YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2024 Cuma

ÇAVUŞ KÖYÜ CAMİSİ...

 

- 15 Temmuz 2020, Beyşehir-Konya -

Gitmiştik Beyşehir'e
Oranın Çavuş köyünde.
Sonsuz Şükran köyü'ne.
2010 senesinde:

İşte bu köyde.
Çavuş köyü'nde.
Köyün de hemen az ilerisinde.
Gittik renkli bir Cami'ye...

İsmi, Çavuş Camisi.
Yapım senesi.
Olmadığı için kitabesi.
Biraz şüpheli...

Her ne kadar 1289 denilse de.
Bu Miladi 1872'ye denk gelmekte.
Muhtemelen de bu onarımı ile.
İlgili bir tarihi belirtmekte...

15. yüzyıl Osmanlı eseri.
Bir Cami.
Olduğu tahmin edilmekte.
İç süslemeleri ise.
Olağanüstü bir güzellikte...

Rengarenk bezeli duvarları.
Duvarlarda zarif yazıları.
Basit ahşap mihrabı.
Oyma nakışlı ahşap tavanı.
İle görülesi bir yapı...

Beyşehir'e 35 km mesafede.
10x17 metre ölçüsünde.
Çavuş köyünde.
Bir Cami renkli işemeleriyle...


Çavuş köyü Camisi Fotoğraflarım:

.

20 Temmuz 2020 Pazartesi

EŞREFOĞLU CAMİSİ...


- 5 Temmuz 2020, Beyşehir-Konya -

Beyşehir'e.
3-4 kez gitmiştim geçmişte.
Ve her gidişimde.
Uğramıştım Eşrefoğlu Camisi'ne...

Eşrefoğlu Beyliği.
Yalnızca 45 yıl süreli bir Beylik'ti.
Selçuklu Anadolu Beylikleri içinde.
Belki de en küçüklerinden birisiydi...

Beylik, kurulmuş 1280 senesinde. 
Beyşehir'de.
Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından.
1326 yılında da kalkmış ortadan...

Beyliğin tek ve en önemli eseri.
Eşrefoğlu Camisi.
Türkiye'deki ahşap direkli.
Camilerin en büyüğü ve görkemlisi...

Ölümünden birkaç yıl önce.
Eşrefoğlu Süleyman Bey'ce.
Yapılmış 1296-1299 senelerinde.
Sadece 3 yıl içerisinde...

720 yıllık bir ibadet alanı.
Görkemli taç kapı'lı.
48 ahşap sedir ağacı sütunlu.
Renkli abanoz sütun başlıklı.
Renkli kalem işlemeli tavanlı...

Zarif tuğla örmeli.
Aralarda sarmal düzenli.
Mavi çinilerle döşeli.
Büyük kubbeli bir cami...

Caminin tam ortasında.
Rastlıyorsunuz kare biçimli bir çukura.
Kar ve buz konuluyor buraya yaz aylarında.
Serinlik oluşturuyor camide yaz sıcağında...

6 m yüksekliğinde.
Firuze-siyah renkte.
Geometrik şekil ve desenlerle.
Mihrabı kaplı muhteşem çinilerle...

Muhteşem Minber'i.
Kündekâr tekniği yapılı.
Masif Ceviz ağaçlı.
Üstün işçiliği oymalı-kakmalı...

Mimber kapısının üzerinde.
Bir hat yazısı Kûfi stiliyle.
Dört köşede ilk 4 Halife.
Ve ortada Allah ismiyle...

Yine Minber kapısının bir köşesinde.
"Amele İsa" sözcüğüyle.
Muhteşem yapı ustasının mütevazi ismi.
Gözle zor görülecek büyüklükte...

Beyşehir'e her gidişte.
Gidip, görülecek güzellikte.
Ahşap Sütunları, Mihrap ve Minber'iyle.
Bir Cami Eşrefoğlu, Beyşehir'de...

Gün batımında
Günübirlik gezimiz artık sonlanmakta.
Beyşehir-Konya-Cihanbeyli-Kulu yoluyla.
Ulaşacağız daha Ankara'ya...



Eşrefoğlu Camisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMsU8lBhaBy71DdVCaI_N9MZhB_Xf2xTlcoEjivbUbgaj89WICpntYN9Tiy28d1DQ/photo/AF1QipOmklhwHx4gunOgqHjqRw8HZrjpAVtYDyx5ae7i?key=TzljZGNEMlV1ZVpzcEtuYWM3bnhmWnhoZVV6NnhR

Eşrefoğlu Camisi Videosu (Ömür Akkor'dan):
https://www.youtube.com/watch?t=47&v=4a-LmIVUQ1A

.

15 Temmuz 2020 Çarşamba

SONSUZ ŞÜKRAN KÖYÜ...


- 5 Temmuz 2020, Sonsuz Şükran Köyü, Beyşehir-Konya -

Akşehir'den ayrılıyoruz.
Beyşehir yoluna koyuluyoruz.
Sultan dağlarına tırmanıyoruz.
80 km yol alıyoruz...

Geliyoruz Hüyük yakınlarına.
Çavuş kasabasına. 
Çavuş'a komşu, yeni bir köy var burada.
Sonsuz Şükran Köyü adında...

Köy, 10 yıl kadar önce.
Sanatçı ve Kültür insanlarının.
Yaşaması, yaratması için.
İstanbul Fransız Sokağı yapımcısı.
Mehmet Taşdiken'in planlaması...

Kerpiç'ten yapılmış, tek veya iki katlı.
Düz damlı, düzgün planlı.
30 köy evi yapılmış.
Ve Sanatçıların yerleşimine açılmış...

Köy meydanı ve Çeşme'siyle.
Beyşehir gölünü uzaktan görmesiyle.
Küçük, doğal bir de göletiyle.
Yaşanılası bir yer kerpiç evleriyle...

Bir turizm alanı değil burası.
Bir rant alanı hiç değil köy alanı.
Sanatçıların yaratma ve yaşam yeri.
Fikirlerini özgürce üretme bölgesi...

Düz damlı Kerpiç Evleri.
Köy Odası, Kültür Merkezi.
Köy Çeşmesi, Heykelleri, Sanat Atölyesi.
Sonsuz Şükran Köyü'nde bunların hepsi...

Burada resimler, heykeller yapılıyor.
Makaleler, hikayeler, kitaplar yazılıyor.
Edebiyat söyleşileri, sohbetler ediliyor.
Oyunlar oynanıyor, konserler veriliyor...

Köyün girişinde daha.
Yer verilmiş bir Manifesto'ya:

Kültür ve Sanat adamları
"Sonsuz Şükran Köyü"ne
Köylü gibi olmaya geliyor.
Kültür getirmeye değil,
Anadolu'nun derin kültürüne
Sığınmaya geliyor.
Öğretmeye değil,
Öğrenmeye geliyor.
Kurtarıcı olmaya değil,
Kurtulmaya geliyor.
Almaya değil,
Kendini bulmaya,
Kendini yenilemeye,
Birikimleriyle yeniden yaratmaya,
Borcunu ödemeye geliyor.
Toprağıyla bereketlenmeye,
Suyuyla arınmaya,
Havasıyla can bulmaya,
İnsanıyla bilgeleşmeye geliyor.
Üreten, yaratan
Bin yıllık maceramızın 
Ve binlerce yıllık uygarlıkların
Diyarı Anadolu'ya
Sonsuz Şükran'a geliyor...


Sonsuz Şükran Köyü Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMmTqPSzPiWuXoc0Cdv1qDl_17O3EGuyzpZEW1PUFOkQYmYFgPDrsdzgh6Bs4FR_A/photo/AF1QipOcnu4EcnNx_rDMEVjlg9Xrgh97NM5t6hcZ-OhC?key=dmFWY21ISlVEeHRqb2RNMElTektKWWpNVEtQOHV3

.

10 Temmuz 2020 Cuma

AKŞEHİR...


- 5 Temmuz 2020 Akşehir-Konya -


Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde
İnce boyunlu çocuklar uyuyordu
Ve ayın altında kağnılar
Yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru

Nazım Hikmet
....................

Kurtuluş Savaşı'mızda.
Ve Savaşın son aşamasında.
Çok önemli bir kent aslında.
Akşehir, 1921-1922 yılları arasında...

Sakarya Meydan Muharebesi bitmiştir.
18 Kasım 1921'e gelinmiştir.
Garp Cephesi Karargâhı Akşehir'e nakledilir.
9 ay on gün sürecek olan.
Taarruz hazırlıkları buradan yönetilecektir...

Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa'dır.
Tüm planlamalar burada yapılır.
Gazi M. Kemal Paşa da buradadır.
28 Temmuz 1922'de toplanılır...

Plânlamalar tamamlanır.
24 Ağustos 1922 sabahı olur.
Akşehir'de sabah namazı kılınır.
Ordu, dualarla cepheye uğurlanır...

Akşehir'den yola çıkılır.
9 Eylül'de İzmir'e ulaşılır.
Ülke artık kurtarılmıştır.
Yeni bir Vatan kurulacaktır...

Akşehir doğumlu yazar Tarık Buğra.
Küçük Ağa romanında.
Anlatır o günlerin Akşehir'ini.
Ve Hoca M. Reşit Efendi'nin değişimini...

Akşehir'in en meşhur Hocası.
Hepimizin bildiği, tanıdığı.
Nasreddin Hoca, 1200'lü yıllarda.
Yaşamış bu kasabada...

Türbesi Akşehir'de bulunmakta.
Selçuklu mezarlığında.
6 sütunlu bir yapı altında.
Hoca neş'eyle uyumakta...

Akşehir sarılmış Hoca'sına.
Her yıl 5-10 Temmuz arasında.
61 yıldan beri O'nu anmakta.
Şenliklerle, kutlamalarla...

Şenliklerin açılışı yapılırmış her sene.
Maya çalınmasıyla Akşehir gölüne.
Nasreddin Hoca'yla.
"Ya tutarsa" umuduyla...

Bu rituel günümüzde.
Şehrin ortasından geçmekte.
Olan Akşehir deresi'nde.
Yapıldı, bir platform üzerinde...

Bu sene Hoca Efendi.
Açtı Nasreddin Hoca Şenliği'ni.
Covid-19 salgını nedeniyle.
"Aşının tarifesi bende" söylemiyle...

Akşehir, Nasrettin Hoca ile iç içe.
Resimleri, heykelleri her yerde.
Sözleri, fıkraları posterlerde.
Ve Hoca hep gönüllerde...

Akşehirliler bir Gülmece Parkı yapmış.
Mizah sanatçılarımızı unutmamış.
Tiyatro, Film Yıldızları, Karikatüristlerin.
Heykellerini, masklarını koymuşlar...

250 km Akşehir, Ankara'ya.
135 km Konya'ya.
95 km de Afyon'a.
Uzaklıkta....

Fark etmez ister Ankara, ister Moskova.
Akşehir, dünyanın tam ortasında.
İnanmayan olursa da.
Ölçsün işte  arşın, işte metre burada...


Akşehir Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipNwAAJnTea5zqA2UprHNTPFy0TtI_FVZNqrBCDx_1Gpb4wkElQSBDnzd8NjP81LZA/photo/AF1QipNqa3A67vY9AvYCYLcvLwW_9l-DbIN6bjYw4LK0?key=WUptb1VBRFBWVmxCSk1HNTVJOFB3aXI3SkV1US13
.

25 Aralık 2018 Salı

GÖR KONYAYI...



- 22-23 Aralık 2018, Konya -

Strabon gezi grubumuzla.
7 yıl önce gitmiştik Konya'ya.
Yazmıştım bloğumda.
"Gez Konya'yı..." başlığıyla:

3 hafta önce yine.
Gitmiştik Konya'ya trenle.
Kelebek Parkı'nı görmeye...
Göremeden dönmüştük ayni gün geriye:

Bu hafta sonunda.
Yeniden gittik Konya'ya.
Ankara Üniversitesi.
Kültür Gezginleri ile...

Sabah çıktık Ankara'dan yola.
27 kişilik bir gurupla.
Öğlende verdik bir mola.
Hacı Şükrü Lokantası'nda...

Konya gezimizin ilk yapısı.
Bir 13. yüzyıl binası.
Horozlu Han isimli.
Selçuklu konaklama yeri...

Sonrasında Karatay Medresesi.
Şimdilerde Selçuklu dönemi eserleri Müzesi.
Taç kapısı, ince minaresi, çinileri, gök kubbesi.
Ve Celaleddin Karatay'ın  türbesi...

Sonra Konya'nın merkezindeki. 
Toprak taşınarak oluşturulmuş Alaaddin Tepesi.
Ve onun da üzerindeki.
Alaaddin Keykubat adına yapılmış Alaaddin Camii...

Mevlâna'nın ölümünün 745. seneyi devriyesinde.
Yoğun kalabalık içinde.
Mevlâna Müzesi'nin ziyaret edilmesi.
Restorasyon nedeniyle türbenin görülememesi...

Akşam yeni yapılmış.
Mevlâna Kültür Merkezi'nde.
Muhteşem bir gösteriyle.
Semazenler eşliğinde Sema Gösterisi'nde...

Ertesi sabah erkende.
İzzet Koyunoğlu evinde.
Türkiye'nin ilk Özel Arkeoloji Müzesi'nde.
Kapalı olduğu için avlusunda kısa bir gezinme...

Sonrasında 1258 yapımı.
Sahip Ata Camii ve
Selçuklu  Müzesinde.
Selçuklu tarihi ve eserleri ile iç içe...

Peşinden Konya Arkeoloji Müzesi'ne.
Roma ve Etnografik eserlerle.
Muhteşem lahitlerle ve.
Konya el emeği eserlerle birlikte...

Ardından, Fıkıh ilmi okutulmak üzere.
İnşa edilmiş Sırçalı Medrese.
Açık avlusu ve.
Muhteşem taç kapısı ile...

Öğlende.
Konya'nın meşhur Etli ekmeğiyle.
Hızlı bir beslenme.
Çay ve Kahve ile kısa bir dinlenme...

Peşinden Mevlâna dönemi.
İslâm bilgini.
Sadreddin Konevi.
Camii ve Türbesinin ziyareti...

Sonrasında, 3 hafta önce.
Göremediğimiz Kelebek Bahçesinde.
Tropik ortam ve bitkilerle.
Birlikteydik rengarenk kelebeklerle...

En son olarak da.
İki dağ arasında akan suyun iki yanında
Superileri anlamında.
Günümüzde Sille, antik çağdaki Sylla'da...

Müslüman ve Hıristiyanlar bir arada.
Yıllarca barış içinde yaşamışlar burada.
Dümdüz Konya ovasının hemen yanında.
Bu dağlık alanda...

Bizans İmparatoru Konstantin'in anası.
Helena,  MS 327 yılında.
Giderken konaklamış Sylla'da.
Ve emretmiş "burada bir Kilise yapıla"...

Aya Eleni Kilisesi.
Geçirmiş birçok değişiklikleri.
Son onarım 1833'de yapılmış.
Yeni haline de son yıllarda ulaşmış...

500 m yukarıda bir tepede.
Eski bir Şapel içinde.
Zaman Müzesi'nde.
Saatler, takvimler sergilenmekte...

Zaman Müzesi'nin önünde mezarlar.
Eskimiş, eğilmiş, yıkılmış taşlar.
Ahmet Hamdi Tanpınar.
Gibi haykırmaktalar:

Bir zafer müjdesi burda her isim
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın...


Konya Kültür Gezisi Fotoğraflarım:

30 Kasım 2018 Cuma

JAPON PARKINDA...



- 19 Kasım 2018 Pazartesi-Konya -

Git-gel Konya 6 saat demişler.
Şimdi YHT ile 1 saat 40 dakikada gidiyorsunuz.
Ayni sürede de dönüyorsunuz.
Toplam 3 saat 20 dakikada işi bitiriyorsunuz...

Sevgili Murat Selam ile kafa kafaya verdik.
Nasıl olsa git-gel Konya 3 saat dedik.
Konya'ya gidelim istedik.
Konya'daki Kelebek Parkı'nı görecektik...

Sabah erkenden koyulduk yola.
1.5 saatte ulaştık Konya'ya.
Atladık bir arabaya.
Geldik Kelebek Parkı'na...

Çok methetmişlerdi bize.
Güzelliği dolaşıyordu dilden dile.
Kelebeklerinin zenginliği, çeşitliliği.
Ve de içerideki tropik bitkileri...

Parka gelmiştik ama.
Bizden başkaları yoktu ortalıkta.
Meğerse kapalıymış Pazartesi günleri.
Sanki burası bir Ören yeri !..

Kelebek Parkı.
Selçuklu Belediyesi'nin malı.
1.5 dönüm kapalı ve cam seralı.
8 dönümü de açık alanlı bir yapı...

Neyse.
Çok istesek de.
Yokmuş kısmette.
Birlikte olmak kelebeklerle...

B planı yapmamıştık.
Hemen haritamızı açtık.
Haritaya şöyle bir baktık.
Yakınımızda bir Japon Parkı bulduk...

Çorbadan dönenin kaşığı kırılsın dedik.
Bamya Çorbası'nı öğlende içmeye karar verdik.
Hemen yürüyüşe geçtik.
Japon Parkı'na geldik...

Neyse ki burası açıktı.
Karşımıza çok güzel bir Park çıktı.
Geniş alanlı.
Çiçekli, göletli, ağaçlı...

Konya Büyükşehir Belediyesi ile.
Japonya'nın Kyoto kenti.
Gelmişler yan yana.
Karar vermişler kardeş şehir olmaya...

Çalışmalar başlamış.
Konya BŞ Belediyesi yer ayırmış.
Kyoto kenti bahçe düzenlemesini yapmış.
Park 2010 yılında açılmış...

36 dönüm arazisi.
Yürüyüş yolları, çiçekleri, göleti.
Ağaçları, suları, köprüleri, çay evi,
İle gerçek bir Japon bahçesi...

Murat ile keyifle geziyoruz.
Parkın içinde iki saat zaman geçiriyoruz.
Ağaçları, bitkileri inceliyoruz.
Japonlara bir kez daha hayran oluyoruz...

Öğlen yemeğine.
Konya'nın en iyi aş evine.
Hacı Şükrü'ye.
Gidiyoruz Tandır yemeye...

Sonrasında tren saatine.
Kadar zaman süresinde.
Gidiyoruz eski Gar çevresinde.
Gezmeye...

Gar'ın karşısında 3 katlı.
Mükemmel bir mimari yapı.
1900 yılı yapımı.
Bir idare binası...

Onarılmış.
Bütünlüğü korunmuş.
Güzelce restore edilmiş.
Şimdi Otele çevrilmiş...

Hat boyunca.
13 tane dik çatılarıyla.
Ve Sarı boyalarıyla.
Karşılaşıyoruz güzel binalarla...

Alman Evleri deniliyormuş bunlara.
1900'lerde Hicaz Tren yolunun yapımı sırasında.
Ayrılmış Alman mühendis Lojmanlarına.
Şimdi verilmiş Sivil Toplum Kuruluş'larına...

Restore edilmiş.
Konyaspor'a.
Konya Fotoğraf grubuna.
Hızır Servis ve diğer derneklere verilmiş...

112 Hızır Acil Servisi.
Konuk ediyorlar Murat'ı ve beni.
İstiyorlar yememizi.
Yaprak sarmalarını, çörekleri, kekleri...

4 gün arayla.
Kaman'da ve Konya'da.
Birlikte olmuştuk Anadolu'muzda.
İki Japon Bahçesi ve Parkı'yla...
https://yucel-tanyeri.blogspot.com/2018/11/japon-bahcesine.html

Ne umduk, ne bulduk dememeli.
Neye niyet, neye kısmet demeli.
Git-gel Konya eskiden 6 saat idi.
YHT ile şimdi bu süre 3 saate indi...


Konya gezisi Fotoğraflarım:
https://photos.google.com/share/AF1QipMefMB5SCEZC0tknx1wSINDIf00cjlRCcclOGNa2VWgK78PJlOpCLzMhSIyCPM7mA/photo/AF1QipObnVO57-F0jqSz98sJzKsxUn1RuZ1S8IPYfmmZ?key=YmowMnJQRjI4a1Y0cVJXRFFUOVMtclFnZGp2VmR3
.

19 Nisan 2011 Salı

GEZ KONYA'YI...


“Gez dünyayı, gör Konya’yı” demişler.
Konya’yı çoğumuz görmüşüzdür.
Alâattin Tepesini, Mevlâna Müzesini.
Aziziye Camisini, Karatay Medresesini…


Konya eskiden beri dinsel bir yöredir.
İsmini “İkonium” ya da “İkonia”dan almıştır.
“Kutsal tasvir” anlamında.
Antik dönemde…

En eski yerleşim alanlarındandır.
Burası.
Anadolu’nun.
Tarih öncesi çağlardan beri…

Örneğin Çatalhöyük Konya ili sınırlarındadır.
Geçmişi MÖ 7500’e dayanan.
Yaklaşık 10 bin yıllık bir geçmişi olan.
Ve insanlık tarihinin ilk yerleşim yeri olarak bilinen…

Bu topraklardan beslenmiştir.
Hititler, Frigler, Persler.
Romalılar, Bizanslar, Anadolu Beylikleri.
Türkler, Selçuklular, Osmanlılar…


Haliyle buradan gelişmiştir.
Çeşitli kültürler, dinler…

35 km. uzaklıktadır.
Karadağ, Karaman’a.
Karadağ görkemli ve volkanik bir dağdır.
2288 m. yüksekliğiyle…

Kutsal kabul edilmiştir bu dağ.
Hitit’ler tarafından…

Mahalaç Tepe’dir bu dağın en yüksek yeri.
Ve Hitit’ler bir yazıt bırakmışlardır burada.
Dağ Tanrısı'na.
Bir kaya bloğunda…

Dinsel önemini yine sürdürmüştür.
Konya.
Hıristiyanlığın ilk yıllarında da…

Anadolu’yu dolaştı.
Tarsus’lu Aziz Pavlus (St. Paulus).
Konya bölgesine de uğradı.
Hıristiyanlığı yaymak için…

Önemli bir merkez oldu.
Konya yöresi.
Hızla yayıldı Hıristiyanlık.
Onun bu gezileri sonrasında…

Konya ve Karaman’daydık.
Bizler bu hafta sonu.
40 kişilik ekibimizle.
Strabon gezi grubumuzla…

Önce “Sille”yi gezdik.
Konya’nın hemen yanı başında.
8 km. ötesinde.
Eski bir Rum yerleşim yerini…

Bir açık hava müzesi gibi Sille.
Yöresel taşlarla yapılmış köyün bütünü.
Büyük bir Rum yerleşim bölgesiymiş.
Burası 1924 mübadele’sine kadar…

Sonra Klistra’yı ziyaret ettik.
Kapadokya yöresinin coğrafyasını anımsatan.
Taş yapılı evlerden oluşan.
Günümüzün “Gökyurt” isimli köyünü…

Çok güzel yapıtlar görüyorsunuz.
Kayalardan oyularak oluşturulmuş.
Olağanüstü güzellikteki.
Kiliseleri, evleri, şaraphaneleri ile…

Sonra Dereköy’e gittik.
Karaman’ın hemen yakınındaki…

Fisandon camisi’ni gezdik.
9-10 yy.’dan kalma bir kilise’yi.
1600’lerde camiye dönüştürülen.
Ve çok yakın zamanda da yenilenen…

Ertesi gün 1001 kilise’yi gördük.
Karaman’a 35 km. uzaklıktaki.
Ve Karadağ volkanının hemen eteğindeki.
Madenşehir köyü yanındaki…

4-9 yy arasında oluşturulmuş.
Kesme taşlardan yapılı bu antik şehir.
Çok sayıda bazilika, şapel ve manastır var.
Bu köyde sayıları 48’i bulan…

Daha sonra da Değle ören yerine geçtik.
Günümüzdeki ismi Üçkuyu bu köyün.
4 km. uzaklıkta burası.
Madenşehir’den…

Yine yüzlerce taş konutlar, manastır’lar.
Kaya mezarları, sarnıçlar, kiliseler.
Ve günümüze uyarlanmış köy evleri.
Bu antik yapıların temel taşlarından…

Dünyayı gezmeli gerçekten.
Konya’yı da görmeli.
Ama yalnızca etli ekmeğini yemek için değil.
Tadını çıkartarak, farkına vararak.
Konya’nın sahip olduğu diğer zenginliklerin de…


Konya gezisi fotoğrafları:
https://photos.google.com/share/AF1QipP0ApSGpERyx5Dz3yQL2Kd8zMyJ5RTxrbSMppTVOlfYeCwjmMrugB13mdqCPrZvKA/photo/AF1QipPuYfFIbHAMvpSKs9tW2sY-Tm-mMpLv13ygPvf6?key=Zi1Zdi1pcFZ1ZnRTSHQzN2VVN2NKUnlZYWVJelN3

.

19 Aralık 2007 Çarşamba

GENÇ OZANLAR DERSLİĞİ...

Dışarıda çisil çisil yağmur yağmaktadır. 
Genç adam otobüsün buğulu camlarından dışarıya bakmak ister. 
Gördüğü tek şey sararmış, gri renkte sonsuz bir düzlüktür. 
Sonbahar yavaş yavaş Konya ovasına inmektedir ve o 
"Mecburi Hizmet" yükümlülüğünü yerine getirmek üzere Konya ilinin Ilgın ilçesinin 600 nüfuslu Derbent köyündeki bir meçhule doğru ilerlemektedir. 

Yağmur şiddetini arttırmıştır. 
Artık bardaktan boşanırcasına dökülmektedir gri bulutlu kararmış gökten. 
İner köy meydanında otobüsten ve ıslanır yağmurda olabildiğince... 
Artık iki yıl bu kuytu köşede sürdürecektir yaşamını. 
Bir anda yalnız hisseder kendini. 
Ama çabuk toparlanır. 

Sağlık Ocağına yerleşir ve sağlık dağıtmaya başlar orada pak önlüğü ve de güler yüzüyle... 
Örnek olur, arkadaş olur köylüyle, ahaliyle. 
Dert dinler, derman verir elinden geldiğince. 
 Ve günlerden bir gün bir öneri gelir genç Hekim'e köyün Öğretmeninden. 
"Gel" der, "gel de Ortaokul öğrencilerime İngilizce öğret" yaşlı eğitmen. 

Öneri iyidir. 
Besbelli renk katacaktır genç Hekimin tek düze yaşamına... 
Tüm gece düşünür ve uykusuz gecenin sabahında bildirir kararını Öğretmene. 
İngilizce öğretmenin yararı yoktur bu yarının genç çobanlarına. 
Ama eğer dilerse Eğitmen, pekâlâ Türkçe öğretip, eğitebilecektir onları... 

Ve vazgeçilip İngilizceden hemen başlanır Türkçe derslerine. 
Öyküler anlatır onlara günler boyu ve şiirler okur Orhan Veli'den, Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan dolu dolu... Yaşamlarına renk, umutlarına şevk gelmiştir genç çoban adaylarının. 
Ve farklı bakmaktadırlar artık köylerinin, toprağına, çınarına, baharına ve kuşlarına... 

Günler günleri kovalar. 
Yoğun bir poliklinik gününde kapısı çalınır Sağlık Ocağının. 
Üç öğrencisi odaya girer genç Hekimin. 
Heyecanlıdırlar, sıkılgandırlar. 
Hekim, steteskopu ile dinlediği hastanın sırtından uzaklaşır , kulaklıklarını çıkartır ve 
"hayrola çocuklar, hanginiz hastasınız bugün" diye merakla sorar. 
Başları önde lâstik pabuçlu, sıfır numara traşlı ve geleceğin çoban adayı üç genç 
sözleşmiş gibi birlikte yanıtlarlar : 
"Hocam, bir şiir yazdık da size okumaya gelmiştik..." 

Oturur köhne masasına genç adam. 
Yutkunmak ister yutkunamaz. 
Konuşmak ister konuşamaz... 

Biraz öncesine kadar ter ve formol kokan muayene odasına 
pembe, beyaz bahar çiçekleri dolmuştur. 
Misyon tamamlanmıştır...

NOT : Bu bir gerçek öyküdür ve o dönemlerde Ilgın, Derbent Sağlık Ocağı Hekimi olan 
Prof. Dr. Muharrem Yazıcı, halen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 
Ortopedi Anabilim Dalı Öğretim Üyesidir.

.