Gök de.
Ve 1.107 Hava Şehidimizin listesi de.
Yine bu Müzede...

T-33 Jet Eğitim Uçağı da.
Şehit eniştemin F-86 Jet uçağı da.
F-100'ler de, ikonik F-104'ler de.
Eskişehir'li F-4 E Phantom uçağı da.
C-47 Dakota nakliye uçağı da.
Fethi Bey'in Beirot tayyaresi de.
Kayseri'den PZL-24 motorlu uçağı da.
C-160 Transall nakliye uçağı da.
Diğerleriyle sergilenmekte açık alanda...


Etimesgut Hava Kuvvetleri Müzesi Fotoğraflarım:

.

30 Temmuz 2026 Perşembe

İKİ HAVACILIK MÜZESİ...

 

- Haziran 2026, Washington DC ve Chantilly VA -


İki farklı alanda. 
Ayni isim altında.
İki farklı Havacılık Müzesi bulunmakta.
Washington yakınlarında...

Bunlardan biri Washington'un ortasında.
Kongre Binası yakınlarında.
The Mall denilen alanda.
Havacılık ve Uzay Müzesi adında...

Kurulmuş 1946 yılında.
Toplam 69 dönüm kapalı alanıyla.
Obje sayısı 60 bin civarında.
5400 tanesi sergilenmekte sırayla.
Hemen tümü orijinal parça...

1903 yapımı, 
Wright Kardeşler'in ilk uçağı.
Aya götüren ilk insanı,
Neil Armstrong'un Apollo 11 aracı.
Lindbergh ile ilk kez Atlantiği
Geçen ilk Spirit of St. Louis tayyaresi.
Müzenin en değerli eserleri...

Bu Müze'den 50 km kadar uzakta.
Dulles Havavalanı yakınında.
Chantilly, Virginia'da ayni adda.
İkinci bir Müze daha bulunmakta...

Açılmış bu Müze, 2003 yılında.
2003'yılının da 15 Aralık'ında.
Wright Kardeşlerin motorlu uçağıyla.
İlk uçuşlarının tam 100. yılında...

Koca bir Hangar'da sergilenmekte..
Boyutları 70 metre genişliğinde.
27 metre yüksekliğinde.
Ve toplam 71 dönüm yüzeyiyle.
Havacılık ve Uzay objeleri bu sergide...

Havacılığın ilk dönem uçakları da,
I. ve II. Dünya Savaşı hava araçları da,
Akrobasi ve Spor Havacılığı da,
Uzay araçları da Uzay Hangarında.
Seyircilerin ilgisine burada sunulmakta...

Uzayda yol alan milyarlarca km.
Uzay Mekiği Discovery de,
Dünyanın en hızlı casus uçağı.
Lockheed SR-71 Blackbird de, 
Hiroşima'ya ilk Atom Bombası atan.
B-29 Enola Gay teyyaresi de,
Dünyanın ilk supersonik yolcu Jeti.
Air France'a ait Concorde de,
Bu Müze'de sergilenmekte...

Bu sergilenen objelerin hepsi de.
Sahip çok büyük tarihi bir öneme.
Benim için önemli olan ise.
Rastlamamdı bir askeri F-86 Jet'e...

Eniştem, Bedrettin Cevher'di.
Hava Pilotu ve Üsteğmen idi.
Merzifon'da 6 Mayıs 1958 tarihinde.
F-86 Sabre Jet uçağının düşmesiyle.
Erişmişti şehadet mertebesine...

F-86 Sabre Jetini iyi bilirdim.
70 sene sonra yeniden birlikteydim.
Eski günleri, anıları hatırladım:


Havacılık ve Uzay Müzeleri Fotoğraflarım:
.

25 Temmuz 2026 Cumartesi

İLK UÇUŞ ve BİSİKLET...

  -26 Mayıs 2026, Uzay ve Havacılık Müzesi, Washington DC-


Washington yakınlarında.
Biri birinden büyük boyutta.
Smithsonian Enstitüsü bakımında.
Ve iki ayrı mekanda.
Havacılık ve Uzay Müzesi bulunmakta...

Bunlardan ilkinin kuruluşu 1946 yılı.
Burada havacılığın dünyada başlangıcı.
Wright kardeşlerin ilk uçağından.
Apollo 11 Uzay aracına kadar.
Binlerce orijinal obje bulunmakta...

Bu Müzenin girişinde.
Wright kardeşlerin uçağı sergilenmekte.
Üst üste iki kanatlı, kanatları bez kaplı. 
Çift pervaneli ve 12 m kanat açıklığı.
Olan bir uçak benzin motorlu...

Uçağın yapımcıları, Ohio-Daytona'lı.. 
Wilbur ve Orville Wright adlı.
İki kardeş, Bisiklet tamiri ve yapımcısı...

1892'de Daytona'da işe başlarlar.
1896'da ilk kendi bisikletlerini yaparlar.
Kendi tasarım bisikletlerini üretirler.
Para kazanırlar, uçak tasarımına girerler...

Wright kardeşler 17 Aralık 1903 tarihinde.
Kuzey Carolina, Kitty Hawk şehrinde.
"Wright Flyer" adlı araçlarıyla.
İlk hava uçuşu gerçekleştirirler Dünyada...

İlk uçuşu Orville yapar.
12 saniye uçar, 36.5 metre yol alır.
Sonra kardeşi Wilbur yola çıkar.
59 saniye uçar, 256 metre yol gider...

Bu olay, Neil Armstrong'un 1969'da.
Ay'da ilk adımı attığında söylediği.
"İnsan için küçükinsanlık için büyük bir adım
Sözü kadar önemli bir andır...

Wright kardeşler, bisiklet mekaniği ile.
Uçuş arasındaki bilgi ve deneyimleriyle.
Dünyada bu işi başaran ilk insanlardır...

Wright kardeşler uçak mekaniğini.
Kabul ettiler uçan büyük bir Bisiklet gibi.
Onların dükkandaki aletleri.
Mühendislik bilgi ve becerileri.
Uçağın çoğu noktasına iletildi...

Wright kardeşler, bisiklet aracının 
Kendiliğinden dengede durmadığını,
Ancak sürücünün müdaheleleriyle.
Kontrol edilebildiği bilinciyle.
İnanmışlardı uçağın hareketlerinin de
İnsan eliyle gerçekleşebileceğine...

İlk uçakta gerçekleştirilen.
Zincir-dişli aktarım sistemi.
Ve pervane aerodinamiği.
Bisiklet mekaniği bilgisiyle belirlenmişti...

Uçağın motor gücü de.
İletilmişti pervanelere bisiklet zincirleriyle.
Uçakta bir motor vardı.
Dengeli itiş için ise iki pervane lazımdı.
Motor miline bisiklet zincirleri takıldı.
Güç, sağ ve sol pervanelere dağıtıldı...

Uçakta hafiflik ve sağlamlık gerekliydi.
Havada ağır malzeme uygun değildi.
Wright kardeşler, bisiklet jantları gibi.
İnce gergi telleri, içi boş ve hafif borular.
Bilyalı rulmanlar ve ahşap kullandılar...

Bisiklet gövdesi, hafif ve sağlamdı.
Bu, "üçgen" geometrisiyle tasarlanmıştı.
Wright kardeşler, kanatları biribirine.
Bağladılar ahşap dikme ve telleri ile. 
Yine "Çift üçgen" modeliyle...

Wright Flyer uçağı tasarımı.
Denemeler ve el becerisi ile sağlandı.
Wright kardeşler bunlara alışkındı.
Metal bükme, dişli oranlarını hesaplama.
Kaynak yapma konusunda ustalaşmışlardı.

Uçağın sağa-sola yatma sorununun kontrolü.
İçin bisiklet iç lastiği karton kutusunu.
Wilbur Wright, iki ucundan tutup, burktu.
Uçağın kanat uçlarını, iplerle yukarı-aşağı.  
Bükerek kanat eğme sistemini buldu... 

Wright kardeşler, verimli bir kanat yapısı.
Yaratmak için dünyada ilk defa.
Rüzgar tüneli deneylerini aslında.
Bir Bisiklet üzerinde yaptılar.
Ve en verimli kanat eğrisini tasarladılar...

Son olarak da, finansal kaynak teminini.
Wright kardeşler, bisiklet tamiri.
Ve satışından elde ettikleri büyük gelirle.
Sağladılar, muhtaç olmadan kimseye...

Özetle, bisiklet yapımcısı.
Ve tamircisi olmasalardı.
Wright kardeşlerin uçuş merakı. 
Parası, teknik becerisi de olmayacaktı.
Belki de dünya havacılıkta geri kalacaktı...

1902 senesinde bisiklet üzerinde.
Yol alınırken uhuletle ve suhuletle.
124 yıl geçtiğinde günümüzde.
Binlece uçak uçarken gökyüzünde.
Büyük gürültüyle ve büyük bir süratle.
Halâ bisiklete binilmekte günümüzde.
Sessizce ve hem de büyük bir keyifle...

20 Temmuz 2026 Pazartesi

TEBRİZ KAPALI ÇARŞISI...

- 11 Eylül 2016, Kapalı Çarşı-Tebriz -

Tebriz'e girdikten sonra
Sûk-i Kazan adlı büyük bir pazara geldim.
Dünya şehirlerinin hiçbirinde
böyle bir pazar görmemiştim.
Her zanaat ve meslek grubunun
kendine özgü bir bölümü var.
Mücevher ve halı işçiliği çok gelişmiştir.

İbn-i Batuda, 1304-1369
....................

Tebriz'deki.
Bazar-e Tebriz.
Ya da Tebriz Pazarı.
Dünyanın en büyük Kapalı çarşısı.

Çarşı'nın belli değil yapım yılı.
İpek yolunun önemli bir yapıtı.
İlhanlılarla önemi arttı.
Selçuklular döneminde tanındı...

1501'de Safeviler başa geçti.
Tebriz, Başkent ilan edildi.
İran ticari yönden zenginleşti.
Çarşı'nın da en ihtişamlı dönemiydi...

Bu 29 hektar kapalı alan.
Bulunduruyor içinde 5500 Dükkan.
25 Bedestan.
47 farklı Meslek erbabı.
Dokuz ayrı Çarşı.
12 Medrese yapısı.
30 Cami alanı.
Ve beş tane de Hamamı...

Çarşının mimarisi, yüksek kemerli.
İnce işçilikli, tuğla dev kubbeleri.
Geometrik düzenli, mavi çinili. 
Kalabalık kapalı bir ticaret merkezi...

Kapalı Çarşı'nın en önemli alanları.
Altın, mücevher kısmı: Amir Çarşısı.
Halı bölümü: Muzafferiye Çarşısı.
Ayakkabıcılar kısmı: Başmak Çarşısı... 

Burası Tebriz'de hala
Ticaretin kalbinin attığı yer konumunda.
İran ekonomisinin de can damarı durumunda.
Emir Pazarı'da burada en çok Para
Dönüşümünün yapıldığı yer olmakta...

Burası yalnızca ticaretin yapılmadığı.
Yıllardan beri kişilerin buluştuğu.
Tanıştığı, dostluk  kurduğu.
Hoşgörü, nezaketin var olduğu.
Fikir değişimlerinin yaşandığı.
Kent kültürüne katkı sağladığı.
Üstü kapalı bir Çarşı...

Tebriz Kapalı Çarşısı.
2010 yılıydı.
UNESCO Dünya Mirası.
Kapsamına burayı da aldı...

Gezmesi, görülmesi.
Muhakkak gerekli.
Oldukça eski tarihli bir yapı.
Tebriz Kapalı Çarşısı...

Hiç alış-veriş yapmasanız bile.
Gördükleriniz de 
Görebilecekleriniz de.
Yeter de artar bile...

7 Temmuz 2026 Salı

POTOMAC KIYISINDA TATİL...


- 13-15 Haziran 2026, Montross-Virginia VA -

Potomac nehri.
Washington'dan geçen.
Chesapeake Körfezine açılan.
Devasa bir nehir:

Washington'da ve bu nehir çevresinde.
Çok kez katıldım gezilere ve yürüyüşlere.
Her keresinde büyüklüğüne.
Ve hayran kaldım doğanın çeşitliliğine...

Çocuklar bu kez de.
Üç günlük bir tatile.
Karar vermişler Potomac kıyısında.
Bir tatil evinde konaklamaya...

Kalacağımız ev 170 km güneyde.
Potomac nehrin hemen hemen bittiği.
Chesapeake körfezi ile birleştiği.
Nomini bölgesinde...

Bu körfez, Potomac'la birlikte.
Beş büyük nehrin birleşmesiyle.
Buzul çağında ve on bin yıl önce.
Çok büyük bir haliç gerçekte...

Montross kasabası yolun sonunda.
Ulaşacağınız en son kasaba burada.
10 km gittiğinizde Potomac sahilinde.
Ulaşıyorsunuz Nomini Körfezine...

Burası geniş bir tarım alanı.
İç kısımda yemyeşil ekili tarlaları.
Geniş alanda Çiftlik evleri bir-iki katlı.
Ve kıyıda da tek katlı tatil villaları...

Tatil evleri tertemiz ve bakımlı.
İçlerinde her şey var, tam donanımlı.
Geniş çim bahçeli ve birkaç ağaçlı.
Önünde iskelesi, Potomac'ın durgun suları...

Nomini, aslında bir Tarım sahası.
Buğday ve Mısır en çok verim alınanı.
Yer yer Bağcılık ve Şarap imalatı.
Ayrıca, Nehir Balıkçılığı.
İstiridye üretimi ve Yengeç avcılığı...

Nomini, su aktiviteleri ve doğası
İle ayni zamanda bir Turizm alanı.
Su kenarındaki kiralanan evleriyle.
Açık, kano-su kayağı-kürek aktivitelerine...

Tamamı serpilen doğa içinde.
Çok güzel 30-35 tane Çiftlik eviyle.
Ve hepsi özel iskelesiyle 20-25 tane de. 
Sahil (waterfront) Tatil evleriyle. 
Nomini, sessiz ve sakin bir doğal bölge...

Yemyeşil çimenleri, tertemiz evleri.
Geyikleri, çiçekleri, böcekleri, kelebekleri.
Yüksek ağaçları, verimli buğday tarlaları.
Tavşanları, havada uçuşan kel kartalları.
Potomac nehrinin durgun suları.
Nefis, gündoğumu ve batımı manzaraları.
İle Nomini,  gerçek bir doğa alanı...

Tarım yapanların Çiftlik evleri.
Ve kiralık sahil Tatil evleri.
Bunların dışında ne bir reklam tabelası.
Ne de bir kafe ve ne de bir birahane.
Arasanız da bulamazsınız Nomini'de...

Arada bir rastlarsınız belki.
Size el sallayan bir araç sahibine.
Kimsecikler yoktur ortada Nomini'de.
Sessizlikler, yeşillikler içinde.
Geyikler, kelebekler, çiçekler haricinde...
 

Nomini Fotoğraflarım:

.

2 Temmuz 2026 Perşembe

BİR ALBÜM...

 

- 13 Ağustos 1970, Anıtkabir, Ankara  -


2026 yılı Mayıs ayında.
Bulunuyordum New York'ta.
Buluştuk 60 yıllık dostlarla.
Hacettepe'den Yücel ve Pınar'la...

Tam bir gün boyunca.
Doyumsuz sohbet ettik onlarla.
Eski Hacettepe anılarıyla.
Ve de anarak eski dostları da...

Tam ayrılacağımız sırada.
Sevgili Pınar bir albüm verdi bana.
"Altının değerini en iyi Sarraf bilir".
Diyerek emanet etti şahsıma...

Üzerinde Atatürk kabartması olan.
Anıtkabir idaresi tarafından hazırlanan.
Ve yapım tarihi 50 yılı aşan.
Bir fotoğraf albümüydü bana sunulan...

Yıllardan 1945'dir.
Ankara'da Anıtkabir inşaatı ilerlemektedir.
Nazmi Cemal, Makedonya kökenlidir.
Uzun yıllar New York'ta yerleşiktir...

NY'ta bir Bayrak Direği fabrikası sahibidir.
Atatürk ve Türkiye sevgisiyle büyümüştür.
Anıtkabir inşaatı sürmektedir.
Anıtkabir için bir bayrak direği düşünür.
21 Haziran 1945 tarihidir.
Başbakan Saraçoğlu'na bir mektup iletir:

Aslen Makedonya’da Türk sancağı altında doğmuş ve hakiki bir Türk terbiyesiyle büyümüş bütün varlığımla Türklüğümle iftihar eden bir vatandaşım. Newyork’ta Amerikan sancak direkleri ve malzemesi imal eden kumpanyanın sahibi ve umum direktörüyüm. Zaman ve mekan Türklüğüme ve yurduma karşı sarsılmaz sevgi rabıtalarına halel getirmemiştir. Atatürk’e karşı pek derin bir sevgi ve saygıyla bağlı bulunduğumdan yapılmasına başlanılan Atamızın mübarek kabrine reks edilmesi için üstad ve mahir mühendislerim tarafından imalathanemde hususi bir suretle yaptırdığım sancak direğini, hiçbir maksat beslemeksizin bir hizmet iştirakiyle ve bir hediye olmak üzere bütün masrafı ve sigortası tarafımdan verilmek şartıyla anavatana göndermek azmindeyim" der.

İstek kabül görür.
Nazmi Cemal işe başlar...

O dönemde ABD'de. 
En büyük bayrak direği yüksekliği.
100 feet, yani 30 metredir.
Nazmi Cemal, direği 10 feet daha yükseltir.
33,5 metreye getirir.
Dünyanın en büyük gönderini gerçekleştirir.
Tek parça ve beş ton ağırlığında.
Bir bayrak direği yapar.
Direğin ucundaki ay-yıldızı da.
22 ayar altınla kaplar.
Ve onu Missouri zırhlısıyla.
5 Nisan 1946'da İstanbul'a yollar.
Bayrak direği Ankara'ya getirilir.
Henüz Anıtkabir inşası bitmemiştir.
9 Kasım 1950'de Anıtkabir'e dikilir.
10 Kasım'da törenle bayrak çekilir.
Türkiye'nin en yüksek gönderidir...

Aradan tam 20 yıl geçer.
Tarih 13 Ağustos 1970' tir.
Nazmi Cemal, Anıtkabir'i ziyaret eder.
Yanında NY Anadolu Kulübü Başkanı.
Dr. Hilmi Kodaman ve hanımı.
Nermin Kodaman ile birlikte.
Ata'nın huzuruna çıkarlar.
Çelenklerini sunarlar.
Anıtkabir Defterini imzalarlar.
Bayrağımızı da selamlarlar.

Anıtkabir idaresi, bu ziyaret anısına.
31 fotoğrafı havi bu Albümü hazırlar. 
Resmi bir yazıyla kendilerine sunar.

Bu görkemli Bayrak direği.
63 yıl yerinde kalır.
Türk bayrağı hep üzerinde dalgalanır.
Yıllar sonra ODTÜ bir rapor hazırlar.
Direkte Meteorolojik yıpranma saptar.
28 Ekim 2013 tarihine gelinir.
Bayrak direği yenisiyle değiştirilir.
Eskisi bir köşeye atılmaz.
Çankaya kapısı tarafına alınır.
Orada çimenler üzerinde yer hazırlanır.
Ziyarete gelenlere hatırlatılır...

8 Mayıs 2026 Cuma

ANKARA DEVLET KONSERVATUARI...

-Ankara Devlet Konservatuarı, 6 Mayıs 1936-

"Ankara'da bir Konservatuar ve
bir Temsil Akademisi
kurulmakta olmasını zikretmek
benim için bir hazdır.
Güzel Sanatların her şubesi için,
kamutayın göstereceği alaka ve emek, 
milletin insani ve medeni hayatı
ve çalışkanlık veriminin
artması için çok tesirlidir"

Mustafa Kemal Atatürk
1 Kasım 1936, TBMM
....................

1925 yılıydı.
Cumhuriyet yeni kurulmuştu..
Henüz iki yıl olmuştu.
Çok sesli Avrupa Müziği.
Ve bunun Öğretmenlerini.
Yetiştirmek istenildi.
Kuruldu Musiki Muallim Mektebi...

Bu konuda seçilmiş yetenekli.
Gençler Müzik öğrenimi.
İçin  Avrupada çeşitli.
Müzik merkezlerine gönderildi...

Bunlar tamamladılar Müzik eğitimlerini.
Döndüklerinde görev aldılar Cebeci'de.
Musiki Muallim Mektebi'nde...

Aradan sekiz yıl geçti.
1 Kasım 1934 tarihiydi.
Ankara'da ilk Müzik Kongresi düzenlendi.
Ülkede her çeşit Sanat ve Müzik.
İçin bir Öğrenim Kurumu gerekliydi...

TC Milli Eğitim Bakanlığı.
Bir Konservatuar kurulması kararı aldı.
Alman besteci Paul Hindemith seçildi.
27 Mart 1935'te görevi kabul etti. 
Hindemith, 6 Nisan 1935'te geldi...

Bir Müzik Okulu.
Bir de Tiyatro Okulu kuruldu.
İkisi birleştirildi Konservatuar oldu.
Tiyatro ve Opera bölümleri kuruldu.
Başına da Carl Ebert getirildi...

Konservatuara öğrenci alımı.
6 Mayıs 1936'da sınavlar başladı.
Bu tarih sınavların yapıldığı.
Konservatuarın kurulduğu gün sayıldı...

Müzik Öğretmeni.
Yetiştiren Musiki Muallim Mektebi.
1938 senesiydi.
Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesine geçti...

Eduard Zuckmayer isimli. 
Alman Müzik eğitmeni.
Gazi Eğitim Müzik Öğretmenliği.
Bölümünde Müzik Öğretmenleri yetiştirdi...

17 maddeli, 3829 sayılı.
Konservatuar Kanunu.
24 Mayıs 1940'da yayınlandı.
Konservatuar, ilk mezunlarını.
Verdiğinde 1941 yılıydı...

Carl Ebert1936'da işe başladı.
Tam dokuz yıl çalıştı.
Okulda Tatbikat Sahnesi'ni kurdu.
Bu girişim önce Devlet Tiyatrolarını.
Sonra da Devlet Operası'nı oluşturdu...

Okulda Bale eğitimi.
İçin Dame Ninette de Valois seçildi.
1950 yılı Mart ayında çıkan bir yasayla.
Bale eğitimi de başladı Konservatuar'da...

Devlet Konservatuarı.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlıydı.
1972'de Başbakanlığa bağlandı.
İdaresi 1975'de Kültür Bakanlığına geçti.
1982'de idaresi Üniversite'ye verildi.
Hacettepe Üniversitesi 
Ankara Devlet Konservatuarı ismi verildi.
3 Aralık 1984'te Fakülte'ye çevrildi.
1985'te Cebeci'deki binadan ayrıldı.
Tarihi binayı Mamak Belediyesi aldı.
Konservatuar, Beşevler'e taşındı.
Sonra da geçti 1 Şubat 2019 tarihinde.
Hacettepe'nin Beytepe'deki kampüsüne. 
Muhteşem binasıyla, 50 dönüm arazisiyle... 

İşte ülkemizin bu Sanat Merkezi, Ankara Devlet Konservatuarı'nın  6 Mayıs 1936 tarihinde kuruluşunun 90. yılında Hacettepe Üniversitesi Konservatuar'ı kutlama gecesinde, Konservatuar'ın Rektöründen emeklilerine ve Öğretim Üyelerinden öğrencilerine kadar tüm birimleri ile CSO 1923 Salonunda birlikteydik.

Çok geniş kapsamlı bir programla, kurucusu Paul Hindemith'in Konçertosu'ndan, Ulvi Cemal Erkin'in Köçekçe'sine, Ferit Tüzün'ün Çeşmebaşı Balesi'nden, George Bizet'nin Carmen Operası'na, B. Lully'nin Türk Tören Marşı'ndan, Yalçın Tura'nın Do Re Mi'sine, Vivaldi'nin Keman Konçertosu'ndan, Orkestra Caz Müziği'ne, Yalçın Tura'nın  Keşanlı Ali Destanı'ndan, K. Tepe'nin Bu Vatan Bizim şiirine ve Necil Kazım Akses'in Konservatuar Marşı'na kadar Müzikle, Tiyatroyla, Baleyle, Modern Dansla, Edebiyatla, Şiirle ve Konservatuarın 90 yıllık anılarıyla muhteşem bir gecede birlikteydik.

Ülkemizin Sanat dallarını bu denli gelişiminde rol alan ulu önderimiz M. Kemal Atatürk ve İsmet İnönü'den Paul Hindemith'e, Carl Ebert'ten Necil Kazım Akses'e, Dame Ninette de Valois'ten Cüneyt Gökçer'e ve Musiki Muallim Mektebi'nden Ankara Devlet Konservatuarı'na ve oradan Hacettepe Üniversitesi'ne kadar uzanan 90 yılda emeği geçen öğrencilerinden, emekçilerinden, en üst Yönetmenlerine kadar hepsine kocaman alkışlar...


Devlet Konservatuarı ve Kutlama Fotoğraflarım:

.

5 Mayıs 2026 Salı

BENBU SERGİSİ...

 

- 4 Mayıs 2026, Cermodern-Ankara -

Hüsamettin Koçan
1946 senesinde. 
Doğdu Bayburt ilimizde. 
Bayburt'un Baksı köyünde...

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar.
Yüksek Okulununda.
Dört yıl eğitim aldı.
1970 yılında mezun oldu... 

Aradan on yıl geçti.
1980 yılına gelindi.
"Türk Halk resimleri".
Üzerine araştırmalarını bitirdi...

1981'de Öğretim Görevlisi olarak atandı.
İki yılda Sanatta yeterlik derecesini aldı.
1986 yılında Doçent oldu.
1993'de Profesörlüğe atandı...

1997-2005 seneleri. 
Marmara Üniversitesi.
Güzel Sanatlar Fakültesi.
Dekanlık görevini yerine getirdi...

UNESCO'ya bağlı , AIAP yani,
Uluslararası Sanat Derneği.
Türkiye bölümünü kurdu.
1990-1995 yılları arası.
Bu Derneğin Başkanlığını yaptı...

2001 senesinde.
Doğduğu Bayburt'un Baksı köyünde.
Başladı bir Sanat Müzesi yapımına.
Müze tamamlandı 2010 yılında...

Baksı köyündeki bu Müze.
Layık görüldü 2014 senesinde.
Avrupa'da "Yılın Müzesi" ödülüne...
 
Ressam.
Hüsamettin Koçan.
Günümüze kadar yurtdışı ve yurt içi.
50'yi aşkın kişisel Sergi gerçekleştirdi...

İstanbul Sanat Fuarları.
Kurucusu olan sanatçı.
Asya Sanat Bienali'nde.
"Büyük Ödülü"ne ve
2014 senesinde de.
Layık görüldü TBMM Onur Ödülü'ne...

Sanatçının çeşitli tekniklerle.
Yıllar içerisinde ürettiği eserlere.
Yer verilmişti BEN BU Sergisinde.
Ankara'da CerModern'de...

Serginin bitim tarihi.
Bir hafta ertelenmişti.
Dr. İlhan Erkan arkadaşım önerdi.
Son gününde birlikte gezdik Sergiyi...

Ressam Hüsamettin Koçan.
Eserlerinin bir kısmı Baksı'dan.
Bir bölümü de İstanbul'dan.
Şamanizm'den, Selçuklu'ya.
Göçlerden, Osmanlı'ya.
Heykeller'den, Şahmaran'a.
Anadolu'dan, İnsanlar'ına.
Bozkır'dan, Şeytanlar'a...

Topraklar'dan, Seramikler'e.
Ahşaplar'dan, Kilimler'e.
Boyalar'dan, Metaller'e.
Camlar'dan, Çağdaş teknikler'e.
Soyutlar'dan, Desenler'e...

Sanatçı yıllar öncesine gidiyor.
Kendini yapıtlarıyla ortaya koyuyor. 
Ve Sergisiyle "Ben Bu"yum diyor...

"Siz neredesiniz" diye. 
Sorguluyor bence.
Bu Sergide.
Sizi de, beni de...


"BEN BU" Sergisi Fotoğraflarım:

Sanatçı Hüsamettin Koçan Sergisini anlatıyor (Video):

.