YÜCEL TANYERİ

Ben, Yücel Tanyeri
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela hekimim, yani
Büyücü falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Lojmanda otururum,
Üniversitede çalışırım.
Ne başımda bulut gezdiririm,
Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
Ne İngiliz kralı kadar
Mütevaziyim,
Ne de Celâl Bayar'ın
Sabık ahır uşağı gibi aristokrat.
Ispanağı çok severim
Puf böreğine hele
Biterim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Orhan Veli ile Melih Cevdet'tir
En sevdiğim şairler.
Bir kızım vardır,
İki de torunum pek muteber;
İsmini söyleyemem
Çiçekle uğraşanlar bulsun.
Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Ne bileyim,
Belki daha bin bir huyum vardır.
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya.
Onlar da bunlara benzer...


Beni, benden iyi anlatan Orhan Veli'ye teşekkürlerimle...
Klasik Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Klasik Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2024 Perşembe

BESTEKAR SOKAĞI...

 

- 22 Ekim 2024, Çankaya-Ankara -

"Bestekar Sokağı".
Buranın eski adı.
"Bestekar Caddesi".
İse yeni ismi...

Tunalı Hilmi Caddesi'nde başlıyor.
Güfte Caddesi'nde bitiyor.
Tunalı Hilmi Caddesi doğusunda.
Tunus Caddesi hemen batısında...

Remzi Oğuz Arık Mahallesinde.
Tunalı Hilmi Caddesinden.
Güfte Caddesi'ndeki bitimine.
Uzunluğu  yaklaşık 900 metre...

1950 öncesiydi.
Ankara henüz gelişmekteydi.
Ulus, Yenişehir, Kızılay gelişmişti.
Kavaklıdere, daha bağlık-bahçelikti...

Caddeler açılıyordu.
Sokaklar yapılandırıyordu.
Evler, binalar inşa ediliyordu.
Yeni yerleşimler ortaya çıkıyordu...

Bunlardan birisi upuzun bir sokaktı.
Düzgün evler yapılmıştı.
Belki bir-iki Bakkalı vardı.
Sessiz, sakin bir sokaktı.
Sokağın sakinleri saygın insanlardı...

1950'li yıllardı.
Burada bir kadın Piyanist yaşadı.
Besteciydi, adı Nazife Güran'dı.
1921 doğumlu bir Cumhuriyet kadınıydı.

Cemal Reşit Rey'den dersler almıştı.
Berlin Müzik Akademisi'nde okumuştu.
Prof. Rudolph Schmidt ve
Prof. Paul Höffer Hocalarıydı...

İlk Konserini.
Berlin Radyosunda vermişti.
Besteleri Prag'da plak yapılmıştı.
Toplamda 1000 kadar eseri vardı...

1952'de Dr. Yılmaz Güran ile evlendi.
1953'de oğlu Ali Nusret dünyaya geldi.
Uzun süre bu sokakta yaşadı.
Bu sokakta besteler yaptı.
Burası Bestekar Sokak olarak anıldı...

Bestekar Caddesi zamanımızda.
Kesişip, son bulmakta Güfte sokakla.
Bestekar Caddesi önemli Ankara'da.
Özellikle Ankara'nın gece yaşamında...

Social Houselar, Night Kulüpler.
Tattoocular, Piercingciler.
Kuaförler, Manikür ve Pedikürcüler.
Mezeciler, Köfteciler, Burgerciler.
Oteller, Meyhaneler, İşkembeciler...

The Publar, Wafflecılar, Bistrolar.
Restoranlar, Balıkçılar, Kebapçılar.
Kafeler, Barlar, Şarap evleri, Pilavcılar.
Artık hepsi bu Bestekar Sokaktalar...


Yeni ve eski Bestekar Sokak Fotoğrafları:

Nazife Güran Kimdir (NTV Radyo'dan):

.

16 Mart 2022 Çarşamba

GÜRER AYKAL...

- Orkestra Şefi, Gürer Aykal -


Geçen hafta içinde.
Dünya Kadınlar Günü'nde...

Davetliydik bir Konsere.
A. Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde.
İzmir Devlet Senfoni Konserine.
Şef Gürer Aykal yönetiminde...

Gürer Aykal, Eskişehir'de doğdu.
Müzik eğitimine başladı.
1953 yılında Ankara'da.
Devlet Konservatuarı'nda...

1963 yılıydı.
Necmi Atak'ın öğrencisi oldu.
Keman eğitimi aldı...

1969 senesiydi.
Ahmet Adnan Saygun öğrencisiydi.
Kompozisyon Bölümü'nü bitirdi.
Konservatuar'dan mezun oldu...

A. Adnan Saygun'un önerisiyle.
İtalya'ya gitti.
Gregoryen Koro Müziği eğitimi aldı.
Rönesans çok sesli Müziğini öğrendi...

Sonra bir Devlet Bursu kazandı.
İngiltere'ye gitti.
Londra'nın önde gelen Şeflerinden.
Orkestra Şefliği eğitimi aldı...

1972 senesiydi.
Londra Guildhall Müzik Okulu.
Ve Kraliyet Müzik Akademisi.
İleri Şeflik Bölümlerini.
Birincilikle bitirdi...

Tekrar İtalya'ya döndü.
Accademia Musicale Chigiana'da.
Şeflik Nişanı aldı.
Franco Ferrera'nın Asistanlığını yaptı...

1975 yılıydı.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası.
Sürekli Şefliğine atandı.
Bir süre Devlet Opera ve Balesi.
Genel Müdürlüğü yaptı...

Suna Kan ile birlikte.
Ankara Oda Orkestrası'nı kurdu.
Onunla Türkiye ve yurtdışında.
Konser yönetti 100'den fazla...

İngiliz Oda Orkestrası'nın.
Güney Amerika ve
Karayipler Turnesini yönetti.
Avrupa'nın önde gelen Orkestraları ile.
Sayısız Konserler verdi.
Amsterdam Concertgebouw 
Oda Orkestrası Şefliği'ni yaptı...

ABD'de Indiana, Teksas Tech ve
UTEP Üniversiteleri'nde.
İleri Orkestra Şefliği.
Dersleri verdi...

ABD'de 16 sene.
Orkestra Şefliği ve 
Genel Müzik Yönetmenliği.
Başarıyla yaptı...

1991-2003 yılları arasında.
Teksas  El Paso'da.
Üniversite Senfoni Orkestrası.
Fahri Profesörlük unvanını aldı...

1999'da TGS tarafından.
"Yılın Sanatçısı" seçildi.
2000-2004 arasında.
Antalya Devlet Senfoni Orkestrası'nı.
Kurdu ve gelişimini sağladı...

2008 yılında.
Türkiye-Finlandiya arasında.
Kültürel İş birliğini sağladı.
Ve Finlandiya Devlet Nişanı.
Ödülüne hak kazandı...

Temmuz 2008'de.
Lazio'da Avrupa ve
Akdeniz Festivali içerisinde.
Roma'da düzenlenen törende.
Uluslararası Gösteri Sanatları Kategorisinde 
Lâyık görüldü Başarı Ödülüne...

1981 yılında.
Gürer Aykal.
"Devlet Sanatçısı".
Unvanına hak kazandı...

Cunhurbaşkanlığı 
Senfoni Orkestrası.
Londra Filarmoni Orkestrası.
Bilkent Senfoni Orkestrası.
El Paso Senfoni Orkestrası.
İle çalıştı...

Kuzey Almanya Radyosu ile.
Bach, Beethoven, Mozart.
Çaykovski, Elgar, Smetana.
Ravel, Erkin ve Saygun gibi.
Bestecilerin eserlerini.
CD'lerde ölümsüzleştirdi...

Gürer Aykal.
Eskişehir doğumluydu.
Eskişehir'in bir köyünde doğmuştu.
Köyün ismi Mahmudiye idi...

Mahmudiye.
Yakınındaki Hamidiye ile.
Birlikte.
Çifteler olarak bilinirdi...

Başlamıştı 1930'lu yıllarda.
Aydınlanma tüm yurtta.
Ve 1939-1948 yılları arasında.
21 Köy Enstitüsü kurulmuştu.
Tüm Anadolu'da...

Bunlardan birisi de.
Kurulmuştu Eskişehir'de.
Eskişehir'in Çifteler'inde.
Köy Öğretmeni yetiştirmek üzere.
1939 senesinde...

Gürer Aykal'ın pederi.
Tevfik Aykal isimli.
Bir Müzik Öğretmeni idi.
Çifteler Köy Enstitüsü'nde...

Gürer Aykal işte bu nedenle.
21 Mayıs 1942 tarihinde.
Dünyaya gelmişti Eskişehir'de.
Mahmudiye köyünde...

Babası iyi bir Müzik Öğretmeniydi.
Öğrencilerine notaları öğretmişti.
Birer Mandolin edindirmişti.
Okulda bir Koro gerçekleştirmişti...

Tevfik Aykal Öğretmen.
Her gittiği yörede.
Öğrenci ve halkla birleşmişti.
Ve bir Müzik hareketi başlatmıştı...

Bulunduğu yerde imkânlar kısıtlıydı.
Ama orada ya bir Koro oluşturmuştu.
Veya bir Müzik Topluluğu kurmuştu.
Ya da bir Bando hazırlamıştı...

Kendisi her çalgıyı icra ederdi.
Her meslekten insana bir saz verirdi.
Örneğin Maraş'da ayakkabı tamircisi.
Korno çalmayı bile öğrenmişti.
Tevfik Aykal akordiyonu ile başa geçerdi.
Ve bu Halk Bandosunu yönetirdi...

Sözün özü, Gürer Aykal.
Bir Müzik ortamında doğup, büyüyor.
İlk Müzik bilgilerini babasından alıyor.
Sonra da babası Diyarbakır'a atanıyor...

Gürer Aykal, 1952 yılında.
İlkokul'a başlıyor Diyarbakır'da.
Ve o sıralarda.
Bir Müfettiş geliyor Diyarbakır'a.
Halil Bedii Yönetken adında...

Müfettişin görevi.
Anadolu'nun yetenekli.
Çocuklarını arayıp, bulmak.
Ve onları Konservatuar'a almak...

Diyarbakır'da.
Karşılaşıyorlar Gürer Aykal'la.
Yetenekli buluyorlar onu da.
Ve küçük Gürer, 1953 yılında.
11 yaşında.
Başlıyor Ankara Konservatuar'ına...

Cumhuriyetin aydınlığında.
Köy Enstitülerinin ışığıyla.
Yetişmiş bir Gürer Aykal'la.
Aydınlanmaya.
Devam etmekte Anadolu hâlâ...

İşte bu Gürer Aykal.
Yurt içinde ve yurt dışında.
En az 100 kişilik Orkestralara.
Dirayetle Şeflik yapmakta...

Bu sene basacak 80. yaşına.
Gürer Aykal, Mayıs ayında.

Gürer Aykal da.
Babası, Tevfik Aykal da.
Cumhuriyetimizin aydınlığında.
Ve Köy Enstitülerinin ışığında.
Hep olsunlar aramızda, yanımızda...



Gürer Aykal fotoğrafları:

Gürer Aykal Videosu:

 
.

4 Şubat 2021 Perşembe

ELBPHİLHARMONİE...

- 16 Mayıs 2019, Hamburg-Almanya -

    "Yalnızca, sanat ve bilim insanı tanrısallığa yüceltebilir"
Ludwig van Beethoven


Hamburg şehri.
Almanya'nın bir liman kenti.
1189'da kurulan Limanı.
Almanya'nın dünyaya açılan kapısı...

Hamburg'un en önemli yanı.
İşte bu Limanı.
Liman, denizden 80 km içeride.
Kurulmuş Elbe nehri'nin üzerinde...

1883 yılında.
Liman yapımı amacıyla. 
Başlanmış Elbe nehri kenarında.
Meşe kazıkları üzerinde depoların yapımına...

Burası günümüzde.
3400 hektar genişliğiyle.
Avrupa limanları içinde.
Rotterdam'dan sonra ikinci büyüklükte...

İşte bu Hamburg Limanı'nda.
1875 yılında.
Başlandı bir depo yapımına.
Kaiserspeicher (İmparator Deposu) adında...

II. Dünya Savaşı'nda.
Bu depo uğradı büyük bir hasara.
1963 yılında.
Başlandı yeniden yapımına...

Savaş sonrası mimarisinin.
Önemli bir örneğiydi.
Tuğla yapımlıydı.
Kakao Deposu olarak kullanıldı...

Buranın kullanımı.
1990 yılında sonlandırıldı.
10 yıl ne yapılacağına karar verilemedi.
2001 senesiydi.
Konser Salonu projesi gündeme geldi...

2007 senesine gelindi.
Proje, İl Meclisi'nde kabul edildi.
Plana göre 3 yılda bitecekti.
İnşaat Hochtief Firması'na verildi...

Salonun Mimari tasarımı.
Herzog ve de Meuron'a aitti.
Ancak inşaat gecikti.
Plana göre 3 yıl sürecekti.
Tam dokuz yılda bitirilebildi...

Deponun tuğla görünümü korundu.
İnşaat 1732 kazık üzerine yapıldı.
Konser Salonu bunun üzerine konuldu.
Cephede tam 1100 cam panel kullanıldı...

İnşaat çok gecikmişti.
Öngörülen maliyet aşılmıştı.
İnşaat maliyeti 866 milyon Euro'ydu.
Bu düşünülenin yaklaşık 3 katı kadardı...

Elbphilharmoni.
110 metre yüksekliğindeydi.
Şehrin en yüksek yapısı idi.
Ve Hamburg'un yeni bir simgesiydi...

Elbphilharmonie.
2100 kişilik bir Büyük Salona sahipti.
Ayrıca 550 kişilik  bir Küçük Salona.
Ve 170 kişilik bir diğer Salona... 

Ünlü Akustik Mimarı.
Yasuhisa Toyota, Japon asıllı.
Salonlardaki en iyi.
Ses akustiği temini için seçilmişti...

Elbphilharmonie binası.
11 Ocak 2017'de açıldı.
NDR Elbphilharmonie Orkestrası.
İle açılış yapıldı...

Elbphi açılış Konseri Şefi.
Thomas Hengelbrock idi.
Konserin finali.
Beethoven'in 9. Senfonisi ile sona erdi...

Elbphilharmonie'yi.
Açıldıktan 4 ay sonra 1 milyon kişi gezmişti.
Aradan 1.5 yıl geçmişti ki.
Burayı 10 milyon kişi ziyaret etti...

Açılıştan tam 2.5 yıl sonra da.
Hamburg'da bulunduğum sırada.
Tahsin Aksen arkadaşımla.
Ben de bulundum burada...

Konser Salonu'nu göremedim.
Bir Konser izleyemedim.
Ama binayı gezdim, eskiye hürmeti.
Çağdaş, modern mimariyi pek sevdim...



Elbphilharmoni Fotoğraflarım 
(bir kısmı internetten) :

Elbphilharmonie Konser Salonu açılış konseri:
.

9 Mayıs 2020 Cumartesi

BEETHOVEN 250...


- 12 Mayıs 2019, Bonn-Almanya -

Geçen sene bu aylarda.
Bonn'da idim, Almanya'da.
Beethoven doğmuştu Bonn'da.
O'nun doğumunun tam  249. yılında...

Bonn'da doğduğu evi ziyaret ettim.
"Keşke bir sene sonra gelseydim" dedim.
250. yılında burada olmak isterdim.
Belli olmaz, belki seneye gelirdim...

Ama olmadı.
Corona virüs'ü ortaya çıktı.
Tüm dünyayı kasıp, kavurdu.
Almanlar bile doğum yılını kutlayamadı...

Ludwig van Beethowen.
17 Aralık 1770 tarihinde.
Doğmuştu Bonn şehrinde.
Bonngasse 20 numaralı evde...

Müzisyen bir aileden geliyordu.
Çocukken org, piyano, keman, viyola öğrenmişti.
İlk konserini 7 yaşında verdi.
İlk bestesini de 12 yaşında besteledi...

22 yaşında Viyana'ya gitti.
Joseph Haydn'dan dersler aldı.
Kendisini geliştirdi.
İyi bir besteci ve icracı oldu...

Olağanüstü kulaklara sahipti.
1796 senesiydi, 26 yaşındaydı.
Kulaklarında uğultu, çınlama başladı.
Tiz seslerde işitme kaybı olduğunu anladı...

1 Temmuz 1801 tarihinde.
Arkadaşı Karl Amenda'ya mektup yazdı.
İşitmesinin son 3 yıldır kötüye gittiğini,
Bunu bir sır olarak saklamasını söyledi...

O yıllarda Viyana'lı hekimler.
Sessiz ortamda dinlenmesini önerirler.
1802 yılında, Viyana civarında Heiligenstadt'da.
7 ay istirahat eder Nisan-Ekim aylarında...

Bu süre zarfında.
Çınlamaları artar daha da.
İntiharı bile düşünür.
Sanatı için, yaşamaya devam kararı verir...

Dr. Wegeler, tonik ilaçlarla vücudu kuvvetlendirir.
Badem yağı ile yumuşatılmış kulak tıkaçları önerir.
Kulak çınlaması düzelmemektedir.
İşitmesi de giderek kötüleşmektedir...

Bir ara çok güvendiği bir Doktor'a.
Danışır Vering isimli Cerrah'a.
O da ılık Tuna suyu ile banyo yapmasını önerir.
Kulaklar gece-gündüz çınlamaya devam edecektir...

Beethoven, 1812 yılında.
Yani 42 yaşında.
Konuşma ve müziği zor da olsa duyabiliyordu.
Müzik tonlarını da ayırt edebiliyordu...

İki sene sonra 1814 yılında.
Beethoven'in 44 yaşında.
İşitmesinin % 60'ını.
Kaybettiği söyleniyordu...

Beethoven, yaşamının son 13 yılında.
Bulunuyordu tam'a yakın sağır durumda.
Pek mümkün değildi, karşılıklı konuşma.
Ve anlaşma 1814-1827 yıllarında ...

Duymak için kulak trompetleri kullanıyordu.
Ancak bunlar fazla yararlı olmuyordu.
Karşılıklı anlaşma yazışarak sağlanıyordu.
Bunun için 400'e yakın defter kullanılmıştı...

Beethoven, sağırlığın arttığı bu döneminde
Ağırlık vermişti yeni bestelerine.
Hızla başladı birkaç esere.
İnanıyordu ayni anda birkaç beste yapabileceğine...

Piyanosunun sesini duyabilmek amacıyla.
Alıyordu bir tahta parçasını dişlerinin arasına.
Bunu dokundurarak piyanosuna.
Çalışıyordu piyanodan çıkan sesi duymaya...

Ya da.
Piyanosunun bacaklarını kestiriyordu.
Kulağını tahta döşemeye dayıyordu.
Çıkan titreşimleri hissetmeye çalışıyordu...

Beethoven, ölümünden 3 yıl önce.
1824 senesinde.
Besteler meşhur 9. Senfonisi'ni.
Prömiyerde duyamayacaktı seyircilerin sevgisini.
Çünkü işitmesini hemen tümüyle yitirmişti...

Bu müthiş beste.
Günümüzde.
Avrupa Birliği.
Resmî melodisi...

Beethoven, bu dopdolu yaşama.
Veda eder 57 yaşında.
Viyana'da.
Mart'ın 26'sı'nda 1827 yılında...

Aradan iki gün geçtiğinde.
Viyana'da yapılan cenaze törenine.
20 bin kişi katılır.
Cenazesi Merkez Mezarlığı'na gömülür...

Onun ölüm sebebi bellidir.
Çoklu organ yetmezliği nedeni iledir.
Ancak işitme kaybı'nın sebebi.
Günümüzde bile hayli şüphelidir...

Tartışılan nedenler:
Stapedial veya Koklear Otoskleroz.
Sifiliz, Paget Hastalığı, Nörolabirentit.
Nöronal Atrofi, Proliferatif Menenjit'dir...

Tartışmanın ana nedeni.
O yıllarda KBB Uzmanlığı'nın eksikliği.
KBB alanında uzmanlaşma bilindiği gibi.
Beethoven'in ölümünden 35 yıl daha eski...

Yüksek frekanslarda başlayan.
İlerleyici bir işitme kaybı olması.
"İşitiyorum, anlayamıyorum" diye yazması.
İlerleyici bir SensoriNöral işitme kaybı olası...

İlk İşitme Testleri.
Yani Odyometre'nin keşfi bile.
Beethoven'in ölümünden 52 sene.
Sonrasına kadar gecikmeli...

Otoskleroz hastalığının isminin konulması bile.
60 sene sonra, ancak 1888'lerde.
Bu nedenlerle o dönemlerde.
Kesin tanı konulması hayal edilemezdi bile...

Ancak Beethoven yaşasaydı günümüzde.
Odyolog'larla yapılacak çağdaş İşitme Testleri'yle.
Ve bilgili, becerikli, yetenekli Hekimlerle.
İşitme kaybı düzeltilebilirdi büyük ölçüde...

Beethoven son anda ölüm döşeğinde.
Şöyle söylemişti Latince:
"Plaudite amici, komedia  finita est".
Yani: "Alkışlayın dostlar, komedi bitti".

Alkışlarımız tüm beğenimizle.
250. doğum senesinde.
Beethoven'e...


Beethoven ile ilgili fotoğraflar:
https://photos.google.com/share/AF1QipOh0CPen5euZpQdLKs5lwtchVjUi0tMy-_6rqNsCmGa1nHFv55uPiipNbzEjtn3AQ/photo/AF1QipN2lWjCn7qQbDiZBexNzuCg3-RIJ-5_2I1xNdn-?key=bUE1a1VrUlZmSVN3Rmw5SF96TERzUUw3TzVwbjl3
.

12 Aralık 2017 Salı

İNÖNÜ'NÜN KOLTUĞU...



İsmet İnönü'nün Klasik Müzik Konserlerini izlediği Mamak'taki tarihi Musiki Muallim Mektebi binası 1980'li yıllarda Mamak Belediyesi'ne devredilince, bütün eşyalar Hacettepe Üniversitesi'nin Beşevlerdeki yeni Konservatuar binasına gönderilir. Deponun kapısı, bir süre önce Konservatuar Müdürlüğünü de yürütmeye başlayan Hacettepe Üniversitesi KBB-Odyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erol Belgin tarafından açılır. Bu depolar yeniden düzenlenirken, her iki yanında hoparlörler bulunan deri bir koltuk Dr. Erol Belgin'in dikkatini çeker. Kısa bir soruşturmadan sonra bu koltuğun 1936'dan sonra Devlet Konservatuarı olarak bilinen ve aslında 1924 yılında kurulan Musiki Muallim Mektebi'nin Konser Salonunda, İsmet İnönü tarafından Klasik Müzik Konserlerini izlemek amacıyla kullanıldığını saptar.

Her iki kulağında Otoskleroz'a bağlı Mikst tip İşitme Kaybı olduğu bilinen İsmet Paşa'nın  bu koltukta otururken, sol kolçak üzerinde mekanik bağlantı ile çalışan bir akustik fan ve bu fan'a çarpan ses titreşimlerinin Berjer koltuğun her iki tarafına yerleştirilen ses toplayıcıları tarafından yükseltilerek her iki kulağa da 30-40 dB'lik bir amplifikasyonla ilettiğini sistemin, koltuğunun yanındaki düğmeye basıldığı zaman devreye girdiği ve bu yolla Paşa'nın konserleri rahatça izlediği anlaşılır.

İşitme azlığı olmasına rağmen Konserleri özel bir koltukla izleyen ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün müzik tutkusunu Şef Hikmet Şimşek'in bir konuşmasından öğreniyoruz:


Sayın Konuklarımız;

Bu konserimiz, büyük müziksever ve "Atatürk Müzik Devrimi"nin yorulmaz takipçisi olan ve O'nu geliştiren "İsmet İnönü"nün saygın adına adanmıştır. Bilirsiniz; hobiler biraz derinleştikçe tutku haline gelir. Rahmetli İsmet Paşa'nın da iki hobisi -iki tutkusu- vardı. Birisi spor dalında, ötekisi de sanat dalında... Ben bu iki tutkunun görgü şahidi olarak bir kaç hususu sizlere iletmek istiyorum:

"Harp Okulu" öğrencisi iken, haftanın birçok gününde hasretle İsmet Paşa'nın yolunu gözlerdik. O, atla Çankaya'dan çıkar, Dikmen sırtlarını dolaşır ve mutlaka "Harp Okulu"na uğrar, biz öğrencilerle konuşur, dertlerimizi dinler, bize moral verir ve ayrılırdı. Sonra, Konservatuar öğrencisi olduğum vakitler ikinci tutkusuna da yakından tanık oldum: Müzik tutkusu...


Mütevazi bir aile çocuğu ve bir asker olan İsmet Paşa hayatında hiç klasik müzik, çok sesli müzik dinlememişti ama, savaşta ele geçirdiği bir gramofonda külüstür taş plaklardan çoksesli müziği tanımıştı. Keşfettiği yepyeni bir dünya idi ve O, bu dünyayı kendi içinde hep devam ettirmişti. "Ankara Devlet Konservatuarı’nın küçücük salonunda yapılan haftalık konserlere -eğer önemli bir devlet işi olmazsa- mutlaka gelirdi. Yalnız kendisi gelmekle yetinmez, devlet adamlarını ve Bakanlar Kurulunu özellikle mutlaka ister ve adeta yoklama yapardı; falan bakan geldi mi, filan bakan geldi mi? diye... Ve bakanlar ister sevsinler, ister sevmesinler koyu elbiseler içinde O'nu beklerlerdi. isin asıl önemli yönü, konserlerden sonra İnönü, Müdür odasında sanatçıları kabul eder, öğrencilerle teker teker meşgul olur, yetişmiş öğrencileri tanır ve onların konserlerine de gelir, tel meselesinden yay meselesine kadar eksiklerimizle ilgilenir, tamamlanmasını ister, emreder ve sağlardı.

İsmet Paşa'nın Beethoven'in "Dokuzuncu Senfonisi"nin icrasında ve ayrıca ilk Operanın açılışındaki davranışlarını da asla unutamam. Tabii tarihe geçmiş bu olayları özetlemeye bile olanak yoktur. Ama, bütün dünya müzik tarihine geçecek bir olayı daha var ismet Paşanın: Elli yaşından sonra Viyolonsele başlaması... Hani "kırkından sonra saz çalınmaz" diye bir söz vardır, O da biliyordu elli yaşından sonra sertleşmiş parmaklarıyla viyolonsele egemen olamayacağını... Ancak, tıpkı iki bin yıl önce "Sokrates"in yaptığı gibi şunu öğrenmek istemişti: İster kendi tarafından fizyolojik olsun, isterse çalgı tarafından fiziksel olsun, müzik sesi nasıl çıkar? Sokrates de çok ileri yaşlarında müziğe başlamıştı, O da biliyordu Lir çalmakta büyük bir seviye elde edemeyeceğini... Bir vakitler çok iyi bir Viyolonsel hocamız vardı: David Zirkin... Zirkin, Türkiye'de Viyolonsel ekolünün temelini atan insandır. İşte bu  Zirkin her hafta gider ve İsmet İnönü'ye ders verirdi. İsmet Paşa da gündelik egzersizlerine, o kadar devlet işinin arasında devam ederdi.

Böyle saygın bir kişi olan Sayın İnönü -ki müzik varlığımızın bugüne gelmesinde, bugüne yetişmesinde çok büyük etkisi olmuştur- adına da bir Konser vermekten Orkestramız olarak duyduğumuz kıvancı sizlere arz etmekten büyük onur duyuyorum.

Saygılarımla, 

Kaynak :  Orkestra Yönetmeni Sayın Hikmet Şimşek’in, "İzmir Devlet Senfoni Orkestrası"nın 6 Nisan 1990 tarihinde yapılan  “İnönü’yü Anma Konseri”  öncesinde  yapmış olduğu konuşmadan...


 

.

5 Haziran 2016 Pazar

TÜREV BERKİ İLE...


Cumhuriyetin başlarıdır.
Olay yeri İnebolu’dur.
Olay arazi ihtilâfıdır.
Vatandaş Mahkemeye başvurur…

Mahkeme sonlanır.
Vatandaş haklıdır.
Vatandaşın hakkı gözetilir.
Haksızlığın giderilmesi yönünde karar verilir…

Zaman geçer.
Günler, aylar, haftalar geçer.
“Bugün git, yarın gel” derler.
Vatandaşın hakkını bir türlü ödemezler…

Vatandaş bıkar.
Tekrar Hâkimin huzuruna çıkar.
“Malmüdürü ödeme yapmıyor” diye yakınır.
Hâkim hemen karar alır…

Ertesi gün olur.
Hâkim yanına İcra memurunu alır.
Sabah erken Malmüdürlüğü kapısına varır.
Aldığı karar gereği kapıya kilit vurdurur…

Malmüdürlüğü memurları gelir.
Kapıda haciz mührü vardır.
Bu karar hayret ve şaşkınlık yaratır.
Devlet’in haczedilmesi olacak iş midir…

Haber Ankara’ya ulaşır.
Yer yerinden oynar.
Devletin Hâkiminin, Devleti haczetmesi.
O dönemde olacak bir iş değildir…

Konu Atatürk’e kadar gider.
Atatürk, Adalet Vekilini arar.
Mahmut Esat Bozkurt’un.
Fikrini sorar…

Mahmut Esat Bozkurt :
“Efendim, hadise genç bir Hâkimin”.
“Acemi bir kararıdır”.
“Gereğini yapıyoruz” der…

Atatürk konuyu bilmektedir.
Adalet Vekiline:
“Esat, bence Hâkim”.
“Doğru karar vermiş” der…

Ve ilâve eder:
“Ben senin yerinde olsam”.
“O Hâkimi ödüllendirir”.
“Ankara’da Yüksek Mahkemenin başına getiririm” der…

İnebolu’nun genç Hâkiminin ismi.
Ali Himmet Bey’dir.
Ali Himmet Bey ödüllendirilir.
Şura-yı Evkaf Başkanlığı’na getirilir…

Ali Himmet Bey sonrasında İstanbul’da.
Asliye Hukuk Mahkemesi Reisliği.
Ve Temyiz Mahkemesi (Yargıtay) üyesi.
Görevlerine getirilir…

Yargıtay üyesi Ali Himmet Bey.
Soyadı Yasası sırasında “Berki” soyadını aldı.
İki oğlu Hukuk Profesörü oldu.
Diğer oğlu da Hâkim olarak görev yaptı…

Ali Himmet Berki’nin.
Torunlarından birisiyle.
Sevgili Türev Berki ile.
Bir sunum yaptık birlikte…

Başkent Üniversitesi.
3. Otoloji-Odyoloji Kongresi.
Ankara’da yapıldı.
Geçen hafta içinde…

Yaşlılarda İşitme Kayıpları’nın tartışıldığı bu Kongrenin.
Açılışında “Beethoven’in Sağırlığı”nı inceledik.
Onun hastalıklarına değindik.
Müziğindeki etkilerini dile getirdik…

Prof. Türev Berki.
Hacettepe Üniversitesi.
Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Teorileri.
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi…

Sevgili Türev, mesleğinin ehli.
Genç ve iyi bir Öğretici.
Mükemmel bir icracı.
Ve sunumumuza büyük bir renk kattı…

Nereden nereye.
Osmanlı Devletinin saygın bir Kadısı'ndan.
Cumhuriyete ve onun yetiştirdiği Hâkimlere.
Ve oradan çağdaş bir Müzisyenine…


Beethoven'in Sağırlığı sunumu Fotoğraflarımız:

.