YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...

8 Nisan 2026 Çarşamba

BİSİKLETLE DÜNYA TURU...

- Gürkan Genç, Dünya Bisiklet Turunda -


2009 senesiydi.
16 yıl öncesiydi.
Adı Gürkan Genç'ti.
Genç bir bisikletçiydi.
Bisikletini otobüse yüklemişti.
Samsun'a gelmişti.
Samsun'dan Tokyo'ya gidecekti...

Planını yapmıştı.
12.500 km pedal basacaktı.
Geçecekti tüm Asya kıtasını.
Gemiyle Japonya'ya çıkacaktı.
Sonra da Tokyo'ya ulaşacaktı...

3 Nisan 2009'da Samsun'da
Beraberdik sabah kahvaltıda...

Şiddetle yağan yağmurda.
Önce gidildi Atatürk anıtına.
Çevresinde atılan bir turla.
"Vira Bismillah" dedikten sonra.
Koyuldu yola önce Ordu'ya.
Sonrasında da Gürcistan sınırına.

Gürcistan, Azerbaycan.
Türkmenistan, Özbekistan.
Tacikistan, Kırgızistan.
Geçildi Çin ve Moğolistan...

Pasifik denizi tekneyle geçildi.
G. Kore ve Japonya'ya gelindi.
Yağmur, çamur, kar, buz, sıcak.
Dağ, tepe, yokuş, çöl geçildi.
23 ay sonunda Tokyo'da sona erdi...

Gürkan epey deneyim edinmişti.
Çok farklı yörelerden geçmişti.
Bisiklet bozulmuş, tamir etmişti.
Çoğu geceleri çadırda geçirmişti...

Neler yemişti, ne içmişti.
Hasta olduğunda ne etmişti.
Ne zorluklara göğüs germişti.
Kendinden başkası bilemezdi...

Gürkan'ın Asya gezisi sonlanmıştı.
Durmak ona yakışmazdı.
Yola devam etmeliydi ve Dünyayı.
Bisikletiyle turlamalıydı...

9 Eylül 2012 tarihinde.
Başladı yeni bir Projeye.
Dünya ülkelerine gidilecekti.
Önce Bulgaristan ve Avrupa ülkeleri.
Sonra da Kuzey Afrika memleketleri...

Orta Afrika'nın tüm yerleri geçildi.
Ümit Burnu'ndan Arjantin'in güneyi.
Şili, Uruguay, Brezilya, Paraguay.
Ve ulaşıldı Orta Amerika'ya...

Ekvator, Bolivya, Kolombiya.
Panama, Kostarika, Nikaragua.
Honduras ve Guatemala.
Geçildi yine bisikletle sırasıyla...

Oradan geçiş Kuzey Amerika'ya.
Önce Miami'den San Francisco'ya.
Uzun bir yolu Bisikletle pedallama.
Sonra Amerika kıtasının en kuzeyi.
Alaska ve tüm Kanada geçişi.
Orta Amerika kış soğuğu, buzu, karı.
Pedallamaya hala devamı...

Sevgili Gürkan bisikletiyle.
Yola halen ABD'de devam etmekte.
Dünya seyahatinde 4595 gün geçti.
Şu ana kadar 149.000 km gidildi.
95 kez lastik patladı, 71 ülke geçildi...

Sevgili Gürkan.
Gelecek için Pedallayan.
Demir Atlı bir Adam...

Sevgili Gürkan'la.
İşler uygun olursa.
Mayıs veya Haziran ayında.
Buluşacağız Washington'da...
 


Gürkan Genç fotoğraflarım ve fotoğrafları:


.

4 Nisan 2026 Cumartesi

DÜNYANIN EN UZUN KÖPRÜSÜ...

 

- 8 Haziran 2025, Pontchartrain gölü, Louisiana, LA-


Kentucky Eyaletinden otomuzla.
Louisville'den çıktık yola.
Gideceğiz New Orleans'a.
55 numaralı Otoyoluyla...

Tam 1.141 km uzaklıkta..
Louisville, New Orleans'a. 
Yolun ortasında Memphis'de.
Konaklıyoruz bir gece...

Ertesi gün sabahın erinde.
Memphis'ten yine güneye.
55 numaralı otoyol aracılığıyla.
Baton Rouge'a dönmeden sağa.
Dönüyoruz sola, 12 karayoluna...

20 km daha gidiyoruz.
Tekrar Güneye yöneliyoruz. 
Mandeville kentine ulaşıyoruz.
Pontchartrain gölüne geliyoruz...

Üç dolar geçiş ücreti ödüyoruz.
Beton bir köprüye giriyoruz.
Gidiyoruz, gidiyoruz.
Su üzerinde tam 38.5 km yol alıyoruz...

Pontchatrain gölünde.
Ve dünyanın tümü su üzerinde.
Bu en uzun köprüsünde.
Seyahat 30 dakika sürmekte... 

İki gidiş, iki de dönüşlü.
Birbirine paralel iki köprü.
Yapılmış 1956 yılında.
Gölün tam ortasına.
Her bir köprü için su tabanına.
9500 beton kazık çakılmasıyla...

Yapımı bitirilmiş 14 ayda.
Yapılmış tam 46 milyon dolara.
Çıkmış günümüz parasıyla.
Değeri 410 milyon dolara...

Guinness'e göre.
Dünyada su üzerinde
En uzun köprü sıralamasında.
İlk sırada yer almakta...

Köprüye giriyorsunuz.
Karayı hiç görmüyorsunuz.
Çevreniz  hep su, seyrediyorsunuz.
Bir süre sonra sıkılıyorsunuz...

Dümdüz yol git, git bitmiyor.
Yol bir süre sonra bıktırıcı oluyor.
40 km iki taraf beton bariyerler.
Bitsin artık denilen ayni görüntüler...

New Orleans'a giriyorsunuz.
Medeniyete kavuşuyorsunuz.
Şükrediyorsunuz.
Dönüşte bu köprüyü kullanmıyoruz.

55 Nolu otoyoldan 
Geçerek güzel görüntüler içinden
Ve iki göl arasından dönüyoruz...


En Uzun Köprü Fotoğrafları:

.

31 Mart 2026 Salı

ŞAH HATAYİ...

 


Hatai'yem al atluyam
Sözü şekerden datluyam
Murtaza Ali zatluyam
Gaziler deyin şah menem

Şah Hatayi
....................
Son yazım Bloğumdaki.
Anlatmıştı Erdebil İrandaki.
Şeyh Safiyüddin Türbesi'ni.
Ve yeni bir Tarikat düzenini...

Safeviyye Tarikatı.
Kuruluşu 1300 yıllarıydı. 
Aradan 200 yıl geçti.
Tarikat Şiileşti, 1501 yılına gelindi...

Şah İsmail Tebriz'e girdi.
Taç giyip kendini Şah ilan etti.
Kuruldu Tebriz'de bir Safevi Devleti.
Bu Devleti kuran ilk kişi.
Şah İsmail idi...

Şah İsmail, 1487 Erdebil doğumluydu.
İran, 800 yıl Araplar tarafından yönetilmişti.
Şah İsmail, toplumu bir çatıda birleştirdi.
Tek ülke haline getirdi...

Safevi Devleti'nde 
Saray dili Türkçe'ydi.
Farsça da hem halk diliydi.
Ve hem de Bürokrasi lisanı idi...

Şah İsmail, 1524 senesiydi.
36 yaşında, Tebriz'de vefat etti.
Kurduğu Safevi Hanedanlığı.
Devam edişi 200 yıldan fazlaydı...

Şah İsmail, Anadoluda da Şiiliği.
Yaymak istemişti.
Osmanlı ile Çaldıran'da çatışmaya girdi.
Ama 1514'te Yavuz Sultan Selim'e yenildi...

Bu yenilgiden sonra.
Ölümüne kadar geçen 10 yılda.
Şah İsmail girmedi hiçbir savaşa...

Safevi Devleti ondan sonra.
İlerleme kaydetti hızla yıllar boyunca.
Zenginleşti ticaret ve satışlarla.
Gelişti kültür, mimari ve sanatla...

Şah İsmail, Safevi Devleti'ni kurmuştu. 
Ama ayni zamanda bir Ozan'dı.
Alevilik ve Bektaşilik geleneği.
Yedi Ulu Ozan'dan birisiydi...

Şah İsmail, Şii alim Lahici'den.
Arapça, Farsça, Kuran, Tefsir dersleri.
Şii mezhep prensiplerini.
Ve Harp tekniklerini öğrenmişi...

Şah İsmail iyi bir Şairdi.
Hatayi veya Hatai.
Mahlasıyla şiirler yazardı...

"Hatayi" nitelendirmesi.
Hatalı, kusurlu anlamlarına gelirdi.
Ve bir tasavvuf mütevazılığı ile.
Kendisini ederdi ifade...

Hatayi, bir Devlet hükümdarıydı.
Azeri Türkçesi bilir, konuşur, yazardı.
Anadolu halkıyla bağ kurma amacını.
Duygu ve düşüncelerini Şiirle.
İfade ederdi Türkmenlere...

Hatayi Divanı vardı.
Türkçe ve Farsça şiirleri buradaydı.
Dehname'si, On Mektup demekti.
Ve manzum bir Aşk Mesnevisiydi...

Nasihatname'si eğitici bir eserdi.
Müritlerine tasavvufi öğütler verirdi.
En etkileyici şiirlerini.
Halkın anlayacağı hece vezniyle vermişti.
Nesimi'nin etkisindeydi.
Şah Hatayi şiirleri Cem ibadetlerinde.
Yüzyıllardır söylenmekte bağlama ile...

Bir şiirini yazalım.
Sonra kitapları açalım.
Ya da internetten bakalım.
Şiirlerini oralardan okuyalım:

Hatayi'm der mürşidimiz Ali'dir
Açılan gül-i rânâ'mız bellidir
Yükümüz gevherdir, yükümüz lüldür
Her bezirgân bu kâr'a dayanmaz

(Açıklama Mürşid: rehber, 
Gül-i Rana: iki renkli sarı-kırmızı gül
Lül: inci, Bezirgân: tüccar)


Şah Hatayi Fotoğrafları:
.

28 Mart 2026 Cumartesi

SAFİYÜDDİN ERDEBİLİ TÜRBESİ...

 

- 12 Eylül 2016,  Erdebil-İran -


Şah Rıza Pehlevi zamanıydı.
İran, kuruluşunun 2500. yılını.
1971'de Persepolis'de kutladı...

Ancak, İran'ın kuruluşu.
Bundan daha eskilere dayanıyordu.
MÖ 3000 yılında başlıyordu.
Ve Elamlar en eski topluluktu...

Sonrasında Medler vardı.
MÖ 625-550 yıllarıydı.
Persleri bir çatı altında toplamıştı.

Ardından Ahameniş İmparatorluğu.
Sasani dönemi MS 224-651 yılları.
İslam döneminin başlangıcı.
637-750 arası Abbasi Halifelikleri...

819-1186, Samaniler, Gazneliler.
1037-1194, Selçuklular
Harzemşahlılar, İlhanlılar.
Karakoyunlular, Akkoyunlular.
1153-1497 yılları arasındaydılar...

1500'lerde Modern İran dönemi.
1501-1736 arası Safevi devleti.
Sonra Afşar Hanedanı.
Zend ve Kaçar Hanedanları...

Ve de 1925-1979 arası.
Pehlevi Hanedanı.
Ardından Ayetullah Humeyni
Ve İran İslam Cumhuriyeti...

Özetle İran'ınki 5000 sene'yi.
Aşkın bir Devlet deneyimi.
Bunun son üçte biri'nin başlangıcı.
Safavi Devleti'nin kurulması...

Safiyüddin Erdebili.
1252 yılında Erdebil'de dünyaya geldi.
1334 senesinde Hacca gitti.
Döndüğünde Erdebil'de vefat etti...

Safiyüddin Erdebili.
Erdebil'de "Zahediye tarikatı" üyesi.
Şeyh Zahed Gilani'nin damadı idi.
Ve de Zahediye tarikatı müridiydi...

Kayınpederi Zahed Gilani vefat etti.
Şeyh Safiyüddün onun yerine geçti.
Bu Tarikata kendi ismini verdi.
Ve onu "Safeviyye tarikatı"na çevirdi...

Şeyh Safiyüddin Erdebili.
Erdebil'de önemli bir mutasavvıf idi.
Şeyh Safi ve sufi olarak bilinirdi.
Fars, Kürt ve Türk olduğu söylenirdi.
Türkmenler arasında çoktu müridleri...

Tarikatı başlangıçta Sünni-Şafii idi.
Soyundan gelenlerin Liderliğinde.
Şiileşti ve dön'üştü Safevi Devleti'ne.
Safiyüddin Erdebili'nin torunu. 
"Şah İsmail" ile 1501 senesinde...

İşte bu Şah İsmail'in de.
Rolü olmuştu Anadolumuzda.
Aleviliğin gelişmesinde.
Ancak mağlup olmuştu 1514'te.
Çaldıran savaşında. Yavuz Selim'e...

Safeviyye Tarikatı kurucusu.
Ve Safevi Devleti oluşumunun öncüsü.
Şeyh Safiyüddin Erdebili'nin Türbesi.
Erdebil şehrinin görkemli bir eseri...

Alındı bu Türbe, 2010 senesinde.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne.
Tuğla yapısı, çini süslemeleriyle.
Bitki motifleri ve ahşap işçiliğiyle...

Şahnişin Kulesi, çinili odası.
Safevi tarzı süsleme sanatı.
Görkemli Şeyh Safiyüddün Hanegâhı.
Ve Safevi Devleti'nin ilk mimarı.
Şah İsmail'in Mezar alanı İran'lı
Sufiler için önemli bir ziyaret alanı...


Safiyüddin Erdebili Türbe Fotoğraflarım:

.

25 Mart 2026 Çarşamba

FİN BAHÇESİ...

 

- 28 Mayıs 2017, Kashan-İran -

Farsça, Bagh-e Fin denilen.
Ya da Türkçesi.
"Fin Bahçesi" olan yerin.
Hiç yok Finlandiya ile ilgisi...

Finlandiya'nın kurulması.
1917 yılı.
Fin Bahçesi ise Safavi döneminde.
Finlandiya'dan tam  327 yıl önce. 
Oluşturulmuş 1590 senesinde...

"Fin" bölgesi İran'da.
İsfahan eyaletine bağlı Kaşan'da.
Kaşan'ın da güney-batı'sında.
Tahran-İsfahan karayolu ortasınsa.
Çok eski bir yerleşim yeri aslında...

Buradaki Fin Bahçesi.
1571-1590'da inşa edilmiş.
1633-1666 yılları arasında gelişmiş.
Nadir Şah zamanında ihmal edilmiş.
Kerim Han döneminde deprem geçirmiş.
Kaçar Saltanatında genişletilmiş.
Pehlevi döneminde Müze eklenmiş...

Burası İran'ın Kevir çölü kıyısında olan.
Kaşan'ın en kurak yerlerinden...

Fin Bahçesi içindeki havuza.
12 kaynaktan su akmakta.
Su kanalları bahçedeki çiçek ve ağaçlara.
Büyük bir canlılık kazandırmakta.
Ve çölde bir vahayı andırmakta...

Fin bahçesi içindeki fıskıyelerden.
Hiçbir pompa kullanılmadan.
Ve yalnızca suyun basıncıyla.
Sahip çok önemli bir çalışmaya...

1852 senesinde.
Kaçar Hanedanı döneminde.
Nasıreddin Şahın emriyle.
Çok sevilen, çalışkan ve zeki.
Ünlü Veziri Emir Kebir'i.
Öldürtmüştü Fin Bahçesinde.
Bahçenin Hamamında bu güzel yerde...

Günümüze kadar aşan 400 yılı
İran'ın en eski bahçesi burası.
Fin Bahçesi, 2012 yılıydı.
Unesco Dünya Mirası listesine alındı.

Akan sularıyla, Havuzlarıyla.
Çiçekleri ve ağaçlarıyla.
Rengarenk tavanları ve hamamlarıyla.
Bahçesi, işlemeli duvarlarıyla...

Köşkleri, çinileri ve kalem işleriyle.
Dünya Kültür Mirası değeriyle.
Kaşhan Eyaleti'nde.
Görülesi bir yer Fin Bahçesi de...




.

21 Mart 2026 Cumartesi

CLAROS...

 

- 9 Eylül 2025, Claros-İzmir -

"Pagos'ta oturacak olanlar
üç hatta dört kat daha mutlu olacaktır"
Claros'lu kehanetcilerin yorumu
....................

Claros, bir kehanet merkezi.
Kuruluşu MÖ 1300 seneleri.
Geç Tunç çağı dönemi.
Yani 3300 yıl öncesi...

Claros'un asıl yükselişi.
İyonlar dönemi.
Claros'un ortadan kalkması.
MS 4. yüzyıl dolayları...

Mitolojik öğreti.
Truva Savaşı'nın kahini.
Apollon'un oğlu Kalkhasın.
Bu Kehanet Merkezini.
Claros'ta başlattığını yazar... 

Claros'un İzmir'e 
Uzaklığı 54 kilometre.
Claros'un hemen yakınında.
İki antik kent bulunmakta. 
Colophon 13 km ve Notoion da.
Claros'a hemen 1.5 km yakınlıkta... 

Claros'un gelişmesinin nedeni.
Colophon ve Notion antik kentlerinin.
Buraya destekleri ile ilgili.
ClarosDelfi ve Didim'den sonra en önemi.
Döneminin üçüncü  kehanet merkezi...

Claros bir şehir değil.
Bir bilicilik yani kehanet merkezi.
Apollon tapınağı da burada.
Artemis tapınağı da Claros'ta...

Claros Tapınağı en görkemli zamanını.
MÖ 4. ve 2. yüzyıllar arasında yaşadı.
Roma İmparatorluğu.
Zamanında da önemini korudu.
Roma İmparatorlarının  bazıları da.
Claros Kehanet Merkezine başvurdu...

Pausanias'ın yazdığına göre.
B. İskender, MÖ 333 senesinde.
Gelir antik Smyrna yöresine.
Avlanmaya gider Pagos dağı eteklerine...

Pagos günümüzde Kadifekale'dir.
B. İskender avda yorgun düşer.
Nemesis Tapınağı yakınında.
Yatar ve uyur ulu bir Çınar altında...

Uyurken rüyasında su perileri gelir.
Ona burada yeni bir kent kurmasını söyler.
B. İskender  gördüğü rüyayı anlatır.
Rüya Claros'daki kahinlere iletilir...

Claros kahinleri rüyayı yorumlar.
Pagos tepesi eteklerine yerleşen insanlar.
Başka yerde yaşayanlardan üç-beş defa.
Daha fazla mutlu olacağını söylerler...

Pagos tepesi etekleri.
Yani Kadifekale ve çevresindeki.
Bu alana B. İskender'in emri ile.
Yeni İzmir kenti kurulur bu bölgede...

İzmirliler de bundan sonra.
Yaşamaya başlarlar burada.
Diğerlerinden daha da.
Mutlu hem de üç-beş defa...


Claros antik bölgesi Fotoğraflarım:

.

13 Mart 2026 Cuma

DOKTORLARA TEŞEKKÜR...

 

- 14 Mart 2026 -

Dünyaya gözümü açtıktan sonra.
Gelene kadar geçen 70 yılda.
Karşılaşmadım hiç bir hastalıkla.
Önemsiz olan birkaçından başka...

70 yaşımı aştıktan sonra.
Gelmeye başladı hastalıklar başa.
Önemlisi, az önemlisi aralıklarla.
Bakmaksızın yaşıma, durumuma...

Hastaneler, hekimler, muayeneler.
Tetkikler, reçeteler, kontroller.
Girişimler, laboratuarlar, raporlar.
İlaçlar, cihazlar, ameliyatlar.
Yatmalar, pansumanlar, taburcu olmalar... 

Bugün, 14 Mart Tıp Bayramı.
Hekimlerimizi yürekten kutlamalı.
Bir gün olsa bile onları hatırlamalı.
Bizleri iyileştirmek için çabaları.
Takdir edilmeli, yürekten alkışlanmalı...

Ben de Tıp Bayramında, bu özel günde.
Beni sağlığıma kavuşturan Hekimlere.
Ve iyileşmemde emeği geçen herkese.
Teşekkür ediyorum minnetlerimle...

Dr. Sait Ada
Dr. Neşe Çelebisoy
Dr. İlhan Erkan
Dr. Enis Alpin Güneri
Dr. Sema Güneri
Dr. Özhan Göldeli
Dr. Ahmet Ömer İkiz
Dr. Süleyman Men
Dr. Mehmet Uğur Mungan
Dr. Mehmet Öfgeli
Dr. Haluk Özen
Dr. Levent Naci Özlüoğlu
Dr. Halit Pınar
Dr. Osman Saatçi
Dr. Ömer Topalak
Dr. Kaya Yorgancı

Tüm Meslektaşlarımın
14 Mart Tıp Bayramını kutluyor,
Hepsine sağlık ve başarı diliyor,
Kutsal emeklerine saygı duyuyorum.


.

9 Mart 2026 Pazartesi

YAŞAR MÜZESİ...

 

- 3 Şubat 2026, Alsancak-İzmir -

Durmuş Yaşar, 1889'da
Doğdu Rodos'ta.
Babası ticaretle uğraşıyordu.
Annesi et ve süt üretiyordu.
Kök boya işi ile ilgileniyordu...

1905'de 16 yaşındaydı.
Babası dünyadan ayrıldı.
Durmuş Yaşar işin başına geçti.
Babasının işini genişletti...

1920'lerde Türklere baskılar arttı.
1927'de Rodos defteri kapandı.
Mübadil olarak İzmir'e geldi.
Kemeraltı'nda işyeri açtı.
Durmuş Yaşar Müessesesini kurdu...

1930'larda boya satışına başladı.
1941'de kendi Boya Atölyesi'ni açtı.
Sanayi yatırımlarına başladı. 
1954'te Boya üretim tesisi açıldı...

DYO ismini kullanmaya başladı.
Bu ülkemizin ilk Boya Fabrikasıydı.
Pınar Süt kuruldu 1973 yılıydı.
Tarım ve hayvancılığa başlandı.
Besin ürünleri imalatı yapıldı.
Geniş bir Holding ağı yapılandı...

DYO Resim yarışmaları.
1967 senesinde başlatıldı.
DYO'nun kuruluşunun 13. yılıydı.
60 yıldır halen devam etmekte.
Birçok yeni ressam yetişmekte...

Türkiye'nin ilk özel Resim Müzesi.
Bir Yaşar Kültür Vakfı işletmesi.
Alsancak'ta eski bir İzmir evinde.
Girdi hizmete 1985 senesinde.
Açılışından geçen 40 yıl süresince.
Ev sahipliği yaptı 286 Resim Sergisine.

Bu yeterli değildi.
Yeni bir Müze gerekliydi.
Alsancak'ta 1895 yılı yapımı.
130 yıllık eski bir Un Fabrikası.
Arazisiyle birlikte satın alındı...

2014'te verildi yeni bir Müze kararı.
2017 yılında çalışmalar başlatıldı.
Röleve ve restorasyonları yapıldı.
Fabrikanın özgün mimarisi korundu.
Depreme karşı dayanıklı kılındı.
2022 yılında çalışmalar tamamlandı...

Üç katlı ve 6 dönüm kapalı alanı.
2.5 dönüm Sergileme sahası.
Ve 350 kişilik Konferans Salonu.
Selçuk Yaşar'ın doğum gününde.
17 Ocak 2026 tarihinde.
Açıldı "Yaşar Müzesi" ismiyle...

Giriş katındaki alanda.
DYO yarışması eski resimleri bulunmakta.
60 yıllık yarışmanın bazı eserlerine.
Renkler içinde burada yer verilmekte...

İkinci kata gelindiğinde.
Anadolu'nun renkli şekillerine.
Geometrik desenleriyle.
Yer ayrılmış eski kilimlerine...

Üçüncü katta da.
Neolitik dönemden Selçukluya.
Toprak, cam, tablet gibi çok sayıda.
Arkeolojik eserler bulunmakta...

Eski bir Un Fabrikası seçilmiş.
Büyük emek verilmiş.
Yaşar Holding adına yakışan.
Güzel bir Müze meydana getirilmiş...


Yaşar Müzesi Fotoğraflarım:
.

5 Mart 2026 Perşembe

ALAÇATI PAZARYERİ CAMİSİ...

 

- 25 Eylül 2025, Alaçatı-İzmir -

Alaçatı, İzmir'in bir kazası.
İnsanla dolu tüm yaz ayları.
Sakin sonbaharı ve de kışı...

İstanbulluların çok sevdiği yer.
Köşkler, bahçeler, eski evler.
Gece kulüpleri, butik oteller.
Lokantalar, meyhaneler, kafeler...

Yazın yer bulamazsınız.
Kalabalıktan dolaşamazsınız.
Oldukça para harcarsınız.
Ama yine de memnun ayrılırsınız...

Bir de Camisi vardır.
1830'da temeli atılmıştır.
Rum Ortodokslar yaptırmıştır.
1874'te Meryem Kilisesi adıyla açılmıştır...

1920'li yıllarda. 
Zorunlu Mübadele yapıldığında.
Cemaati Yunanistan'a göç ettiğinde.
Bu Kilise çevrilmiş Cami'ye.
Pazaryeri Camisi ismiyle...

1924 yılında Kilise kapatıldığında..
Freskler üzeri kapatılmış badanayla.
Kimse de görmemiş onları bir daha.
Freskler de korunmuş yıllarca...

2010 yılında.
Başlandığında restorasyona.
Badana silinerek kaldırıldığında. 
Freskler çıkmış tüm güzelliğiyle ortaya... 

Ayni mekanda Cami ve Kilise.
Günümüzde ayrılıyor bir perde ile.
İnanç duyan insanlar her iki dine de.
İbadet edebiliyorlar ayni yerde...


Alaçatı Pazaryeri Fotoğraflarım:

.

3 Mart 2026 Salı

TEKNOLOJİ ve SOPA...

 

- 2 Mart 2026, Kuveyt -

İnsanoğlu birbirine karşı.
Güç kullanmaya başladı.
Önce ellerini kullandı.
Sonra da ayaklarını...

Yetmeyince eline bir Sopa aldı.
Sopayla dövdü, kovaladı.
Baktı ki o da olmadı.
Önce basit silahlar yapmaya başladı...

Kesici, delici aletler.
Bıçaklar, baltalar, kılıçlar, şişler.
Uzaktan zarar verenler 
Taşlar, yaylar, oklar, mızraklar...

Sonra savaş arabaları.
Askerler, lejyonerler.
Zırhlar, barutlar, silahlar.
Toplar, tanklar, uçaklar, bombalar...

En sonunda hidrojenler, atomlar.
Denizaltılar, Supersonik uçaklar.
F-4'ler, F-16'lar, F-35'ler.
İHA'lar, SİHA'lar, güdümlü füzeler...

Neyse.
Biliyorsunuz hepsini de.
Amaçlar yönelik insanı yok etmeye.
Veya bir coğrafi bölgeyi ele geçirmeye...

Üç gündür yeni bir savaşta.
6-7 bin yıldır zaten savaşan dünya...
Uçaklar uçuyor, füzeler atılıyor.
Binalar yıkılıyor, insanlar ölüyor...

Yukarıdaki fotoğrafa bakın dikkatle.
Amerikalı pilot F-15'iyle.
Hızla giderken saatte 2600 km ile.
Kuveyt hava sahası üzerinde.
Uçağı vuruluyor bir füzeyle...

Uçağı teknolojinin son eseri.
Vurulmuş, ateş almış F-15 jeti.
Sinyaller çalıyor, emir veriyor.
Hemen uçağı terket diyor. ..

Pilot bir düğmeye basıyor.
Uçağın tepesi birden açılıyor.
Yüzlerce mekanizma otomatik çalışıyor.
Pilot, kabinden dışarıya hızla fırlatılıyor...

Gerekecek her şey yanında.
Denize düşerse havalı bot dahil buna.
Tam elektronik teçhizatla iniyor yere.
Bir insan karşısında, o da ne...

Şaşkın bu Kuveytli kişi.
Bu dost  mu düşman mı belli değil ki.
İnsanın ilk silahı.
Alıyor eline bir sopayı...

Amerikalı Pilot tam donanımlı.
Kasklı ve her türlü silahlı.
Karşısında bir insan elinde sadece Sopası.
Ve ellerini kaldırıp teslim oluyor Amerikalı...

Belki on bin yıllık bir gelişmenin.
Yalın bir fotoğrafı bu.
Bir yanda yalnızca sopa.
Teknolojinin tümü ise karşı tarafta...

Sonra iki insan konuşuyorlar.
Ayni dilde yarım yamalak anlaşıyorlar.
Bir birini yemeye kalkmıyorlar.
Biri Sopasını bırakıyor. 
Teknolojisi olana yardımcı oluyor...
.

26 Şubat 2026 Perşembe

BULDAN ve TRİPOLİS...

 

- 21 Şubat 2026, Buldan-Denizli -

Denizli.
İlimize bağlı Buldan ilçesi.
Nüfusu 27 bini aştı.
Dünyaca ünlü buranın dokumaları...

Geçen hafta.
İZDOF Fotoğraf grubumuzla.
Ve geniş bir katılımla.
Bir gezi düzenlendi Buldan'a...

Önce Talat Tarakçı Parkında.
Hep birlikte oturduk kahvaltıya.
Buldan simidi ve çayla.
Başladık güne Buldan'da...

Buldan, renkli bir yerleşim yeri.
Tarihi konakları ve evleri.
Yokuş sokakları, Buldan bezi.
Dağları, akarsuları ve gölleri...

1200'lü yıllarda.
Selçuklular egemen buraya.
Oğuz aşiretleri gelmiş Buldan'a.
1429'da da katılmışlar Osmanlı'ya...

İlk yerleşimler bu bölgede.
Dayanıyor MÖ 5500'lere.
7500 yıl öncesine.
Geç Neolitik, Erken Kalkolitik döneme.
Edinilen bulgulara göre Yenice Höyük'te...

Roma döneminde, MÖ 41'de.
Üç küçük yerleşimin birleşmesiyle.
Tripolis (üç şehir) ismiyle.
Bir kent kurulmuş bu yörede...

Dört antik kent bulunmakta. 
Tripolis adıyla dünyada.
Birisi Finike, Lübnan'da.
Diğeri Trablus adıyla Libya'da.
Öbürü Tirebolu olarak Giresun'da.
Ve dördüncüsü de Buldan'da...

Bu Tripolis, Buldan yakınlarında.
Çürüksu ovasında.
Meandros (Menderes) nehri kenarında.
Bilinmekte "Tripolis ad Meandrum" adıyla.

Tripolis kenti, Lidya-Frigya-Karya.
Uygarlıkları ile sınırları bulunmakta.
Komşu Efes, Bergama, Smyrna.
Ve Hierapolis ile Laodikeia arasında.
Geçiş yolunda yer almakta.
Yaptığı ticaretle zengin bir kent olmakta...

Bu zenginlik yapılara da yansımakta. 
Tripolis'teki yapılar çoğunlukla.
Roma dönemi ve MS I-III yüzyıla.
Ait bulunmakta...

Mozaikli Konut'u, Anıtsal Çeşme'si.
Tiyatro'su, Bizans Kilise'si.
Sütunlu Cadde'si, Agora'sı, Hamam'ı.
Meclis Bina'sı ve Kemerli kapısı.
Tripolis'in görülesi antik yapıları...

Antik alanın kazısına.
Başlanmış 2007 yılında.
Önce Ege Üniversitesince
Ara verilmiş üç sene.
Yeniden başlanmış 2012'de.
Bu kez de.
Pamukkale Üniversitesiyle...

Antik yapıların çoğu.
Deprem ve seyelan sebebiyle.
Toprak altındaymış 3-8 metre.
Kazılar zor ilerlemiş bu nedenle...

Buna rağmen iyi iş başarılmış.
Kalıntılar güzel ortaya çıkartılmış.
Kazılar uzun süre devam edecekmiş.
Güzel bir antik kente erişilecekmiş...
 
Tripolis'in tarımı, dokuması ve mermeri.
Yıllarca zenginleştirmiş bu kenti.
Antik kentin bu eski zenginliği.
Görkemli yapılarla belli ediyor kendini...

Mermeri yöreden temin etmişler.
Ustalıkla kullanmışlar.
Mamur bir kent yaratmışlar.
Şehrin güzelliğine renk katmışlar...

Belli oluyor daha ana caddede.
Rengarenk döşenmiş mermerlerle.
Agorada, sütunlarda, çeşmelerde.
Renkli ve damarlı çok sayıda mermerde...

Renkli mermerler Tripolis antik kentinde. 
Dans ediyorlar sanki renk cümbüşüyle.
Ayaklarınızın altında, gözünüzün önünde.
Binlerce yıl öncesinden tüm güzellikleriyle... 


Buldan ve Tripolis antik kenti Fotoğraflarım:

.

22 Şubat 2026 Pazar

HEKİM ve SANAT SEVDASI...


- 18 Şubat 2026, Kültür, Sanat Fabrikaları-İzmir .


Kerim ağabeyi.
1968 yılından beri.
Tanımam geçti 50 seneyi.
Hacettepe'de karşılaştığımızdan beri...

KBB'da önce kıdemlimizdi.
Sonra Öğretim Görevlimizdi.
İzmirliydi, İzmir'e geri döndü.
Kurdu 9 Eylül KBB bölümünü...

İyi bir Hekim ve iyi bir Cerrahtı.
Uzun yıllar DEÜ KBB'de çalıştı.
2010 yılıydı, emekliye ayrıldı.
Görkemli bir tören yapıldı:

Bir süre Muayenehanesinde çalıştı.
Sonra Muayenehanesini kapattı.
Kendisine zaman ayırdı.
Güzel işleri hobi olarak yaptı...

2006 yılıydı. 
Yeni bir girişime atıldı.
Renkli, plastik materyaller topladı.
Önce bunlarla tablolar yaptı.
Böyle bir teknikle hiç yapılmamıştı...

Sonra üç boyutlu çalışmaya başladı.
İnce ve kalın teller kullandı.
Bunları değişik şekillerde kesti, bağladı.
Heykelimsi eserler ortaya çıkardı...

El emeği, göz nuru eserler üretti.
Epeyce çalıştı, emek verdi.
Zamanı gelmişti, eserlerini
Dostları, meslektaşları görsün istedi...

Yeni İzmir Arkeoloji Müzesi.
Eski İzmir Sigara Fabrikası
"Kültür Sanat Fabrikası" adlı.
Yapı ona kapılarını açtı...

Yepyeni anlayışla yaptığı. 
35 sayıda yapıtı.
Antik deniz eserleri Galerisi.
İçinde sergilendi...

Sergi öncesinde.
Görsel ögelerle.
Bir sunum yaptı.
Eserlerini nasıl yaptığını anlattı.
Ve de "Hekim ve Sanat Sevdası".
Başlıklı bir konuşma yaptı...

Tabloları iki boyutlu ve güzeldi.
Onlara çok da anlamlı isimler vermişti.
Üç boyutlu eserleri.
Daha çok KBB ile ilgiliydi...

Hekimin yaptığı işler bilinmese de.
Cerrah olarak yaptıkları görünmese de.
Sanırım her hekim kendini bir şekilde.
Görsel olarak göstermeyi de dilemekte...

Hem Hekimliğine.
Hem de Sanatsal kişiliğiyle.
Binlerce teşekkür Kerim Ağabeye...


Hekim ve Sanat Sevdası Sergi Fotoğraflarım:
.